Çok kararsız kaldım izleyip izlememek arasında. İki saatimi buna verdiğim için pişman değilim çünkü eğlenceliydi. İzlemeseydim de olurmuş ama. Aşırı boş vaktiniz varsa ve kafa dağıtmak eğlenmek istiyorsanız izlenebilir. 10/6
İzlediğim ilk dizilerden olan bu efsaneyi her moralim bozuk olduğunda, kendimi iyi hissetmediğimde, izleyecek dizi bulamadığımda açar izlerim. Bu kaçıncı izleyişim tam olarak bilmiyorum ama 4 ya da 5 olmalı. Nerden başlasam bilmiyorum o kadar mükemmel bir dizi ki... Senaryosu…devamıİzlediğim ilk dizilerden olan bu efsaneyi her moralim bozuk olduğunda, kendimi iyi hissetmediğimde, izleyecek dizi bulamadığımda açar izlerim. Bu kaçıncı izleyişim tam olarak bilmiyorum ama 4 ya da 5 olmalı. Nerden başlasam bilmiyorum o kadar mükemmel bir dizi ki... Senaryosu öyle etkileyici, incelikli ve neredeyse hiçbir mantık hatası barındırmıyor ki bir süre sonra kendisine bağlıyor. Ayrıca çoğu dizi final sezonuyla hayal kırıklığı yaratırken Breaking Bad tam tersi bir performans sergiliyor ve finaliyle efsane olmaya imza atıyor. Dizide hayran bıraktıran çok fazla ince detay var öyle ki tekrar tekrar izlediğinizde yeni fark ettiğiniz. Bir dizi karakterlerin değişimini, birbirleri üzerindeki psikolojik etkiyi, bir bireyin verdiği kararın aslında herkesi etkilediğini ancak bu kadar güzel anlatabilir. Bryan Cranston ve Aaron Paul mükemmel oyunculuk sergiliyor ki dizideki tüm oyuncular aslında aynı şekilde oyunculuklarını döktürüyor. Net hayatımda izlediğim dizilerin kralıdır. Böyle bir şaheser bir daha gelmez dünyaya. İzleyin izlettirin.
PS:Hala El Camino ve Better Call Saul izlememenin utancını yaşıyorum evet.
Liseden beri ertelediğim (abartmıyorum) filmi an itibariyle kapattım. Ben sevdim, keyifliydi. Will Smith ve Margot Robbie arasındaki uyum çok hoşuma gitti. Jess'in Nicky'i dolandırmaya çalışmasıyla başlayan film Nicky'nin Jess'e işi öğretmesiyle devam ederken bu iki karakterin yolları ayrılır fakat üç…devamıLiseden beri ertelediğim (abartmıyorum) filmi an itibariyle kapattım. Ben sevdim, keyifliydi. Will Smith ve Margot Robbie arasındaki uyum çok hoşuma gitti. Jess'in Nicky'i dolandırmaya çalışmasıyla başlayan film Nicky'nin Jess'e işi öğretmesiyle devam ederken bu iki karakterin yolları ayrılır fakat üç yıl sonra tekrar kesişir. Hikaye çok özenli değil yer yer zorlamalar da var fakat hoş müzikleriyle keyifli bir film, izlenir. Bu kadardı, iyi geceler.
Olumlu tek yönü oyunculukları. İlk bir saatini sıkılarak izledim sonrasını x1.5 alarak bitirdim. Sonu olmayan filmleri genelde sevmem ki bunu da sevmedim. Bu kadar gürültü çıkarmasının nedeni ne onu da anlayamadım. Bazıları "duygularımı yerden yere vurdu." "çok ağladım" "ikinci defa…devamıOlumlu tek yönü oyunculukları. İlk bir saatini sıkılarak izledim sonrasını x1.5 alarak bitirdim. Sonu olmayan filmleri genelde sevmem ki bunu da sevmedim. Bu kadar gürültü çıkarmasının nedeni ne onu da anlayamadım. Bazıları "duygularımı yerden yere vurdu." "çok ağladım" "ikinci defa izleyip mest oldum" gibi yorumlarda bulunmuş. Şaşkınım... Belki bu kadar abartıldığını görmeden izleseydim filme karşı böyle tilt olmazdım ama gereksiz doldurma var. Çok da bir şey söylemiyorum çünkü performans filmi olduğu ortada. Bu kadardı... Kendinize iyi bakın.
