1895- 1969 yılları arasında yaşamış Gabriel Chevallier'in kaleme aldığı Korku, 1914 - 1918 yılları arasındaki I. Dünya Savaşında Fransa ve Almanya cephelerinde yaşananları konu alıyor. Bu yönüyle de dönemine ışık tutan önemli bir kaynak. ••• Savaşı karşısına alan bu kitap,…devamı1895- 1969 yılları arasında yaşamış Gabriel Chevallier'in kaleme aldığı Korku, 1914 - 1918 yılları arasındaki I. Dünya Savaşında Fransa ve Almanya cephelerinde yaşananları konu alıyor. Bu yönüyle de dönemine ışık tutan önemli bir kaynak.
•••
Savaşı karşısına alan bu kitap, bir askerin, Jean Dartemont 'un bakış açısıyla okuyucuya veriliyor. Yazılış amacı ise kitabın ismiyle aynı: Korku. Dartemont/yazar, kendi korkularından yola çıkarak savaş sırasında arkadaşlarının da tanık oldukları olayların ardından yaşadığı korku'yu/savaşın dehşet veren gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla anlatmak istiyor.
•••
Sömürge savaşları uzaklarındayken pek tehlikeli görünmez. Ama savaş kapılarına geldiğinde ise savaşı şölenlerle karşılayan bir halkın, bu çılgınlığı karşısında Dartemont, yaşadığı ve gözlemlediği her şeyi düşünür, sorgular ve eleştirir. Kitabın 'Yara' başlıklı I. bölümünde Dartemont, daha çok bu duygu ve düşüncelerini dile getirir.
•••
Savaş karşısında devlet görevlilerinin, liderlerin ve üstlerinin tutumuna eleştiri: Dartemont 'un düşüncelerine göre; askerilerini içine soktukları acı durumdan bihaberlerdir. Tek bekledikleri kahramanlık hikayeleri, alacakları rütbe veya övgülerdir.
•••
Savaş karşısında din görevlilerinin tutumuna eleştiri: Dartemont, hastanede tedavi gördüğü sırada görüşmeye gelen papazla konuştuktan sonra iyi ve adaletli Tanrı'nın eğer varsa kendi adına yapılan böyle bir kıyıma nasıl izin verdiğini düşünür. Ona göre savaş, Tanrı'yı da öldürmüştür. Tanrı'nın zavallı elçileri de, askerler kadar çaresizdir. Yaptıkları sadece mumların, bağış kutusuna atılan bozuk paraların ve hamakatin yolunu salık vermektir.
•••
Aileye/savaşın gerisinde kalan toplumun tutumuna eleştiri: Hastaneden çıkınca bir süre ailesinin yanına ziyaret izni verilen Dartemont, burada ailesi ve çevresindekiler üzerinden topluma sert eleştiriler dile getirir. Babasının ondan beklediği bir rütbe alıp/almamış olmasıdır. Uğruna dövüştükleri insanların gerçekte savaş hakkında ne olup bittiğini merak bile etmiyorlardır. Kimse savaşın gerçekte ne olduğunu bilmiyor, çünkü onlar için savaş, alışıldık bir şey, gündelik hayatlarının bir parçasıdır.
•••
Kitabın "Kuytuda" başlıklı II. bölümünde ise Dartemont, savaşın şartlarının ağırlaşması birlikte ölüm eşiğindeki hayatlarını, yaşadıkları korkuyu, bozulan psikolojileriyle birlikte genişleyerek mezarlık halini alan cephelerde savaşın seyrini anlatıyor.
•••
Savaşın bir oyun/bir macera olmaktan çıktığını, binlerin yüzbinlerin hayatlarına mal olduğunu göstermek isteyen, cesurca yazılmış, her satrı okunmaya değecek bir kitaptı, benim için..
« Savaşı düşünemiyorum, asker gibi davranamıyorum. Kendi kendime "Bunların hepsi saçmalık. Düpedüz saçmalık" diyor, bir yerlere yetişmem gerekiyormuşçasına koşuyorum.
Korkuyor muyum peki? Aklım korkuyor... Ama ben onu dinlemiyorum..
Aptal! Aptal!»