Filmin en öne çıkan özelliği; toplumsal ataerkil yapıyı eleştirmesi, mahalle kültürümüzdeki "elalem ne der?" baskısını kırarak kadın ve kız çocuklarının bireysel eylem özgürlüklerini savunması ve tüm bu karmaşık cinsiyet eşitliği meselesini sade, anlaşılır bir dille izleyiciye aktarmasıdır. Benim eleştirdiğim nokta…devamıFilmin en öne çıkan özelliği; toplumsal ataerkil yapıyı eleştirmesi, mahalle kültürümüzdeki "elalem ne der?" baskısını kırarak kadın ve kız çocuklarının bireysel eylem özgürlüklerini savunması ve tüm bu karmaşık cinsiyet eşitliği meselesini sade, anlaşılır bir dille izleyiciye aktarmasıdır.
Benim eleştirdiğim nokta ise, filmde eğitimli olmanın yalnızca kişinin kendi 'habitusundan' uzaklaşmasıyla mümkün gösterilmesi. Bu olgunun gerçekçi bir payı olsa da doğruluğu tartışılırdır. Burada asıl odaklanılması gereken, eğitimin neden yurdumuzun her köşesine nüfuz edemediği olmalıdır.
İnsanımızın refah dolu bir yaşantıya kavuştuğunda sevgi ve hoşgörüye dayalı yeni bir toplumsal birliktelik inşa edeceğine inancım tam. Bunun için en büyük temennim, bugün ödenen bedellerin 'bilinçlenerek' geleceğimize yön vermesidir. İnanıyorum ki toplumsal kodlarımız, pürüzlü kısımları yontulduğunda, dünyadaki en medeni toplumlardan biri olduğumuzu gösterecek potansiyele ve kabiliyete sahiptir.
Kitabın en güzel uyarlaması bu filme ait olmuş. Oldukça beğendim. Filmi izlerken ve kitabı okurken Cezayir'in o dönemki durumunu, topluma ve hayata olan o aykırı eleştiriyi çok net hissedebiliyorsunuz. Güneş, deniz ve kum; insanın doğayla olan ilişkisindeki huzuru tadabiliyorsunuz. Kitapla…devamıKitabın en güzel uyarlaması bu filme ait olmuş. Oldukça beğendim. Filmi izlerken ve kitabı okurken Cezayir'in o dönemki durumunu, topluma ve hayata olan o aykırı eleştiriyi çok net hissedebiliyorsunuz. Güneş, deniz ve kum; insanın doğayla olan ilişkisindeki huzuru tadabiliyorsunuz. Kitapla ilgili en salt yorumumu hesabımda okuyabilirsiniz.
Yazılarım Serisi-7 Lanet ediyorum içinde bulunduğumuz sefilliğe, Bu kadar zor gelmemeliydi insanlara hayallerini yaşamak. Bunun sonunda mutluluk da olsa N'olsa değebilir onca acının karşısında, Mutlu olmak basit acıların ulaşılabilir sonucu olamaz mıydı da, Zihinde sürünmek sadece bu giden yolda, Neyim…devamıYazılarım Serisi-7
Lanet ediyorum içinde bulunduğumuz sefilliğe,
Bu kadar zor gelmemeliydi insanlara hayallerini yaşamak.
Bunun sonunda mutluluk da olsa
N'olsa değebilir onca acının karşısında,
Mutlu olmak basit acıların ulaşılabilir sonucu olamaz mıydı da,
Zihinde sürünmek sadece bu giden yolda,
Neyim ki ben de hayatsızca savaşayım,
Savaşmak istesem düşman olurdum bir şeylere, birilerine,
Sırf savaşalım diye düşman etmeye çalışıyorlar sanırım her şeye ve herkese.
Her gecenin sabahı olmaz da bir gün,
O gün yine her şeye çözüm sunmak olsun amacım.
Titreyen sadece ellerim de değil artık sadece,
Özümle içten titriyorum.
Beni sakinleştirse bir mutluluk,
Bu kadar öfkeli olmazdım belki,
Ama onu da istemem!
Ateşimi harlasın canlı kalmam için.
Lanetin fısıltıları yolunu şaşırıp girmiş kulağımdan,
İlla de savaş ille de sürünmek diyor.
Mutum kalmadı suzu için,
Üzgünüm hepimiz için insanlığın kalbi.
Sosyal bilimciler öyle bir konumdadır ki bir olguyu anlamdırabilmek için her şeye verdiği isim gibi toplumu yaratmış ve bu simülatik ortamda kendini Hitlercesine yöneten, kurgulayan ve çözümleyenler olarak görürler.
Yazılarım Serisi-6 Bugüne kadar hep desteklediğim bir sav vardı; cahil olmak güzel şey, mutlu mutlu yaşıyorlar. Öncelikle cahillikten kastedilen bilgisizlikten ziyade asıl anlam, bilinçlilik veya farkındalık durumudur. Gel gelelim desteklediğim bu sava. Üstünkörü şekilde aslında çok da mantıksız cümle değil.…devamıYazılarım Serisi-6
Bugüne kadar hep desteklediğim bir sav vardı; cahil olmak güzel şey, mutlu mutlu yaşıyorlar.
Öncelikle cahillikten kastedilen bilgisizlikten ziyade asıl anlam, bilinçlilik veya farkındalık durumudur.
Gel gelelim desteklediğim bu sava. Üstünkörü şekilde aslında çok da mantıksız cümle değil. Üzerine düşünmem bugüne kısmetmiş. Düşündükten sonraysa desteğimi geri çektim. Neden mi? Fikirlerimle açıklayayım:
Mutluluk tartışmaları oldukça yaygın. Benim tavrımı yazacaklarımdan anlayacaksınızdır. Aklıma gelen soru, cahil insan gerçekten de mutlu olabilir mi? Bakıyorum, hayır gördüğüm kadarıyla mutlu değil. Çünkü hiçbir şeyin bir kere bilincinde veya farkında değil. Bazı bazı haz alıyor evet, acı çekiyor evet... Oysa böyle bir durum nasıl mutluluk kazandırsın. Mutluluğun bilincinde değilsen, acının bilincinde değilsen neye yarar, ne ayrıcalık onu insan yapar? Bilinçli haz duyar, ondan çok dahası acı duyar. Varsın bilinçli olup olan biteni kavramaya çalışabilme yeteneğine sahip olalım da acı duyalım.
Cahillik, bir kuş sürüsü gibi ezbere uçmaktan ibaret. Yazgıyı anlamaktan yoksun, kederine tapmaktan farksız.
Yazılarım Serisi-5 Bazı zamanlar oluyor; insan kendiyle dünya arasındaki bağı kaybediyor. Sabah uyandığında o sersem bakış ve bilinçsizliğin etkisindeki düşünememe anı, insanın en huzurlu anı olabilir. Bu da her güzel şey kadar kısa sürüyor. Hayatta boşluğa düştüğümüz zamanlarda aklımıza bu…devamıYazılarım Serisi-5
Bazı zamanlar oluyor; insan kendiyle dünya arasındaki bağı kaybediyor. Sabah uyandığında o sersem bakış ve bilinçsizliğin etkisindeki düşünememe anı, insanın en huzurlu anı olabilir. Bu da her güzel şey kadar kısa sürüyor. Hayatta boşluğa düştüğümüz zamanlarda aklımıza bu gelsin. Aradaki fark ise uykudan sonraki sersemlikte düşünememe durumu varken, boşluğa düştüğümüz anda düşünebilmenin ıstırap vermesidir.
Yazılarım Serisi-4 Tarih bilmem kaç, yine eski sohbetlerimden bir yazıyla karşınızdayım: Evet evet, Camus da böyle diyor. Yaşamak gerek. Ama anlam arayışı, iyi ya da kötü olarak anlamlandıracaklarımızdan bizi uzaklaştırabilir. Hayatı hormonlar ve tatmin eden şey'lerden ibaret olarak görüyorum. Sizin…devamıYazılarım Serisi-4
Tarih bilmem kaç, yine eski sohbetlerimden bir yazıyla karşınızdayım:
Evet evet, Camus da böyle diyor. Yaşamak gerek. Ama anlam arayışı, iyi ya da kötü olarak anlamlandıracaklarımızdan bizi uzaklaştırabilir. Hayatı hormonlar ve tatmin eden şey'lerden ibaret olarak görüyorum. Sizin gönderinize yaptığım yorum gibi, hayatı çok ciddiye alarak zorla mutsuzlaşıyoruz. Şöyle de bir durum var. Bir dualizm insanıyım da. Mutluluğu çok severken; mutsuz, melankolik, filozofist, umutsuz, karamsar kişilikten de istemsizce zevk alıyorum.
***
Ama sıkılıyorum da bazen iç dünyaya dönüp depresyon, melankoli...
Bu dönem daha iyi bir düşünceye geçiş yaptım. Dinim ile birlikte varoluşçu, absürdist bir sentezle mutsuz olmamak. (İlginçmiş)
Bazen derinlerden ziyade sadece bir basitlik yeterli olabiliyor. Örneğin bacağım için Allah'ın bir uyarısı diyebilirken basit bir olasılıkla başıma gelen kaza da diyerek canımın yanmasını 'normal ve basit' hayat kuralı olarak görüyorum.
***
Belki de bunlar yaşamak istediğimden kendime cesaret vermek için uydurduğum bahanelerdir. Camus'dan özetle;
"Ama kimi kez yaşamak için, intihar etmekten daha çok cesaret gerekiyor." (Mutlu Ölüm)