İsmail Güneş'in en iyi filmlerinden biri. Ne yazık ki ülkedeki festivallerden değilde Montreal'den ödül almış. Yönetmenin hakkını yemişler. Çok incelikli bir film. Mutlaka izleyin.
Şiir Yazan: Metin Arpacı ANLA BENİ BİPO Bipo bükme gözyaşlarımı daha da ağlamalıyım Ayırdığına varmadığım her anın kahrıyla çarpılmalıyım Aklıma kelepçe vurmuş vecalar son bulur belki Hassasiyet ormanında dimağını çaldırmış ben çılgınca aşınmalıyım Hayat haytaları öldürdü ilkin Kasım en çok…devamıŞiir
Yazan: Metin Arpacı
ANLA BENİ BİPO
Bipo bükme gözyaşlarımı daha da ağlamalıyım
Ayırdığına varmadığım her anın kahrıyla çarpılmalıyım
Aklıma kelepçe vurmuş vecalar son bulur belki
Hassasiyet ormanında dimağını çaldırmış ben çılgınca aşınmalıyım
Hayat haytaları öldürdü ilkin
Kasım en çok insanın gülüşünü yordu
Ki bilyeli kasımpatı onun için güzeldi
Şımarıklar bugün esvaplarına kaçırdı
İşte sen bugün açelyama dolup gittin
Peşine kimi verdiysem delip kestin
Seni kimden aldıysam sevmiştin
Bipo anla beni;
Kurşuni semada uçan bir kuştun
Anadolu adın mıydı?
Kapalı havalar sana dargın mıydı?
Kapattın yüreğini
Neden hâlâ içine ağlıyorsun?
Ağlama Bipo;
Kederden bana ömürler gitti
Hangi diyara gittiysem kırgın olup yittim
Darılma bana, hayata tutunamıyorum
Ki elimden uçup gidiyor
Seyrediyorum
O kadar acizim
Anla Bipo;
Dayanamıyorum.
Kaan Müjdeci'nin Sivas filmi Anadolu’daki insanın halini birebir resmediyor. Eksik var fazlası yok desek doğrudur. Kamera tıpkı karakterleri gibi çok hareketli; bu yönüyle filmin atmosferine uygun düşmüş. Ancak şu gerçeği de unutmamak lazım, filmi izleyecek seyirci ki her yaştan olabilir,…devamıKaan Müjdeci'nin Sivas filmi Anadolu’daki insanın halini birebir resmediyor. Eksik var fazlası yok desek doğrudur. Kamera tıpkı karakterleri gibi çok hareketli; bu yönüyle filmin atmosferine uygun düşmüş. Ancak şu gerçeği de unutmamak lazım, filmi izleyecek seyirci ki her yaştan olabilir, bu filmden kendisine ne alacak? İşte ipler burada kopuyor, ben bu filmi izledikten sonra ne yapacağım? Mesela küfredecek miyim, sigara içecek miyim, hayvanlara eziyet edecek miyim? Hepsini geçtik; yönetmenin derdi neydi? Yönetmen görüşünde mutlaka bunu belirtmiştir Kaan Hoca; ancak bir seyirci olarak bu filmle birlikte o köy çocuklarına örnek olabilir miyiz bilemiyorum. Ancak yönetmen bir yanıyla haklı. Toplum böyleyse o sadece röntgenini çekmiş deyip aradan sıyrılabiliriz. Hakikat ise bir şeyin en azından iyiliği göstermenin o uğurda bir çabanın olmasını öğütlüyor, yaşanması, amel edilmesi gerekir diyor. Bir film izleyeceğim ve didaktiklikten öte bana iyi olmayı aşılayacak, iyiliği, doğruyu gösterecek.
Tamam Anadolu böyle lanetleyip tu kaka mı edeceğiz? Yıllarca sorunu gösterdik hep fakat bir çözmeyi de akıl edemedik. Çünkü problem büyük... Toplum meselesi. Kaan Hoca bu filmde bir sevgi veriyor, Sivas kangalıyla gelen sevgi ancak Sivas sürekli olarak dövüştürülüyor. Kim bu Sivas. Hayvanlardan daha aşağılık bir insan portresini sunmanın birazcık da acı reçetesi. Bir diğer taraftan çocuk sürekli dışlanmış ve bir köpekle birlikte yeniden hayata tutunuyor. Ancak ne anlatılabilir, sevinelim mi buna? Okulu değilde köpeği tercih etmesi. Cücelik ve prenslik. Mitler çok derinlikli...
Şimdiye dek Akbank Sanat'ta en sevdiğim film. Yönetmeni Bohai Lui. Filmin ismi "Roket Fırlatma Rampasına Oturduğunda" Artık aklıma gelen ilk fikri filmleştirme gibi bir mantıksızlığa düşmemeyi umuyorum. Şimdiye kadar bütçesiz çektiğim kısa filmlerimden yeterince utandım. Bu saatten sonra kendimi düşünecek…devamıŞimdiye dek Akbank Sanat'ta en sevdiğim film. Yönetmeni Bohai Lui. Filmin ismi "Roket Fırlatma Rampasına Oturduğunda"
Artık aklıma gelen ilk fikri filmleştirme gibi bir mantıksızlığa düşmemeyi umuyorum. Şimdiye kadar bütçesiz çektiğim kısa filmlerimden yeterince utandım. Bu saatten sonra kendimi düşünecek değilim. Sanatın toplum ya da kendisi için olduğu zırvalığını da dinleyecek bir mevkide hiç değilim. İlk defa rahat davranacağım. İlmek ilmek senaryonun üzerine basacağım. Artık hikayesini beğenmediğim bir işin içinde olmayacağım ta ki beni sevindiren bir hikayeye sahip olana dek. Arayıştayım; Ozu'nun misafirlikten, Kiyarustemi'nin bir defterden, Mecidi'nin bir ayakkabıdan, Kurosawa'nın bir köyü savunmasından, NBC'nin bir cinayetten yola çıkarak kendilerinin peşine düştükleri kişilikleri, sinema dillerini bulduklarını gördüm. Bense daha arayıştayım; bulursam bakacağım inşallah. Şimdilik Dostoyevski okumaya devam.
