2025 filmlerini dönüp izleme serüvenim var ödül sezonu bitmeden. Ama o kadar sönük bir yıl ki. Herkesin başyapıt dediği filmler bana başyapıt gibi gelmiyordu. Ta ki Hamnet’e kadar. Çok ön yargılıydım yönetmenin bir önceki işinden dolayı. Filmin türünden, açılışından dolayı.…devamı2025 filmlerini dönüp izleme serüvenim var ödül sezonu bitmeden. Ama o kadar sönük bir yıl ki. Herkesin başyapıt dediği filmler bana başyapıt gibi gelmiyordu.
Ta ki Hamnet’e kadar. Çok ön yargılıydım yönetmenin bir önceki işinden dolayı. Filmin türünden, açılışından dolayı.
Sonra bir şey oldu. Beni ekrana bağladı. Güldüm, gözlerim doldu, tüylerim diken oldu, hayran kaldım. Aşırı tatmin ayrıldım. “Sonunda” dedim. “Sonunda 2025 başyapıtımı buldum.”
9.5/10
Paul Thomas Anderson sinemasını çok seviyorum. Bunu daha önce uzunca Hard Eight gönderimde anlatmıştım. Bir filmini de sinemada görmeyi çok istiyordum ama gidemedim. Yoğunluk, sınavlar falan derken gideceğim hafta da ağır hasta olmuştum sonra da vizyondan kalktı. Sonraki filmine artık.…devamıPaul Thomas Anderson sinemasını çok seviyorum. Bunu daha önce uzunca Hard Eight gönderimde anlatmıştım. Bir filmini de sinemada görmeyi çok istiyordum ama gidemedim. Yoğunluk, sınavlar falan derken gideceğim hafta da ağır hasta olmuştum sonra da vizyondan kalktı. Sonraki filmine artık.
Anderson’dan böyle bir film görmeyi beklemiyordum deseydim yalan olur. Filmleri her zaman dönemine göre farklı temaları konu almayı seviyor. Günümüz Amerika’sının politik yapısını eleştirmek için de daha doğru bir zaman sanırım olamazmış. Ama kendi sevenlerine ufak bir nostalji yaşattığını da düşünüyorum. İlk filmlerinin temalarından en öne çıkanlarından biri olan “geçmişte ebeveynlerinin yaptıklarının günahlarını çeken çocuklar” temasına göz kırpıyor. Hiciv, duruş, anlatı olarak uzaktan bakıldığında sinemaseverler için çok etkileyici bir paket olduğu görülebilir. Ama filmler kişiseldir. Özellikle medyanın gereğinden biraz fazla pohpohladığı filmlere karşı oluşan doğal önyargılar beğenmeyi daha da zorlaştırıyor. Savaş Üstüne Savaş bir başyapıt değil bana kalırsa, öyle olması da gerekmiyor. Elbette hayranları için yönetmenlerin gelecek filmleri büyük bir beklenti oluşturabilir. Bu pohpohlamalar da beklentiyi etkiliyor. Benim için ne bir başyapıt, ne de yönetmenin en iyi filmlerinden biri olamadı. Harika olduğunu savunana da bir şey diyemem benim suyuma gitmedi sadece. Hayır rezalet falan değil yine iyi bir film olduğunu düşünüyorum. Teknik tarafları, kurgusu, işçiliği, performanslar zirveye oynuyor çünkü. Fakat yine de 90lar sonu, 2000ler zamanı PTA filmleri daha bi benlikti diye düşünüyorum.
7/10
(ama bu puana çok aldırış edilmesin)
6 yıl sürse de nihayet diziyi bitirdim. İlk kez 2019’un sonlarında başlayıp 3. sezonun başında sıkılıp bırakmıştım. 2022 civarı tekrar baştan başlayıp 2. sezonda bıraktım. 2024’te de tekrar başlayıp 7. bölümde bıraktım. Sanırım eskiden sabır yeteneğim yoktu. Geçen haftalarda yine…devamı6 yıl sürse de nihayet diziyi bitirdim.
