Muhteşem bir dizi. Bu kadar az kişinin izlemiş olmasına çok şaşırdım. Çok iyi bir konusu var ve her zaman merak duygusunu diri tutan bir senaryoya sahip. Böyle büyük konulara sahip dizi ve filmleri çok seviyorum. Bu dizinin bana göre tek…devamıMuhteşem bir dizi. Bu kadar az kişinin izlemiş olmasına çok şaşırdım. Çok iyi bir konusu var ve her zaman merak duygusunu diri tutan bir senaryoya sahip. Böyle büyük konulara sahip dizi ve filmleri çok seviyorum. Bu dizinin bana göre tek kusuru iptal edilmesi. Yani neden böyle bir dizi iptal edilir ki. Ben bu diziyi bir çırpıda bitirdirm ve yeni sezonla ilgili haberlere bakarken bu dizinin iptal edildiğini öğrendim. Çok moralim bozulmuştu. Boşluğa düşmüştüm sanki. Hatta o zaman bu diziyi sevenler çok uğraşmıştı yeni sezon çıksın diye. İmza kampanyaları falan yapmışlardı. Ama işe yaramadı. Sonuç olarak çok beğendiğim bir dizi. Fakat bu kadar övmem umarım beklentinizi çok yükseltmez sonuçta zevk meselesi bu.
Bu kitap bilimin doğasını ve bilime nasıl anlamlar yüklenebileceğini tartışan bir kitap. Bu tartışmayı yeni - ateizm kavramı üzerinden yapıyor. Bu kavramın altında bulunan isimlerin bilimde, aslında olamayan anlamlar ve görevler yüklendiğini göstermeye çalışıyor. Yeni - ateistlerin bilimin içine kendi…devamıBu kitap bilimin doğasını ve bilime nasıl anlamlar yüklenebileceğini tartışan bir kitap. Bu tartışmayı yeni - ateizm kavramı üzerinden yapıyor. Bu kavramın altında bulunan isimlerin bilimde, aslında olamayan anlamlar ve görevler yüklendiğini göstermeye çalışıyor. Yeni - ateistlerin bilimin içine kendi ideolojilerini, dünya görüşlerini nasıl da yerleştiklerini ortaya koymayı amaçlıyor. Bu kitap aslında bilimsel bir çalışma fakat ona rağmen çok hem de çok akıcı. Ben bu kitabı okumadan önce de Alper Bilgili'yi(kitabın yazarı) takip eden biriydim. Televizyon tartışma programlarında birçok defa bu kitaptaki konuyu tartışan biri. Bu yüzden kitaptaki birçok başlığı bu televizyon programları sayesinde zaten biliyordum. Ama bunu toparlanmış ve kaynakçaları ile okumak çok daha iyi oldu.
Sinema: Var olan en etkili propaganda aracı. Bu filmi izlerken kalbim ingiltere için attı. Dünyanın kanını emen, yıllarca Hindistan başta olmak üzere onlarca bölgeyi sömürmüş yüce Britanya için... Fransa için üzüldüm, tek seferde binlerce Cezairliyi katleden sonra da bu katlettikleri…devamıSinema: Var olan en etkili propaganda aracı.
Bu filmi izlerken kalbim ingiltere için attı. Dünyanın kanını emen, yıllarca Hindistan başta olmak üzere onlarca bölgeyi sömürmüş yüce Britanya için... Fransa için üzüldüm, tek seferde binlerce Cezairliyi katleden sonra da bu katlettikleri Cezairlilerin kafataskarını müzelerde sergileyen mazlum Fransa için...
Film öyle muhteşem değildi. Sadece kısa bir zaman dilimini anlatıyor. Savaş sahneleri hiç yoktu galiba. Film daha çok İngiltere başbakanının psikolojisi üzerine durmuştu.
Bu arada oyuculuklar çok iyiydi. Özelikle Gary Oldman muhtaşemdi.
Bu dizi hakkında ne düşüneceğimi bilemiyorum. Hayır hayır benim ne düşüneyeceğimi bilememem bu dizinin çok derin ve muhteşem olduğundan değil hayır. Ben bu dizi hakkındaki düşüncelere o kadar çok maruz kaldım ki kendi düşüncelerimi maruz kaldığım düşünceler arasından çıkaramıyorum. Diziyi…devamıBu dizi hakkında ne düşüneceğimi bilemiyorum. Hayır hayır benim ne düşüneyeceğimi bilememem bu dizinin çok derin ve muhteşem olduğundan değil hayır.
