Teoman, 1997 yılında Kupa Kızı ve Sinek Valesi isimli şarkısına "Bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna." sözlerini yazmış. 2003 yılında Saat Üç isimli şarkısında ise "Küçük bir kar tanesi, onca yolu uçmuş, sonunda tam dilimin ucuna konmuş." sözleriyle sürdürmüş…devamıTeoman, 1997 yılında Kupa Kızı ve Sinek Valesi isimli şarkısına "Bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna." sözlerini yazmış. 2003 yılında Saat Üç isimli şarkısında ise "Küçük bir kar tanesi, onca yolu uçmuş, sonunda tam dilimin ucuna konmuş." sözleriyle sürdürmüş hikayeyi. Şarkılar arasında geçen zaman diliminde ne olduğunu bilmek isterdim.
Şöyle ufak detaylar bana hayatı sevdiriyor :")
Konusu ve konunun işlenişiyle tam bir gençlik filmi. Gizemli bir atmosfer yaratılmış. Filmin sonu merak ediliyor. Yetişkin insanlar için yavan bir tat veriyor da olsa, anlatılan masum aşk tatlı. Kadraja alınan manzaralar da çok hoş. Filmi herhangi bir ön araştırma…devamıKonusu ve konunun işlenişiyle tam bir gençlik filmi. Gizemli bir atmosfer yaratılmış. Filmin sonu merak ediliyor. Yetişkin insanlar için yavan bir tat veriyor da olsa, anlatılan masum aşk tatlı. Kadraja alınan manzaralar da çok hoş.
Filmi herhangi bir ön araştırma yapmadan izledim. İzlerken aklımdan bunun basit bir Wattpad hikayesinin süslenmişi olduğu düşüncesi geçmişti. İnceleme yazısını yazarken biraz araştırma yaptım ve tahmin ettiğim gibi çıktı. Filmin uyarlandığı kitabın yazarı Beyza Alkoç ve kitap Wattpad'te yazılmış. Ben de bir dönem Wattpad kullanmış ve hâlâ kullanan biriyim. Üzerinde Wattpad damgası var diye eleştiremem.
Kitabı nasıl bilemiyorum ama filmin sığ bir tadı vardı. Öncelikle kahramanları pek tanımıyoruz. Baş kahramanlar bile o kadar ağır anlatılıyor ki... Karakter derinliği zayıf kalmış. Filmin sonuna kadar kafada birer soru işareti bırakıyor her sahne. Kitapta anlatılan hayat tarzı çok Avrupai, çok yabancı. Anlatılan ihtişamlı, zengin hayat gerçekdışı. Filmde aşkın mesafe ve engel tanımadığı anlatılmış ama karakterlerin yaşam standartları normalin çok üzerinde. Bu unsur, inandırıcılığı kötü etkilemiş. Ege ve İzmir'in aileleri yüksek standartlarda yaşayan aileler olmasaydı yine de kavuşabilecekler miydi? Muamma.
Toparlayayım, kötü diyebileceğim bir film değil. Dediğim gibi yavan bir tat bıraksa bile insana o masum hisleri anımsattığı için vakit ayrılabilecek bir film.