İlk kez 2019’un sonlarında başlayıp 3. sezonun başında sıkılıp bırakmıştım.
2022 civarı tekrar baştan başlayıp 2. sezonda bıraktım.
2024’te de tekrar başlayıp 7. bölümde bıraktım.
Sanırım eskiden sabır yeteneğim yoktu.
Geçen haftalarda yine gaza geldim ama bu sefer kendime dedim ki sen zaten ilk 2 sezonu izledin. Tekrar izlemene gerek yok. Özetini okuyup 3. sezondan başladım ve nihayet bitti.
Özellikle 3,4,5. sezonlarda yaşattığı orgazmik anlardan dolayı bayıldım. Biraz tolerans göstermeniz lazım ilk sezonlara. İzlerken sıkılıyordum ama şimdi bütün hikayeyi bilerek geriye dönüp baktığımda dizinin build-up’ı için çok iyi temeller olduğunu düşünüyorum.
10/10 yani başka puan veremem.
Cold Mountain’in aslında klasik hikayelerden pek bir farkı yok. Savaş sırasında ayrı kalan bir çiftin yaşadıklarını anlatan masalsı bir havası var. Peki bu kötü bir şey mi? Tabi ki de hayır. Doğru materyallerle en klasik hikayeler bile çok güzel anlatılabilir.…devamıCold Mountain’in aslında klasik hikayelerden pek bir farkı yok. Savaş sırasında ayrı kalan bir çiftin yaşadıklarını anlatan masalsı bir havası var. Peki bu kötü bir şey mi? Tabi ki de hayır. Doğru materyallerle en klasik hikayeler bile çok güzel anlatılabilir.
Filmde ayrı kalan Inman (Jude Law) ve Ada’nın (Nicole Kidman) birbirine paralel olarak yaşadıklarını izliyoruz. Filmin ilk perdesinin diğer kısımlardan daha farklı bir tonu var bence. Biraz daha tanıtım amaçlı, düşük tempolu ve günümüzde odak süresi saniyelerle hesaplanan bir toplum için izlemesi biraz ağır kalıyor. Bu kötü bir tercih mi peki? Kişisel zevklere göre değişir. Ben aslında yabancı olduğum evrenleri ağır ağır tanımayı severim ama burada çok fazla yabancılık çekebileceğiniz bir nokta yok. Hatta bu ilk 45-50 dakikalık kısımda filmin ilerisi için pek de lüzumu olmayan, sonradan düşündüğümde “e buna ne gerek vardı ki şimdi” diye düşündüren sekanslar vardı. Sanırım savaşın yıpratıcılığı gösterilmek istenmiş ama olmazsa olmazdı diyemeyeceğim.
Sonrasında filmin rengi tamamen değişiyor ve asıl anlatılmak istenen konuya geçiliyor. Burada izleme keyfi katlanıyor ve akıp gidiyor film. Ben özellikle Ruby karakterini çok sevdim. Filme en keyif katan detay oydu. Renee Zellweger’in kendisine Oscar kazandıran bu harika performansıyla daha da süslenmiş.
Sadece Ruby değil filmdeki irili ufaklı bütün karakterlerin çok iyi olduğunu düşünüyorum, belki de filmin en iyi yanıdır. Cillian Murphy’nin bile filmde kısacık bir rolü var ve bu karakter bile kısa bir sahneyle izleyiciyi etkiliyor. Değinmediğim diğer bir sürü karakter de, ki film yıldızlar geçidi resmen, filme ayrı tat katıyor.
Final hakkında spoiler vermeden şunu söyleyebilirim, güzel bir final. Ufak olarak anlam veremediğim bazı noktaları oldu ama genel olarak beğendim.
Film gayet güzel gözüküyor, müzikleri güzel ve müziklerin büyük kısmını filmde de ufak bir rolü olan Jack White yapmış. Hatta filmden sonra Zellweger’le 2 yıl sevgili olduklarını öğrendiğimde şaşırdım.
Neyse, kısacası Cold Mountain izlemesi keyifli, güzel bir film.
8/10