Tür olarak zaten sevdiğim bir tür. Gözü kapalı bile izlerim. Ama tabii ki insan izlerken biraz olsun keyif almak, o iki saat boyunca farklı bir dünyanın kapılarını aralamak istiyor. Peki bu film bize bunu verebiliyor mu? Buna net bir cevap…devamıTür olarak zaten sevdiğim bir tür. Gözü kapalı bile izlerim. Ama tabii ki insan izlerken biraz olsun keyif almak, o iki saat boyunca farklı bir dünyanın kapılarını aralamak istiyor.
Peki bu film bize bunu verebiliyor mu? Buna net bir cevap veremem sanırım. Kadroya bakarsak oldukça sağlam. Görsel efektler göze hoş geliyor. Hikaye dersek orada ufak pürüzler kendini göstermeye başlıyor iste. Tam olarak bir hikaye var diyemem. Biraz oradan biraz buradan olsun, aman suyundan da koyalım. Ee olmuşken üzerine tüy de dikelim...
Eddie Redmayne ve Johnny Depp hatrına daha fazla filmi kötülemek istemiyorum. Adamlar ellerinden gelenin fazlasını yapmaya çalışmış. Buna rağmen ortaya vasat bir ara film çıkmış. Umarım bir sonraki devam filminde biraz daha mantıklı ve cesur olabilirler. Çünkü olmalılar. :)
Keşke video oyun şeklinde kalsaydı da beyaz perdeye uyarlama zahmetinden kurtulmuş olunsaydı. Film tek kelimeyle olmamış yani. Oyunculuk vasat, hikaye ezbere anlatabilecek kadar basit, sinematografi açısından yetersiz bir film olmuş. Tabii eğer filmin amacı baştan beri buysa o zaman istediği…devamıKeşke video oyun şeklinde kalsaydı da beyaz perdeye uyarlama zahmetinden kurtulmuş olunsaydı. Film tek kelimeyle olmamış yani.
Oyunculuk vasat, hikaye ezbere anlatabilecek kadar basit, sinematografi açısından yetersiz bir film olmuş. Tabii eğer filmin amacı baştan beri buysa o zaman istediği sonucu almış diyebilirim.
Bana Bourne serisini hatırlattı. Sanki ona benzemeye çalışmış ama kötü bir taklidinden öteye geçememiş. Filme serpiştirilmiş birkaç görsel efekt bile filmi kurtarmaya yetmemiş.
Bir kez izledim ve bir daha izleyeceğimi açıkçası düşünmüyorum. Ama canınız inanılmaz sıkıldıysa ve izleyecek bir Hint dizisi bile bulamadıysanız bir miktar bu filme maruz kalabilirsiniz.
İki usta oyuncuyu bir arada izlemek bana büyük keyif verdi. Brad Pitt, karizmasının önüne geçen bir oyunculuk göstererek bu alemde salt yakışıklılığıyla değil; yeteneğiyle de ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha göstermiş. Aldığı akademi ödülünü sonuna kadar hak ettiğini…devamıİki usta oyuncuyu bir arada izlemek bana büyük keyif verdi. Brad Pitt, karizmasının önüne geçen bir oyunculuk göstererek bu alemde salt yakışıklılığıyla değil; yeteneğiyle de ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha göstermiş. Aldığı akademi ödülünü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum.
Leo ise başlı başına bir idol. Her zamanki gibi yine zor bir rolün üstesinden kolaylıkla gelmesini bilmiş. İzlediğim tüm filmlerinde ayrı bir doyum yaşıyorum.
Filme gelirsek; başarılı, insanı sıkmayan ve o dönemi hakkıyla yansıtan temiz bir film olmuş. Hollywood'un en çalkantılı dönemlerinden birine ufak bir pencere açmış olan film, bize o dönemde sinema dünyasında kalıcı olabilmenin ne kadar komplike ve arzulanan bir durum olduğunu, sürekliliğinin büyük emek istediğini anlatıyor.
Tarantino daha fazla film yapmalı bence. Değindiği konular, temalar ve kendine has işleyişi ile sinemanın kilometre taşlarından birisi hiç şüphesiz. Ne zaman bir filmde bol kanlı bir sahne görsem aklıma Tarantino gelir. İster istemez onun bakış açısıyla kıyaslarım.
