Ahlaki ikilemler ve gerçeklerin çarpıştığı aynı zamanda savaşın tüm gereksizliğinin ve iğrençliğinin dışavurumunu yansıtan bir başyapıt . İzlemekte olduğum en iyi savaş filmleriminden
Serinin bence en güzel filmiydi. Baştan beri süregelen hesaplaşma nihayete erdi. Oyunculuk bakımından çok iyiydi. Aksiyon severler için unutulmaz bir film diyebilirim. Sonu üzücüydu lakin. Filmin devamının olmasını dilerdim lakin artık John wick yok. İnsanın sevdikleri uğruna katlandiklari hayatı çok…devamıSerinin bence en güzel filmiydi. Baştan beri süregelen hesaplaşma nihayete erdi. Oyunculuk bakımından çok iyiydi. Aksiyon severler için unutulmaz bir film diyebilirim. Sonu üzücüydu lakin. Filmin devamının olmasını dilerdim lakin artık John wick yok. İnsanın sevdikleri uğruna katlandiklari hayatı çok iyi özetlemiş aynı zamanda. Sevilen kişilerin yanında böylesi bir dunyada dostluklarin da olduğu gösterilmiş.
Bazı düşünürler diğerlerinden ilham alarak ya da diğerlerinin sistemleri üzerine kendi sistemlerini inşaa ederler. Her ne kadar özgün eserler, düşünceler üretecek olsalar bile çıkış noktası daima bir öncekidir. Kierkegaard böylesi düşünürlerden sivrice ayrılan bir düşünür. Kendisine varoluşçuluğun babası diyecek olursak…devamıBazı düşünürler diğerlerinden ilham alarak ya da diğerlerinin sistemleri üzerine kendi sistemlerini inşaa ederler. Her ne kadar özgün eserler, düşünceler üretecek olsalar bile çıkış noktası daima bir öncekidir. Kierkegaard böylesi düşünürlerden sivrice ayrılan bir düşünür. Kendisine varoluşçuluğun babası diyecek olursak sanırim yerinde bir ifade kullanmış oluruz. Düşüncesi tamamen bireysellik üzerine kurulu bir sistemdir. Nitekim varoluşçuluğun esasına baktığımız zaman insan biriciktir, tektir. Hal böyle olunca da kişinin özelde ele alınması gerektiği ileri sürülür. Bundandır ki Kierkegaard da oldukça özel bir düşünce sistemi geliştirmiştir. Kierkegaard'ın aşk anlayışı da sisteminden nasibini almıştır. Bireysellik yolunda öne sürdüğü üç aşama mevcuttur: Estetik aşama, etik aşama ve ilahi aşama. İlahi aşama Kierkegaard'da nihai așamadir ve ulaşılması gereken hedeftir. Bu yüzden sevdiği kadından kendince vazgeçmiştir. Çünkü bir kadına sahip olmak, onunla evlenmek, onunla vakit geçirmek sadece estetik aşamada kalır. Bireyin kendisini gerçekleştirmesi gerektiğini savunan Kierkegaard estetik aşamada kalan aşkı kabul etmeyeceği aşikar oldu böylelikle. Aşık olduğu Regine Olsen'den vazgeçmesi bu yüzden olsa gerek. Lakin Kierkegaard buna vazgeçme demez tersine kendini gerçekleştirme der. Eserinde yaşam felsefesini ve aşk anlayışını görebilmekteyiz geniş açıdan. Kierkegaard gözlem gücü oldukça yüksek bir düşünürdur kanaatimce. Olayları, şeyleri, fenomenleri, ilişkileri derin gözlemleri sayesinde analiz etmiştir kitapta. Böylesi düşünürlerin gözlem gücü yüksek olup da hayal gücü az mı olur. Farkli pasajlarda hayal gücünü nasıl kullandığını sizler de göreceksinizdir sanırım. Sanki bir plan yaparmışcasina hem de. Zeki olmak çıkarım yapmayı da beraberinde getirir. Hele dikkatli ve sistematik gözlemi iyi beceriyorsaniz çıkarım da arkasından hemen gelir. Kierkegaard eserinde özellikle kadınlar hakkında çıkarımda bulunmuştur. Şimdi böyle yapacak daha sonra şöyle olacak ya da böyle olması gerekir gibi yuklemleri içinde barındıran birçok cümle ile karşılaşacaksınız eserde. Hani daha önce plan yapar gibi demiştik ya aynen öyle. Çünkü Kierkegaard kendisince