Ama herkes kesti sonunda kendi ipini; kimi başkasının boynuna dolamak için, kimi o iskemleden aşağı atlamak için. -N.G. Kabal, 01.01 Bugün Adımı Sen Koy-
Hayatta bazı anlar vardır, olmayacağını bile bile şansınızı denediklerinizden. Bir de tesadüf gibi görünen mecburiyetler vardır. Derler ki; bir gün beklentisiz, koşulsuz sevebilen bir aşık olursan karşındaki bilmese de o zaten senindir. -N.G. Kabal, 01.01 Bugün Adımı Sen Koy-
Öyle hüzünlü bakıyordu ki dolmuş gözleri biraz sonra taşacak gibiydi. Bana sisli bir yaz gününün altında ezilmiş okyanusları andırmıştı. İnsanın demir atmak isyediği kayalardan uzak, tehlikeli deniz canlılarının avlandığı karanlık lacivert suları. -N.G. Kabal, 01.01 Bugün Adımı Sen Koy-
O gün onun peşine takılmaktan alamamıştım kendimi. Onu öylece orada bırakmak öyle zor gelmişti ki ne yaptığımın dahi farkında değildi. Bir şeylerin peşinden gittiğim kesindi, belki rüzgarın, belki göküzünün kendisinin. Belki de bilinmezliğin... Ama gidiyordum işte. -N.G. Kabal, 01.01 Bugün…devamıO gün onun peşine takılmaktan alamamıştım kendimi. Onu öylece orada bırakmak öyle zor gelmişti ki ne yaptığımın dahi farkında değildi. Bir şeylerin peşinden gittiğim kesindi, belki rüzgarın, belki göküzünün kendisinin. Belki de bilinmezliğin... Ama gidiyordum işte.
-N.G. Kabal, 01.01 Bugün Adımı Sen Koy-
Spoiler içeriyor
Marissa'nın yanına gidip kulağının dibinde "AMACIN NE SENİN?!" diye bağırmak istiyorum. Şey bir de yayın evini bizi kandırdığı için dava edebilmek ama yaptığı her şey tamamen yasal. Her neyse bunları sonra yazacağım ama gerçekten spoiler dolu bir yazı olacağından uyarıyı…devamıMarissa'nın yanına gidip kulağının dibinde "AMACIN NE SENİN?!" diye bağırmak istiyorum. Şey bir de yayın evini bizi kandırdığı için dava edebilmek ama yaptığı her şey tamamen yasal. Her neyse bunları sonra yazacağım ama gerçekten spoiler dolu bir yazı olacağından uyarıyı açsam da bir de ben uyarmak istedim.
Cidden muhteşemdi. Beklediğimin çok daha fazlası ölüm olması ve ben Honey'nin biraz çatlak olsa da anaç bir yanının da plduğunu düşünürken oldukça cani çıkması benim için sürpriz oldu. Anarşistlerden, Nova'yı saymazsak, sadece Leroy'un kalmasını seriye başladığım zaman beklemiyordum ama Winston ve Callum'dan sonra çok da sorun etmemeye karar verdim. Kabus'u yakalayıp sonra tekrar suçsuz olduğuna inanmaları çok aşırı kaçtı. Yani her şey onu gösteriyor sonra sen yakalıyorsun ama ondan 7 santimetre kadar uzun olan başka biri onun yerine geçince de hemen inanıyorsun. Yani başkası olsa yapmazlardı muhtemelen. Burada neye inanmak istedilerse ona inandılar çünkü onun o olmasını hiç kimse istemiyordu. Sonunda Max'in yaptığı gerçekten büyük fedakarlıktı ama zaten güçleri yüzünden hayatını başkalarından uzakta geçirdiği varsayılırsa onlardan uzak kalmak onun için o kadar da sorun olmuyor sanırım. Nova'nın anne babasını aslında As'ın öldürmüş olması çok da büyük bir haber değildi. Beni şaşırtan orada onları koruyanın Adrian'ın annesi olması ve Adrian'ın çizdiği Fobi tarafından orada öldürülmesiydi. Çok tesadüfiydi. Biraz düşününce çok gerçek dışı oluyor. Ve minik Magpie... Ya Marissa sen seriyi bitirmişsin, herkes mutlu; neden Magpie değil? Neden o küçük hırsızın ordada hikayesini Nova'ya anlatmasına izin vermedin? Ne oldurdu yani? Tamam Max'le arasını yaptığın kısmı yazmayabilirdin, o kısım bize kalabilirdi ama niye böyle bir şeyi yarım bırakıyorsun?
Teşekkür kısmında serinin son bulduğundan bahsetmiş ama Winter'dan sonra Levana ve Uzak Yıldızlar'ı yazdığı gibi buna da bir yan kitap gelir çünkü her ne kadar sadece bir tane olsa da önemli bir olayı yarım bırakmış. Tabi işin içine Max'i sokarsak iki oluyor.