2022 Aralık'ta okuyup bitirdiğim bu şiir kitabının trajikomik bir hikayesi var. Üniversiteden bir kız arkadaşım, erkek arkadaşıyla ilişkiye başlarken duygularını ona bu kitapla itiraf etmiş. Kitabın üzerinde bir sürü not, altı çizili satırlarda kalpler vardı. Çocuk arkadaşımı terk edip gittiğinde…devamı2022 Aralık'ta okuyup bitirdiğim bu şiir kitabının trajikomik bir hikayesi var. Üniversiteden bir kız arkadaşım, erkek arkadaşıyla ilişkiye başlarken duygularını ona bu kitapla itiraf etmiş. Kitabın üzerinde bir sürü not, altı çizili satırlarda kalpler vardı. Çocuk arkadaşımı terk edip gittiğinde bu şiir kitabı arkadaşımda kalmış. Arkadaşımın kitabı bana hediye ettiği dönemde, benim de bir erkek arkadaşım vardı. Ben arkadaşımın yazdığı eski notların üzerine bir de kendim yazmıştım erkek arkadaşıma hislerimi. Kitabı da erkek arkadaşıma hediye etmiştim. Ayrılalı çok zaman geçti. Kitap bende kalsaydı eğer ben de belki başka bir arkadaşıma verirdim kitabı. Hüzünlü biten ilişkileri taşıyan bir nesne haline geldi kitap... 🥀
Spoiler içeriyor
Kurtlar Vadisi Pusu'yu izlemedim henüz ancak Ezel'i üç dört kez bitirmiş biri olarak, pek çok kült diziden daha iyi olduğunu düşünüyorum. Karakterler çok iyi işlenmiş öncelikle. Neredeyse her karakterin geçmişini, kişiliğinin gelişim sürecini görüyoruz. Baş karakterler dışındaki kişilerin de hikayesi…devamıKurtlar Vadisi Pusu'yu izlemedim henüz ancak Ezel'i üç dört kez bitirmiş biri olarak, pek çok kült diziden daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Karakterler çok iyi işlenmiş öncelikle. Neredeyse her karakterin geçmişini, kişiliğinin gelişim sürecini görüyoruz. Baş karakterler dışındaki kişilerin de hikayesi anlatılıyor: Şebnem, Tevfik, Kamil, Bahar, Mert, ...
Dizide çok fazla kitaptan alıntı ve esinlenme var. Bunlardan bazıları: Monte Kristo Kontu - Alexandre Dumas, Budala - Fyodor Dostoyevski, Kelebek - Henri Cherry, Semerkant - Amin Maalouf, Alamut - Vladimir Bartol, Mesnevi- Mevlana, Kumarbaz - Fyodor Dostoyevski...
Dizinin gerçek anlamda bir kitap gibi olması söz konusu. Her bölümün ayrı bir başlığı var ve yaşanan olaylar aracılığıyla birer hikaye/olgu anlatılıyor. Bölümlerin sonunda ve nihayet dizinin sonunda bir kitabı bitirmiş gibi hissediyor seyirci.
Dizide karakterlerin davranışları, yaşantıları, kişilikleri hayatla çok iç içe. Ramiz Dayı ve Ömer'in tanışması aslında pek rastlantı sonucu değil. Ramiz, oğullarının hepsini kaybetmiş bir adam. Son sezonda görüyoruz ki, Ömer'i Ezel'e dönüştürme nedeni bir açıdan da Kenan ile kavgasında bir müttefik arayışı. Kenan'ın elinde Ramiz'in torunu var. Bir gün kendisi gibi yetiştireceği birine ihtiyaç duyacağını biliyor Ramiz. Ve hapishanede gördüğü genç adamı -Ömer- buna uygun buluyor. Karşılaşmaları rastlantı bile olsa sonrasında bir yere bağlanıyor bu karşılaşma.
Benim dizide en sevdiğim karakter Tevfik. Nedenini de onun olayların kıyısında, kötülüğe çok az bulaşmış temiz biri olarak kalması. Evet, o da zaman zaman kirleniyor ancak içindeki iyilik kaybolmuyor. Aşkını kirletmiyor. Tam anlamıyla iyi bir insan.
Dizilerde şöyle bir paradoks olduğunu düşünüyorum: Özellikle Ezel gibi dizilerde baş karakterler karanlığa bulaşır, iyiliğini bir aşamada kaybeder, kirlenir. Ömer de öyle, Ezel'e dönüşürken çok şey kaybetti kendinden. Çoğu dizide de bu böyledir. Ancak yardımcı karakterler bir oranda temiz kalır, çünkü onların değişimi minimum düzeydedir ve sınandığı şartlar nispeten daha kolaydır. Tevfik belki de bu yüzden benim cicim.🧡
Ezel dizisi, hayat kadar gerçek. Selma ve Ramiz'in aşkını imrenmeyle izleriz. Ancak dönüp baktığımızda Ramiz 'in karısı Rabia 'nın yıkılışını görürüz. Aldatılan kadının sessizce eşinin dönmesini bekleyişi içimizi burkar. Kenan'ın aşkı uğruna iyiliğini kaybedişini görürüz. Karakterler dönüşür, dönüşür ve her birinin kaderi bir diğerininkini etkiler...