çok iyi ruh analizi yapabilmektedir ve bu konuda kendini yetkin görmektedir. Bu özelliği Schopenhauer ile benzerdir lakin șopi kendisinden sonraki dönemde düşüncelerini dile getirmistir. Etkilenen biri varsa o da șopi'dir. Kierkegaard alfa erkeklerdendir. Tabi esere göre konumlandırıyorum. Okurken erkeklik benliğini üst düzeyde ele alır. Karar verici, hukmedici tarzda. Bu durum kadın okuyucuları rahatsız edebilir gerçi. Ama Kierkegaard işte. Ayn rand in bundan etkilendiğini dile getirebilirim sanırım. Cümlelerinden bolca eril ifadeler barındırır eserinde. Açıkçası Kierkegaard'ın böylesi eril ifadeler kullanacağını ben de sanmıyordum. Okurken afalladim. Kendisine olan güveni kendisini oldukça cüretkar kılmıştır eserde. Ben yaparım, ederim, kırarım. Edebi olarak dile getiriyorsa da bu sokak jargonu bence. Çok güveniyor kendine ama ya. Bu kadar da olmaz diyeceksiniz :) Kierkegaardı anlatacak en önemli argüman korku ve kaygı durumudur. Onun için korku ve kaygı insanı oluşturan, insana yön veren, kararlarını tayin eden durumdur. Bundan ötürü bu konu üzerinde oldukca yoğunlaşmistir. Esrinde bu konuya şu dizelerle değindiğini görebilmekteyiz: "Hasret ne demek? Dil ve şairler bununla kafiyeli bir kelime bulmuşlar: hapis. Ne mantıksız! Sanki yalnız hapiste yatanlar hasret çeker! Sanki insan özgürken hasret çekemez! Özgür kalsaydım, hasret çekmeyecek miydim? Ama diğer taraftan ben özgürüm, bir kuş gibi özgür, yine de nasıl hasret çekiyorum! Sana gelirken hasret çekiyorum, senden ayrılırken hasret çekiyorum, senin yanında otururken bile senin hasretini çekiyorum. İnsan sahip olduğu bir şeyin hasretini çekemez mi? Tabii, belki bir an ona sahip olmayacağını aklından çıkarmazsa. Benim hasretim sonsuz bir sabırsızlık. İlk önce bütün sonsuzlukları baştan başa yaşayıp, her anında bana ait olduğundan emin olunca, ilk kez o zaman sana döneceğim, bütün sonsuzlukları seninle yeni baştan yaşayacağım ve o zaman da bir an bile hasretini çekmeden senden ayrı kalmaya tahammül edemeyeceğim, ama yanında sakince oturacak güvenim olacak. " Kierkegaardı bilenler bu dizelerde nasıl bir korkunun barındığıni iyi hissedeceklerdir. Emin olamama hali ve hükümranlik isteği çok belirgin kendisinde. Belki de sırf bu yüzden estetik aşama yerine ilahi aşamayı nihai aşama olarak ele alır. Neticede estetik aşamada reddedilecek olursa ve estetik asama nihai aşama olmuş olsaydı işler kendisi için pek de iyi olmazdı. Oysaki ilahi aşamada kendisini somut düzeyde yalanlayacak, kötüleyecek, olumsuz duruma düşürecek bir durum söz konusu değildir. Siz bilmezsiniz der ve kendi kabuğuna çekilir gider. Dolayisiyla kendisini zayıf gösterebilecek estetik aşamadan sıyrılıp gider. İlahi aşama uğruna Olsen'den ayrılmadı mı zaten.. Belki de Olsen'e duyduğu kaygı ve korkudan dolayıdir. Uyanıklik işte Papazlara yaraşır bir sapkınlığı söz konusudur. Eseri okurken cinsellik ayağına bir çok ifade göreceksinidir. Erotizm Kierkegaardin eserinde oldukça yer edinmistir. Lakin bu erotizm çok farklı bir erotizm. Anladığımız ilk anda aklımıza gelen bir erotizm değil. Çok üst düzey bir sanat anlayışı barındırır. Bu uğurda kullanmış olduğu bir çok ifadede la bu erotizm değil romantizm diyeceksinizdir. Öyle sapık felan dememek lazım kendisine şimdi. Sapık olmus olsaydı 'ilahi aşama uğruna sevdiğinden vazgeçmezdi' diye düşünüyorum. Nişan - evlilik konusunda da deginmistir eserinde. Ona göre nişan gereksiz bir seromoniden