( Düzenlendi ) Öncelikle kitabı çok çok beğendim Jules Verne’nin kalemi mükemmel çok sade ve akıcı bir dille yazılmış okumak isteyenlere tavsiye ederim. Ve bu kitapta en çok ta Vasquez’in cesaretine ve savaşçı ruhuna hayran kaldım diyebilirim. Kitabın konusuna gelecek…devamı( Düzenlendi )
Öncelikle kitabı çok çok beğendim Jules Verne’nin kalemi mükemmel çok sade ve akıcı bir dille yazılmış okumak isteyenlere tavsiye ederim. Ve bu kitapta en çok ta Vasquez’in cesaretine ve savaşçı ruhuna hayran kaldım diyebilirim.
Kitabın konusuna gelecek olursam,
Dünya’nın Ucundaki Fener Jules Verne’nin son yapıtlarından olup ölümünden sonra, 1905 yılında oğlu Michel Verne tarafından yayımlandı. Bilim-kurgu ve spekülatif edebiyatın öncü adlarından olan Jules Verne, bu yapıtında gerçek bir ortamdan, ıssız Estados Adası’ndaki deniz fenerinden esinlenmişti. Yazarın yapıttaki titiz coğrafi betimlemeleri, ayrıntılarla ördüğü denizcilik bilgileri, insanlığın ufkunda yaşanan bir serüvenin hem dekorunu hem araçlarını oluşturuyordu. 1859 kışında çalışmaya başlayan fenerin ilk bekçileri Vasquez, Felipe ve Moriz, Güney Atlantik’in güneydoğu ucunda, iki okyanusu birbirine bağlayan ticaret gemilerine kılavuzluk ederken, çok geçmeden adada yalnız olmadıklarını sezeceklerdi. En Çetin doğa koşullarına dayanıklı inşa edilmiş olan bu fener, uygarlığın sınırında yaşamaktan beslenen sinsi düşmanlara da aynı şekilde dayanabilecek miydi ? Jules Verne akıl ile gücün, nitelik ile niceliğin, hesap ile hırsın kıyasıya çekiştiği öncü bir serüven öyküsü sunuyor okura.
Öncelikle kitabı çok çok beğendim hatta bayıldım Charlotte Bronte’nin kalemine hayran kaldım kitap okurken hiç sıkmadı dili çok akıcıydı ve kitap klasik bir başyapıt okumak isteyenlere tavsiye ederim. Konusu; Küçük yaşta öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen ancak…devamıÖncelikle kitabı çok çok beğendim hatta bayıldım Charlotte Bronte’nin kalemine hayran kaldım kitap okurken hiç sıkmadı dili çok akıcıydı ve kitap klasik bir başyapıt okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Konusu;
Küçük yaşta öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen ancak kocasının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam sürmektedir. Katı kurallarla yönetilen bir yatılı okula gönderilince, bu kez hayatın başka zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Okulda geçirdiği on yılın ardından öğretmen olarak mezun olur. Edward Rochester’ın malikanesinde mürebbiye olarak iş bulur. Evin gizemli efendisi Rochester’a aşık olur; ancak onu hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar beklemektedir.
XIX. yüzyıl İngiltere’sinde, her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen Jane Eyre, birçoklarınca kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. Yazarı Charlotte Bronte’nin yaşamından izler de taşıyan roman, zorlu bir yaşam süren yapayalnız bir genç kızın güçlü bir kadına dönüşmesinin öyküsüdür.
Jane Eyre, yalnızca kadının erkek egemen toplumdaki konumuna gözüpek yaklaşımıyla değil, şiirsel duygusallığı çağdaş bir gerçekçilikle harmanladığı anlatımıyla da öncü olmayı başarmış klasik bir başyapıttır.
Yine Sen çal kapımı dizisinde görüp merak ettiğim ve hemen sipariş verdiğim bir kitaptı çok beğenmiştim diyerek başlamak istiyorum yorumuma kitabı hemen okumaya başlamıştım jane austen’dan gurur ve önyargı kitabını okumuştum aynı zamanda ve hem gurur ve önyargı hem bu…devamıYine Sen çal kapımı dizisinde görüp merak ettiğim ve hemen sipariş verdiğim bir kitaptı çok beğenmiştim diyerek başlamak istiyorum yorumuma kitabı hemen okumaya başlamıştım jane austen’dan gurur ve önyargı kitabını okumuştum aynı zamanda ve hem gurur ve önyargı hem bu kitap çok akıcı bir dille yazılmış ben yazarın kalemini çok sevdim ve bu iki kitabı okumayı düşünenlere şiddetle tavsiye ederim Jane Austen’ın muhteşem kitabı
Kitabın konusu;
Aşk ve Gurur
İngiliz yazar Jane Austen’in unutulmaz eseri Aşk ve Gurur, dünya klasiklerinin en sevilen romanları arasında yer alıyor. İlk baskısı 1813 yılında yapılan eser, yayımlanmasının ardından geçen 200 yılı aşkın zamana rağmen okur kitlesini genişletmeye devam ediyor. Yazarının hayatından izler taşıyan roman, okurlarına romantizm dolu bir gerçekliğin kapılarını aralıyor.
