İnsanlar neden sanatı severler biliyor musun? Çünkü Sanat dünyada geçirdiğimiz zamanın tek izidir.. Nereye gittiğimizi söylemeyecekmisin? Bi sakin olup nereye gittiğini bilmemenin özgürlüğünü hissedermisin lütfen..
Bu kitabı değerli Doğan Cüceloğlu hocam ısrarla öneriyorsa , “öğretici bir kitaptır kesinlikle okumalıyım “ diyerek aldım. Felsefeye, stoacı düşünceye, merakınız ve ilgiliniz var ise 2000 sene önce Roma imparatorluğunda yaşayan 3 stoacı düşünürün ( Epiktetos, seneca,marcus) yaşam pratikleri verdiği…devamıBu kitabı değerli Doğan Cüceloğlu hocam ısrarla öneriyorsa , “öğretici bir kitaptır kesinlikle okumalıyım “ diyerek aldım. Felsefeye, stoacı düşünceye, merakınız ve ilgiliniz var ise 2000 sene önce Roma imparatorluğunda yaşayan 3 stoacı düşünürün ( Epiktetos, seneca,marcus) yaşam pratikleri verdiği , çok değerli bir kitap…
Stefan Zweig 18. Yüzyılda Viyana’da doğan ve oldukça soylu ve entellektüel köklere sahip bir ailenin üyesi. Gençlik yılları tiyatro, kitaplar vs. Sanata olan düşkünlüğü ile verimli geçen yıllar… Fakat bohem ruhu onu sadece bulunduğu yere ait hissettirmiyor ve , ruhu…devamıStefan Zweig 18. Yüzyılda Viyana’da doğan ve oldukça soylu ve entellektüel köklere sahip bir ailenin üyesi. Gençlik yılları tiyatro, kitaplar vs. Sanata olan düşkünlüğü ile verimli geçen yıllar… Fakat bohem ruhu onu sadece bulunduğu yere ait hissettirmiyor ve , ruhu bağlı olduğu tüm prangalardan kurtulmak için adeta savaş veriyor. Nihayetinde bulunduğu soylu, entellektüel ortamdan sıkılıp Viyana’dan çıkıp , ilk yolculuğu Berlin’e gitmek istiyor , orada kaybeden yoksul insanlar arasına girerek onlarla aynı ortamları paylaşarak , dostluk kurarak onları daha yakından tanıma fırsatı bulmak istiyor. Alkolik, suçlu, dolandırıcı gibi hayata yenilen yoksul insanlarla karşılaşıyor ve onları tanımak konusunda garip bir zevk duyduğunu itiraf ediyordu. Berlin’den sonra bir çok ülkeye giderek, kendi ülkesine de dışardan bakma imkanı buluyor. Ülkeler arası ırkçılığı, çok sert ekonomik kültürel geçişleri yaşayarak görüyor.. 1.Dünya savaşında savaş karşıtı verdiği eserler ile toplumda olumlu yankılar uyandırıyor, fakat; Sfetan Zweıg’in savaş karşıtı kitabı Hitlerin emiri ile yasaklanıyor, verdiği mücadeleler sonunda en son yaşadığı büyük depresyon ve buhran sonucu stefan yaşamına son veriyor .… ve intihar etmeden önce otobiyografik eserinde son cümlesi veda niteliğindedir. Satırlar şu şekilde …. HER GÖLGE IŞIĞIN BİR ÇOCUĞUDUR VE SADECE AYDINLIĞI VE KARANLIĞI, SAVAŞI VE BARIŞI, YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ GÖREN KİŞİ HAYATI GERÇEKTEN YAŞAMIŞ SAYILIR…
Sigmund Freud , psikanaliz kurucusudur. Psikanaliz’i psikoloji sistemi ve zihinsel bozuklukların tedavi edilme yöntemi olarak değerlendirmiştir.Freud , sıklıkla bilinç dışı zihne yönelmiştir. Rüyaların tedavide önemli bulgular taşıyabileceğini savunur.Bir süre sonra her şeyi tam açıklamaya yetmediğini görmesi onu id, ego ve…devamıSigmund Freud , psikanaliz kurucusudur. Psikanaliz’i psikoloji sistemi ve zihinsel bozuklukların tedavi edilme yöntemi olarak değerlendirmiştir.Freud , sıklıkla bilinç dışı zihne yönelmiştir. Rüyaların tedavide önemli bulgular taşıyabileceğini savunur.Bir süre sonra her şeyi tam açıklamaya yetmediğini görmesi onu id, ego ve süper ego modelini ortaya koymasına yol açar. Psikanalizin de der ki , ifade edilmemiş duygular asla ölmez ;sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekilde tezahür ederler .. Cinsel kimliğin 5 yaşta tamamlandığını savunur . Hatta ergen cinselliğine dair şaşırtıcı buluşları vardır. Bu nedenle toplumdan sert eleştiri almasına rağmen düşüncelerini ifade etmeye devam etmiştir.
