Kır hırsını bir kalbi kırıp yakmaya değmez. Dünya sana kalsın da dönüp bakmaya değmez. Bak göklere bir zerre kadarsın. Ne bu kibrin? Görmez mi gözün bunca nişan takmaya değmez? Bir başka çamurdan mı vücut buldu bu cismin? Karşında da topraksa…devamıKır hırsını bir kalbi kırıp yakmaya değmez.
Dünya sana kalsın da dönüp bakmaya değmez.
Bak göklere bir zerre kadarsın.
Ne bu kibrin?
Görmez mi gözün bunca nişan takmaya değmez?
Bir başka çamurdan mı vücut buldu bu cismin?
Karşında da topraksa itip kalkmaya değmez.
Kır hırsını bir kalbi kırıp yakmaya değmez.
Dünya sana kalsın da dönüp bakmaya değmez.
Dolmaz mı bu arsız kazanın nerede bıkarsın?
Doymak mı dilersin ki kazık çakmaya değmez?
Aciz beşerin vehmine aldanma ziyandır.
Bir gölge için boş yere han yıkmaya değmez.
Kır hırsını bir kalbi kırıp yakmaya değmez.
Dünya sana kalsın da dönüp bakmaya değmez.
Menzil görünür yolcu biter anla hayaldir.
Zindan bu cihan içip çıkmaya değmez.
Bir yolcu da sen safi bu dünyada misafir.
Göz nuru bu virane dolup akmaya değmez.
Kır hırsını bir kalbi kırıp yakmaya değmez.
Dünya sana kalsın da dönüp bakmaya değmez.
Emir Safî
💞💖💖💖💖💖💞
https://youtu.be/WE2yOMaV5Xc?si=cmxBrEuVz-azSNlM
İlk üç sene önce izlemiştim, İngilizce dublaj yapmışlar YouTube'ta karşıma çıktı bir daha izledim bağımlı oldum resmen 🫠. 2. Sezon bekleniyor pleaseeeee🥺 Kızı çok kıskandım yaaa!! 6 defa hayatını tekrar tekrar yaşayıp farklı şeyleri deneyimliyor, farklı alanlarda çok yetenekli birine…devamıİlk üç sene önce izlemiştim, İngilizce dublaj yapmışlar YouTube'ta karşıma çıktı bir daha izledim bağımlı oldum resmen 🫠. 2. Sezon bekleniyor pleaseeeee🥺
Kızı çok kıskandım yaaa!! 6 defa hayatını tekrar tekrar yaşayıp farklı şeyleri deneyimliyor, farklı alanlarda çok yetenekli birine dönüşüyor. Şimdi ben bu kız gibi donanımlı olabilmem için 6×5=30 yıl gerekiyor yani yaşlanırım, ya offf 🥲.
En çok sevdiğim sahne Rishe'nin balkonda Arnold'a söylediği: "Sen nişanımızı bozup beni bir kenara atsan da ben hizmetçi eğitimi alıp geri geleceğim; o işe yaramazsa erkek kılığına girip şövalye olacağım; o da batarsa şifalı bitkiler uzmanı olarak yine o saraya döneceğim!" (hedefime ulaşmak için her yolu deneyeceğim). Farklı beceriler edinmenin bir nevi güç olduğunu bir daha anımsattı bu sahne bana.
İki ana karakter de çok iyiler, balon değiller yeteneklerinin arkasındaki mantığı anlayabiliyorsunuz. Oğlanın gözleri çok güzel, kız her beğendiğinde ben de bayılıyorum🫠😂.
Hikayesi bence gayet iyi, bu hikaye ile daha fazla şey yapılabilirdi sadece basit bir anime yapmaya kalkışmışlar. Bu iki karakterin kişiliğine göre romantik sahnelerde daha iyi bir şeyler bekliyordum ama ikisi de aptallaşıyor nedense, yani bazı sahnelerde zorlama romantizm yaratmaya çalışmışlar.
