Nereye gideceğini bilememiş film. Üstüne derinleşebileceği bir çok fikir atıp hiçbirini dolduramamış maalesef. (Ana karakter hanım kızımıza ne kadar benziyor değil mi?)
Herhangi bir mubi filmi diye bekliyordum bayıldım. Baştan sona kadar ışıklandırma,renk paleti, görsellik ve ses tasarımı harikaydı. Az diyaloglu olmasına, adamın üst üste günlerini ve rutinlerini, tuvalet temizlemesini izlesem de hiç sıkılmadım, çok sürükleyici bir film (tabii bunda adamın rutinlerinin…devamıHerhangi bir mubi filmi diye bekliyordum bayıldım.
Baştan sona kadar ışıklandırma,renk paleti, görsellik ve ses tasarımı harikaydı. Az diyaloglu olmasına, adamın üst üste günlerini ve rutinlerini, tuvalet temizlemesini izlesem de hiç sıkılmadım, çok sürükleyici bir film (tabii bunda adamın rutinlerinin zarafeti de etkili)
Karakterler az konuşuyor, boşa cümle kurulmuyor, duyduğumuz her söz duymamız gerektiği için adeta. Gerçi bu filmin genel başarısı, filmde gereksiz sahne yok da denebilir.
“Bir dahaki sefer, bir dahaki seferedir. Şimdi ise şimdidir”
"Ve bu kadar da kötümser olma. En nihayetinde o kadar da berbat değil. Ne demişler: İtalya’da 30 yıl boyunca Borjiyalar'ın altında savaş, kıyım, cinayet vardı ama Michalengelo, Leonardo ve Rönesans aynı dönemde yaratıldı. Oysa İsviçre’de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve…devamı"Ve bu kadar da kötümser olma. En nihayetinde o kadar da berbat değil. Ne demişler: İtalya’da 30 yıl boyunca Borjiyalar'ın altında savaş, kıyım, cinayet vardı ama Michalengelo, Leonardo ve Rönesans aynı dönemde yaratıldı. Oysa İsviçre’de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı. Ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat!"
Film boyunca hikayede birtakım beklentilere giriyorsunuz ve neredeyse hiç o beklenen şey olmuyor. Film gitmesini beklediğim ya da beklemem gerektiğini düşündüğüm taraflara hiç gitmedi. Matador'a koşan boğa gibi adeta. Buna Noir filmde tercih edilen müzik de dahil edilebilir hatta.
Görsellik çok başarılıydı. Yarı harap Viyana'dan harika verim alınmış. Orson Welles yansıtıldığından çok daha az gözüküyor ama filmin en önemli kısmı olmayı başarıyor yine de(Belki de Jaws veya T-Rex gibi az gözükmesi varlığına önem katıyordur)
Filmin finalinin çok eleştirildiğini gördüm ama bana göre muhteşemdi. Böyle bir film ancak böyle bitebilirdi
The Last Duel’e ilham olmasıyla ilk kez duymuştum bu filmi, nihayet izleyebildim. Bir olayın birden fazla şekilde anlatılmasından doğan ihtilafı ve buna sebep olan şeyin ne olduğunun, insan doğasının iyi mi kötü mü olduğunun bir tartışmasını anlatıyor. Bu film iki…devamıThe Last Duel’e ilham olmasıyla ilk kez duymuştum bu filmi, nihayet izleyebildim.
Bir olayın birden fazla şekilde anlatılmasından doğan ihtilafı ve buna sebep olan şeyin ne olduğunun, insan doğasının iyi mi kötü mü olduğunun bir tartışmasını anlatıyor. Bu film iki kısa hikayeden uyarlanmış. Bunlardan biri olan “In a Grove” olay örgüsüne, aynı adlı “Rashomon” da insan doğasının tahlili kısmına ilham olmuş anladığım kadarıyla.
İzlerken ister istemez hep The Last Duel ile benzerlikleri ve farklılıkları dikkatimi çekti. Bu davada kimin haklı olduğu bu filmde önemli değil, film bunun üzerinde yoğunlaşmıyor. Kimseden taraf olmuyor ve herhangi bir ifadeyi gerçek diye sunmuyor. Bu filmde çizilen dönem portresi de insanı bunaltsa da insanın canını sıkan daha çok bireylerin ne kadar alçalabileceğini göstermesi. The Last Duel ise adı üstünde Fransa’da düelloyla yapılan son yargılamayı komu aldığı için daha farklı. Burada ise insanlardan çok dönemin toplumu ve kabulleri insanın midesini bulandırıyor.