Herakleitos;değişim kavramını felsefe tarihine sokan ilk filozoftur. ”Aynı nehre iki defa giremeyiz”diyerek değişimin devamlı olduğunu savunmuştur . Irmak metaforu ile her şeydeki mutlak sürekliliği anlatmış, ve herşey ırmak gibi sürekli bir akış içindedir, der. Varlık anlayışının temelindeki “Logos”( söz, düşünme,…devamıHerakleitos;değişim kavramını felsefe tarihine sokan ilk filozoftur. ”Aynı nehre iki defa giremeyiz”diyerek değişimin devamlı olduğunu savunmuştur . Irmak metaforu ile her şeydeki mutlak sürekliliği anlatmış, ve herşey ırmak gibi sürekli bir akış içindedir, der. Varlık anlayışının temelindeki “Logos”( söz, düşünme, akıl, oran)kavramını anlatırken ; evrendeki evrensel yasanın varlığından söz eder. Döneminin asık suratlı, yalnız ve asosyal filozofu olduğu için ona karanlık filozof demişlerdir . Ona göre karşıtlık bütünü oluşturur. Yani iyi ve kötü aynıdır. Ona göre insanda değişimi ve dönüşümü gerçekleştiren sadece tanrısal-ilahi logostur. Ona göre evrende var olan herşey ateşten oluşmuştur. Ateş herşeyin ilkesidir .
Albert Camus felsefesine göre; insan yükünü bulmak, yükünü almak ve yükünü daima ileriye taşımakla yükümlüdür. Kitabında Yaşamın zorluklarına “absürd” ifadesi ile yer verir. Ve der ki; Absürde başkaldırı için yaşamakta ısrar etmek , yaşamakta diretmek gerekir. İntihar, absürdü ortadan kaldırmaz…devamıAlbert Camus felsefesine göre; insan yükünü bulmak, yükünü almak ve yükünü daima ileriye taşımakla yükümlüdür. Kitabında Yaşamın zorluklarına “absürd” ifadesi ile yer verir. Ve der ki; Absürde başkaldırı için yaşamakta ısrar etmek , yaşamakta diretmek gerekir. İntihar, absürdü ortadan kaldırmaz , bilakis onun sırtını sıvazlar, onu palazlandırır, onu yüceltir. İntihar ederek ortadan kaldırdığımız şey ise bilakis kendi gerçekliğimizdir…… “başkaldırıyorum çünkü varım” onun felsefi kimliğini tanımlar. Ayrıca sanat Camus için çok önemlidir . Nobel ödülünü alırken yaptığı konuşmada ben sanatım olmadan yaşayamam der. Ona göre , absürt yaşamda çirkinliği alt edebilmenin tek yolu yaratmaktır. Sanattan ve yaratımdan yoksun bir hayat bizi hızla ölüm safına çekecektir…..
Kuantum fiziği, uzay, kelebek etkisi,gibi bilimsel konuların yanın da , öldükten sonra yaşam varmı, anne babamızı seçerek mi geliyoruz, determinizm gibi felsefi konulara da dokunuşlar yaparak izleyiciyi düşündüren , sürükleyici bir film. Filmin konusu paralel evrende bir çok versiyonumuzun yaşadığı…devamıKuantum fiziği, uzay, kelebek etkisi,gibi bilimsel konuların yanın da , öldükten sonra yaşam varmı, anne babamızı seçerek mi geliyoruz, determinizm gibi felsefi konulara da dokunuşlar yaparak izleyiciyi düşündüren , sürükleyici bir film. Filmin konusu paralel evrende bir çok versiyonumuzun yaşadığı ve sonsuz olasılıkta yaşadığımız anlatılıyor.… ama sonunda oyun biter perde kapanır. Ne yaşarsak yaşayalım kattığı anlam ve değer aynıdır der. Aslında bir hiç olduğumuzu vurgular. Ölmekten değilde hiç yaşayamamaktan korktuğunu söyler. Matrıx ile eş değer .. hafizalarda kalıcı enfes bir film.
