Çok sevgili Emily bronte hanım mezarından çıkıp bu uyarlama denilen absurtluge dava açmak ister şahit destek vs bir şey ararsa ben buradayım. Fazla gişe için kitabın adını filme vermişler sadece. İlla izlicem diyorsanız kitap uyarlaması olarak değil bağımsız bir film…devamıÇok sevgili Emily bronte hanım mezarından çıkıp bu uyarlama denilen absurtluge dava açmak ister şahit destek vs bir şey ararsa ben buradayım. Fazla gişe için kitabın adını filme vermişler sadece. İlla izlicem diyorsanız kitap uyarlaması olarak değil bağımsız bir film izliyormuşsunuz gibi düşünün
Carl jung... Şayet Türk olsaydı muhtemelen bir hacı hocadan farkı olmayacaktı. Ancak başta Avrupa mitleri olmak üzere farklı kültürel mitleri psikoloji içerisinde değerlendirmesi ve 'kolektif bilinçdışı' kavramını ortaya atması onun mistik yönlerinin bilim camiasının da dikkatini çekmesini sağlamıstır
Ülker'in Halley çikolatasını ve meşhur paketini bilirsiniz. Fakat isminin nereden geldiğini ve paketindeki kayan yıldızın anlamını bilir misiniz? Bu çikolata, adını Halley kuyruklu yıldızının dünyayı ziyaret ettiği 1986 yılından alıyor. Üzerindeki kayan yıldız da temsili bir kuyruklu yıldızı simgeliyor. Peki,…devamıÜlker'in Halley çikolatasını ve meşhur paketini bilirsiniz. Fakat isminin nereden geldiğini ve paketindeki kayan yıldızın anlamını bilir misiniz? Bu çikolata, adını Halley kuyruklu yıldızının dünyayı ziyaret ettiği 1986 yılından alıyor. Üzerindeki kayan yıldız da temsili bir kuyruklu yıldızı simgeliyor. Peki, bu kuyruklu yıldızın dünyamıza ilk ziyareti 1986 senesinde mi gerçekleşiyor? Hayır. Halley kuyruklu yıldızı, MÖ 240 yılından beri 75-76 yılda bir dünyayı ziyaret ediyor. Ziyaretten kasıt, Halley kuyruklu yıldızının dünyaya biraz yakın bir yörüngeden geçmesi ve göğe bakınca görülebilmesi. 18. yüzyılda İngiliz gökbilimci Edmond Halley, bu kuyruklu yıldızın 75-76 senelik rutinini keşfediyor. İsmi de bu İngilizden geliyor.
Bu küçük girizgâhın ardından sizi 1910 yılına, Halley kuyruklu yıldızının dünyamıza yaptığı bir önceki ziyarete götürmek istiyorum.
1910 senesinde Halley kuyruklu yıldızının dünyaya bu sefer normalden daha yakın geçeceği ya da çarpacağı yönünde birtakım görüşler ortaya atılıyor. Çarpmanın etkisiyle ya da kuyruklu yıldızın kuyruğundaki bazı zehirli gazların dünya yaşamını sona erdireceğine kadar pek çok iddia dünyanın her yerinden insanları büyük bir paniğe sürüklüyor. Dünyanın dört bir yanında gaz maskesi satışları patlıyor, zehirli gazın etkisinden koruyacak haplar kapış kapış gidiyor. İnsanlığı büyük bir korku sarmış gidiyor.
İşte tam bu günleri Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kalemiyle, 1910 senesinin İstanbul'undaymış gibi yaşayabilirsiniz. Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç romanıyla ilgili yazabileceğim çok fazla şey var. Her şeyden önce İstanbul tasvirleri ve sıradan halkın günlük rutinlerine ait betimlemeler muhteşem. İstanbul'a göçmüş Anadolu kökenli bakkal, mahallenin dedikodu kazanı sayılabilecek orta yaşlı kadınlar, "Ben farklıyım/buralara fazlayım." hissine kapılmış sözde aydın ve alışılmışın dışında bir Türk kadını...
Hikayenin karakterleri fazlasıyla özgün, çizilen resimler fazlasıyla gerçekçi. Hikayenin başrolündeki İrfan Galip karakteri, Avrupa filozoflarını ve bilim insanlarını yakından takip ediyor. Fakat karakterinde bir çiğlik, olmamışlık var. Basit bir Batılı aydın taklidinden öteye geçemiyor. Karşı cinsle ilk olumsuz deneyiminde azılı bir kadın düşmanı olurken, tam tersi bir deneyimde kör kütük aşık olacak kadar kırılgan bir yapıdan bahsediyoruz. Gürpınar, dönemin ve sonraki yıllarda karşılaştığımız pek çok aydın geçinen zavallının düştüğü durumu harika bir şekilde özetliyor.
