karayip korsanları'nın ikinci filmini izlemesi çok zor. lanet jones karakteri ve tayfasının görünüşü o kadar iç gıcıklayıcı ki, tripofobiyi tetikleyecek görüntüler var ve fobi seviyesinde olmasa da o görüntülerden ben de rahatsız oluyorum. çok iç gıcıklayıcı ve mide bulandırıcı wjaşsjqjsşaösl…devamıkarayip korsanları'nın ikinci filmini izlemesi çok zor. lanet jones karakteri ve tayfasının görünüşü o kadar iç gıcıklayıcı ki, tripofobiyi tetikleyecek görüntüler var ve fobi seviyesinde olmasa da o görüntülerden ben de rahatsız oluyorum. çok iç gıcıklayıcı ve mide bulandırıcı wjaşsjqjsşaösl bugün bitecek umarım
Spoiler içeriyor
daha fazla erteleyemedim. izleyince parçalanacağımı biliyordum, kısa kısa görmüştüm filmden kesitler, o yüzden erteleyip duruyordum. bugün kendime bile engel olamadan açtım ve başladım izlemeye. zaten ne zaman bittiğini de fark etmedim. olcay hanım'ı izlerken çok samimiymişim, çok yakınmışız gibi derinden…devamıdaha fazla erteleyemedim. izleyince parçalanacağımı biliyordum, kısa kısa görmüştüm filmden kesitler, o yüzden erteleyip duruyordum. bugün kendime bile engel olamadan açtım ve başladım izlemeye. zaten ne zaman bittiğini de fark etmedim. olcay hanım'ı izlerken çok samimiymişim, çok yakınmışız gibi derinden bir bağ kurdum. canan'ın yerinde olup olcay hanım'la vakit geçirmek isterdim. canım olcay hanım. ağlayacağım bir saniye.
hanım, kurban oluruuum ne kadar güzel bir kedisin sen. olcay hanım, seni diğer yavrular arasından seçerken kesinlikle ölen eşine benzediğin için seçmiş olmalı. bembeyaz tüylerinle üniformasına, masmavi gözlerinle onun gözlerine çok benzersin. uslu, sevgiden anlayan ve olcay hanım'a çok yakınsın. eşi kemal bey de muhtemelen senin gibiydi. olcay hanım, ülkü'yü değil de seni doğurmuş gibiydi. ülkü, seni evladım olsan sevmezdim zaten. oğlun selçuk da anneannesine ve babasına çekmiş. keşke bir kez daha görebilseydi anneannesini.
ne gemiler geçti bu sulardan olcay hanım. sen de bu dünyanın bir gemisiydin. necip kaptan'ın gemisi de bir başka dünyada sendi. onun da çevresi yepyeni, farklı çalışan gemilerdi. o, istanbul'un sularında yüzerken bakıyordu yeni gelenlere sen de halk otobüsünde yolculuk ederken ve sokaklarda yürürken bakıyordun. onun da senin de son durağınız mezarlık oldu. o kadar insanın, 11 gün boyunca kapını çalmaması ve çalan tek kişinin de senden kalanları istemek için gelmiş olması çok üzücüydü. kim bilir hanım nasıl oldu bu süreçte. nasıl yemek yedi, nasıl su içti. ülkü tarafından kapıya atılınca, yağmurlu soğuk gecede olcay hanım'ın kollarında olmak varken sokakta bir başınayken kim bilir neler hissetti. kim bilir madam siranus'un kedileri, onun arkasından nasıl hissetti, nasıl düşündü, zehirlenirken ve çöp gibi atılırlarken kim bilir ne yaşadılar. iyi ki hanım'ı önceden vermemiş diye düşünürken bir yandan da oradaki kedileri de keşke olcay hanım kurtarabilseydi diye düşündüm. çok utanç verici bir olaydı. olcay hanım'la beraber ben de ağladım. bir de "kedi için mi harap ediyorsun kendini" demezler mi? hiç yerine koydukları kedilerin yerinde bir çocuk, bir bebek olsaydı ortalığı yıkarlardı. kediler de bir can değil mi?
