W. Somerset Maugham merak ettiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim ve yarım…devamıW. Somerset Maugham merak ettiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim ve yarım bıraktım maalesef
Kitabın konusu;
Somerset Maugham’ın başyapıtı olarak kabul edilen İnsanın Esareti, Modern Library’nin 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz roman listesine dahil edilmiştir. Yazar, başlığını Spinoza’nın Ethica adlı yapıtının bir bölümünden aldığı romanında, gerçekle kurguyu iç içe geçirmiştir. Özyaşamıyla büyük ölçüde paralellikler taşıyan bu romanda, küçük yaşta öksüz kalıp akrabaları tarafından büyütülen, bir ayağı doğuştan sakat olan Philip’in uyum sağlamakta zorlandığı yatılı okul günlerinin ardından acılı olgunlaşma yıllarını anlatır. Önce muhasebeciliği deneyen, daha sonra sanat eğitimine yönelen Philip, en sonunda Londra’da tıp eğitimine başlar. Orada onu yıkıma sürükleyecek ve hayatını altüst edecek bir aşk macerası beklemektedir..
Şu an televizyonda izledim diyeceğim o ki kesinlikle izlemelisiniz o kadar güzel bir film ki izlerken gözyaşlarım sel oldu 🥺🥺😢😢 İyi ki varsın Eren mekanın cennet olsun rabbim rahmet eylesin
Mihail Bulgakov merak ettiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef Konusu; 1930'lu…devamıMihail Bulgakov merak ettiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef
Konusu;
1930'lu yıllarda Moskova'da sıcak bir bahar günü… Günbatımına yakın saatlerde Şeytan, iyi giyimli ve yabancı görünümlü bir beyefendi kılığında şehre iner ve kendini kara büyü uzmanı Profesör Woland olarak tanıtır. Onun garip maiyetiyle birlikte gelişini, Sovyet başkentini kasıp kavuran bir dizi esrarengiz ve tekinsiz olay izler. Bulgakov 20. yüzyıl Rus edebiyatında çığır açan romanında, biri 1930'ların Moskova'sında, diğeri eski Kudüs'te geçen iki ayrı hikâye arasında baş döndürücü zikzaklar çizerek sürdürür anlatısını. Stalin rejiminin en karanlık günlerinde yazılan Usta ve Margarita, Sovyet yaşam tarzına yönelik keskin bir hiciv, dinsel bir alegori, komik bir fantezi olduğu kadar, dokunaklı bir aşk öyküsüdür de aynı zamanda. Bulgakov'un yaşamının son günlerine dek üzerinde çalıştığı roman, uzun süre yasaklanmış, yazarın ölümünden yıllar sonra, üstelik sansürlenmiş haliyle 1966'da yayımlanabilmiştir ancak.
🍊Anthony Burgess merak ettiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef Konusu; 🍊Teknolojik…devamı🍊Anthony Burgess merak ettiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef
Konusu;
🍊Teknolojik gelişmeler öyle bir boyuta ulaşmış, markete bile gitmeden evden oturduğumuz yerden ya da yurt dışından sipariş vererek alışveriş yapmaya, bankaya gitmeden evden dünyanın öbür ucuna para göndermeye, akıllı telefonu kredi kartı gibi kullanmaya kadar dijitalleşme günlük hayatımızın hemen her alanına o kadar egemen olmuştur ki, suç işleyenler de adeta bu duruma ayak uydurarak bilinen suç işleme yöntemleri yerine bambaşka yöntemler geliştirmeye başlamışlardır. Örneğin, artık hırsızlık suçu konuta girerek, mağdurun cebine el sokularak değil, internet üzerinden mağdurun banka hesabı hacklenerek, dolandırıcılık suçu saadet zincirleri veya çiftlikbanklar vasıtasıyla, sahtecilik suçu da bilgisayar kullanılarak, photoshop vs. yöntemleri ile çok daha kolay bir şekilde ve profesyonelce işlenmektedir. Güveni kötüye kullanma suçu da artık günümüzde klasik işlenme şekilleri dışında, yukarıdaki olumsuz gelişime paralel bir şekilde, yeni ve farklı birtakım yöntemlerle -örtülü kazanç aktarımı suretiyle- işlenmektedir. Örtülü kazanç aktarımı suretiyle işlenen güveni kötüye kullanmanın bu çeşidinde halka açık şirketlerin yöneticileri, pozisyonları gereği kendilerine emanet edilen şirket malvarlığı veya karını arttırmak yerine, örtülü/hileli birtakım işlemlerde bulunarak azaltmakta veya artmasını engellemektedirler. Eserde son yıllarda geniş bir uygulama alanı bulan ve her geçen gün diğer ekonomik suçlarda olduğu üzere farklı işleniş biçimleriyle karşılaşılan Sermaye Piyasası Kanunu'nda, Türk Ceza Kanunu'ndaki güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali olarak düzenlenen Örtülü Kazanç Aktarımı suçu ve işlenme yöntemleri derinlemesine ele alınmaktadır.