Tarihimizde yalnızca Batılı aydınlara özenen ve bu vesileyle rezil olan kişiler yok. Körü körüne Doğulu aydınlara ve fikirlere sarılan, kalitesizlikte bir önceki güruhu aratmayacak ucubeler de tarihimizde bolca mevcut. İrfan Galip de bu güruhun Batı özentiliğini temsil ediyor.
İrfan Galip'in tam karşısına yerleştirilen Feriha Davut isimli kadın ise 1910 senesi için müthiş cesur bir karakter yaratımı. Filozof denilebilecek kadar okuyan, araştıran, öğrenmeye aç olan ve kadın-erkek eşitsizliğine kafayı takmış bir karakter. Feriha Davut, yüzlerce yıl boyunca eve kapatılan, toplumdan soyutlanan ve en sıradan hareketi dahi 'aşüfteliğe' yorulan tüm Türk kadınlarının sesi adeta.
Kitaptaki yan karakterler de çoğunlukla eğlenceli. Ancak bu eğlence bana çoğunlukla trajikomik geldi. Çünkü maalesef kitabın içerisinde yer alan tüm karakterler, cehaletlerinden ötürü komikler. Kuyruklu yıldızın kuyruğunu kedi kuyruğu gibi sevmek isteyenler mi dersin, "Dünyaya ne çarpıyorsa çarpsın, kapımı kapatır otururum." diyenler mi dersin…
Hoş, aradan geçen 112 yılda değişen hiçbir şey yok. Kafanızı sokağa çıkardığınızda bu kitapta karşınıza çıkan karakterlerin manevi torunlarını görmeniz çok zor değil.
Ağlatan film İzlerken sürekli ağladım, film bitti hızımı alamayıp ağlamaya devam ettim, raftaki yorumları okuyup ağlamaya devam ettim, yeni gönderi girerken hala ağlıyoru
Bu dünyanın en kadim iki tane iyileştirici terapisi vardır: biri yazmak, biri yürümek. İkisi de yalnızken daha iyi yapılan eylemler, ikisi de ücretsiz ikisi de sınırsız. Yani garson da olsan temizlikçi de olsan ceo da olsan Karun da olsan herkese…devamıBu dünyanın en kadim iki tane iyileştirici terapisi vardır: biri yazmak, biri yürümek. İkisi de yalnızken daha iyi yapılan eylemler, ikisi de ücretsiz ikisi de sınırsız. Yani garson da olsan temizlikçi de olsan ceo da olsan Karun da olsan herkese sınırsız ve ücretsiz. Dönüp kendine bakabildiğin alanlar yaratırsan gördüklerine çok şaşıracaksın. 'oha bir insan akli nasil boyle bir şey üretebilir' dediğin her eser, her kitap, her film aslında her gün biraz yalnız yürümenin ve her gün birkaç sayfa yazı yazmanın sonucu ortaya çıkan bir şey. 'Ya bir insan böyle bir şeyi nasıl çekebilir' dediğin şey aslında bir adamın her gün en kötü 200-300 kelime yazmasıyla ilgilidir, en kötü çıkıp 5- 10 dakika yürümesiyle ilgilidir. Burda bir sihir var bak dikkat et
“Aşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur.” Aşk bir duygunun ateşi ve gerçek sevgi ise bir yolculuğun bir…devamı“Aşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur.”
Aşk bir duygunun ateşi ve gerçek sevgi ise bir yolculuğun bir hayat ortaklığının emeği. Aşık olmak kolay. Ama gerçek sevgi; bir ömrü, bir anlayışı, bir dayanışmayı paylaşmaktır. Zorlandıkça kaçmak değil, birlikte çözüm aramaktır. Sevmek sadece hissetmek değil, birlikte büyümektir
Açıkça söyleyebilirim ki dizide en sevdiğim karakter Ersoy. Ersoy’un geri planda kaldığı her bölüm bana yavan geliyor. Eğer Ersoy olmasaydı dizi bir Hacivat (İllkkan) ve Karagöz (Yılmaz) oyununa dönerdi ve bir süre sonra sıkmaya başlardı Feyyaz’ın anlattığına göre 1x4’te babaannesini…devamıAçıkça söyleyebilirim ki dizide en sevdiğim karakter Ersoy. Ersoy’un geri planda kaldığı her bölüm bana yavan geliyor. Eğer Ersoy olmasaydı dizi bir Hacivat (İllkkan) ve Karagöz (Yılmaz) oyununa dönerdi ve bir süre sonra sıkmaya başlardı
Feyyaz’ın anlattığına göre 1x4’te babaannesini yiyen bir karakter için seçme yapılırken tanışıyorlar. Adam silik ve sıradan bir beta karakteri o kadar güzel oynuyor ki Feyyaz ve Aziz hayran kalıyorlar ve onu diziye kalıcı olarak transfer ediyorlar.