insanların, zamanın, mekanların ve diğer şeylerin çok değiştiğini söylüyorlardı. bence o kadar da değişmedi. sadece bu değişik tavrı fark etmek, deneyimlemek çok kötü bir duygu. geçmişte de şimdi de aynı şeyler devam ediyor. farklı ve yeni şeyleri sevmek elbette kötü değil, yeni şeylere ilgi ve sevgi gösterirken diğerlerine kötü davranmaktır bence kötü olan. gemilerin yerini başka gemiler, insanların yerini başka insanlar, zevklerin yerini başka zevkler alabilir. önemli olan bir zamanlar sevilen ya da birileri tarafından değer gören bir şeye bu kadar aksi olmamaktır bana kalırsa. dışarıda bir sürü kedi olduğu doğru. ancak bir sürü de insan var. hangisi, hangisinin yerine konulabilir ki? kediler de o insanlar gibi değil mi?
canan ve inci, hanım'ı çok istediler çünkü çok seviyorlardı ve bu sevgi karşılıklıydı. iyisiyle kötüsüyle bakmaya, ilgi göstermeye hazırlardı. ancak onu istemeyen anneleri vardı. bu yüzden bakmak isteseler bile yapamıyorlardı. selçuk da inci ve canan gibiydi. o da olcay hanım'ı çok seviyordu. annesi ise, kendi annesine sadece ondan istediği şeyler için özen gösteriyordu ve annesi olcay hanım da bunun farkındaydı. keşke ne ev ne de başka bir şey, ülkü'ye kalmasaydı.
son sahnede, necip kaptan'ın sürekli sadece bakarak önünden geçtiği ve asla içeri giremediği o evin bahçesine girmesi, olcay hanım'ın kedisini işaret ettiği, onun da hanım'ı aldığı sahnede parrrramparça oldum. çevresinde ona necip kaptan'dan daha iyi bakacak başka biri yoktu. bunca yıl sevgisine baktığı gibi hanım'a da güzel bakacaktır. teselli niyetine söylediği sözlerin aslını fark ettiği ve hanım'ı sahiplendiği için çok sevindim. daha önce kesitlerde gördüğüm için şaşırmadım ama ilk defa görmüş gibi sevindim.
umarım hanım, necip bey'le çok mutlu olmuştur. mezarını beraber ziyaret etmişlerdir. yeniden bir kedim olursa ve hanım'a benzer bir kedi olursa adını ona koymaktan mutlu olurum. görüşürüz olcay hanım. çok iyi birisiydin bu dünya için.
e bu alice in borderland 6 bölümde bitti? 2 bölüm daha gelecek mi yoksa yeni bir sezon mu gelecek? . spoiler . . 6. bölümün son sahnesinde, önceki sezonun son bölümünde olduğu gibi bir sahneyle, açık uçlu bitti. önceki sezon…devamıe bu alice in borderland 6 bölümde bitti? 2 bölüm daha gelecek mi yoksa yeni bir sezon mu gelecek?
.
spoiler
.
.
6. bölümün son sahnesinde, önceki sezonun son bölümünde olduğu gibi bir sahneyle, açık uçlu bitti. önceki sezon belki de çoğu favorimiz olan karakterlerin yaşadığını gördük. şahsen ben çok sevindim ejwşfjwkslwk niragi'yi sevmediğim için ona çok da sevinemedim ama düzelmeye başlamış. yine de borderland'de yaptıklarını örtmüyor ama neyse. aynı şekilde heiya da öyle. neyse.
