Bu kitap kendi içimde çok derin yerlere ulaşabildi. İlk başlarda biraz tekrara düşmüş olsa da orta kısımlarında vermek istediği masajı çok net aldım ve yöntemleri deneyince kendimi iyi hissettiğimi ve bambaşka bakış açıları kazandığımı, kurban bilincinden çıkıp "bana bu yapıldı,…devamıBu kitap kendi içimde çok derin yerlere ulaşabildi. İlk başlarda biraz tekrara düşmüş olsa da orta kısımlarında vermek istediği masajı çok net aldım ve yöntemleri deneyince kendimi iyi hissettiğimi ve bambaşka bakış açıları kazandığımı, kurban bilincinden çıkıp "bana bu yapıldı, şöyle böyle oldu" tarzı cümlelerin gereksiz olduğunu anladım. Bazı şeyleri değiştiremeyiz ama ilerlemek istiyorsak, değiştiremesek de kabul etmek zorundayız.
Ve bu kabul etme aşaması en zor olan, zamana yayılan bir şey. Bazen şunu söylemek geçiyor içimizden. Bizden öncekilerin çözemediği, kaçtığı travmaları neden biz aldık? Birçoğu kendisiyle yüzleşmekten kaçıp bilinçsizce aktarma yolunu seçti. Tabi ki bizden öncekiler bunları çözemezdi, çünkü çözmek için fark etmek gerekir. Onlara bunu fark ettirebilecek şeylerden de yoksundular. Belki onlar travmalarının farkında bile olamayan, kitapta anlatıldığı gibi travmalarını sadece imge, görüntüyle hatırlayabilen kendinden uzak insanlar olabilirlerdi. Veya yeterince kendilerini ve aile dizilimlerini tanımlandıramadıkları için bunları çözemediler ve bunlar bizde hayat buldu. Kendimi bunları çözme konusunda yeterli görüyorum ama yine de bu yolculuk kısa bir yolculuk asla değil. İnsanın kendini keşfetme, tanıma ve anlama yolculuğu ömür boyu sürüyor.
✨️Kitapta en çok dikkatimi çeken, bakış açımı değiştiren şey şu oldu; "Birçok kişi alamadığı bir duyguyu size veremez. Bunu başarabilenler kendini geliştirip çözebilen kişilerdir" Kitaptaki bazı cümlelerden sonra kırgınlıkları kızgınlıkları bırakıp empatiye geçiyorsunuz..Fakat bu kitap kısa sürede okunacak bir kitap değil. Sindire sindire kendinizi ve atalarınızı çözümleyebilirsiniz çünkü biz ne kadar kendimizi bir 'birey' zannetsek de görünmez iplerle onlara bağlıyız...
‘Güçlülük, yürekli olmayı gerektirir. Yüreklilikse insanın kendi gerçekleriyle yüzleşebilmesini içerir. İnsanın kendine yabancılaşması pahasına kazanılan güç gerçek güç değildir. ‘Çünkü bir insana değer vermek,onun gerçeklerini anlamaya çalışmak ve onu olduğu gibi benimseyebilmektir. Ama birçok kişi diğer insanlara değer verdiği sanısıyla…devamı‘Güçlülük, yürekli olmayı gerektirir. Yüreklilikse insanın kendi gerçekleriyle yüzleşebilmesini içerir. İnsanın kendine yabancılaşması pahasına kazanılan güç gerçek güç değildir.
‘Çünkü bir insana değer vermek,onun gerçeklerini anlamaya çalışmak ve onu olduğu gibi benimseyebilmektir. Ama birçok kişi diğer insanlara değer verdiği sanısıyla aslında kendi narsist ihtiyaçlarına doyum sağlar.
‘Değersizlik duyguları yaşayan biri için diğer insanlar ya kendinden üstündür ya da aşağı. Eşiti yoktur. Bazı insanları küçümser, çünkü orada kendisine benzeyen bazı özellikler görür ve bu insanları hoşlanmadığı benliğini kendisine yansıtan bir ayna gibi algılar. Ama bunun bilincinde olmadığı için onları kendisinden daha değersiz bulur. Aslında başkalarını küçümseyen insan, kendisini de küçümseyen, dolayısıyla küçümsenmekten korkan biridir.
‘Kendisini üstün bir varlık olarak algılayan kişi, çevresinden gelen en küçük bir eleştiriye dahi katlanamaz. Gerçek benliğiyle yüzleşmesine neden olan durumları dünyanın sonu gelmişçesine yaşar. Bu nedenle gururunu incitebilecek bir durumla karşılaştığında ya da karşılaşmak üzere olduğunu hissettiğinde o durumdan kaçmaya çalışır.