Ben bu dizi hakkındaki düşüncelere o kadar çok maruz kaldım ki kendi düşüncelerimi maruz kaldığım düşünceler arasından çıkaramıyorum. Diziyi izlemeden önce, istemeden, hakkında o kadar çok bilgi edimiştim ki diziyi izlerken zaten birçok şeyi biliyordum ve bir şey düşündüğümde bu benim düşüncem mi yoksa başka birinin düşüncesi mi emin olamadım. Belki izlerken çok keyif alacağım bir diziydi ya da belki yüzüne bile bakmıyacaktım bu dizinin. Bilemiyorum. işte bu beni çok rahatsız ediyor.
Şunu söyleyebilirim bir daha kuvvet ile muhtemel popülerleşen bir dizi ya da filmi ilk izliyenlerden olmassam izlemiyeceğim. Çünkü filme ya da diziye dair çok fazla eleştiriye maruz kalıyorum. Bunları izlerken başka insanların duygularını hissediyorum ve başka insanların düşüncelerini düşünüyorum gibi geliyor bana.
Spoiler içeriyor
Bu dizi Monte Kristo Kontu adında bir kitaptan esinlenerek hazırlanmış ve içine biraz mafya eklenmiş. Bu kitabın bir de filmi var. Birkaç ay önce bir arkadaş sağ olsun tafsiye etmişti izlemiştim. Çok güzel bir filmdi fakat dizinin film ile o…devamıBu dizi Monte Kristo Kontu adında bir kitaptan esinlenerek hazırlanmış ve içine biraz mafya eklenmiş. Bu kitabın bir de filmi var. Birkaç ay önce bir arkadaş sağ olsun tafsiye etmişti izlemiştim. Çok güzel bir filmdi fakat dizinin film ile o kadar bir benzeliği yok.
Ezel yerli dizilerde alışık olmadığım bir kaliteye sahip senaryo çok iyi, yönetmen çok iyi, oyuncular çok iyi fakat dizinin süresi çok uzun. Keşke 45 dk 1 saat falan olsaydı çok daha iyi olurdu.
Ben bu diziden sonra bir daha dramatik bir dizi ya da film izlemeyi düşünmüyorum izlesem bile sonu güzel biten dizi ya da filmleri izlemeyi dercih edeceğim. Yani anlamıyorum neden insanlar kendilerini mutsuz edecek bir diziyi ya da filmi izler ki.
Bu dizi çok kasfetli izlerken içim daraldı. Karakterler çok kötü ama gerçekten çok kötü. En iyi karakter olarak gösterilen Ömer karakteri bile çok kötü çünkü kendisinin affedemeyeceği insanları affetti, insanları kullandı, insanların ölmesine sebep oldu. Ben düşündüm bu karakterlerin hayatları yaşamaya değer mi diye? Fakat hiçbirinin hayatına yaşamaya değer diyemedim.
Ama dizi çok iyi fakat böyle insanın ruhunu karartacak bir dizi olduğunu bilseydim izlemezdim galiba.
Ekleme:
Bu dizide iyi bir karakter yok ama bu Ramiz karakteri ne iğrenç bir karakterdi. O kadar iğrençti ki neredeyse, dizideki en kötü karakter olan, Kenan kadar iğrençti. Yani en iyi dostunun yaptığı bir iğrençlik yüzünden en iyi dostunun ağabeyini öldürdü. Bu ne kadar saçma bir ceza kesme yöntemidir. Karısını aldattı. Ben en çok o kadına üzüldüm. Kadının çocukları öldü belki de hiç kadın gibi hissetmedi. Ramiz villada saklanırken karısı bir gecekonduda yaşıyordu. Bilemiyorum bu dizinin katkısı ne oldu bana? Hiç... Sadece hüzün.
Dizinin nafile bir umutla süresinin kısa olmasını çok istedim. Fakat tabi yine karşımızda neredeyse 3 saatlik bir dizi çıktı. Dizinin ilk bölümünü izledim. Bence Türkiye standartlarına göre çok iyi bir dizi. Fakat çok hemde çok uzun ben sabah diziye başladım…devamıDizinin nafile bir umutla süresinin kısa olmasını çok istedim. Fakat tabi yine karşımızda neredeyse 3 saatlik bir dizi çıktı. Dizinin ilk bölümünü izledim. Bence Türkiye standartlarına göre çok iyi bir dizi. Fakat çok hemde çok uzun ben sabah diziye başladım ve dizi bittiğinde saat gecenin ikisi falandı. Yani tv seyircisi bu 3 saatlik (reklamlarla birlikte belki 3.5 saatide buluyordur) dizilere alışmış olabilir fakat internetten izleyen biri için 3 saat bir diziye odaklanmak için çok uzun bir süre. Bilgisayar kullanırken kontrol sende oluyor ve istediğin şeyi açabiliyorsun bu da insanın odaklanma eşiğini çok düşürüyor. Ben diğer bölümleri izlemeyi düşünmüyorum. Çünkü bir şeyleri internette izlemeye alışkın insanlar için bu dizi izlemek çok zor olur. Bende bu insanlardanım. Fakat internet için bu süreyi 45dk - 1 saat olarak ayarlayıp özel bir gösterim ayarlasalar o zaman izlemeyi çok isterim.
Dizi yukarda da dediğim gibi Türkiye standartlarına göre çok iyi. Hatta dizinin başındaki savaş sahnesi Türkiye'de gördüğüm açık ara en iyi savaş sahnesiydi. Bu savaş sahnesinin tek sıkıntısı kan ile ilgili olan görsel efekt kısmıydı ve bir de birçok yeri buğulamışlardı. Tv'de buğulamayı yanlış bulmuyorum fakat en azından internette keşke bu buğulamayı kaldırsaydılar diyorum. Ama tabi bu buğulama yapımcıların işine geliyor olabilir. Yani o yaraları plastik makyaj ile yapmak yerine basit bir görsel efekt ve buğulama sayesinde bu işten kurtuluyor olabilirler.
Bu diziyi 3 saat yerine 1 saat çekselerdi ve büççesini bu bir saate ayırsaydılar bundan çok daha iyi bir iş çıkacağı kesin ve hatta büççeleri bölüm başı milyon dolarları bulan yabancı dizilerle yarışırdıda.
Dizinin içeriğine baktığımızda oyuncu seçimleri çok iyi benim oyunculuğundan rahatsız olduğum tek oyuncu Elçin hatunu oynayan Leyla Lydia Tuğutlu'ydu. Yani bence çok tuhaf bir oyunculuk serğilemişti mimikleri çok tuhaftı. Kendini çok kasmıştı.
Anladığım kadarıyla tarih ile birebir uyan bir seyirde gitmemekte. Çünkü tarihe göre Melikşah öldüğünde Ahmet Sencer çok küçükmüş. Ama kesin bilgi mi bilmiyorum.
Spoiler içeriyor
Bu dizi hakkında genel olarak beğendim ya da beğenmedim diyemiyorum. Çünkü dizinin çok beğendiğim yönleri de var nefret ettiğim yönleride var. Dizinin senaryosu çok iyi bir şekilde açılıyor. Yani dizi senaryo bağlamında hiç tıkanmıyor senaryoyu besleyen çok fazla mazeme var.…devamıBu dizi hakkında genel olarak beğendim ya da beğenmedim diyemiyorum. Çünkü dizinin çok beğendiğim yönleri de var nefret ettiğim yönleride var.
Dizinin senaryosu çok iyi bir şekilde açılıyor. Yani dizi senaryo bağlamında hiç tıkanmıyor senaryoyu besleyen çok fazla mazeme var. Diziyi izlerken hep bir merak içinde bırakıyor insanı. Hep sonraki bölümü merak ediyorsun. Bunu yaparken yerli dizilerdekki gibi ortaya bir sır atıp sezon bitene kadar bu sırrı saklamıyor. Bu dizide bir sır ya da gizem bir iki bölümde açığa çıkıyor fakar başka sırlar ve gizemler ile merak duygusu hep yüksekte tutuluyor ve seyirçiyi hiç sıkmıyor. Bunun yanında bir iki karakterin gelişimi benim çok hoşuma gitti. Bunların yanında görsel efektler çok iyi. Bir bölüm için bile çok uğraşıldığı belli. Genel olarak seyirciği rahatsız eden olaylar gerçekleşsede yinede kendini izletmeyi başarıyor. Keşke yerli dizilerde en azında bu dizi kadar olabilse.
