3.sezon “san junipero” hayalimdeki deniz dalgalarına sarılan ev, güney Afrika kıyılarında ustalıkla kurgulanan eşsiz bir hikaye ve aynı sezondan “sosyal linç” oldukça etkileyici ve yaratıcı
içinde bir kez olsun intiharı yaşamayan kimse yoktur, duvardan sağ çıkanlar ve duvarda kaybolanların farkı duvardan mıdır yoksa çarpandan mı. Yaşamaya bilmediğin yerden bazen çok güzel öğreniyorsun, tekrar yalnız kalana kadar yaşamayı denemek, demek. “istanbul renkli, hayat dolu bir şehir.…devamıiçinde bir kez olsun intiharı yaşamayan kimse yoktur, duvardan sağ çıkanlar ve duvarda kaybolanların farkı duvardan mıdır yoksa çarpandan mı. Yaşamaya bilmediğin yerden bazen çok güzel öğreniyorsun, tekrar yalnız kalana kadar yaşamayı denemek, demek.
“istanbul renkli, hayat dolu bir şehir. Burada yaşamayan tek şey benim. Tek yaptığım hayatta kalmaya çalışmak. Her şeyi seninle keşfetmek ve görmek isterdim burada.”
bir hikaye vardı, içinde hikayeler vardı ormanın su yeşilinde birkaç cümle döküldü, bir şiir büyüdü ağzında. Bir elma yeterdi çıplaklığı kutsamaya. Otların ve suların arasından geçip, ilk bahçeye düşmeye. Ölüm bir rüyayı bölerek gelecek ve gözlerinden bana bakacak. Öteki yanım…devamıbir hikaye vardı, içinde hikayeler vardı
ormanın su yeşilinde birkaç cümle döküldü, bir şiir büyüdü ağzında. Bir elma yeterdi çıplaklığı kutsamaya. Otların ve suların arasından geçip, ilk bahçeye düşmeye. Ölüm bir rüyayı bölerek gelecek ve gözlerinden bana bakacak. Öteki yanım sözlere dökülecek, bir kadın.
“Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak -
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.
Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.”
-Cesare PAVESE-
yalnızlığım boydan boya uzanıyor, kendime mektuplar yazıyor ve kaşık kaşık toz şekerle varlığımı basitleştiriyorum, belki de zaten basitti ama ben bunu kendi zihnimden geçiriyorum ve gördüğüm şeyin doğruluğu beni ikna ediyor. dön duvara, ellerimin sindiği o siyah beyaz fotoğrafa bak,…devamıyalnızlığım boydan boya uzanıyor, kendime mektuplar yazıyor ve kaşık kaşık toz şekerle varlığımı basitleştiriyorum, belki de zaten basitti ama ben bunu kendi zihnimden geçiriyorum ve gördüğüm şeyin doğruluğu beni ikna ediyor. dön duvara, ellerimin sindiği o siyah beyaz fotoğrafa bak, bir kolumu sonsuz boşluğuna uzatmış uzanıyorum, yalnızlığım diyorum yalnızlığın çünkü yalnızlık her zaman tek kişilik değildir. ortak bir dildir yalnızlığımız ve bunu konuşurken yok ederiz, biliyoruz. dön duvara ve fotoğrafa uzat elini, sana hiç ulaşmamış o mektubu düşün, ağzında tatlı bir hisle gözlerini yum.
kuş köyünde ağzın kuş olur,üflersin dilsize dil olur sözler nefesle doğar sözsüz ormana yuva kurmuş kadına yol olur. kaçak kurt adam umut çay silah kemik orman yara evin. tüm bunların ardında gözlerin ellerin ve gömleğin savaşıyor. aklın almaz değil, için…devamıkuş köyünde ağzın kuş olur,üflersin dilsize dil olur sözler nefesle doğar sözsüz ormana yuva kurmuş kadına yol olur. kaçak kurt adam umut çay silah kemik orman yara evin. tüm bunların ardında gözlerin ellerin ve gömleğin savaşıyor. aklın almaz değil, için çok şey alıyor. Kuş köy de gerçekten kuş mu insanlar, bende ıslık çalıp muhabbet etmek istiyorum ama Sibel’le
Ateşin içinden seni çekip çıkaran hikayelerdi Pervane, kendi hikayen. “Biz, en büyük hazinesi halkı olan bir ülkeyiz. Birbiriyle savaşan imparatorlukların eşiğindeyiz. Hindikuş Dağları’nın pençesinde kırılmış bir ülke.. Sözlerini yükselt, sesini değil. Çiçekleri büyüten yağmurdur, gök gürlemesi değil.” Kabil/ Afganistan.