Aksiyon içinde vardı. Ama bazı anlamlı sahnelerde vardı. Ve bu anlamlı sahneler olunca genelde en sevdiğim olur. Ant Man serisinin en sevdiğim filmi oldu. "MY NAME IS M.O.D.O.K and I'M NOT A DICK" Adım modok ve ben bir pislik değilim....…devamıAksiyon içinde vardı. Ama bazı anlamlı sahnelerde vardı. Ve bu anlamlı sahneler olunca genelde en sevdiğim olur. Ant Man serisinin en sevdiğim filmi oldu.
"MY NAME IS M.O.D.O.K and I'M NOT A DICK"
Adım modok ve ben bir pislik değilim....
Bir kötünün son anda bile doğru yolu seçebileceğini gösteren bir sahneydi.
"her kötünün içinde biraz iyilik, her iyinin içinde de biraz kötülük vardır."
Bu kadar nçdnkdkdkd yorumum çünkü ne zaman izledim o yüzden bu kadar.
Ama dediğim gibi en sevdiğim Ant-Man filmi oldu.
Onun dışında baba-kız bağının gelişmesini görmek duyguluydu. Beraber savaştıkları kısımda çok güzeldi.
1 filmiyle aynı lezzette bir film olmuş. Ama bu sefer daha aksiyonlu. Karakterlerimiz Karayiplere bir tatile gider. Ve Marcus orda bir iş görüşmesi yapar ki asıl gitme amacıda budur. Tatil bahane iş şahane kafası olarak düşünün. Ancak bu tatil sırasında…devamı1 filmiyle aynı lezzette bir film olmuş. Ama bu sefer daha aksiyonlu.
Karakterlerimiz Karayiplere bir tatile gider. Ve Marcus orda bir iş görüşmesi yapar ki asıl gitme amacıda budur. Tatil bahane iş şahane kafası olarak düşünün.
Ancak bu tatil sırasında beklenmedik bir ziyaretçi gelir. Ve belki işleri mahvetme raddesine kadar getirebilirdi. Her şey bu sürpiz olarak gelen karakterimizin yüzünden sarpa sarar. Karakterlerimizin başlarına türlü türlü olaylar gelir.
Bu serinin 2.filmi baya aksiyonluydu. Yani komedi filmi olarak geçiyor ama içinde bol aksiyon vardı bana göre. Eğlenceliydi.
Vacation Friends serisini gerçekten kafanızı dağıtmak ve biraz olsun eğlenmek istiyorsanız bence izleyin.
Yorumum bu kadardı, teşekkürler iyi günler...
Kalın sağlıcakla
Game of thrones havasında, tarihi bir komedi. Arada ironik göndermeler var. Görsel efektleri batmayan absürd bir tarihi komedi dizisi. Artık instagramda önüme çıkmasına dayanamayıp bir şans verdim bugün ve bitti. Gerçekten çok eğlenerek izledim. Özellikle dkdkd şu sahnede çok güldüm.…devamıGame of thrones havasında, tarihi bir komedi. Arada ironik göndermeler var.
Görsel efektleri batmayan absürd bir tarihi komedi dizisi.
Artık instagramda önüme çıkmasına dayanamayıp bir şans verdim bugün ve bitti. Gerçekten çok eğlenerek izledim.
Özellikle dkdkd şu sahnede çok güldüm. "Kılıç yapıştırıyo diyemedim,bana yapıştırıyo dedim. Var mı senin için bir sorun?" Ndmxkxldkdkkfff
Bazem konusunu yazasım gelmiyor artık. Sonuçta konuyu internetten bakınca da görüyorsunuz. Konu yazmak yerine dizi yorumlarının bende bıraktığı etkiyi yazmayı tercih ediyorum artık.
Her neyse çok iyiydi. Giray Altınok'un oyunculuğu şahaneydi. 2.sezonu merakla bekliyor olacağım.
Bu kitaptan aldığım ders şudur; Ne pahasına olursa olsun umudunu kaybetme. Hayat belki zorluklar gösteriyordur ancak bu sonsuza kadar sürmez tamamen zor geçecek hep çıkmazlar olacak diye bir kaide yok. Günler, aylar ve yıllar geçse de o ektiğin umut bir…devamıBu kitaptan aldığım ders şudur;
Ne pahasına olursa olsun umudunu kaybetme. Hayat belki zorluklar gösteriyordur ancak bu sonsuza kadar sürmez tamamen zor geçecek hep çıkmazlar olacak diye bir kaide yok. Günler, aylar ve yıllar geçse de o ektiğin umut bir gün yeşerecek.
En etkilendiğim kısımda kitabı okuyanlar neyi kastettiğimi anlayacaklardır. O bakır paranın iki yüzününde tura olması. İhtiyarımızın köpeğine vefalılığı...