Bundan sonrası 3. Sezona kakadar izlememiş birisi için SPOİLER içermektedir.
2. sezonun finalinde olan olaylar yüzünden diziden çok soğumuştum. Aslında diziden ilk kopmam Finn karakterinin bütün köyü katletmesiyle oldu. 3. sezondan bir bölüm izleyip bıraktım birkaç gün önce diziye yeniden başladım ve tek amacım dizi bitirmekti. Dizide 2. sezon finalinde yaşanan olaylar ve diğer sezonlarda da benzer olayların yaşanması sebebiyle diziye çok bağlanamadım. Bağlanamadım derken kastım dizinin sürükleyici olup olmadığı değil dizi çok sürükleyici benim kastım mesela dizideki başrol karakrerleri öldüğünde hiç üzülmüyordum yani dizi ve film izlerken kendini o karakterlerden biri gibi hissedersin ya işte bana bu dizide öyle olmuyordu.
Dizide çok büyük ahlaki problemlemler var ve bu beni çok rahatsız ediyordu. Ahlak felsefesinde bir soru var ve bu soruyla ilgili bir araştırma da yapılmış. Bu soru şöyle: Bir tren hayal edelim tren çok hızlı bir şekilde gitmekte ve bu treni durdurmanın herhangi bir yolu yok. Tren raylarında beş kişi bağlı durumda tren birkaç dakika içinde bu beş kişiyi ezecek. Senin yanında bir kol var yapabileceğin tek şey tern bu beş kişiyi ezmenden bu kolu indirip trenin yönünü değiştirmek fakat şöyle bir sorun var diğer yönde de bir kişi bağlı. Sen ne yaprdın? Hiçbir şey yapmadan o beş kişinin ölmesine göz mü yumardın yoksa kolu indirip o beş kişinin hayatını kurtarmak için bir kişinin ölmesine mi sebep olurdun? Bu soru belli bir sayıdaki insana soruluyor. Net rakamı hatırlamıyorum ama bu insanların belli bir kısmı bu soruya evet o kolu indiririm bir kişi ölür fakat beş kişinin hayatını kurtarırım diyor. Sonra başka bir soru soruyorlar: Peki o bir kişi senin sevdiğin bir insan olsa yinede o kolu indirirmisiniz? Bu soruya katılımcıların hiçbiri evet demiyor.
Yukardaki sorudaki hikayeyi bu diziye uyarlarsak şöyle olur: Bir tren var. Tren çok sevdiğiniz bir insanı ezmek üzere tek yapabileceğiniz yanınızdaki kolla trenin yönünü değiştirmek fakat diğer yönde de beş insan var. Dizideki karakterler birçok defa bu sorudaki duruma düşüyor ve her seferinde bu karakterler beş kişinin ölmesi pahasına sevdikleri o bir kişiyi seçiyor.
Bu dizide bütün karakterler çok bencil. Sadece kendi sevdikleri insanların iyiklerini düşünüyorlar. Yani dizide bazı karakterlenin bütün insanların iyiliğini düşündüğü dile getirilse de bu karakterlerin yaptığı eylemler bunun aksini gösteriyor.
Dizide bazı döngüler var. Bu döngüler şöyle:
1) Dizideki bir karakter çok kötü bir karar verir bu karar sonucunda çok fazla insan ölür sonra bu karakter bu yaptığından çok pişman olur sonra yine aynı şekilde çok yanlış kararlar verir yine pişman olur. Bu şekilde bu döngü defalarca tekrar eder.
2) Düşman bir taraf vardır sonra başka bir düşman çıkar sonra düşman dost olur sonra dost düşman olur. Öyleki bir bölümde üç dört defa dostlar ve düşmanlar yer değiştirir.
3) Biri affedilmeyecek bir hata yapar arkadaşları bu hataya karşı tavır alır sonra bu hatayı yapan kişi çok pişman olur sonra arkadaşları bu hatayı affeder bu sefer başka bir kişi affedilmeyecek bir hata yapar ve bu döngü böyle devam eder.
Bir de dizideki birçok karakter çok kötü kararlar veriyor ve hiç düzelmiyor bu durum her zaman kötü kararlar verilmeye devam ediyor.