88 dakikanın yarısında kadının ağlaması olmasaydı daha da beğenirdim ama yine de çok güzel
Zamanda geriye gidip “Heath Ledger Joker mi öğğğkkk” diyenleri tekme tokat dövmek istiyorum. Sizin haddinize mi lan hazreti beğenmemek?! “Zamanda geriye gitme şansın olsa onlara saldıracağına Heath Ledger’i kurtarsana” diye düşünebilirsiniz ama ölüm Allahın emri maalesef ve ayrıca zaman çizgisini…devamıZamanda geriye gidip “Heath Ledger Joker mi öğğğkkk” diyenleri tekme tokat dövmek istiyorum. Sizin haddinize mi lan hazreti beğenmemek?! “Zamanda geriye gitme şansın olsa onlara saldıracağına Heath Ledger’i kurtarsana” diye düşünebilirsiniz ama ölüm Allahın emri maalesef ve ayrıca zaman çizgisini bozmak çok tehlikeli olur.
Ben klişeleri seviyorum. Klasik anlatı yapısını, underdog hikayelerini, kahramanlığı, kahramanın prensese, prensesin de kahramana aşık olmasını, kahramanın kötü şövalyeyi yenmesini, asaletin övülmesini seviyorum. Bu film de böyle bir film. Bir masal aslında.
Çok üzücü ya bu adamın bu kadar erken yaşta ölmesi. Oyunculuk muhteşem, karizma, şeytan tüyü desen o da var. Ben eşi dostu olmadığım için onunla daha fazla ahbaplık edemediğim için değil onu daha az izleyebildiğim için üzülüyorum daha çok. Tabii yine de hayatta olup da film çekmemesini tercih ederdim.
Galiba yapılmış en iyi animasyon. Arabalar, Into The Spiderverse, Oyuncak Hikayesi, Kung Fu Panda hepsi çok iyi ama bu çok başka ya. Arabalar 3’te saçmalamasalar veya Across the Spiderverse’de Örümcek-Adam olma değerleri ayaklar altına alınmasaydı belki değişebilirdi ama sonuç ortada.…devamıGaliba yapılmış en iyi animasyon. Arabalar, Into The Spiderverse, Oyuncak Hikayesi, Kung Fu Panda hepsi çok iyi ama bu çok başka ya. Arabalar 3’te saçmalamasalar veya Across the Spiderverse’de Örümcek-Adam olma değerleri ayaklar altına alınmasaydı belki değişebilirdi ama sonuç ortada. Bu film her zerresiyle çok ikonik yahu. Hem taşıdığı mesajlar, hem karakter tasarımları ve arkları, mizahı, göndermeleri, seslendirme performansları -herkesin malumu ama Türkçesi orijinalinin bir tık üstünde kalite olarak shout out to MALİ Erbil🙏🏿- ve finaliyle muhteşem. Yani öyle yaratıcı bir film ve karakterler ki Çizmeli Kedi spin offları bile ayrı olarak muhteşem.
🎶Upside inside out
She’s livin la vida loca🎶
Yine mest olduk yahu
İlk yarısı klasik oryantilist “uhh siz Türkler nasıl diyor?” “Türkler çok misafirperver yeah grand bazaar” “so authentic mmm” “yalla yalla yalla” tarzındaydı o yüzden irrite oldum. Türk temsili de sıkıntılıydı hem görsel hem davranış biçimi açısından. Bu biraz şımarıkça gelebilir…devamıİlk yarısı klasik oryantilist “uhh siz Türkler nasıl diyor?” “Türkler çok misafirperver yeah grand bazaar” “so authentic mmm” “yalla yalla yalla” tarzındaydı o yüzden irrite oldum. Türk temsili de sıkıntılıydı hem görsel hem davranış biçimi açısından. Bu biraz şımarıkça gelebilir ama bir Türk Çanakkale için ghost town ayağı çekmez bence. Veya Anzaklardan “Anzaklar” olarak bahsetmez ama herhalde Anzak olduğunu seyirciye bildirmek için yapmışlar.