Kızın azminden ben çok ilham aldım. Bu tip yapımları seviyorum sizi yormuyorlar, komik, bazı sahneleri çocukça, ayrıca çok derin hayat felsefeleri saklıyorlar bir kenarlara vaktiniz de bomboş geçmiyor. Bir göz atmaya değer 🌟🌟
Mentaliteni ne kadar geliştirsen geliştir bazı şeyleri yine de atlatamıyorsun 🥲. Offf, bundaki mana ne onuda anlamıyorum ki, ruhuma yapışmış sanki. Bence alıcam dersi almıştım, daha ne kaldı? Belirsizlik ve anlamama, her zamanki gibi can sıkıyor 🥹
DEVRIN omuz çevirdiği faziletlerden biri de bu oldu. Sihirli düğmeler ve süratin artışıyla birlikte elâstikiyetini artıran zaman, bizi çalışmada hayvanî bir taraf keşfettiğimiz kuruntusuna düşürdü. Lâfonten, bir tepkili uçakta Atlantik'i on saatte iki defa geçseydi ihtimal karıncalarla uğraşmıyacaktı. Bu devrin…devamıDEVRIN omuz çevirdiği faziletlerden biri de bu oldu. Sihirli düğmeler ve süratin artışıyla birlikte elâstikiyetini artıran zaman, bizi çalışmada hayvanî bir taraf keşfettiğimiz kuruntusuna düşürdü. Lâfonten, bir tepkili uçakta Atlantik'i on saatte iki defa geçseydi ihtimal karıncalarla uğraşmıyacaktı. Bu devrin putlarından biri de günde sekiz, hatta altı saatlık iş oldu.
Saatte bir otomobil yapılırken, otomobile yeni bir kafiye bulmak için bir saat harcamaktan daha abes bir şey varsa, o da elbette şiir yazmak olacaktır. (...)
Çalışmak, iş yapmak demek değildir. Bir iş yapmağa nasıl olsa mecburuz, mahkâmuz. Çalışmak bağımsız bir kafaya ve üstün bir ruha sahip olabilmeği hedef tutmaktır. Bu hedefin yolu sanattan, okumaktan geçer, şöyle bir dikkat ediniz, mesut insanlarin ne kadar azaldığını hemen göreceksiniz. Mesut, muvazeneli, iyi insanlar ne kadar da azaldı. Çünkü okuyan, kafasını ve ruhunu unutmıyan insanlar azaldı. Ben kendi hesabıma çok tembeller gördüm: Bürosunda, atölyesinde, veya tezgâhının başında on, on iki saat didinen zavallı tembeller gördüm. Bankadaki milyonlar, apartmanlar, hususi yatlar ve arabalar, sonra zamana tasarruf... Zamana tasarruf bile, evet, lâfdır. Okumıyan insan tembeldir ve tembellik şarlatanların, zâlimlerin istismar ettiği en hazin esarettir.
(Tarık Buğra)
Bunaltıcı hayatın içinde, durmadan koşuşturan, terler içinde bir çıkış kapısı arayan size; asıl kurtuluşun dışarıda değil kendinizde, kendi iç dünyanızda olduğunu fark ettiren ezber bozucu, harika bir kitap 🌟 Beynimde durmadan dolaşan, ne olduğunun farkında bile olmadığım karabasan gibi düşünceler,…devamıBunaltıcı hayatın içinde, durmadan koşuşturan, terler içinde bir çıkış kapısı arayan size; asıl kurtuluşun dışarıda değil kendinizde, kendi iç dünyanızda olduğunu fark ettiren ezber bozucu, harika bir kitap 🌟
Beynimde durmadan dolaşan, ne olduğunun farkında bile olmadığım karabasan gibi düşünceler, şiddetle dalgalanan duygular ve hayatımdaki radikal değişimler arasında boğulurken Sinan Ergin ile tanışmak, o boğulmalardan kurtulmama büyük yardımcı olmuştu. Önce YouTube'taki videolarına denk geldim; anlatımı gayet etkileyiciydi. Sonra Canlı Yaşa kitabını aldım. İlk başta anlamakta zorluk çeksem de yazarın dediklerini uyguladıkça anlattıklarını kavramaya başladım. Bu kitap sayesinde düşüncelerimle arama boşluk koymayı, onların sesini kısarak dinlemeyi öğrendim. Düşüncelerimi kontrol edebildiğim sürece duygularım da hizaya geldi. Tabii bunlar 3-4 sene öncesiydi...