Biri suda biri karada olan iki yanardağın birbirlerine kavuşma isteklerini sonunda vuslata ermelerini anlatan kısa bir animasyon filmi. Yine sıcak bir animasyondu izlenir.
Bir karahindibayı üfledikten sonra oğlunun uçabildiğini fark eden bir babanın oğluna yargılayan gözlerle bakılmasın diye onu gizlemeye çalışma çabasını anlatan ve sonrada onu olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini anlayan bir babanın hikayesini anlatan kısa bir animasyon filmi. Ben beğendimm izlemenizi…devamıBir karahindibayı üfledikten sonra oğlunun uçabildiğini fark eden bir babanın oğluna yargılayan gözlerle bakılmasın diye onu gizlemeye çalışma çabasını anlatan ve sonrada onu olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini anlayan bir babanın hikayesini anlatan kısa bir animasyon filmi.
Ben beğendimm izlemenizi tavsiye ederim.
Babası ve Dedesi tarafından ilk defa işe götürülen bir çocuğun bi sorun karşısında onları gözlemleyerek onların çözemediği sorunu kendi başına çözüp kendini bulmasını anlatıyor. Görsel olarak çok güzel bir kısa animasyondu.
İçinizi ısıtacak sıcak bir animasyon arıyorsanız kesinlikle bunu izleyin, 8 dakikalık bir animasyon. Ayrıca 2019 yılında en iyi kısa animasyon filmi oscarı almış. Film evin boş olmasından dolayı çinli bir kadının yaşadığı yalnızlığı konu almış. Aslında bu yalnızlık büyüttüğü oğlunun…devamıİçinizi ısıtacak sıcak bir animasyon arıyorsanız kesinlikle bunu izleyin, 8 dakikalık bir animasyon. Ayrıca 2019 yılında en iyi kısa animasyon filmi oscarı almış.
Film evin boş olmasından dolayı çinli bir kadının yaşadığı yalnızlığı konu almış.
Aslında bu yalnızlık büyüttüğü oğlunun evlenip barklanmasından kaynaklı bir yalnızlık.
Çin çöreği yapan annemizin, yaptığı çörek canlanır. Oğlu yaşadığı hikayede bunun üzerinden anlatılır. Ki oğlu da aynı çin çöreğine benzemektedir.
Gerçekten çok sıcak bir animasyondu. İzlemenizi tavsiye ederim. İzleyecek çok şeyim var demeyin gidin izleyin 8 dakikacık zaten.
Herkese merhabalar! Bugün o ortalığı kasıp kavuran hatta film severler arasında neredeyse bi iç savaş başlatacak olan iki filmden birinin yorumuyla karşınızdayım, nihayet dün izledim. Öncelikle tüm samimiyetimle şunu söylemeliyim ki filmin hiçbir şekilde fragmanını dahi izlemedim. Hiçbir fikrim yoktu.…devamıHerkese merhabalar!
Bugün o ortalığı kasıp kavuran hatta film severler arasında neredeyse bi iç savaş başlatacak olan iki filmden birinin yorumuyla karşınızdayım, nihayet dün izledim.
Öncelikle tüm samimiyetimle şunu söylemeliyim ki filmin hiçbir şekilde fragmanını dahi izlemedim. Hiçbir fikrim yoktu. Sadece sağdan-soldan şirinlerdeki gibi gerçek bir dünyaya geçiş olduğunu biliyordum o kadar, onun dışında hiçbir fikrim yoktu.
Film beklentimin üzerindeydi e tabi beklenti çok düşük olunca.Ben çok cringe bir şey bekliyordum. Böyle çocuksu tarafları felan filan var zannediyordum ama gerçekten yoktu.
1959 da Ruth Handler tarafından kızından ilham alınarak yaratılan bir bebeğin ve ortalığı yakıp geçen, oyuncak sektörüne tüm faşizmliğiyle katkı sağlayan bunu da geçtim herkesin gerçekten güzellik algısını yöneten ve çoğu zaman kendi özünü, kendi kişiliğini unutup her insanın kendine biricikliğini boş verip o zamanların kadınlarını,kızlarını barbie olmak istekleriyle geçen 1959lardan günümüze kadar uzanan bir hikayenin senaryosu biraz daha derli toplu olabilirdi. Fakat yukarıda dediğim gibi film beklentimin üzerindeydi.
Filmde kadınların güzellik algılarıyla ilgili mesajları gerçekten güzeldi. Özellikle Gloria karakterinin söylediği kadınların yeri hakkındaki tiratları...
Filmde verilmek istenilen mesajlar güzeldi. Gayette yerindeydi. Film hayal dünyası olan barbieland'in anaerkil düzeninin ve gerçek dünyada olan ataerkil düzeninin çatışmaları etrafında dönüyordu. Ancak sonunu beğenemedim,zaten günümüzde kadın erkek ayrımı hala bir sorunken keşke sonda herkes eşit bir şekilde olsaydı. Hümanist bir sonla bitebilirdi diye düşünüyorum.