Ersoy hikayeye derinlik katıyor. Etrafınıza bir bakın; aslında o kadar çok Ersoy var ki ama dikkatinizi bile çekmiyorlar. Ersoy, silik bir insanın muhteşem bir tasviri. Bu rolün altından kaç kişi kalkabilir Çoğu oyuncu illa ki bir yerde kendini gösterecek bir hamle yapar, sıradanlığı ve o 'beta' hali kaybolur.
Ahmet Kürşat Öcalan ise bunu yapmıyor. Sönük bir karakter yaratmak için sürekli çekinik bir oyunculuk sergiliyor çünkü bu karakter ancak böyle oynanabilir.
Diziyi bir de sadece Ersoy üzerinden izleyin. Ahmet Kürşat Öcalan’ın nasıl bir şov yaptığını fark etmeden geçtiğiniz pek çok sahnenin aslında ne kadar komik olduğunu göreceksiniz.
Ersoy'u sevmeyenler bana göre bas gitarı gereksiz bir alet sananlar gibi. Ama bas gitar olmasa o müzik gayet cılız olur hatta bazen kulak tırmalar.
özellikle gençlerin okuması gereken Atatürk’ün de tavsiye ettiği bu kitap eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin bir ülkenin gelişiminde nasıl etkili olduğunu anlatiyor Kitap, geçmişte yoksulluk ve cehaletle mücadele eden Finlandiya’nın eğitim ve bilinçli bir toplum inşa ederek nasıl modern ve güçlü…devamıözellikle gençlerin okuması gereken Atatürk’ün de tavsiye ettiği bu kitap eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin bir ülkenin gelişiminde nasıl etkili olduğunu anlatiyor
Kitap, geçmişte yoksulluk ve cehaletle mücadele eden Finlandiya’nın eğitim ve bilinçli bir toplum inşa ederek nasıl modern ve güçlü bir devlete dönüştüğünü anlatır Bu dönüşüm sadece devlet politikalarıyla değil öğretmenler, din adamları, askerler ve halkın ortak çabasıyla gerçekleşir
Günümüzde de Türkiye’de eğitim sisteminde ciddi sorunlar yaşanıyor. Devlet okullarında sınıf mevcutlarının fazlalığı, öğretmen sayısındaki yetersizlik, özel okulların yüksek maliyeti özellikle çocuk sahibi aileler için bir yük haline geldi Bu da kaliteli eğitimin herkes için ulaşılabilir olmasını zorlaştırıyor
Kitap bu noktada bir model olarak cıkıyor karsımıza. Eğitimin sadece bireyler için değil toplumun tüm yapısı için nasıl dönüştürücü bir güç olduğunu gösteriyor Liyakat sisteminin önemine öğretmenlik mesleğinin toplumdaki yerinin güçlendirilmesine ve eğitimde fırsat eşitliğine dikkat çekiyor
Beyaz zambaklar ülkesinde, geçmişten bugüne hala güncelliğini koruyan bir rehber niteliğinde okuyan herkes için ilham verici dersler sunuyor
Sorgulayan ve sorgulatan filmlere bayılıyorum drama ile bütünleşen bilimsel anlatılar her zaman ilgimi çekmiştir merak uyandırıcı bir senaryosu var Böyle filmleri izlediğimde bir daha aynı tadı alamayacağım için üzülüyorum mesela şu an izleyecek film bulamadım keşke keşfedilmemiş bunun gibi filmler…devamıSorgulayan ve sorgulatan filmlere bayılıyorum drama ile bütünleşen bilimsel anlatılar her zaman ilgimi çekmiştir merak uyandırıcı bir senaryosu var
Böyle filmleri izlediğimde bir daha aynı tadı alamayacağım için üzülüyorum mesela şu an izleyecek film bulamadım keşke keşfedilmemiş bunun gibi filmler bulabilsem