Döneminde Çığır Açan Bir “Aşk” ve “Kadın” Temsili
Austen’in 1796-1797 yıllarında First Impressions (İlk İzlenimler) adıyla kaleme aldığı Aşk ve Gurur, okurlarıyla tamamlanmasının üzerinden 16 yıl geçtikten sonra buluştu. 19’uncu ve 20’nci yüzyıllarda kadın yazarlara sıcak bakılmadığı için Austen, eserlerini By a Lady takma adıyla yayımladı ve dönemin edebiyat dünyasında fırtınalar kopardı.
İlk olarak Pride and Prejudice (Gurur ve Önyargı) adıyla yayımlanan eser, Türkçe’ye 1947 yılında kazandırıldı. Kitap, ilk çevirisini takip eden yıllarda Türk okurlarının karşısına Aşk mı Gurur mu?, Gurur ve Aşk, Gurur ve Önyargı gibi farklı adlarla çıktı. Yapıt, günümüzde ise okurlarına Aşk ve Gurur adıyla ulaşıyor.
Jane Austen, 41 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı güçlü eserleriyle tüm zamanların en başarılı kadınları arasında gösteriliyor. Yazarın, ikinci kitabı olan Aşk ve Gurur’u kaleme aldığı sıralarda, kötü sonla biten bir aşk macerası yaşadığı biliniyor. Eserinde kendi yaşamından yola çıkan yazarın yaşadığı düş kırıklıklarının aksine, roman mutlu bir sonla tamamlanıyor.
Yine kiralık aşk dizisinde görüp merak edip sipariş ettiğim bir kitaptı kendisi o Kadar merak ediyordum ki diğer kitaplarımın bitmesini bekliyordum okumak için Genel konusu Aşk olan zarif bir kitap okuyacak olanlara ve merak edenlere tavsiyedir ben çok beğendim kitabın…devamıYine kiralık aşk dizisinde görüp merak edip sipariş ettiğim bir kitaptı kendisi o Kadar merak ediyordum ki diğer kitaplarımın bitmesini bekliyordum okumak için Genel konusu Aşk olan zarif bir kitap okuyacak olanlara ve merak edenlere tavsiyedir ben çok beğendim kitabın dili oldukça akıcıydı çok çok severek okudum.
Jane Austen (1775-1817): Sadece kırk iki yıllık, gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla "roman tarihinin ilk büyük (ve sahici) kültü" olmayı başaran bir 19. yüzyıl romancısıdır. Sayısız TV ve sinema uyarlamalarının yanısıra tüm "satış / okunma" anketlerinin de gösterdiği üzere, yazarın 1813'de yayınlanan ikinci romanı Gurur ve Önyargı tüm zamanların en sevilen romanlarının başında gelir. Bu da, sanırız, Austen'in, dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği "en iyi gelecek" rolüyle kadınların aşklarını seçme hakkı arasındaki gerilimi "mizah, zeka ve sevecenlik"le yansıtmasından kaynaklanmaktadır.
Franz Kafka sevdiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef Franz Kafka’nın sadece…devamıFranz Kafka sevdiğim bir yazar olduğu için bu kitabı da sipariş vermiştim bunu da okumaya başlamıştım ama konusu beni sarmadı kitabın dili çok ağır olduğu için ve sade ve akıcı bir dille yazılmadığı için kitabı sevemedim maalesef Franz Kafka’nın sadece Aforizmalar ve Milenaya Mektuplar kitabını sevebildim diğer kitapları bana çok ağır geldi maalesef
Kitabın konusuna gelecek olursam;
Kafka’nın arkadaşı Max Brod tarafından yayıma hazırlanan ve ölümünden üç yıl sonra, 1927’de yayımlanan ilk romanı Amerika, sonraki yapıtlarına nazaran daha akıcı anlatısıyla, daha fazla umut ve mizahi unsur barındırmasıyla dikkat çeker. Yeniyetme bir göçmenin, henüz on altı yaşındaki Karl Rossmann’ın şaşkın bakışından yansıyan Amerika, rastlantıların da önemli rol oynadığı ultramodern bir medeniyet olarak dehşetengiz bir büyülenmeyle gözlerimizin önüne serilir. Gökdelenleriyle, makineleriyle, büyük servet ve aşırı yoksulluk arasındaki tezatla, dev binaların karşısında cüceleşen insanın ister istemez müthiş bir verimlilik talebine maruz kaldığı bir Amerika’dır bu aynı zamanda.