Ruth Handler sahneleri güzel ve duygusaldı.
Müzikler bence çok iyiydi hatta sinemada sadece 4 kişilik arkadaş grubumla olunca bazı şarkılarda dans bile ettim.
Müziklerin sözleride güzeldi, durumu yansıtmaya özen göstermişlerdi.
Oyuncu seçimleri iyiydi ancak ve ancak Ryan Gosling' i Ken karakterinde görünce ya bu ne şimdi olmuş mu? gibi şeyler söyledim. Bakın adamın oyunculuğuna asla hiçbir lafım yok olamaz da ama keşke saçlarını sapsarı değilde daha koyu bir renk veyahut koyu bir sarı yapsalardı. Çok sırıttı izlerken.
Misal Margot Robbie de tam bi barbie değil daha fazla porselen makyaj beklerdim ama sırıtmadı. Ona barbie'yi çok yakıştırdım.
Şu olayı da çok sevdim; tuhaf Barbie hani diyo ya dünyamızın bozulmaması adına seninle oynayan çocuğu iyileştirmelisin. Orda asıl iyileştirmesi gereken aslında Anne ve çocuğun ilişkisi olması ve sonunda da bunun olması orda bi tık duygulandım.
Bir de bir sürü çeşit barbie varken (hamile,kilolu, siyahi vs.) Ken karakterinin de aynı şekilde olmasını isterdim. Kilolu,Engelli vs. Kenler görmek isterdim. Çünkü her Ken kaslı ve karizmatik olmak zorunda değil.
Mattel göndermeleri ve başka filmlere olan göndermelerde iyiydi.
Film seyir keyfi açısından iyiydi. Ama sinema da izlesenizde olur izlemesiniz de olur.
Filme puanım 7/10, 3 puanı hümanist bir sonla herkese karşı eşit bitmediği için kırdım.
Yorumum burda bitmiştir.
Hadi kalın sağlıcakla.
🙆♂️🙆♀️🙆🏻♂️🙆🏻♀️🙆🏼♂️🙆🏼♀️🙆🏽♂️🙆🏽♀️🙆🏾♂️🙆🏾♀️🙆🏿♂️🙆🏿♀️
Spoiler içeriyor
Herkese merhabalar bugün ilk defa bir animasyon filminin yorumuyla karşınızdayım. Film ilk 5-10 dakika felan beni açmadı ancak sonrasında hikayeye girmesiylede ekrandan ayrılamama neden oldu. Ağzım açık, çok gergin bir şekilde izledim. Film; 2 dalmaçyalı ırk olan köpeklerin 15 tane…devamıHerkese merhabalar bugün ilk defa bir animasyon filminin yorumuyla karşınızdayım.
Film ilk 5-10 dakika felan beni açmadı ancak sonrasında hikayeye girmesiylede ekrandan ayrılamama neden oldu.
Ağzım açık, çok gergin bir şekilde izledim.
Film; 2 dalmaçyalı ırk olan köpeklerin 15 tane küçük yavrularını onların sahiplerinden almak isteyen bir kadının o yavruları almaya çalışmak için verdiği uğraşı anlatıyor. Yani Cruella de Vil
Yaratılmış tüm hayvanları seven biri olarak, köpekler ve maymunlara ayrı bir zaafım var ki bu filmde görüyorsunuz ki köpeklerden ibaret.
O köpeklerin derisinden kürk yapılmak adına öldürülmek için kaçırılmasına çok üzüldüm. Ki bunu live action versiyonunu hayranlıkla izlediğim Cruella mızın yaptırıyo olmasına da ayrı bir gıcık oldum. Ben film izlerken de kendimi çok kaptıranlardan biri olduğum için ağzıma ne geldiyse de sövdüm. Cruella belasını bulursa jdkdjd benim dualarımdandır.
O köpekler kaçmaya her çalıştıklarında "hadi,hadi" tezahüratlarım odanın içinde yankılandı. Beni bu konuda çok içine çekti diyebilirim.
Onun dışında sıcaklık açısından güzeldi, beni her anlamıyla içine çekti.
Live action olarak izlediğiniz filmle Cruella'ya olan hayranlığınızın devam etmesini istiyorsanız bence izlemeyin. Çünkü ben Cruella mızın gerçek yüzünü burda gördüğümde sinirlendim açıkçası.
Şimdi yalan olmasın o ikisini de ayrı tuttum çünkü live action versiyonu hikaye açısından çok iyiydi ordaki Cruellayı çok seviyorum. Ve o Cruella'nın devam filmleri olursa bu animasyondaki gibi hayvan öldürtüp kürk yapma isteği olmadığı sürece live action Cruella'ya olan sevgim devam edecek..
Her neyse çok uzattım hadi hoşça kalın.
Sizin yorumlarınız nelerdir?