alice kim? borderland ile ilgili hala cevabı verilmemiş sorular var. neden, nasıl? bu evrenin yönetilişi nasıl? biz joker'i son oyun zannettik, belki de öyleydi ama alice kesinlikle bir son. belki de "tanrıyla hesaplaşma" gibi bir konusu olacak onun da. muhtemelen ikinci sezondaki mira sahnesi gibi beynimizi yakacak bir şeyler olacaktır diye düşünüyorum. psikoloji, felsefik ve sorgulatıcı bir sezon ya da bölümler gelecektir. ben eminim devamının geleceğinden.
ayrıca bu sezon rei karakterini de sevdim ve kurtulmasına da çok sevindim. rei belki bu yaşadıklarından ilham alarak anime kariyerinde bir şans kazanacaktır. ryuji arkasında bir çalışma bıraktı, yarım kalmış bir çalışma. bunun da devamı gelecektir diye düşünüyorum. devamını kim getirir bilmiyorum ama sonda herkes/büyük bir kısmı bağlantılarını kullanarak bu soruların cevaplarını birlikte ortaya çıkaracaktır diye düşünüyorum.
usagi ve arisu da kızlarına aradıkları ismi bence o sezonda/bölümlerde netleştireceklerdir. hatta ben sezon olarak gelir diye düşünüyorum. umarım gelmesi uzun sürmez. neyse şimdilik bu kadardı.
"cadı" sahnesini hep görüyordum, merak edip açtım. son zamanlarda film açıklamalarına neredeyse hiç bakmıyorum, körlemesine izliyorum. o yüzden daha bir zor oldu izlemesi. çok rahatsız ediciydi. özellikle valerie'yi canlandıran oyuncunun yaşı gözümün önünden gitmedi. filmden hiçbir şey anlamadım. anlamak için…devamı"cadı" sahnesini hep görüyordum, merak edip açtım. son zamanlarda film açıklamalarına neredeyse hiç bakmıyorum, körlemesine izliyorum. o yüzden daha bir zor oldu izlemesi. çok rahatsız ediciydi. özellikle valerie'yi canlandıran oyuncunun yaşı gözümün önünden gitmedi. filmden hiçbir şey anlamadım. anlamak için bitirdim ama anlamak için araştırma yapmam gerekiyor.
the hobbit serisine yeniden başladım, thranduil yüzünden... ikinci kere izleyeceğim, üşenmeden hem de jwwşkdowkdkw şaka bi yana, lotr serisinden daha çok sevmiş olabilirim. lotr legolas-gimli çok güzeldi, hobbit'teki legolas yabancı geliyor biraz ama olsun. dizisine de yakında başlarım herhalde. sondan…devamıthe hobbit serisine yeniden başladım, thranduil yüzünden... ikinci kere izleyeceğim, üşenmeden hem de jwwşkdowkdkw şaka bi yana, lotr serisinden daha çok sevmiş olabilirim. lotr legolas-gimli çok güzeldi, hobbit'teki legolas yabancı geliyor biraz ama olsun. dizisine de yakında başlarım herhalde. sondan başa doğru gideceğimi tahmin etmemiştim wjdpwösjağdldk
Spoiler içeriyor
çok bir şey yazasım yok ama kısaca nate'i hiiiiç ama hiç sevmedim. ne andy'ye ne de çabasına saygısı var. arkadaşlarına ve ona hediye getirdiği sahnede, miranda'dan gelen aramaya verdikleri tepki çok salak ve çok saçmaydı. baltalıyorlardı resmen ve andy moda…devamıçok bir şey yazasım yok ama kısaca nate'i hiiiiç ama hiç sevmedim. ne andy'ye ne de çabasına saygısı var. arkadaşlarına ve ona hediye getirdiği sahnede, miranda'dan gelen aramaya verdikleri tepki çok salak ve çok saçmaydı. baltalıyorlardı resmen ve andy moda yerine sağlık vb. bir sektörde çalışıyor olsaydı bu kadar ciddiye almamazlık yapmazlardı diye düşünüyorum. eskiden farklıydı, kıyafetleri değişti falan bla bla bla. bu değişimi kendisi istedi, kendisi için istedi ve kendinde yaptı. insanlar zamanla değişir ve hayatları da bir noktada değişir.
film boyunca bu tavırlarına gıcık oldum. neyse. filmin sonunu sevdim. bence güzeldi. andy'nin, nate'in iş haberine verdiği tepki ve andy'nin iş hayatıyla ilgili gelişmelere nate'in verdiği tepkiyi masaya yatırmıyorum bile. ciddiye bile almıyor bana kalırsa. off, her neyse bu kadar. iyi ki çok bir şey yazasım yoktu.
ekleme: sevdiğim sondan kastım da andy içindi. en başından istediği gibi kendi yolundan gidecek diye sevindim. miranda'nın da kendi içinde andy ile gurur duyduğunu biliyorum. ve emily için de sevindim çünkü bir arkadaş kazandı bu süreçte ve eminim daha iyi yerlere geleceğinden. nigel içinse üzgünüm, umarım miranda onun için iyi bir şeyler yapmıştır. andy'nin arkadaşları ve sevgilisi konusunda da hiç mutlu değilim. andy'nin "her şey konusunda" ona hak vermesinden de.
Spoiler içeriyor
iyisiyle kötüsüyle bitti. 2'den 3. sezona geçerkenki kopukluklar rahatsız etse de ve 3. sezon da o kadar kötü değildi. pars karakterini çok severdim ama oyuncu hakkındaki "iddiayı" duyduktan sonra karaktere o kadar yakın hissedemiyorum artık. bu tür olaylarda, mağdur olan…devamıiyisiyle kötüsüyle bitti. 2'den 3. sezona geçerkenki kopukluklar rahatsız etse de ve 3. sezon da o kadar kötü değildi. pars karakterini çok severdim ama oyuncu hakkındaki "iddiayı" duyduktan sonra karaktere o kadar yakın hissedemiyorum artık. bu tür olaylarda, mağdur olan tarafa inanmak veya yakın durmak önceliğimdir. son zamanlarda gündemle de pek alakam yok, biraz kabuğumdaydım. oyuncuları da pek stalklayan biri değilimdir, diziyi/filmi izlerim sonra da biraz dizi hakkındaki yapılan paylaşımlara bakar ve geçer giderim. nadirdir oyunculara dikkat ettiğim zamanlar yani. neyse. işin özü umarım hak eden hak ettiğini bulur ve bu olaylar daha çok göz önüne gelir de insanlar da yaptıkları kötülüklerin bedelini öderler. bu diziyi bugün bitirdiğim için bu dizi özelinde değerlendirdim bu durumu. çok da irdelemek istemiyorum burada, asabım bozuluyor.
neyse. ılgaz ilişkilerinde o kadar da "green flag" değildi. ceylin'in de dediği gibi çok ama çok katıydı ve ceylin sürekli ona göre yaşayıp çekiniyordu. birbirlerinde değişime sebep oldular ama bunu yaparken çok kırıp kırıldılar. neyse. çok konuşasım yok hakkında ama iyi bi' 95 bölümdü. kalanlara başarılar, iyi geceler.
Spoiler içeriyor
hatırlamışken bu filme de bir şey diyeyim. alper senden korkuyorum. çok ürkütücüsün, tuhafsın ve rahatsız edicisin. ha bir de senden nefret ediyorum. ne mal olduğun en başından belliydi. salak herif. hak ettin o sonu sen. hiç romantik bir film falan…devamıhatırlamışken bu filme de bir şey diyeyim. alper senden korkuyorum. çok ürkütücüsün, tuhafsın ve rahatsız edicisin. ha bir de senden nefret ediyorum. ne mal olduğun en başından belliydi. salak herif. hak ettin o sonu sen. hiç romantik bir film falan değildi. ada'yı manipüle edip elinde tutmaya çalıştın sadece. çok toksiksin. iğrençsin. neyse bu kadardı.