Bir kez bile olsa izlemelisin.
Yenilmezler ilk çıktığı daha doğrusu ekip kurulduğu anda acaba aralarında bir kavga çıksa birbirlerine karşı nasıl savaşırlar, iki kutup kimlerden oluşur ve sonucunda kim üstün taraf olurdu? gibi sorular gelmişti aklıma. Bu filmde görüyoruz ki bu soruları soran tek ben…devamıYenilmezler ilk çıktığı daha doğrusu ekip kurulduğu anda acaba aralarında bir kavga çıksa birbirlerine karşı nasıl savaşırlar, iki kutup kimlerden oluşur ve sonucunda kim üstün taraf olurdu? gibi sorular gelmişti aklıma. Bu filmde görüyoruz ki bu soruları soran tek ben değilmişim. İyi ki de bu şekilde düşünülüp bu film yapılmış.
Serinin en iddialı filmlerinden biri bence. Hikaye olarak da görsel olarak da göze hoş gelen bir temelde yükseltmişler. Gelecek filmler için ufak hazırlıklar, dokunuşlar var. Ekibi genişletmişler.
Filmin ismi konusunda ben de tereddütlüyüm. Kaptan Amerika filmi olsa da yenilmezler serisine daha yakın. Buna istinaden sırf isminden dolayı iki ekibin savaşında yüzbaşına biraz torpil geçildiğini düşünüyorum.
Belki alakasız gelecek ama ben bu filmdeki -o hangardaki- savaşı "Hugo ve Tolga Abi" deki Beter Böcek oyununa benzettim. Altışar kişilik iki ekibi birbirleriyle eşleştirip kim kazanacak bakalım demişler sanki. Tabii bazı eşleşmeler haliyle olmamış.
Genel olarak başarılı bir devam filmi ve serinin ilerisi açısında büyük önem arz ediyor.
Usta yazarın ilk eserlerini barındıran bu kitap her biri birbirinden çarpıcı öykülerden oluşuyor. Öykü temaları birbirine yakın ilişki içerisinde. Ölümü ve hayatı sorgulayan temalar Garcia'nın benzersiz anlatımıyla şiirsel bir anlatıma kavuşmuş. Kitaptaki pek çok betimlemeyi hayranlıkla okuyup notlar aldım. Biraz…devamıUsta yazarın ilk eserlerini barındıran bu kitap her biri birbirinden çarpıcı öykülerden oluşuyor. Öykü temaları birbirine yakın ilişki içerisinde. Ölümü ve hayatı sorgulayan temalar Garcia'nın benzersiz anlatımıyla şiirsel bir anlatıma kavuşmuş. Kitaptaki pek çok betimlemeyi hayranlıkla okuyup notlar aldım.
Biraz kasvetli bir iki öykü gibi görünseler de bence okuyup üzerinde şöyle bir düşünülmesi gereken çok şey var. Öyküler çok uzun değil ama yine de sindirerek okumakta yarar var. Sürrealizmin sınırlarını zorladığını göz ardı edilmemelidir.
İkizini bir gün önce kaybetmiş bir adamın öyküsü içlerinden en beğendiğim oldu. Keza "Saat 6'da Gelen Kadın" öyküsünü de yabana atmamak gerekir.
Yazar içinse "Yüzyıllık Yalnızlık' a bile değişmem" dediği 'Çullukların Gecesi' de ayrıca dikkat çeken bir diğer öykü.
Yavaş yavaş yazarın kitaplarını tamamlamaya yaklaşıyorum. Bakalım sıradaki eseri ne olacak?
İlk günden beri severek takip ettiğim, bölümlerini merakla beklediğim bir dizi. İlk bölümü izlediğim zaman net olarak "Böyle dizi mi olur? Hem oynayıp hem de yaptıklarını bize oturup anlatıyorlar." seklinde bir eleştirim olmuştu. Dizi- belgesel tarzına alışkın olmadığım için yadırgamıştım.…devamıİlk günden beri severek takip ettiğim, bölümlerini merakla beklediğim bir dizi. İlk bölümü izlediğim zaman net olarak "Böyle dizi mi olur? Hem oynayıp hem de yaptıklarını bize oturup anlatıyorlar." seklinde bir eleştirim olmuştu. Dizi- belgesel tarzına alışkın olmadığım için yadırgamıştım. Fakat sonrasında bu tarzı o kadar çok sevdim ki dizinin en eğlenceli kısımlarının bunlar olduğunu düşünmeye başladım.
