Sabahattin Ali, bu romanında bireyin toplumla olan mücadelesini çarpıcı bir şekilde işler. Feodal yapı, adaletin çürümüşlüğü, bireyin yalnızlığı ve aşk gibi temalar ön plandadır. Gerçekçi anlatımı ve psikolojik derinliğiyle dikkat çeker. Dileyen aynı isimli filmi youtube üzerinden bulup izleyebilir. Oldukça…devamıSabahattin Ali, bu romanında bireyin toplumla olan mücadelesini çarpıcı bir şekilde işler. Feodal yapı, adaletin çürümüşlüğü, bireyin yalnızlığı ve aşk gibi temalar ön plandadır. Gerçekçi anlatımı ve psikolojik derinliğiyle dikkat çeker.
Dileyen aynı isimli filmi youtube üzerinden bulup izleyebilir. Oldukça başarılı ve aslına uygun bir uyarlamadır.
Genç Werther’in Acıları – Johann Wolfgang von Goethe Mektup biçiminde yazılan bu eser, duyarlı ve melankolik bir genç olan Werther’in, Lotte adlı nişanlı bir kadına duyduğu umutsuz aşkı ve bu aşkın yol açtığı ruhsal çöküşü anlatır. Werther’in iç dünyası, doğayla…devamıGenç Werther’in Acıları – Johann Wolfgang von Goethe
Mektup biçiminde yazılan bu eser, duyarlı ve melankolik bir genç olan Werther’in, Lotte adlı nişanlı bir kadına duyduğu umutsuz aşkı ve bu aşkın yol açtığı ruhsal çöküşü anlatır.
Werther’in iç dünyası, doğayla kurduğu bağ ve insan ilişkilerine karşı duyarlılığı, eseri erken romantizmin öncülerinden biri haline getirir. Aşk, bireycilik, toplum baskısı ve intihar gibi temalar çarpıcı bir şekilde ele alınır. Goethe’nin genç yaşta yazdığı bu eser, yayınlandığı dönemde büyük ses getirmiş, hatta Avrupa’da “Werther modası” ve trajik bir “Werther intihar dalgası” yaratmıştır.
Edebi açıdan güçlü dili, derin psikolojik çözümlemeleri ve dönemin sosyal yapısına getirdiği eleştirilerle Genç Werther’in Acıları, klasik edebiyatın temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir.
Jack London'un sıradışı hayal gücünden sıradışı bir hikaye. Eser bize en ilkel atalarımızın zorlu hayatlarından kesitler sunarak, bizi Evrimi araştırmaya itiyor.
Dostoyevski'nin 1861 de yayınladığı, yayınladığı zaman fazlaca eleştirilmiş ancak zamanla beğenilmiş ve en çok okunan kitaplarından olan eseri. Eser hemen her Dostoyevski kitabında olduğu gibi zamane Rus toplumunun farklı tabakalarına fazlaca ışık tutuyor ve bizi çok da zorlanmadan o zamanlara…devamıDostoyevski'nin 1861 de yayınladığı, yayınladığı zaman fazlaca eleştirilmiş ancak zamanla beğenilmiş ve en çok okunan kitaplarından olan eseri.
Eser hemen her Dostoyevski kitabında olduğu gibi zamane Rus toplumunun farklı tabakalarına fazlaca ışık tutuyor ve bizi çok da zorlanmadan o zamanlara götürüyor. Eserde her türden insan görmek, bu insanalrın anlayışlarını, hayata bakışlarını ve olaylar karşısındaki tutumlarını anlamak mümkün.
Kitabı okurken, anlatıcının da dahil olduğı paralel ilerleyen bir biri ile bağlantılı iki farklı hikaye okuyoruz. Bir yanda, kitaba Ezilenler ismini verdirdiğini düşündüğüm bahtsız Neli'nin, öbür yanda havai, zaman zaman çok sıkıcı, gereksiz geveze, bir türlü empati kuramadığım ve kitaptaki iki güzel kadının birden kalbini kazanmasına rağmen ( kesinlikle en sevmedğim ve anlayamadığım tek kısım buydu) beni hiç etkilemeyen Alyoşa'nın öyküsü. Kitapta günümüz Türkiye'sinde yaşayan birinin kolaylıkla anlayıp sindiremeyeceği ,empati kuramayacağı bir romantizm yoğunluğu mevcut ( aşırı duygusallıktan ve sevgi selinden ötürü sürekli ayılıp bayılmalar, şeytani kötülükleri yaparken veya dile getirirken bile müthiş bir resmiyet ve kibarlık gösterisi gibi) . Bazen bu yoğunluğu abartılı bulduğumu belirtmem gerek. En nihayetinde en çok etkilendiğim olmasa da her Dostoyevski eseri gibi okunmaya değer bir klasik. 👌
Jack London'un Martin Eden eserinde hafiften ipucu verdiği, engin denizcilik bilgilerini konuşturduğu sürükleyici bir serüven. Okurken denzicilikle alakalı istemediğiniz kadar çok kavram öğreniyorsunuz.
" Bir köşeye çekilip ahlak bozukluğumla bir ömrü nasıl heba ettiğimi, kötücül, boş gururum yüzünden yaşayan alemle her türlü bağı keserek nasıl yeraltına çekildiğimi uzun bir öykü gibi anlatmanın hiç bir ilginç yanı yok elbette..." Dostoyevski'den yine kelimelere sığdırılamayacak derecede…devamı" Bir köşeye çekilip ahlak bozukluğumla bir ömrü nasıl heba ettiğimi, kötücül, boş gururum yüzünden yaşayan alemle her türlü bağı keserek nasıl yeraltına çekildiğimi uzun bir öykü gibi anlatmanın hiç bir ilginç yanı yok elbette..."
Dostoyevski'den yine kelimelere sığdırılamayacak derecede harikulade bir eser. Edebiyat bir tabak makarna olsaydı sosu Dostoyevski olurdu. Müthişti. 👌
Ulvi'nin şiş suratının gözümüze battığı, ulan dizi şerefine bi kere de şöyle adam gibi bir film çekeydiniz dedirten, iş yaparken arka planda oynatmalık, komiklik suyuna azcık değdirilip çıkarılmış öylesine bir yapım.