başka hiçbir şey değildir. Evlilik akdini kutsiyetini bozan bir durumdur ona göre. Nişan olmadan direk evliliği savunur kendisi. Katılıyorum ona. En azından masraflar azalır :) Bakirelik konusu Kierkegaardin düşüncelerini şekillendirmistir. Zaten bu konudaki düşüncelerini okuduğunuz zaman istemsiz bir gülme refleksi göstereceksiniz. Neymiş bu bakireler yaw diyeceksiniz. Bakirelik ona göre cesaret kaynağıdır. Bu durumun temellendirilmesini ya ben anlamadım kitapta ya da kitapta öyle bir temellendirmeye gitmemis. Ayrıca kadın ona göre bağımlıdır. Erkek onun efendisi konumunda olmakla birlikte kadının erkeğe itaat etmesi beyefendinin düşüncelerine de sirayet etmiştir. Ona göre kadının özgürlüğü erkeğe bağlıdır. İpler erkeğin elinde çözerse erkek çözer ancak. Kitap bir roman olmakla birlikte felsefi düşüncelerini aktarmaya çalıştığı bir metin aslında. Bazı yerlerde cidden güzel betimlemeler yapmış. Divan edebiyatı gibi. İyi okumalar / Esenlikle
Birine 'şerefsiz' ya da 'oruspu' demek küfür değil belirlenimdir. Temeli doğru olduğu müddetçe de kullanmakta sakınca yoktur. Bu kısa belgeselde şerefsizleri tanıyacaksiniz..
Seri katillerin duygusal durumları evvelden beri işlenen konulardan olmuştur. Bu film de onlardan biri. Filme konu olan seri katil oldukça serinkanlı ve deneyim sahibi olmakla birlikte dikkat çekmeme konusunda bir profesyonel. Sanat anlayışı ile yoğurmus düşüncelerini ve kurbanları bir nevi…devamıSeri katillerin duygusal durumları evvelden beri işlenen konulardan olmuştur. Bu film de onlardan biri. Filme konu olan seri katil oldukça serinkanlı ve deneyim sahibi olmakla birlikte dikkat çekmeme konusunda bir profesyonel. Sanat anlayışı ile yoğurmus düşüncelerini ve kurbanları bir nevi sanat için katletmektedir. Pek tabi tatmin olma duygusu bir türlü kendini gösteremiyor. Hal böyle iken seri katil cinayet işlemekten, işlediği cinayetleri fotoğraflamaktan geri durmaz. Trier'in belki de başyapıtı. Görsel efektleri oldukça güzel bir filmdi. Filmin en güzel sahneleri bence karşılıklı yapılan diyaloglarda yatıyor.
İyi seyirler
Farklı bir konu ile karsimiza çıkmakta film. İntikam almanın gerçekten farklı bir boyutu. Film sade ve basit. Az biraz yavaş ilerliyor. Alanında yetenekli bir Dr'un bilimsel çalışması olarak ele alabiliriz aslında. Cinsiyet değiştirmeyi çok iyi becermis. İşin ilginc kılan ise…devamıFarklı bir konu ile karsimiza çıkmakta film. İntikam almanın gerçekten farklı bir boyutu. Film sade ve basit. Az biraz yavaş ilerliyor. Alanında yetenekli bir Dr'un bilimsel çalışması olarak ele alabiliriz aslında. Cinsiyet değiştirmeyi çok iyi becermis. İşin ilginc kılan ise Dr un kendi çalışmasına karşı istekte bulunması. Hem de dişi bedenindeki bir erkek olmasına rağmen..
İyi seyirler
Dünyayı tahdit eden bir uzaylı saldırısi.. Konuyla alakası olmayan kişilerin rol alıp dünyayı kurtarması ve tüm insanlığın bu amaç uğruna din, dil, ırk ayrımı farketmeksizin el ele vermesi. Belki günümüzde böylesi bir saldırıya ihtiyacımız vardır! Film basit ve sade işlenmiş…devamıDünyayı tahdit eden bir uzaylı saldırısi.. Konuyla alakası olmayan kişilerin rol alıp dünyayı kurtarması ve tüm insanlığın bu amaç uğruna din, dil, ırk ayrımı farketmeksizin el ele vermesi. Belki günümüzde böylesi bir saldırıya ihtiyacımız vardır! Film basit ve sade işlenmiş bence lakin dönemine göre gayet başarılı diyebiliriz. Bilim kurgu türünde izlenmesi gereken filmlerden.
İyi seyirler