Öyle çok süslü, kalabalık sözlerle komedi yapma gayeleri yok. Bazen bir bakışlarına bile dakikalarca güldüğüm oldu. Canım sıkkınken uğradığım bir durak noktasıdır bu dizi. Aynı bölümleri sıkılmadın defalarca izleyebilirim.
Her karakterini sevdiğim ender yapımlardan. Birden fazla favorim var. Cameron, Alex, Phil, Jay, Manny... Hepsinin yeri ayrı.
Başlamak için hala geç değil. Ama mutlaka izlemeniz gereken bir komedi. Bana kalırsa pek çok paydaşına da örnek olmuş ve olacak bir dizi. Aldığı sayısız ödül ne kadar başarılı bir iş olduğunu ispatlıyor. Bitmesine üzüldüm.
Bir milyonerin aşkı filminden uyarlama olan bu film Türklere özgü işleniş tarzı ile Kore versiyonundan anlamlı bir farklılık derecesiyle özgürleşmiş diye düşünüyorum. İki genç yeteneğin göstermiş olduğu başarılı oyunculuk ile hissetmemiz gereken sevgiyi de çaresizliği de iliklerimize kadar hissediyoruz. Karakterlerin…devamıBir milyonerin aşkı filminden uyarlama olan bu film Türklere özgü işleniş tarzı ile Kore versiyonundan anlamlı bir farklılık derecesiyle özgürleşmiş diye düşünüyorum.
İki genç yeteneğin göstermiş olduğu başarılı oyunculuk ile hissetmemiz gereken sevgiyi de çaresizliği de iliklerimize kadar hissediyoruz. Karakterlerin bizden biri gibi davranmaları filme olan bağlılığı artırıyor.
Filmin can alıcı sahnesini finale koymuşlar. Kore versiyonunda bir iki sahne daha koyarak zamanda biraz daha ileride bitiriyorlar filmi. Ama bana kalırsa burada tam da olması gereken yerde bitirmişler. Gökyüzünden karlar yağarken istemsizce gözlerin uzaklara dalıp gidiyor.
Neslihan ve Ekin için kariyerlerine katkı sağladığını düşündüğüm bir film. Biraz klişe sahnelerin olmasını bir kenara koyarsak, izlemek pişmanlık yaratmaz diyorum.
Bir paralel evren konulu dizi nasıl olmalıdır sorusunun en net cevabı olarak gösterilebilir. Senaryo baştan sona planlı bir şekilde ilmek ilmek işlenmiş. Bu da Türk dizilerinde mumla aradığımız sağlam işleyişin, tutarlı bir hikayenin aslında çok da zor olmadığının bize gösteriyor.…devamıBir paralel evren konulu dizi nasıl olmalıdır sorusunun en net cevabı olarak gösterilebilir. Senaryo baştan sona planlı bir şekilde ilmek ilmek işlenmiş. Bu da Türk dizilerinde mumla aradığımız sağlam işleyişin, tutarlı bir hikayenin aslında çok da zor olmadığının bize gösteriyor. Bu sektörden para kazanan ve kazanmak isteyenlerin izlemesi gereken bir dizi.
Oyunculuklar hakkında konuşmak gerekirse hemen her karakterde Almanlara özgü bir soğukluk ilk göze çarpan unsur olarak kendini gösteriyor. Bu durum itici mi? Bence değil. Zamanla hepsine alışıyorsun. Benim karakterler hakkında en çok dikkatimi çeken nokta her birinin güçlü ve zayıf yönlerini harmanlanmış bir şekilde bize sunmaları. En itici karakteri bile bir şekilde anlatabiliyor ve empati gösterebiliyoruz.
Ulrich, Hannah ve Helge' nin yardımcı karakter olarak diziye katkıları yadsınamaz derecede.