Ortasından sonraysa filmin kalitesi yükseliyor. Yan karakterler tipleme olmaktan çıkıp derinleşince film en başta olması gereken noktaya ulaşıyor. Tabii güncel konjonktürün “Never forget dinosaur genocide🥺🥺🥺” olduğu bir ortamda Yunanları İngilizlerin kontrolünden çıkıp batı anadoluyu yakıp yıkarken, işgali daha da büyütürken -gerçekte olanı gösterirken yani- tasvir etmek büyük cesaret işi. Ki biraz araştırınca zamanında boykot edildiğini öğrendim.
Sonuç olarak bence çok daha iyi olabilecekken biraz acemiliğe kurban gitmiş hoş bir film.
"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
Russell Crowe, Oliver Reed, Joaquin Phoenix ve Richard Harris olmadan ne kadar iyi bir Gladyatör filmi olabilirse o kadar iyi. Ya da şöyle diyebiliriz dostlar “Birader sen iyi araba kullanıyormuşsun ama Ali'yi görecektin” İlk filme öykünen ama derinliğini ve haşmetini…devamıRussell Crowe, Oliver Reed, Joaquin Phoenix ve Richard Harris olmadan ne kadar iyi bir Gladyatör filmi olabilirse o kadar iyi. Ya da şöyle diyebiliriz dostlar “Birader sen iyi araba kullanıyormuşsun ama Ali'yi görecektin”
İlk filme öykünen ama derinliğini ve haşmetini yakalamayan, yüzeysel kalan bir yarı devam yarı yeniden yapım gibi kalıyor. Paul Mescal iyi ama Russell Crowe'nin yerini dolduramıyor. Bu karşılaştırmayı yapmamın sebebi de filmin Hanno(Lucius) karakterini bu konuma koyması. Paul Mescal'ı gerçekten beğensem de Russell Crowe'nin oynadığı role benzer bir rolü oynamak biraz sıkınıtılı. Aynı şekilde Oliver Reed'in oynadığı Proximo karakterine benzer rolü olan Denzel Washington hazretleri bile iyi performansına rağmen Oliver Reed'in etkisini veremedi. Eş İmparatorlara kayyum atamak isteyen onurlu, iyi, Roma hayaline inanan -tanıdık geldi değil mi?- General Accadius rolünde Pedro Pascal da iyiydi ama Connie Nielsen ile ilişkisinin tatmin edici bulmadım. Gerçi Connie Nielsen'in karakteri genel olarak tatmin edicilikten uzak tasarlandığı için de olabilir bu. Eş İmparatorlar Geta ve Caracalla'yı da keza defalarca söyledğim gibi Joaquin Phoenix'in oynadığı Commudus'un kalitesi biraz daha kısılmış bir versiyonu olarak buldum. Arka planları anlatılmıyor, bu adamların tahta nasıl çıktığı kısmı havada kalıyor. Bu arada Senatör Gracchus rolündeki Derek Jacobi'yi görmeyi beklemiyordum ilk gördüğümde hoş bir sürpriz oldu ama çok boktan bir şekilde kullanıldı bence ayıp etmiş Ridley Scott. Ana karakterimizin motivasyonu, yan karakterler bahsettiğim gibi biraz yüzeysel kalıyor, ilk filmin derinliğine ve tatmin ediciliğine ulaşamıyor. Bu filmdeki katarsis de yine ilkine oranla daha az.