Yayın eviyle ilgili olan kısma gelirsek aranızda bilenler vardır Dex bu kitabın ciltlisini basmadı. Oldukça fazla da yazım hatası vardı kitabın içinde. Max ismi var mesela aklımda pek çok defa farklı bir şekilde yazılmış ve ben şüpheye düştüm acaba başka biri mi diye. Çok özensiz olmuş ve nedeni kitabı basmakta gecikmeleri sonrası basımın aceleye gelmesi olduğunu düşünüyorum. Kitabın ciltli veya kağıt kapak olması bir kısım için önem arz etmeyebilir ama kitap koleksiyonu yapan takıntılının tekiyseniz oluyor. Özellikle ilk iki kitap ciltli basılıp sonuncusu kağıt kapak olunca. Ben ikincisinin ciltlisini bulamayıp kağıt kapak okuyup satmıştım sonra ciltlisi basılınca isteerim diye ama o da olmadı zaten. Dex kitap basmaya üşeniyor, baskısını bulduğunuz kitap da az olduğu için pahalı oluyor. Madem her yeni kitapta baskı tarzınızı değiştireceksiniz ve ben o kitapları rafımda yan yana koyduğumda seri gibi durmayacak tek seferde basın o zaman. Serinin tamamlanmasını bekleyin. Her baskı farklı oluyor ve sende eskisi olduğu için alakasız duruyorlar rafta. İlk kitapları çok özen göstererek, çok güzel basıyorlar ama her yeni kitap daha kötü oluyor ve sen de sırf okumak için alıyorsun. Ben hırsızlık diyorum buna. Yani eğer imkanınız varsa ikinci el alıp okuyup satın bu kitabı. Elde tutmanın bir anlamı yok. Yok illa elimde olsun diyosanız da üzerine biraz koyup İngilizce alıp okuyun diyebilmek de isterim ama o kadar çok deyim ve terim var ki ben pdf'den çevirirken cümlenin sonuna geldiğimde başını unutmuş oluyordum. Sonuç olarak çok çok güzel bir kitap ve seri ama yayın evinin bozgununa uğramış. İyi okumalar.
Yine kardeşim vesilesiyle izlediğim bir film. Ben kendi telefonumdan bile açmaya üşenirken o her sabah gidip televizyondan istediği filmi açıyor. Onun sayesinde izleyemediğim bütün filmleri izleyecekmişim gibi geliyor. Film hakkında ne düşünmeliyim bilmiyorum. Belki eski olduğundan belki de Japon kültürüne…devamıYine kardeşim vesilesiyle izlediğim bir film. Ben kendi telefonumdan bile açmaya üşenirken o her sabah gidip televizyondan istediği filmi açıyor. Onun sayesinde izleyemediğim bütün filmleri izleyecekmişim gibi geliyor.
Film hakkında ne düşünmeliyim bilmiyorum. Belki eski olduğundan belki de Japon kültürüne fazlasıyla yabancı olduğumdan dolayı filmi izledikten sonra kendime "Ne izledim ben şimdi?" diye sorma ihtiyacı duydum. Çok fazla olay vardı ve olaylar birbiriyle bağlanmaya çalışılmışsa da aslında çok alakasızdı. Hadi başta oğlanla kız denk geldiler çocuk kızı kurtardı diyelim. Kötülükler Cadısı niye kıza büyü yaptı? Kız neden olduğu yerde kalmak yerine kaçtı? Gitmesi gereken yeri nerden biliyordu? Korkuluğu neden takip etti? Şatoda kalmasına nasıl izin verdiler? Çocuğu kim, niye lanetledi? Kraliyet büyücüsünün derdi neydi de savaşı bitirebileceği halde sürmesine izin verdi? Kötülükler Cadısı madem o kadar kötü biriydi nasıl o kadar kolay yenildi ve vazgeçti? Kız neden önüne geleni öpüyo?..
Bunu dışında Netflix'den izledik ve Türkçe dublaj seçeneği olmadığı için İngilizce dublaj Türkçe altyazılı izledik. Japonca izleseydik (bi de Japonca bilmem gerekiyo tabii) ne olurdu bilmiyorum ama dublajla altyazı arasında büyük farklar vardı. Hangisi doğru bilemiyorum.
Benim için filmin tek iyi yanı oldukça eski olmasına rağmen pek çok animede olduğu gibi çizimler çok iyi olmasıydı galiba. Hele çocuğun odasındaki o kadar ayrıntıyı çizmek ne kadar zaman almıştır kim bilir...
Açıkçası neden beğenmedim veya neden herkes bu kadar çok beğenmiş çok emin değilim ama benim yine aynı yönetmenin Gökteki Kale filminde hissettiğim gibi çocukluktan kalma bir anısı olduğu için çok seviyordur izleyenler ya da biz bazı kısımları kaçırmışızdır. Her neyse. İyi seyirler.