Diziyi izlerken bolca beyinde tutulma, ellerde karıncalanma ve gözlerde şimşek çakması gibi yan etkilere maruz kalabilirsiniz. :)
Şaka bir yana ben izlerken akrabalık ilişkileri için ciddi ciddi soy ağacı çıkararak izledim. Çok da faydasını gördüm. Tavsiye ederim.
3 sezon olarak dizi tadında ve en güzel şekilde bağlanarak bitti diyebilirim. Lakin şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Dizi bitince kendimizi arkadaşlarınıza şunu söylerken bulabilirsiniz.
"Kanka bir dizi izledim, olay bir Alman kasabasında geçiyor."
İyi seyirler diliyorum.
Çok kez duyup merak ettiğim bir diziydi. Fantastik öğeleri olan dizi ve filmleri seven biri olarak mutlaka izlemeliyim dedim. Nihayetinde daha fazla uzatmadan başladım diziye. İzlediğim ilk bölümden itibaren şeytan Lucifer Morningstar hakkında hem eğlenceli hem de eğreti bir şeyler…devamıÇok kez duyup merak ettiğim bir diziydi. Fantastik öğeleri olan dizi ve filmleri seven biri olarak mutlaka izlemeliyim dedim. Nihayetinde daha fazla uzatmadan başladım diziye.
İzlediğim ilk bölümden itibaren şeytan Lucifer Morningstar hakkında hem eğlenceli hem de eğreti bir şeyler sezmeye başladım. Karakter olarak eğlenceye düşkün, hayatını cinsellik ve popülerliğe dayandırmış bir insan olmanın yanında, cennetten kovulmuş ve sonsuza kadar cehennem bekçiliği yapmakla cezalandırılmış bir şeytan olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların en büyük arzularını dışa vurmalarını sağlayarak bundan dilediği gibi faydalanmasını da iyi biliyor.
Dedektif Decker ile karşılaşmasından sonra kendini ona yakın hissetmesi ve bu nedenle onun yaninda dedektifçilik oynamaya başlaması dizinin ön planda tutulan hikaye parçalarını oluşturuyor. Her bölümde ayrı bir vaka ve bu vakaları çözen bitirim ikili olarak karşımıza çıkan sevimli(!) çiftimiz. Öyle ki Lucifer gün geliyor gerçek bir dedektiften farkı olmayacak kadar iyi eğitiyor kendini.
Chloe ile olan uyumlarını tamamıyla kabul edemesem de bir yere kadar göze hoş geliyor diyebilirim.
Tom Ellis diziyi tek başına taşıyabilecek bir oyunculuk sergilese de dizinin bu kadar çok izlenmesinin nedeni olarak yan karakterinin diziye verdiği yadsınamaz katkıyı unutmamak gerekir.
Açıkçası benim en sevdiğim karakterler olarak Ella, Linda ve Maze dizinin devinimini sağlayan başarılı destekçiler olarak bendeki yeri ayrıdır.
Not: 3. sezonun final edasıyla dahi planlanmış olsa gereksiz uzatılması ve bol tekrara düşmesi bir yana diğer sezon ve bölümler makul ölçüde sizi içine çeken bir dizi olarak izlemeniz tavsiye edilir.
Birkaç sayfa okuduktan sonra evet bunu Hakan Günday yazmış olmalı diyeceğimiz bir kitap. Onun kaleminden çıktığı çok belli. Nedendir bilmiyorum ama Zargana'da kendimden bir şeyler buldum, hissettim. Yaşadığı hayat hem distopik hem de olağan geliyor insana. H. Günday kitaplarında ince…devamıBirkaç sayfa okuduktan sonra evet bunu Hakan Günday yazmış olmalı diyeceğimiz bir kitap. Onun kaleminden çıktığı çok belli. Nedendir bilmiyorum ama Zargana'da kendimden bir şeyler buldum, hissettim. Yaşadığı hayat hem distopik hem de olağan geliyor insana. H. Günday kitaplarında ince eleyip sık dokuyarak, adım adım işlediği çocuk karakterlerinin ne kadar sansasyonel olduğunu bir kez daha kanıtlamış. Farklı ve okunası bir kitap. Pişman olmazsınız.