Spoiler içeriyor
Hiç film yorumlamak istemiyorum ama bu alışkanlığı da kaybetmek istemiyorum. Yaptığım yorumlar öyle aman aman değiller. Naçizane... Neyse gelelim bir Nolan şaheseri olan filme. Robert ve Alfred kariyerlerinin başında iki sihirbaz arkadaş. Bu arkadaşlık fazla sürmez ve yerini hırs, düşmanlık,…devamıHiç film yorumlamak istemiyorum ama bu alışkanlığı da kaybetmek istemiyorum. Yaptığım yorumlar öyle aman aman değiller. Naçizane... Neyse gelelim bir Nolan şaheseri olan filme. Robert ve Alfred kariyerlerinin başında iki sihirbaz arkadaş. Bu arkadaşlık fazla sürmez ve yerini hırs, düşmanlık, nefret, kıskançlık alır. Öyle ki artık birbirlerini sabote etmeye çalışan iki ezeli rakip olurlar. Nolan filmi üç ayrı zaman diliminde ele almış ve yine mükemmel bir zaman kurgusu ortaya çıkarmış. Ayrıca Tesla ve Edison'a değinilmesi de inceydi. İlk izleyişimde yarıda bırakmıştım, bunu ikinci izleyişim olarak saymıyorum çünkü film izledikçe yeni şeyler keşfedilen yapıtlardan. Küçük çocuğun kuş öldüğünde peki kardeşi nerde dediği sahnede aklıma Aamir Khan'ın Dhoom 3 filmi geldi ve orada tahmin etttim ikizi olduğunu. Öğrendiğimdeyse aklıma ilk gelen şey Sarah'ın kendisini sevdiğini söyleyen Alfred'e bugün beni gerçekten sevmiyorsun demesi aklıma geldi. Ayrıca izlerken fark etmediğim ama sonra okuduğum bir şey de şu anagram:Alfred Borden ve mühendisinin adı Bernard Fallon. Kısacası hikayesiyle, senaryosuyla, oyuncularıyla, geçtiği dönemi yansıtması sebebiyle de tam bir başyapıt.
"Anlatman için peşinden koşarlar ama söylediğin anda gözlerinde bir hiç olursun, bir hiç."
Mükemmel! Şu ana kadar izlememiş olmanın pişmanlığını yaşıyorum.Üç ayrı film içeren bu seriye bilinçsizce 2. filminden başlamış oldum. Çoklu kişilik bozukluğu olan Kevin'in üç genç kızı kaçırmasıyla başlayan film 23 ayrı kişiliği - ki filmin sonuna doğru 24. kişilik de…devamıMükemmel! Şu ana kadar izlememiş olmanın pişmanlığını yaşıyorum.Üç ayrı film içeren bu seriye bilinçsizce 2. filminden başlamış oldum. Çoklu kişilik bozukluğu olan Kevin'in üç genç kızı kaçırmasıyla başlayan film 23 ayrı kişiliği - ki filmin sonuna doğru 24. kişilik de ortaya çıkıyor- 'ışığı' devralma sonucu önümüze seriyor. Baş karakterimiz Kevin'inbir de Dr. Fletcher ile görüşmelere gidiyor ve bu sayede karakterin çocukluk travmalarını az çok görüyoruz. James Mcavoy oyunculuğu için paragraflarca övgü yazabilirim. Shyamalanın bazı sahnelerde verdiği detaylar çok hoşuma gitti. Film adına eleştiri yapacak olursam ana karakterin süper kahramanlaştırılması yani bıçak işlemiyor, kurşun işlemiyor. Sanırım devam filmi de süper kahramanlık üzerine kurulu bu beni bir miktar üzdü. Keşke sadece psikolojik gerilim olarak ilerlerseydi. 10/9
Son zamanlarda izlediğim en iyi filmler arasına girer. Düşük bütçeyle tek oda ve az oyuncuyla çekilmiş hiçbir efektin olmadığı harika bir bilimkurgu olan bu film tarih profesörü olan John'un 14.000 yıldır yaşadığını iddia etmesi üzerine kurulu. Bu iddia üzerine odada…devamıSon zamanlarda izlediğim en iyi filmler arasına girer. Düşük bütçeyle tek oda ve az oyuncuyla çekilmiş hiçbir efektin olmadığı harika bir bilimkurgu olan bu film tarih profesörü olan John'un 14.000 yıldır yaşadığını iddia etmesi üzerine kurulu. Bu iddia üzerine odada bulunan anantropolog, arkeolog, hristiyan din bilimci, biyolog, psikolog ve diğer profesörler durumu irdelemeye ve sorular sormaya başlar. O kadar etkileyiciydi ki hiç bitsin istemedim. Bir an orda olup sorular sormak istedim. Hiçbir mantık hatası içermiyor e tabi film yazarı Jerome Bixby hayatının 38 yılını bu senaryoya vermiş. Tekrar tekrar izelenilecek kendine hayran bıraktıran bir film. Mutlaka izleyin izlettirin.