Buradan sonrası 7. seonun 15. bölümüne kadar izlememiş birisi için spoiler içermektedir.
Dizideki kötü karakterlerin yüzde doksanı iyi bir karaktere dönüştükten sonra ölüyor.
Son olarak 7. sezondaki 13. ve 14. bölümler özellikle 14. bölümün sonu izlediğim en kötü bölümdü. Yani çok dramatik bir sahne yapmak için çok mantıksız bir yola başvurmuşlar. Clarc Madiyi kurtarmak için Bellamy karakterini öldürüyor teoride çok dramatik bir sahne gibi görünse de pratikte çok mantıksız ve çok kötü bir sahneydi. Ben olaya romantik bir şekilde yaklaştığım için bunu söylemiyorum. Bana göre dizideki birçok baş karakter ölmeyi çoktan haketti. Yani bu karakterlerin her biri yüzlerce hatta binlerce mağsum insanı katletti ve çoktan ölümü haketti. Fakat Bellamy karakterinin ölüm şekli çok saçmaydı ve hiçbir işe yaramadı. Çok az bir zekaya sahip bir insan bile Bellamy karakterinin ölümünün Madi karakterini kurtaracağını düşünmezdi. Hem Bellamy karakterini öldürme sebebi Madi karakterine ait resim defterindeki resimleri görmsiydi. Ve bunun Madi karakterini tehlikeye sokacağını düşündü fakatt Clarc karakteri Bellamy'i öldürdükten sonra resim defterini orada bıraktı. Yani bunun hiçbir mantıklı açıklaması olamaz.
Aslında bu dizinin iyi ve kötü yönleri hakkında çok daha şey yazabilirim ama şimdiden çok çok uzun oldu bu yazı.
Spoiler içeriyor
NOT: Burada diziden çok dizinin bana hissettirdilerini yazdım. Fakat spoiler olabilecek şeylerde yazdım. Benim açımdan insanların yeryüzünde, bu kadar aptallıklarına reğmen, hala var olması tek başına, yaratıcının var olduğuna ve insanları yok olmaktan koruduğuna bir kanıttır. Yani insanların 1. ve…devamıNOT: Burada diziden çok dizinin bana hissettirdilerini yazdım. Fakat spoiler olabilecek şeylerde yazdım.
Benim açımdan insanların yeryüzünde, bu kadar aptallıklarına reğmen, hala var olması tek başına, yaratıcının var olduğuna ve insanları yok olmaktan koruduğuna bir kanıttır. Yani insanların 1. ve 2. dünya savaşlarına, atom bombasına, soğuk savaşa, çernobile ve belkide bilmediğimiz daha birçok olaya rağmen hala varlığını sürdürmesinin bence başka bir açıklaması olamaz.
Bu dizinin bana gösterdiği şeylerden biri: İnsanların kendilerini hatta bütün dünyayı yok etme potansiyellerinin olduğu. Merak ediyorum bir laboratuvarda yapılan bir deneyde bazı işlerin yanlış gitmesi dünyayı yok edecek bir şeye sebep olabilir mi?
İnsan beni çok şaşırtıyor. Yani aynı türün bir üyesi evrendeki en kötü varlık olabilirken başka bir üyesi evrendeki en iyi varlık olabiliyor. Bazı insanlar kendi canı uğruna başka insanların canını gözünü kırpmadan feda ederken bazı insanlar da hiç tanımadığı başka insanlar için gözünü kırpmadan kendi canını feda edebiliyor. Belki de sebebi budur. Belki de İslamiyet ve diğer semavi dinlerde insanın yaratılmışların en üstünü kabul edilmesinin sebebi budur: Potansiyel olarak en iyi ve en kötü olabilme özelliği.
Bu dizi bana karamsar bir dünya görüşünden daha çok umut verdi. İnsanların, hiç tanımadıkları insanlar için nasıl da hayatlarını feda ettiklerini gösterdi. Mucizeler gösterdi. Dizinin sonunda dizide geçen karakterlerin gerçek hallerini ve sonralarda başlarına ne geldiklerini gösterildi. Dizinin sonundaki bölüm dizide beni en çok etkileyen ve en sevdiğim bölümdü. Bu bölümde İtfayecinin karısına birdaha çocuk doğuramayacağı söylendi fakat bir mucize gerçekleşti bu kadın bir çocuk doğurabildi. Kazandaki suları boşaltmak için gönüllü olan 3 dalgıç ölecekleri kesin gözle bakılan bu üç dalgıç hayatta kalmayı başardı. Üstelik bu dalgıçlardan ikitanesi hala hayatta.