Filmin verdiği mesaj değerli , yakın gelecekle ilgili spoi veriyor.. insanoğlunun derin yalnızlığını metro da geçen sahnede net hissediyorsunuz. Sadece baş rol değil, oradaki herkes kulaklıkta yapay zeka ile sohpet ediyor gibi bir kesit….Aslında ürkütücü bir sahne. Çok soğuk ,…devamıFilmin verdiği mesaj değerli , yakın gelecekle ilgili spoi veriyor.. insanoğlunun derin yalnızlığını metro da geçen sahnede net hissediyorsunuz. Sadece baş rol değil, oradaki herkes kulaklıkta yapay zeka ile sohpet ediyor gibi bir kesit….Aslında ürkütücü bir sahne. Çok soğuk , ruhsuz, yapay bir insanlık. ..
Yazar Vıctor E. Frankl ; Hayatın anlamını bulmak isteyenlere yönelik cevaplarından birinde benzetme yoluyla şöyle bir cevap verir. Bir filmi gözünüzde canlandırın . Teker teker binlerce resimden oluşur ve her biri mantıklı ve anlamlıdır. Yine de son kareyi izlemeden filmin…devamıYazar Vıctor E. Frankl ; Hayatın anlamını bulmak isteyenlere yönelik cevaplarından birinde benzetme yoluyla şöyle bir cevap verir. Bir filmi gözünüzde canlandırın . Teker teker binlerce resimden oluşur ve her biri mantıklı ve anlamlıdır. Yine de son kareyi izlemeden filmin anlamını kavrayamayız.Ancak her bir bileşenini her bir tekil resmi anlamadan da filmi anlamamız mümkün olmaz . Hayatta böyle değili mi dir? Var ise hayatın nihai anlamı da en son da ölüm döşeğinde anlaşılır . Nihai anlamda her bir tekil durumun bireyin bilgi ve inançlarına en uygun şekilde gerçekleştirmesine bağlı değil midir... Diğer etkilendiğim konu ise , içinde bulunduğu ölümcül ve sert bir yaşamda mizah konusuna değinmesiydi.. Mizahla ilgili der ki ;Mizah ruhun kendini koruma savaşında bir başka silahıdır . Mizahın sadece bir kaç saniye bile olsa insana başka herşeyden fazla olarak her durumun üzerine çıkabilecek bir mesafe ve beceri sağladığı bilinir .Bir mizah duygusu geliştirme yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hile gibi der. Hatta acılarla dolu kamp hayatında bile mizah yaparak o zor günlerde birbirlerini gülümsetmiş olmaları hayatın zorluklarına karşı ne büyük silah. 👏🏻
Film, 2013'te Hong Kong'da, Snowden'ın gazeteciler Glenn Greenwald, Ewen MacAskill ve belgeselci Laura Poitras ile gizli bir otel odasında yaptığı röportajla çerçevelenmiş. Hikaye, Snowden'ın 2004'te ordu eğitiminde bacağından sakatlanarak ayrılmasıyla başlar. İstihbarat dünyasına adım atan Snowden, CIA ve NSA'da analist…devamıFilm, 2013'te Hong Kong'da, Snowden'ın gazeteciler Glenn Greenwald, Ewen MacAskill ve belgeselci Laura Poitras ile gizli bir otel odasında yaptığı röportajla çerçevelenmiş. Hikaye, Snowden'ın 2004'te ordu eğitiminde bacağından sakatlanarak ayrılmasıyla başlar. İstihbarat dünyasına adım atan Snowden, CIA ve NSA'da analist olarak çalışmaya başlar. Başlangıçta vatansever bir idealistle, sistemin derinliklerine indikçe ABD hükümetinin yasadışı küresel gözetim programlarını (PRISM gibi) keşfeder: Milyarlarca telefon kaydı, e-posta ve internet trafiği toplanmakta, hem yabancılar hem de Amerikalı vatandaşlar izlenmektedir. Vicdan azabı çeken Snowden, sevgilisi Lindsay ile ilişkisini sürdürürken, bu sırları ifşa etmeye karar verir. Belgeleri gazetecilere sızdırır ve kaçak hayatı başlar; havaalanında mahsur kalır, Rusya'ya sığınır. Film, Snowden'ın motivasyonlarını, fedakârlıklarını ve hükümetin tepkisini gerilim dolu bir şekilde işler, izleyiciyi gizlilik ve özgürlük tartışmalarına sürükler.