Korku filmi neredeyse hiç izlemem. Bugün dört arkadaş oturup korku filmi izleyelim dedik ve biraz bakınıp bilimsel olarak dünyanın en korkunç filmi olan Sinister'i izleyelim dedik. Korku filmlerinde aniden bir şey çıkması falan beni aşırı korkutuyor. Fakat bunda korkmadım daha…devamıKorku filmi neredeyse hiç izlemem. Bugün dört arkadaş oturup korku filmi izleyelim dedik ve biraz bakınıp bilimsel olarak dünyanın en korkunç filmi olan Sinister'i izleyelim dedik. Korku filmlerinde aniden bir şey çıkması falan beni aşırı korkutuyor. Fakat bunda korkmadım daha çok gerilim filmi gibi. E tabi dört kişi oturup korku filmi izleyince de her şeye kılıf uydurup gülmeye başlıyorsunuz. Şundan da eminim tek izleseydim her an bir şey çıkacak korkusundan devam edemezdim orası ayrı. Kurgusu, müzikleri ve efektleriyle gayet başarılı. Sadece çocukların elleriyle şş yapması klişe kaçmış. Konusu cinayet kitapları yazan bir babanın kitabına malzeme olsun diye araştırmak istediği cinayetin peşine düşmesi. Bunun için taşındığı evde video kasetlerini izler ve olay ordan sonra patlar.
Şöyle bir şey okudum ilhamını 'The Ring' filmini izleyen C. Rober Cargill’in gördüğü kâbustan almış. Ayrıca dün Ethan Hawke'nin aşk filmini bugünse korku filmini izlemek de biraz garip oldu. Gerilim sevenlere önerilir.
İlk filmini ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum bile. Denk geldim izleyeyim dedim hatta bundan sonra üçüncü filmini de izlerim diyip açtım filmi. İlk yarım saatinde kapatma isteği doğudu içime ben de girip yorumlara baktım beğenmeyen yok neredeyse. "İzle Yekta sende bir…devamıİlk filmini ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum bile. Denk geldim izleyeyim dedim hatta bundan sonra üçüncü filmini de izlerim diyip açtım filmi. İlk yarım saatinde kapatma isteği doğudu içime ben de girip yorumlara baktım beğenmeyen yok neredeyse. "İzle Yekta sende bir terslik var" diyip bitirdim. Evet, tamam diyaloglar hoş falan ama ben karakterle niye gıcık oldum bilmiyorum. Hareketleri beni çok sinir etti. Üçüncüsünü de izlemem zaten. Ama siz yine de izleyin bence bende terslik olabilir.
İzlemek istediğim ama bir arkadaşımın sağlam kafayla izle demesiyle ertelediğim filmi tabiki sağlam kafayla izlemedim. Yazacak bir şey de bulamadım resmen. Nerden başlasam çekimlerden mi, soundtracklerden mi, oyunculardan mı? Cidden sağlam kafayla izlenmesi gerekiyor. O buzdolabı sahnesini, Harry'nin hasta koluna…devamıİzlemek istediğim ama bir arkadaşımın sağlam kafayla izle demesiyle ertelediğim filmi tabiki sağlam kafayla izlemedim. Yazacak bir şey de bulamadım resmen. Nerden başlasam çekimlerden mi, soundtracklerden mi, oyunculardan mı?
Cidden sağlam kafayla izlenmesi gerekiyor. O buzdolabı sahnesini, Harry'nin hasta koluna iğne yapmasını, uyuşturucu sahnelerini, Sara'nın dibe çöküşünü çok uzun bir süre aklımdan atamayacağım sanırım. Film boyu her şeyin en ucunu yaşadım zirveye çıktım ve aniden dibe çöktüm, inanılmaz rahatsız oldum hatta yer yer tüylerim ürperdi. Aronofsky bir şaheser çıkarmış bu açık net ortada ama film kötü. Yani kötü derken insan üzerindeki etkisi kötü. Bilmiyorum sanırım buzdolabı üstüme üstüme geliyor ben bir gerildim.