Dizinin bölüm sayısının tam kararında olduğunu düşünüyorum. Her karakteri tanıdık, üzüntüyle iç içe de olsa hikayenin bitişini gördük.
Ezel benim için bir başyapıt. En sevdiğim dizidir kendisi.✨
İnceleme yazısını Ezel'i Kurtlar Vadisi Pusu ile kıyaslayan bir kullanıcıya ithafen yazdım :")
Gönül Hanım, Ahmet Hikmet Müftüoğlu tarafından yazılmış ve 1920 yılında yayımlanmıştır. Eser, Milli Edebiyat döneminin yapıtlarından biridir ve dönemin milliyetçi ve halkçı ideallerini yansıtır. Romanın baş kahramanları, idealize edilmiş bir Türk kadını olan Gönül Hanım ile, tarihçi ve Türk milliyetçisi…devamıGönül Hanım, Ahmet Hikmet Müftüoğlu tarafından yazılmış ve 1920 yılında yayımlanmıştır. Eser, Milli Edebiyat döneminin yapıtlarından biridir ve dönemin milliyetçi ve halkçı ideallerini yansıtır.
Romanın baş kahramanları, idealize edilmiş bir Türk kadını olan Gönül Hanım ile, tarihçi ve Türk milliyetçisi Mehmet Tolun’dur. Roman, Türk tarihine, kültürüne ve halkına duyulan derin bir sevgi ve bağlılığı ele alır. Tolun ve Gönül Hanım’ın Orta Asya seyahatleri boyunca, Türk tarihine ve geleneklerine olan ilgi sık sık vurgulanır. Roman, bir aşk hikâyesi olmasının yanı sıra, Türk milletinin tarihi ve kültürel köklerine olan vurgusuyla da öne çıkar. Eserde, Türk halkının ve kültürünün yüceltilmesi, millî bir bilinç oluşturma çabası dikkat çeker. Bu anlamda, roman hem bir millî bilinç kazandırma aracı hem de halkın eğitimine katkıda bulunmayı amaçlayan bir eser olarak tanımlanabilir.
Yazar, Milliyetçi bir çabayla eski Türk coğrafyası ve Orhun Yazıtları hakkında, içinde aşkın da bulunduğu bir roman yazmayı hedeflemiştir. Gönül Hanım 'da birden fazla derin konuya değinmiş, Türk halkını bilgilendirme amacını öncelemiştir. Bu nedenledir ki didaktik üslup, çoğu zaman edebi üslubun önüne geçer.
Gönül Hanım'a sürükleyici ve eksiksiz bir roman gözüyle değil de millet aşkıyla yazılmış bir araştırma öyküsü gözüyle bakmayı daha doğru buluyorum.
"Anlamak çözmeye yetmez." Nedenini, nasılını anlamama rağmen içime sindiremediğim çok şey var. Kabul edip önüme bakmam gerekirken zihnimin oyunlarına yeniliyorum... Cevabını bilmeme rağmen soruyorum: Neden? Yetmiyor.
Ben turuncu, hayatımdaki tüm kargaşanın ve taktığım maskelerin ötesinde, içimden geldiği gibi davranacağım bir yere ihtiyacım vardı. Raf 'ın bu küçük ve tatlı kitlesinde umarım kendime bir yer bulurum. Bugünden itibaren Raf 'ı içimi dökme, düşüncelerimi paylaşma alanı olarak kullanacağım.…devamıBen turuncu, hayatımdaki tüm kargaşanın ve taktığım maskelerin ötesinde, içimden geldiği gibi davranacağım bir yere ihtiyacım vardı. Raf 'ın bu küçük ve tatlı kitlesinde umarım kendime bir yer bulurum. Bugünden itibaren Raf 'ı içimi dökme, düşüncelerimi paylaşma alanı olarak kullanacağım. Herkese selamlar🧡✨