Burada yeni bir şey yok; bir tarafta agresif, cahil ve inançlı Anadolu portresi onun karşısında çıplak, yumuşak, laik, batıcı portresi... Türk sinemasına yeni bir bakış gerekli midir? Tabii ki evet. İnsani filmler, hayat gibi filmler ve en önemlisi yukarıdaki iki…devamıBurada yeni bir şey yok; bir tarafta agresif, cahil ve inançlı Anadolu portresi onun karşısında çıplak, yumuşak, laik, batıcı portresi...
Türk sinemasına yeni bir bakış gerekli midir? Tabii ki evet. İnsani filmler, hayat gibi filmler ve en önemlisi yukarıdaki iki portreden sıyrılmış hakiki filmler gerekli.
Mecid Mecidi'nin "Cennetin Çocukları" filmi insana adeta hayat dersi veriyor. Her anne baba çocuğuna mutlaka bu filmi izlettirmeli. Mecidi bu filminde ilmek ilmek dokunuşlarda bulunmuş, iyi senaryo katman katman nasıl işlenir diyorsanız gene bu filme başvurabilirsiniz.
Mustafa Kutlu'nun dili çok canlı ve sade. Uzun Hikaye'sini okumadan sakın Osman Sınav'ın aynı isimle uyarladığı filmini izlemeyin derim. İzlediyseniz de kitabı okumak daha gerekli gibi duruyor. Kitap yormayan, sürekli heyecandan heyecana atlayan, sürükleyici bir dili var.
Bu sakin ve huzurlu filmi izlediğinizde mutlu olmamak elinizde değil. Ahmet Uluçay'ın tek uzun metrajı Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak. Bir gencin çifte aşkını perdeye yansıtmış Uluçay. Belki de çocukluğundan esintiler barındırıyor; sinema ve kendinden büyük bir kıza olan sevgisi. Kızın…devamıBu sakin ve huzurlu filmi izlediğinizde mutlu olmamak elinizde değil. Ahmet Uluçay'ın tek uzun metrajı Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak. Bir gencin çifte aşkını perdeye yansıtmış Uluçay. Belki de çocukluğundan esintiler barındırıyor; sinema ve kendinden büyük bir kıza olan sevgisi. Kızın gitmesi ve sönen bir sinema hayali... Uluçay, insandaki bu çoklu girifti, iç içe geçişi çok iyi kotarmış. Filmin sinematik etkisi bir çok tarzı harmanlamış; bazı sahnelerde korkarken bazılarında kıkırdayarak gülmeniz elzem oluyor. Ölümle başlıyor film fakat ölenin dirilmesini de şaka yollu gösteriyor bize. Karpuzcunun iflasındaki ince ayrıntıyı sunduğu kadar, büyük kızın çocukluğunu terkedip kız olduğunu hatırlaması da bir başka detay. Kasabayla köy arasındaki debelenme en nihayetinde bir varışı getirecektir. Bunu kader metaforuyla simgesel olarak göstermiş bize yönetmen; kırsal, bozkır bir yer, deniz yok sadece denizin fotoğrafına erişebilir bu gençler diyor. Talihsizlik ve kabuğunu kıranlar ile kıramayanların hikayesini sunuyor Uluçay. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Anadolu insanının hoşgörüsünü, tevazusunu ve inceliğini bizlere gösteriyor. İlk defa hiçbir karakterine kızmayan bir yönetmen gördüm. Türk Sineması, Ahmet Uluçay gibi bir dehaya sahip olduğu için çok bahtiyar fakat erken kaybettiği için de çok talihsizdir.
Arabistanlı Lawrence ve Geceyarısı Ekspresi'nde Türklere karşı olumsuz ve negatif tutum sergilendi. Hele ki Geceyarısı Ekspresi'nde bazı sahneler sanki Arabistanlı Lawrence filminden çalıntı diyorsunuz. Sinemanın hem propaganda olarak hem de öfke kusmak için yapılan tarafından nefret etmek lazım; her filmde…devamıArabistanlı Lawrence ve Geceyarısı Ekspresi'nde Türklere karşı olumsuz ve negatif tutum sergilendi. Hele ki Geceyarısı Ekspresi'nde bazı sahneler sanki Arabistanlı Lawrence filminden çalıntı diyorsunuz. Sinemanın hem propaganda olarak hem de öfke kusmak için yapılan tarafından nefret etmek lazım; her filmde işlenen mevzunun az buçuk doğruluk payı mutlaka vardır ancak insanları, toplumları topluca zan altında bırakmak kimsenin hakkı değildir. Türkiye hapishanelerinde yaşananları öğrenmek için yığınca yerli film var; Yılmaz Güney'in filmleri var fakat Geceyarısı Ekspresi olayı abartmış gibi. Sinema öfkeyle yapılmaz; hayattan örnek alarak, gerçeklerden yola çıkarak yapılabilir. Irkçılık yapmadan, milletinizi, kökeninizi biricik, üstün görmeden adil sinema yapın. Böyle yönetmenler var ve onlara selam olsun.