Romantik bir hikâyenin arasında insana hayatının amacını sorgulatan bir film. Heather, her şeyi planlarla ve kuralına göre yapan biridir. İki kız arkadaşıyla çıktığı Avrupa gezisinde de onlara plan yapmayacağına söz vermiş olmasına rağmen planlar yapar, her şeyi kontrol etmeye çalışır.…devamıRomantik bir hikâyenin arasında insana hayatının amacını sorgulatan bir film.
Heather, her şeyi planlarla ve kuralına göre yapan biridir. İki kız arkadaşıyla çıktığı Avrupa gezisinde de onlara plan yapmayacağına söz vermiş olmasına rağmen planlar yapar, her şeyi kontrol etmeye çalışır. Beklenmedik bir şekilde karşılaştığı Jack ile yavaş yavaş bir dönüşüm geçirir. Aşkı bulduğunu düşündüğü noktada hayat onu hedefleriyle, planlarıyla sınar. Çeşitli maceralar yaşarlar. Heather, hayattan ne istediğini ciddi bir şekilde sorgulamaya başlar.
Filmde yolculuk teması hem gezi hem de kişinin kendi içine yaptığı yolculuk anlamlarını taşır. Temanın işlenişi çok sempatik olmuş. Özellikle Jack ve Heather'ın tanışma hikâyesi ben ve bir yakın arkadaşımın hayalindeki "tesadüfen" tanışma hikâyelerinden olduğu için fazlasıyla hoşuma gitti. Kalabalık bir trende uyumak için valiz bölmesini tercih eden biri? Ve her iki karakterin de o sırada Ernest Hemingway'in "Güneş de Doğar" isimli kitabını okuyor olması...
Filmde bazı çelişkiler de irdelenmiş. Örneğin Jack, büyükbabasının günlüğünü bir gezi rehberi gibi kullanarak onun gezdiği yerleri gezer ve onun notlarını okur. Sosyal medya kullanmaz, fotoğraf çekmekten hoşlanmaz ve anı yaşamayı öncelediğini savunur. Fotoğraf çeken, gezinin her anını kaydeden ve paylaşan insanları küçümser. Onların amacının gösteriş olduğunu savunur. Kendisinin de zamanında yazılan bir günlüğü, diğer bir deyimle deneyimin kayıtlarını takip ettiğini göz ardı eder. Onun büyükbabası da tıpkı bu insanlar gibi kaydetmiştir gezisini. Sadece yöntemi farklıdır.
Karakterlerin aşk ilişkisinde gözüme batan şeyler oldu. Heather fazlasıyla kontrolcü biri olmasına rağmen Jack ile tanıştığı andan itibaren bu huyunu yavaş yavaş terk eder. Özgürleştikçe rahatlar. Dönüşümü olumlu yöndedir. Jack'te öyle bir değişim göremeyiz. Plansız yaşayan, parası bittiğinde denk geldiği ilk yerde işe giren, rastgele insanlarla tanışan ve genel olarak yolculuk hâlinde yaşayan biridir. Onun aşırıya kaçan bağımsızlık davranışının, Heather'ın aşırı kontrolcü yanı gibi yavaş yavaş yok olmasını bekleriz. Ancak Jack, Heather gibi fedakârlıklar yapmaz. Sağlık sorunları gibi ciddi etkenler nedeniyle Heather için ödün vermekten çekinir. Ayaklarını yere sağlam basamaz ve Heather ile ilişkisinin sorumluluğunu alamaz. Tüm ilişki sürecinde Heather'ın özgürleşmek adına ideallerinden vazgeçtiğini görürüz. Ancak Jack'in yaptığı tek şey kaybolmak ve terk etmektir. İletişim kurularak çözülmesi mümkün olan sorunlar gereksiz kaybolmalarla büyütülmüş. Bu senaryoda basit bir çatışma olmuş.
Yan hikâyeler de ana kahramanların hikâyeleri kadar düşündürücü. Özellikle Amy'nin ayrılık sürecini aşmaya çalışırken yaptığı hatalar ve bu hataların doğurduğu sonuçlar... Bazen sadece acının geçmesini beklemek gerekir.
Filmde günlük aracılığıyla kıymetli anekdotlar da sunulur. Bunlardan biri:
"Evren kendimiz için istediklerimizi ister. Yapmamız gereken sık ve kararlı bir şekilde düşünmektir."
Düşünceler eylemlere, eylemler ise sonuca götürür. Dolayısıyla her düşünce gerçekleşmeyi bekleyen bir sonuçtur.
Heather, Connie ve Amy. Bu üç kadın kahramanın hikâyesini anlatan filmi kendi üçlü arkadaş grubumla çok özdeşleştirdim. Aklımda güzel kalacak.
"Ölümle yüz yüzeyken bizi dans ettiren şey aşktır."