Sinematografi olaraksa muazzam. İlk filmden ileri giden şey kesinlikle prodüksiyon. İtibardan tasarruf olmaz ayağına kesinlikle gazı köklemişler. Gerek savaş sahneleri gerek Kolezyum sahneleri olsun kesinlikle muhteşemdi. İlk film de yüksek bütçeli olmasına rağmen Roma şehir olarak büyük ölçüde CGI iken bu filmde devasa setler kurulmuş ve şehir çok daha büyüleyici. Her Russell Crowe flashback'inde hazır ola geçmemek için zor tuttum kendimi. Filmin sonunda ise yine tüyler diken dikendi
İlk filmin kalitesi düşmüş ama yine de iyi hali. Görsellik ve prodüksiyon haricinde Gladiator Lite diyebiliriz bu film için. Imax de izlenmesini ve filme geç kalınmamasını öneririm
Beklediğim kadar kötü değildi Sinema tarihinin en büyük fiyaskosu herhalde Dc Genişletilmiş Evreni projesidir. Ellerinde bırakın çizgi romanları, sinemanın en ikonik karakterlerinden birkaçı varken ortaya kaydadeğer hiçbir şey koyamamak kelimelerle ifade edemeyeceğim bir beceriksizlik. Rakibin olan Marvel Demir Adam gibi…devamıBeklediğim kadar kötü değildi
Sinema tarihinin en büyük fiyaskosu herhalde Dc Genişletilmiş Evreni projesidir. Ellerinde bırakın çizgi romanları, sinemanın en ikonik karakterlerinden birkaçı varken ortaya kaydadeğer hiçbir şey koyamamak kelimelerle ifade edemeyeceğim bir beceriksizlik. Rakibin olan Marvel Demir Adam gibi çizgi romanlarda o kadar da önemli veya değerli görülmeyen bir karakteri küresel bir fenomen yaptı(Tabii bunda adlan payı Robert Downey Jr.’ye verilir ama zaten doğru oyuncuyu bulmak da bir marifet) Dc’nin ise çizgi roman ve animasyon dünyasının en bilindik ve sevilen karakterlerinden Flash karakterinin filmini yapması 7 yıl sürdü. Popülerlik olarak Örümcek-Adam ve Hulk dışında Dc ile yarışabilecek karakteri olmayan Marvel, buna rağmen neredeyse her filmiyle başarılı oldu. Dc’nin ise gişe başarısı yakalayan bir iki filmleri olsa da amiral gemisi karakterlerini kullanmayı başaramayıp mahvetti. Dc severler olarak başımızı öne eğdirdi.
Bu filmin çekilmesi yaklaşık 6-7 sene sürdü. Yönetmen değişimleri, senarist değişimleri, oyuncu değişimleri, senaryonun defalarca baştan yazılması vs. Ve ortaya çıkan da sonuç da klasik Flashpoint Paradox hikayesi. 2011’de yazılan hikaye geride kalan 12 yılda defalarca kullanıldı. Yahu bir Flash filmi yapmak ne kadar zor olabilir kafam almıyor benim. Düzgün bir süper kahraman filmi yapmak gerçekten dünyanın en kolay işi falan olabilir. Hele de Warner Bros gibi bir stüdyo için. Şimdi oturup bir ay içerisinde eminim istenilen karakter için gayet yeterli bir senaryo yazabilirim. Ben yapabiliyorsam WB bunu yapacak insanları nasıl bir türlü bulamıyor gerçekten çıldıracağım
Filmin üzerine söylenecek çok bir şey yok, dediğim gibi flashpoint paradox uyarlaması merak edenler aynı isimli animasyonu izleyebilirler harika bir eser. CGI berbattı, Ezra Miller delirmeseydi büyük oyuncu olacaktı inşallah toparlar kendini de yeteneğini kullanır. Çünkü harika bir oyuncu. Cameolar çok hoştu. Ben Affleck’in vedası üzücüydü hakkı verilemedi bir türlü bu projede potansiyel harcandı(Dc Genişletilmiş Evreni’ni zaten bu şekilde özetleyebiliriz) Michael Keaton’u görmek çok güzeldi cameo değil filmin önemli bir kısmını kaplıyordu.
CGI gözardı edilirse potansiyelini harcamış vasat bir film denilebilir
Bu animasyon tarzı Spider-Man’a yakışıyor çünkü çizgi roman havası veriyor ama bu filmde bana göre kötü durmuş. Hele de ilk filmden sonra, keşke o tarzda kalsalardı. Ölümün kanlı canlı hali olan Kurt karakteri gerek tasarımıyla gerek karakterizasyonuyla çok iyiydi. Ray…devamıBu animasyon tarzı Spider-Man’a yakışıyor çünkü çizgi roman havası veriyor ama bu filmde bana göre kötü durmuş. Hele de ilk filmden sonra, keşke o tarzda kalsalardı. Ölümün kanlı canlı hali olan Kurt karakteri gerek tasarımıyla gerek karakterizasyonuyla çok iyiydi. Ray Winstone ile Olivia Colman’ı hiç beklemiyordum güzel bir sürprizdi. Florence Pugh hanzosu da maalesef iyiydi. Antonio Banderas’la Salma Hayek’e söyleyecek bir şey yok, muhteşemler