“Hmm... Evet... Hem her şey insanın kendi elinde, hem de insan yalnızca korkaklığı yüzünden ne fırsatlar kaçırıyor... Bu artık yadsınamaz bir gerçek, bir belit.”
Sizi iğrenç ölümsüzler! İntikamımı alacağım! Ölüm gölünün vadisinden geçerken, hiçbir kötülükten korkmayacağım. Siz sadece lanetli kemikler ve lanetli ruhlarsınız. Cehennem’in ateşinde yanacaksınız!
Ben İbrahim Manolis'ten olma Sofia'dan doğma, Pargalı dönme. Dönmek nasıl bir şeydir? İnsan nereye döner? Döndüğü yer neresidir? Geriye dönmek var mıdır? Mümkün müdür yoksa kader sadece ileriyi mi gösterir? Geldiğin döndüğün yer orda mıdır, bekler mi? Baksan görür müsün?…devamıBen İbrahim Manolis'ten olma Sofia'dan doğma, Pargalı dönme.
Dönmek nasıl bir şeydir? İnsan nereye döner? Döndüğü yer neresidir? Geriye dönmek var mıdır? Mümkün müdür yoksa kader sadece ileriyi mi gösterir?
Geldiğin döndüğün yer orda mıdır, bekler mi? Baksan görür müsün? Kalbin dönerken pusulan mıdır? Geçtiğin yerleri unutmadan, aynı yerlerden geçerek yine evin yolunu bulabilir misin? Geçtiğin deniz, vardığın liman, bulduğun yuva seni hatırlar mı? Seni koynuna alıp esirgeyip saklar mı?
Dönmek kabiliyet değil! Zarurettir İbrahim.
Ben İbrahim. Cenneti, cehennemi hep içinde taşıyan, kendi şeytanıyla dost, postun şeyhiyle müttefik ama hep tetik. Arafın yüce kapısının sadık bekçisi kapı kulu İbrahim. Sultan Süleyman'ın mahreminde sırrında ama hep sınırda olan İbrahim.
Hünkarının derin gözlerinde her gün kendi cenazesini seyreden İbrahim. Sultanının gözlerine baktıkça ölüme koşarak giden ölümüne kaza namazları kılınan İbrahim.
Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene! 🇹🇷🫶🏻
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir…devamıEy Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK