“İki hafta öncesine kadar avcumun içi gibi bildiğim bir insana artık güvenememek beni korkutuyordu.” “İnsan bazen kendinden bile saklanır.” “Gerçekler, hazır olmasak da ortaya çıkar.” “Kalbim, aklımın susturamadığı şeyleri fısıldıyordu.”
"...-Nasıl bir şey? Ölü olmak? -Sence nasıl bir şeydir? ...- Bence ölüm uyuşturulmuş olmak ya da yüksek ateş gibi bir şeydir. Diğer herkesten bir adım uzakta olmak gibi. O kadar büyük ve geniş bir adım ki yetişmek bir anda imkansızlaşacak…devamı"...-Nasıl bir şey? Ölü olmak?
-Sence nasıl bir şeydir?
...- Bence ölüm uyuşturulmuş olmak ya da yüksek ateş gibi bir şeydir. Diğer herkesten bir adım uzakta olmak gibi. O kadar büyük ve geniş bir adım ki yetişmek bir anda imkansızlaşacak ve sevdiğim herkes yavaş yavaş kaybolurken izlemekten başka bir şey yapamayacağım."
"Kalplerimiz, başkalarına ait olan farklı kırık parçalardan oluşurdu ve doğru olanı bulduğumuzda, bize o kırık parçaları nasıl tekrar bir araya getirebileceğimizi gösterirlerdi."
"-Neden bana kar tanesi diyorsun? -Gökyüzünden düşen kar tanelerinin hiçbiri birbirine benzemezmiş Asya. Sen de öylesin, kimseye benzemiyorsun. Bu yüzden sana kar tanesi diyorum; farklısın, teksin, senden başka yok."