Geçenlerde yeni bir kitap çıkardığını duydum ve hemen satin aldım. Hayatımın yine bir çıkmazında olduğum bu dönemde, kitabıyla eş zamanlı olarak YouTube'daki podcast'lerini de dinledim. Kendimi toparlamama gerçekten çok yardımcı oldular.
Var Etmenin Gücü kitabını art arda iki kere okudum (ki bu genelde yaptığım bir şey değildir). İki okuma arasındaki süre yok denecek kadar az olsa da ikinci okuyuşumda da bambaşka detaylar yakaladım. Kitap, doğru olduğuna inanarak yapageldiğim bazı şeylerin aslında bana nasıl zarar verdiğini anlamamı sağladı.
Kitap; asıl ana meselenin kişinin kendisi ve iç dünyası olduğunu, insan kendini fark edip anlayabilirse sorunların çözüleceğini ama çoğunlukla suçu dışarıda aradığımızı vurguluyor. Ne kadar mükemmel ve biricik bir varlık olduğumuzu fark etmemiz gerektiğini, özümüze dönmenin çözümün ilk adımı olduğunu anlatıyor. Hayatı ve kendimizi anlamadan durmadan koşturduğumuzu, önce bir durup nefes almamız gerektiğini hatırlatıyor.
Bir düş peşinde koşuyoruz ama o düşü gerçekleştirecek olan 'kendimizi' unutuyoruz. Neyi amaçlarsanız amaçlayın, neyin peşinde koşarsanız koşun; koşturan kişi olarak siz iyi değilseniz, peşinde olduğunuz şeyler de iyi olmayacaktır. Kendinizi anlamıyorsanız ne yaparsanız yapın yanlış yapar ya da acı çekersiniz... Tıpkı anlamadığınız bir haritayla bir yerlere varmaya çalışmak gibi.
Ne kadar şikayet ederseniz edin çevrenizi, insanları ve kötü gidişatlarıdeğiştiremezsiniz. Ama tüm bunların içinde resmin tam merkezinde siz varsınız. Eğer siz doğru olursanız, çevreniz de sizin enerjinizle şekil almaya başlar; ya onlar da doğru olur ya da olumsuzlukları size etki edemez. İnsan emek verdiği şeyi sever, sevdiği şeyden de sorumlu olur. Siz de kendi hayatınızdan sorumlusunuz.
Buraya sığdıramayacağım kadar fazlası kitapta var, kesinlikle bir göz atmanızı tavsiye ederim. Hiç değilse hayatta doğru bildiğiniz bazı yanlışları fark etmiş olursunuz.
Sevgilerle... 💖🫶💖"
Sevgi yalın bir duygu değildir ve insan "sevdim" demekle sevmiş olamaz. Sevgi, anlayıs ister, benimsemek ister, hoşgörürlük ister, feragat ve fedakârlık ister; sevgi, sevilenin yükünü taşıyacak güç ister, yürek ister. Siparişe göre çıkan insanı babam da sever... Uzaktar uzağa ve…devamıSevgi yalın bir duygu değildir ve insan "sevdim" demekle sevmiş olamaz. Sevgi, anlayıs ister, benimsemek ister, hoşgörürlük ister, feragat ve fedakârlık ister; sevgi, sevilenin yükünü taşıyacak güç ister, yürek ister. Siparişe göre çıkan insanı babam da sever... Uzaktar uzağa ve hiçbir sorumluluk yüklemeyen, zaafları, aldanışlanı, kötü yönleri olmayan sevgili varsa, doksandokuz vagon da bana gönder; seveyim! (😹)
Sevgi, insanı bize uygun ve keyfimize göre kaliba dökmek hırsi değildir. Ona sevgi değil, bal gibi "tasallut" derler, öyle demezlerse barbarlık derler, vahşilik derler. Sevgi, insanı kötülüiklerinden, yanlmalarından, geriliklerinden kurtarmak iddiasıyla savaş açmak değil yardimcı olmak çabası ve iradesidir. Karşıda mevzilenmek değil, yaninda olmaktır.
Tarık Buğra
_______________________/////
Bu adam çok komik ya 🤣🤣 ve aşırı haklı.
