Kitabı, zevkine güvendiğim bir arkadaşımın paylaşımı üzerine aldım. Benim için bir hayal kırıklığı oldu. İsminden kaynaklı daha farklı daha derin bir kitap olduğunu düşünmüştüm ama pek bir bağlantı kuramadım. İçinde yer yer alınması gereken kıymetli şeyler olsa da genel anlamda…devamıKitabı, zevkine güvendiğim bir arkadaşımın paylaşımı üzerine aldım. Benim için bir hayal kırıklığı oldu. İsminden kaynaklı daha farklı daha derin bir kitap olduğunu düşünmüştüm ama pek bir bağlantı kuramadım.
İçinde yer yer alınması gereken kıymetli şeyler olsa da genel anlamda 16 yaşında bir ergenin büyürken dünyaya yabancılaşması, tutunmaya çalışması üzerine yazılmış bir iç monolog..🍂
Ahmet Ümit'in Kavim kitabından sonra bir de buna şans vermek istedim. Konusu, konunun akışı güzeldi. Yalın ve kafada rahatlıkla bir film izliyormuş gibi sahneler kurabildiğim bir kitaptı. Fakat akılda bazı sorular bıraktı. Mine'nin başına tam olarak ne geldi? Hiçbir zaman…devamıAhmet Ümit'in Kavim kitabından sonra bir de buna şans vermek istedim.
Konusu, konunun akışı güzeldi. Yalın ve kafada rahatlıkla bir film izliyormuş gibi sahneler kurabildiğim bir kitaptı. Fakat akılda bazı sorular bıraktı.
Mine'nin başına tam olarak ne geldi? Hiçbir zaman net bilemeyeceğim sanırım. 😐
Uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir kitap okumamıştım, polisiye tarzında bu zamana dek pek okumadım, ama bu kitapla birlikte polisiye yolları açıldı diyebilirim Sadece polisiye üzerine değil inanç, kimlik ve toplum üzerine düşündüren bir kitap. Tavsiye ederim.
Kitap, İlber Ortaylı’nın bilgi birikimini ve hayat tecrübelerini samimi bir dille aktarmasından oluşuyor. Kitap sanki entelektüel, zorluk görmeyen zengin kesim için yazılmış gibi. Tavsiyelerinin çoğu Türkiye standartlarında ki gençlerin istese de yapabileceği şeyler değil maalesef. Gerçeklikten uzak olduğunu düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
" *Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.”* Orwell burada Sovyetler Birliği’nin kuruluş sürecini ve nasıl idealist devrimcilerin zamanla birer tirana dönüştüğünü anlatıyor. Ama bunu ne sıkıcı tarihsel analizlerle ne de karmaşık kavramlarla yapıyor. Domuzlar, atlar, koyunlar, köpekler…devamı" *Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.”*
Orwell burada Sovyetler Birliği’nin kuruluş sürecini ve nasıl idealist devrimcilerin zamanla birer tirana dönüştüğünü anlatıyor. Ama bunu ne sıkıcı tarihsel analizlerle ne de karmaşık kavramlarla yapıyor. Domuzlar, atlar, koyunlar, köpekler üzerinden kurduğu dünya o kadar basit ve çarpıcı ki insan okurken hem gülümsüyor hem de içi burkuluyor.
Napoleon karakteri örneğin, Stalin’in net bir yansıması. Güce ulaştıkça nasıl yozlaştığını, nasıl halkı (hayvanları) manipüle ettiğini okumak bir yandan sinir bozucu, bir yandan ürkütücü. Snowball ise devrimi gerçekten daha iyi bir yere taşımak isteyen ama sonradan sistem dışına itilen idealistleri temsil ediyor. Gerçek hayatta da devrimleri başlatanlar ile sonunda başa geçenlerin aynı kişiler olmadığını görmek çok tanıdık geliyor.
Kitap boyunca hayvanların isyan etmesini bekledim, onu görsem iyi olacaktı😅
Türk dizi sektöründe az rastlanan bir cesaret örneği. Her bölümüyle izleyiciyi kendiyle yüzleştirmeye çalışan, rahatsız eden ama düşündüren bir yapım. Özellikle psikolojik derinliği olan karakter çalışmalarını seven izleyiciler için çok değerli bir iş. Ama yavaş akışları ve psikolojik yönleri sevmeyenler…devamıTürk dizi sektöründe az rastlanan bir cesaret örneği. Her bölümüyle izleyiciyi kendiyle yüzleştirmeye çalışan, rahatsız eden ama düşündüren bir yapım. Özellikle psikolojik derinliği olan karakter çalışmalarını seven izleyiciler için çok değerli bir iş.
Ama yavaş akışları ve psikolojik yönleri sevmeyenler için de izlenesi bir çalışma değil.
Çoğu bölümde empati kurarak izledim, insanı rahatsız eden duygu içine soktuğu yerler oldu. Ama "eşitlik" bölümünde bunu daha yoğun hissettim.
Fleabag, kayıp, suçluluk ve yalnızlıkla baş etmeye çalışan genç bir kadının hikayesini kara mizah ve samimiyetle anlatıyor. Dördüncü duvarı yıkarak seyirciyle kurduğu bağ ise diziyi benzersiz kılıyor.(ilk defa bu tarz bir dizi/film izledim) Hem çok komik hem de iç burkucu;…devamıFleabag, kayıp, suçluluk ve yalnızlıkla baş etmeye çalışan genç bir kadının hikayesini kara mizah ve samimiyetle anlatıyor. Dördüncü duvarı yıkarak seyirciyle kurduğu bağ ise diziyi benzersiz kılıyor.(ilk defa bu tarz bir dizi/film izledim) Hem çok komik hem de iç burkucu; kısacası insan olmanın karmaşasını çok gerçek bir şekilde yansıtıyor.
“Nefret öğretilir ama sevgi keşfedilir” Savaşın dehşetini doğrudan göstermeden, bir çocuğun zihninden işleyerek daha duygusal ama aynı zamanda düşündürücü bir hikâye sunmuş. Özellikle Jojo’nun annesi Rosie (Scarlett Johansson) ile olan ilişkisi ve filmdeki dramatik anlar oldukça dokunaklı. Gülümseten anlarla duygusal…devamı“Nefret öğretilir ama sevgi keşfedilir”
Savaşın dehşetini doğrudan göstermeden, bir çocuğun zihninden işleyerek daha duygusal ama aynı zamanda düşündürücü bir hikâye sunmuş.
Özellikle Jojo’nun annesi Rosie (Scarlett Johansson) ile olan ilişkisi ve filmdeki dramatik anlar oldukça dokunaklı. Gülümseten anlarla duygusal sahneler güzel dengelenmiş.