İnsanlar seziyorlar mıdır tehlikeyi? Çöküşe karşı koyabilmek için çılgınlar gibi mutluluğun peşinde koşarlar, habire mutluluktan dem vurulması bundandır. Böylece başka bir stres meydana gelir ‘mutlu olma stresi’. İnsanlar mutlulukları için her şeyi yapmaya hazırdırlar, bunun tüm kuvvetlerine mal olduğunu fark…devamıİnsanlar seziyorlar mıdır tehlikeyi?
Çöküşe karşı koyabilmek için çılgınlar gibi mutluluğun peşinde koşarlar, habire mutluluktan dem vurulması bundandır. Böylece başka bir stres meydana gelir ‘mutlu olma stresi’. İnsanlar mutlulukları için her şeyi yapmaya hazırdırlar, bunun tüm kuvvetlerine mal olduğunu fark etmezler. Nefes alıp veren bir mutluluk değildir bu, kemale ermenin mutluluğu değildir, tükenmişliği engellemez, tersine tahrik eder.
Spoiler içeriyor
Dostoyevski’yi anlatmaya kelimelerim yeter mi bilmiyorum. Öncelikle öyküyü öylesine güzel ana hatlara oturtmuştu ki rahat ve sürükleyiciliğini hiç kaybetmeden okuyabildim. Ortalarına doğru karmaşıklaşan olayları çözmek uğraştırsa da sonucu çok güzel bağladı ve kesinlikle böyle bir sonuç beklemiyordum... Dostoyevski bu kitabında…devamıDostoyevski’yi anlatmaya kelimelerim yeter mi bilmiyorum. Öncelikle öyküyü öylesine güzel ana hatlara oturtmuştu ki rahat ve sürükleyiciliğini hiç kaybetmeden okuyabildim. Ortalarına doğru karmaşıklaşan olayları çözmek uğraştırsa da sonucu çok güzel bağladı ve kesinlikle böyle bir sonuç beklemiyordum...
Dostoyevski bu kitabında kendisi gibi sara hastası Prens Lev Nikolayeviç Mışkin’de kendini bulmuş, kendini onda yaşatmıştır, anlattığı kendi anılarını yaşayan kendisidir. İç dünyasının yansıması olarak görüyorum bu kitabı. Kitabın karakterlerine gelecek olursam hepsi birbirinden güzel detaylandırılmış, yerleştirilmiş. Konusuna gelince sonunun tamamen farklı biteceğini ummuştum. Nastasya Filippovna’nın ona defalarca şiddet uygulayan eski nişanlısına dönmesini sadece Prens Mışkin ile başlayacağı temiz hayattan korkmasına ve eski nişanlı da olsa bildik kişinin yanında daha huzurlu hissedeceğini düşündüğünden gittiğini belki varsayabilirim. Olan tamamen Aglaya İvanovna’ya oldu. Bu hikayenin ikinci masumu da oydu, belki hataları çoktu fakat böyle bir cezayı hak etmedi. Kitabın suçlusu kimdir diye sorulacak olursa tamamen Prens Mışkin’dir ve kitap isminde olduğu gibi budalalığının sonucunun cezasını çekmiştir...
‘Bunlara inanırsak kurtarabiliriz kendimizi. Lethe Irmağı’nı mutlu geçer, ruhumuzu kirletmeyiz. Benimle inanırsanız ki ruhumuz ölümsüzdür; her iyiliği her kötülüğü yapmak elindedir. O zaman hep bizi yukarılara götüren yolda yürürüz; nerede nasıl olursa olsun bilgelikten ayrılmayız. Böylece hem kendimizle hem de…devamı‘Bunlara inanırsak kurtarabiliriz kendimizi.
Lethe Irmağı’nı mutlu geçer, ruhumuzu kirletmeyiz. Benimle inanırsanız ki ruhumuz ölümsüzdür; her iyiliği her kötülüğü yapmak elindedir. O zaman hep bizi yukarılara götüren yolda yürürüz; nerede nasıl olursa olsun bilgelikten ayrılmayız. Böylece hem kendimizle hem de yaratıcı ile barış içinde yaşarız. Bununla da kalmaz er geç doğruluğun karşılıklarını da elde ederiz; yarışlarda kazananlar nasıl dostlarından türlü armağanlar alırlarsa. Hem bu dünyada mutlu oluruz o zaman hem de anlattığımız o bin yıllık yolculukta...’