Ruhun kara zindanlara hapsolduğu demde Hayvan gibi ruhsuz dolaşan gövde yıkılsın Israr ile ördünse duvarlar bana canan Kurtul inadından beni bir sev de yıkılsın _____________________________////// Yaaa, çok güzeeeeeeeeeeeeeeel!!!! 😻❤️🔥❤️🔥❤️🔥💫 Bayıldımmmm🫠🫠 Kim yazdıysa ellerine sağlık. ____________________________///// https://youtu.be/vFlEnR4G4-g?si=sEry-fQeY1srwCV1
Tarık Buğra Makalelerinden Alıntı: Okumuyor, sanatla ilgilenmiyorsunuz. Türkiye sağının en ciddî zaafi da işte bu. Hakikatte ve hayatta ise, sanata dayanmayan, sanatçılarını bulamayan veya benimsemeyen hiçbir politik, hiçbir sosyal akım, hiçbir zaman ve hiçbir ülkede tutunamamış, yayılamamıştır. ________________///// Bana öyle…devamıTarık Buğra Makalelerinden Alıntı:
Okumuyor, sanatla ilgilenmiyorsunuz. Türkiye sağının
en ciddî zaafi da işte bu. Hakikatte ve hayatta ise, sanata dayanmayan, sanatçılarını bulamayan veya benimsemeyen hiçbir politik, hiçbir sosyal akım, hiçbir zaman ve hiçbir ülkede tutunamamış, yayılamamıştır.
________________/////
Bana öyle gelir ki, lise diplması, edebiyatta başka hiçbir şey vermese de, yalnız Yunus EMRE'yi anlatabilse Türkiye değişecek, Türkiye olacaktır.
Ama, bana öyle gelir ki.. derken fazla önemsedim kendimi: Bu budur ve bunun bu olduğunu dünya çok iyi bilmektedir. Onun içindir işte Fransa' nın, İngiltere'nin, Almanya'nın, hatta Belçika, Avusturya gibi fakir fukaranın kendi klasiklerini sıkı sıkı tutuşları, kendi şâir ve sanatçılarına dört elle sarilışları. Biz, ya biz? Koskoca bir medeniyeti külledikten sonra, biz, şâirlerimiz ve sanatçılarımız ne olsundu bekleyebiliriz?
Mutfağa girdiğimde yeğenlerimi bu filmi izlerken buldum. Daha önce kısa kesitleri karşıma çıktığı için merak ediyordum; ben de oturdum onlarla birlikte izledim. Gayet eğlenceli, tatlı ve içten bir film... Unutulmuş mahalle kültürünü, o eski samimiyeti yeniden hatırlatıyor; izlerken adeta zamanı…devamıMutfağa girdiğimde yeğenlerimi bu filmi izlerken buldum. Daha önce kısa kesitleri karşıma çıktığı için merak ediyordum; ben de oturdum onlarla birlikte izledim. Gayet eğlenceli, tatlı ve içten bir film... Unutulmuş mahalle kültürünü, o eski samimiyeti yeniden hatırlatıyor; izlerken adeta zamanı geriye sarıyorsunuz 🙃.
Selçuk'un arkadaşları tarafından yüzüstü bırakıldığı sahnede içim biraz burkuldu açıkçası 🥲. Sonradan bunun bir oyun olduğunu, arkadaşlarının aslında Selçuk'u korumak için böyle yaptığını öğreniyoruz.
İnsanın içini ısıtan, kahkahaya boğan, dostluk ve akrabalık bağlarının değerini hissettiren çok başarılı bir eser. Bu filmi tek başınıza izlemeyin; kardeşlerinizle, arkadaşlarınızla ya da kuzenlerinizle paylaşın. Bireyselliğin hakim olduğu günümüzde, böyle sıcak bir yapımla yakınlarımızla aramızdaki sevgiyi biraz olsun kuvvetlendirelim.
Bolca neşeyle kalın, sevgilerle... 💕🤗
Sadece kendim olmak, kendimi yaşamak ve anlamak istiyorum. Tüm bu diş güçlerin etkisinden nefret ediyorum. Benim hayallerimin ve iç dünyamın yakasını bir bırakın kendim olayım, kendimle kalayım. Beni benden alan hiç bir şeyi sevmiyorum.