Bu filmi izlediğimde çok ağlamıştım çok etkileyiciydi. Çerkeslerin sürgünde neler yaşadığını evlerinden ve vatanlarından nasıl sürüldüklerini anlatan bir film 🎥 tarihte 100.000 küsür çerkesler ve Ahıska Türkleri Ruslar tarafından vatanlarından sürgün edilmişlerdir ve katliama tabi tutulmuşlardır bu sürgün sırasında Çerkesler…devamıBu filmi izlediğimde çok ağlamıştım çok etkileyiciydi. Çerkeslerin sürgünde neler yaşadığını evlerinden ve vatanlarından nasıl sürüldüklerini anlatan bir film 🎥 tarihte 100.000 küsür çerkesler ve Ahıska Türkleri Ruslar tarafından vatanlarından sürgün edilmişlerdir ve katliama tabi tutulmuşlardır bu sürgün sırasında Çerkesler açlıktan, hastalıktan ve soğuktan nüfuslarının büyük çoğunluğunu maalesef kaybetmişlerdir. Çok büyük bir trajedidir. Bir annenin ölü çocuğunu koynunda denize atmasınlar diye saklaması ama çocuğunu Ruslar denize atınca annenin arkasından atlaması… çok çok vahim olaylar yaşanmış… ayrıca bu konuyu lisede proje ödevime eklemiştim ve araştırırken çok etkilenmiştim şöyle bir olayda var rus ordusuna katılıp savaşan gazilerin evlerine dönünce ailelerinin sürgün edildiklerini anlayınca madalyalarını sökmesi… ayrıca Çerkesler araştırdığıma göre sürgünden sonra asla balık yememişler… düşünün ve empati yapın bir gün evinizde soğuk bir kış günü sıcacık oturuyorsunuz hiçbir suçunuz yok ve düşman gelip evinizden vatanınızdan ailenizden sizi koparıp sürgün ediyor ve yanınızda ne telefon ne yemek ne de su hiçbir şey yok ve ailenizden herkes ayrı ayrı yerlere gönderiliyor evet Çerkesler ve Ahıska Türkleri böyle sürgün edildi ve hiçbir suçları yoktu. Her yıl 21 Mayıs tarihinde sürgün yıldönümünde Çerkesler bu acı ve vahim olayı anarlar.
Yıllar önce ortaokul yıllarında okumuştum diye hatırlıyorum ve kitabı çok sevmiştim konusu çok güzeldi okumak isteyenlere tavsiye ederim Konusu; Sol Ayağım, beyin felçli olarak dünyaya gelen ve yalnızca sol ayağına hükmedebilen Christy Brown'un, hayatla mücadelesini anlatan gerçek bir yaşam öyküsüne…devamıYıllar önce ortaokul yıllarında okumuştum diye hatırlıyorum ve kitabı çok sevmiştim konusu çok güzeldi okumak isteyenlere tavsiye ederim
Konusu;
Sol Ayağım, beyin felçli olarak dünyaya gelen ve yalnızca sol ayağına hükmedebilen Christy Brown'un, hayatla mücadelesini anlatan gerçek bir yaşam öyküsüne dayanıyor. Yazar kitabında yaşadığı kırılma anlarını, hastalığının ruhunda yarattığı korkuları ve bıraktığı izleri etkili bir dille aktarıyor.