Bu kitabın lise yıllarında ya da ortaokul yıllarında başka bir baskısını okudum diye hatırlıyorum ve o yıllarda okuyup çok beğenmiştim konusu çok güzeldi Sabahattin Ali çok akıcı bir dille yazmış o yıllarda okurken hiç sıkılmamıştım tavsiye ederim. Konusuna gelecek olursam;…devamıBu kitabın lise yıllarında ya da ortaokul yıllarında başka bir baskısını okudum diye hatırlıyorum ve o yıllarda okuyup çok beğenmiştim konusu çok güzeldi Sabahattin Ali çok akıcı bir dille yazmış o yıllarda okurken hiç sıkılmamıştım tavsiye ederim.
Konusuna gelecek olursam;
Kuyucaklı Yusuf, köylünün ayrıcalıklı sınıf, zengin ve memurlarla çatışmasını anlatan sembolik romanlar arasında yer alıyor. Kuyucaklı Yusuf’un Kaymakam’ın kızı Muazzez ile olan aşkı ve mutluluğunu istemeyenlerle mücadelesi kaleme alınmıştır.
Vee sonunda bitti… 21 gün 526 sayfalık bir kitap nasıl bir maceraydı ama… bu kitabı ne kadar övsem de az kalır Jules Verne’nin dünyanın ucundaki fener kitabını okuduğumda çok sevmiştim ve bayılmıştım şimdi bu Jules Verne’den okuduğum ikinci kitap ve…devamıVee sonunda bitti…
21 gün 526 sayfalık bir kitap nasıl bir maceraydı ama… bu kitabı ne kadar övsem de az kalır Jules Verne’nin dünyanın ucundaki fener kitabını okuduğumda çok sevmiştim ve bayılmıştım şimdi bu Jules Verne’den okuduğum ikinci kitap ve yazarın kalemi mükemmel aşırı derecede hoşuma gitti bu nasıl akıcılık ve bu nasıl bir anlatım hayran kaldım tek diyeceğim şu ki bu kitabı bir an önce alın ve okuyun lütfen
Kitabın konusuna gelecek olursam;
Jules Verne’nin 1870 yılında yayımlanan ve en sevilen yapıtlarından biri olan bu klasik bilimkurgusunun kahramanı denizdir. Yazar dostu George Sand’dan gelen bir mektup onu bu romanı yazmak üzere harekete geçirmiş, edebiyatın en unutulmaz isyankarlarından Kaptan Nemo’yu yaratmasına vesile olmuştu. George Sand, “ Bizi yakın zamanda okyanusun derinliklerine götüreceğinizi umut ediyorum “ diyordu mektubunda ve karakterleri ve Verne’nin bilimsel öngörüleri ve imgelemiyle geliştirdiği dalış giysileriyle dolaştığı bir yolculuk beklentisinden söz ediyordu.
1866 yılında dünya denizlerinde çeşitli gemiler tarafından gözlemlenen bir deniz canavarı peyda olur. Kimi deniz kazalarından, bazı gemilerin kayboluşundan sorumlu tutulan ve “ bir balinadan katbekat büyük ve hızlı bir nesne “ olarak tarif edilen bu muazzam deniz hayvanı bilim dünyasında hararetli tartışmalara yol açar. Bunun üzerine harekete geçen Birleşik Devletler, Abraham Lincoln adlı fırkateyni canavarın peşine düşmek üzere bir sefer için hazırlar. Paris Doğa Tarihi Müzesi’nden Profesör Aronnax, sadık hizmetkarı Conseil ve Kanadalı zıpkıncı Ned Land de bu sefere katılırlar. Onları gizemli Kaptan Nemo’nun eline düşmeleriyle başlayan olağanüstü maceralar beklemektedir.
Dün televizyonda ilk defa izledim bu filmi ve çok beğendim aşırı sarıyor izlerken hayran kaldım oyunculara ve oyunculuklarına aşırı şekilde izlemenizi tavsiye ediyorum asla pişman olmazsınız