Son olarak dizi çok güzel ilerlerken birden bire bir sahne çıktı karşıma madencilerin çırılçıplak bir şekilde çalıştıkları görüntü. Bu görüntü beni çok rahatsız etti. Ne gerek vardı böyle bir sahneye bilemiyorum.
Spoiler içeriyor
....AŞIRI SPOİLER...AŞIRI SÜPRİZBOZAN.... Baba diye bir film serisi var. Bu serinin ilk filmi 70'lerde çıkmış. Ve çok ilgi görmüş çok iyi hasılat elde etmiş. Sonra 2 tane daha devam filmi çekmişler. Ve kesinlikle diyebilirimki bu ilgiyi hak eden filmler. Yerli…devamı....AŞIRI SPOİLER...AŞIRI SÜPRİZBOZAN....
Baba diye bir film serisi var. Bu serinin ilk filmi 70'lerde çıkmış. Ve çok ilgi görmüş çok iyi hasılat elde etmiş. Sonra 2 tane daha devam filmi çekmişler. Ve kesinlikle diyebilirimki bu ilgiyi hak eden filmler. Yerli dizi sektörü Amerika'nın dünyayı sömürdüğü gibi bu diziyi sömürdü. Mafya temalı ne kadar dizi film varsa hepsi bu filmden uyarlanmış.
Şimdi bazı diziler vardır çok güzel işte bu o dizilerden değil. Yani bilemiyorum bir insan neden bu kadar saçma bir senaryo yazar anlamıyorum. Yani hiçbir mantığı yok bu dizinin.
Dizideki mahallede kadın ticareti, silah ticareti, hırsızlık, adam kaçırma, adam öldürme, haraç kesme gibi aklınıza gelebilecek bütün kötüler, ahlaksızlıklar var ama uyuşturycu satmak yasak niye yasak niyesi yok yasak işte. Yani uyuşturucu satmak bu yapılan diğer işlerden daha kötü ya da daha az kötü değil. Ama neden yasak olduğunun bir açıklaması yok.
Dizide Vartolu diye bir karakter var. Bu dizideki karakter kötü adam olarak diziye giriyor fakat sonra iyi karakter oluyor. Tamam insanlar değişebilir fakat bu Vartolu karakteri kötü iken tam kötü. Karakter içinde gram iyilik belirtisi yok iyi iken ise tam iyi bir karakter oluyor. Bence bir insanın karakteri bu şekilde değişemez.
Dizide aile kavramı çok işleniyor fakat ben aile kavramının bu kadar kötü işlenmiş başka dizi görmedim. Yani o kadar kötü işlenmişki bunlar aile deyince benim midem bulanıyor. Bu dizide Çukur mahallesinde olanların hepsi birbirini ailesi olarak görüyormuş. Dizide çocuklarını geçindirmek için hayat kadınlığı yapan karakterler var. Başarım böyle aileye. Ben şahsen böyle bir mahallede yaşıyacağıma komşuların birbirinin yüzüne bakmadığı bir apartmanda yaşarım daha iyi.
Bir de Cumali adında bir karakter var bu karakterin aşık olduğu kadın bir hayat kadını bu kadına biri yan gözle baktı diye adamı öldürecekti. Kardeşim bu kadının başına gelmiş en masum şey birinin o kadına yan gözle bakması.
Bence görüp görebileceğiniz en kötü aksiyon sahnelerinin olduğu dizi.
Dizide duvar yazıları var. Çok ünlü bu özelliği. Dizinin yazarına soruyorlar bu nasıl aklınıza geldi diye o da spontane gelişti gibi bir cecap veriyor. Fakat duvara yazı yazma fikri Poyraz Karayel disinde de vardı. İnsan en azında bir yerleden esinlendik der.
Dizinin hiç mi iyi yanı yok? Var.
Dizi bazen çok iyi sosyolojik çıkarımlar yapıyor. Bazı olylar çok gerçekçi işleniyor. Ve tabi oyuncular çok iyi gerçekten çok iyi.
Spoiler içeriyor
İkinci sezonu izledim ve Türkiye'de senaristlerin ve yönetmenlerin ne kadar beceriksiz olduğunu konusundaki düşüncelerim neredeyse kesinlik kazandı. Aslında birinci sezonu izlediğimde bana okadar kötü gelmedi. Sonradan fark ettim ki bunun sebebi: Hakan Muhafız dizisi okadar kötüydü ki herhangi bir dizi…devamıİkinci sezonu izledim ve Türkiye'de senaristlerin ve yönetmenlerin ne kadar beceriksiz olduğunu konusundaki düşüncelerim neredeyse kesinlik kazandı.
Aslında birinci sezonu izlediğimde bana okadar kötü gelmedi. Sonradan fark ettim ki bunun sebebi: Hakan Muhafız dizisi okadar kötüydü ki herhangi bir dizi Hakan Muhafızdan sonra çok iyi geliyordu.
..AŞIRI SPOİLER......AŞIRI SÜPRİZ BOZAN..
Birinci sezon oyunculuklar çok iyi değildi fakat ikinci sezonda kendilerini aşmışlar. İkinci sezon oyunculuklar okadar kötüydü ki özellikle Erhan karakterinin babasını oynuyan oyuncuyu izlerken flaş tv izliyorum hissiyatı oluştu içimde.
İkinci sezon birinci sezonun neredeyse birebir aynısıydı tek farkı bazı karakterler bir birlerinin rolünü oynamıştı. Mesela Atiye Erhan'nın birinci sezonda yaptıklarını yapıyordu. Erhan'da aynı şekilde Atiye'nin birinci sezonda yaptıklarını yapıyordu. Birinci sezonda Cansu'nun başına gelenler ikinci sezonda Ozan'ın başına geliyordu vb.
İkinci sezonda ekstra hiçbir şey öğrenemiyoruz. Yahu insan bazı sorulara açıklık getirir. Yerli dizilerin en nefret ettiğim huyu budur. Dizinin başında bazı sırlar vardır ve bu sırlar ancak dizi bitince ortya çıkar.
İkinci sezonu dalga geçer gibi hazırlamışlar. Atiye mağaraya girince farklı bir gerçekliğe geçiyor işte ikinci sezonda bu gerçeklikte olan olaylar anlatılıyor. Bu gerçeklikte 15 yıldır hiçbir çocuk doğmuyor. Buna rağmen hiçbir şey değişmemiş yani insanlığın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri gelmiş ve buna rağmen hiçbir şey değişmemiş. Yahu en ufak umutsuzluk durumunda dünyayı kaos kaplıyor. Ve böyle muazzam bir şekilde umutsuzluğa sebep olacak bir durum var olmasına rağmen insanlar mutlu bir şekilde düzen içinde yaşıyor.
Genel olarak söyleyebilirimki dizi senaryo, yönetmenlik, oyunculuk, mantık açısından çok kötü. Hakan Muhafız dizisi kadar kötü değil ama( Hakan Muhafız kadar kötü olmak için çok uğraşma gerekiyor).
EKLEME
1) Mehmet Günsür'e nasıl bir makyaj yapmışlardı. Gözlerim kanadı. On kutu fondöten almışlar ve hepsini bu oyuncuya sürmüşler. 2. sezonun afişinde bu makyaj yüzünden Mehmet Günsür'ü tanıyamadım. "Bu kim", "Mehmet Günsür niye afişte yok" diye düşündüm?
2) Bu paralel evren olayını biri bizim yerli yazarlara anlatsın. Arkadaş insan paralel evrenlerle ilgili birkaç kitap okur birkaç belgesel izler hiç olmadı bu temaya sahip birkaç film izler. Belliki bu yazarlar hiçbirini yapmamış. Yahu literetürde "Kelebek Etkisi" diye bir kavram var. Bu kavrama göre kelebeğin kanat çırpması başka bir yerde fırtınaya sebep olabilir. Yani geçmişe gidip bu kelebeğin kanat çırpışını engellersek fırtınaya da engel oluruz. Böyle basit bir dokunuş büyük bir farklılığa sebep olabiliyor. Fakat bu dizideki 2. evrende çocuklar 15 yıldır doğmuyor buna rağmen 1. evrenden neredeyse hiçbir farkı yok tek fark bu evrende taksiciler çok iyi.