İzlemenizi şiddetle önerebileceğim bir film. Yaşlanma özürlü Aamir Khan abimiz bu sefer Laal Singh Chaddha rolünde. Yazıma rolüyle devam edeyim. Psikologların anladığı bir farkındalıkta olan Laal abimiz çocukken okula zeka geriliği yaşıyor diye önyargıyla alınmıyor. Şimdi aklıma otizm geldi ama…devamıİzlemenizi şiddetle önerebileceğim bir film. Yaşlanma özürlü Aamir Khan abimiz bu sefer Laal Singh Chaddha rolünde. Yazıma rolüyle devam edeyim. Psikologların anladığı bir farkındalıkta olan Laal abimiz çocukken okula zeka geriliği yaşıyor diye önyargıyla alınmıyor. Şimdi aklıma otizm geldi ama otizm değildi galiba. Neyse psikolojiden pek anlamıyorum.
Laal Singh abimiz çocukken ayağına bacağından itibaren destek kurularak yürüyebiliyor. Babası da gurbet elde olduğu için annesi ve anneannesiyle birlikte kalıyor. Bir rahibe götürüyorlar yüksek zekalı çocukların okuduğu okulun müdürü diye. Müdür ilk başta istemiyor ama Laal Singh abimizin annesi müdürün eşiyle sıkıntıları olduğunu vs. duymuş ve evdeki işlerine yardım etme teklifini sunuyor ve müdür mecburiyetten kabul ediyor. Peder ama annesinin Laal Singh abimize sürekli destekte bulunmasını istiyor çünkü ileri zekalı bir çocuk ve ilgi görmezse sıkıntı olur.
Laal Singh abimiz çocukken yeni başladığı okulda daha bismillah akran zorbalığı görüyor ta üniversite dönemlerine kadar. Laal Singh ilkokulda kendisine destek olan kızla tanışıp arkadaş oluyor. Laal Singh'in babası yok, bu kızında babası annesine işkence yapıyor. Aslında burada bir mesaj ve benzerlik var. Herkes birbirinin kaderidir mutlaka. Anlatıma devam etmeden evvel peygamberimizin bir sözünü paylaşmak istiyorum. Peygamberimiz diyor ki: "Bugün karşılaştığın insan yarın bir gün kaderin olabilir". Bu kötü insan da olabilir iyi de.
Laal Singh, çocukluğundan beri bu kıza sürekli evlenme teklifi ediyor ama çocukken babasının annesine yaptığı zulümden dolayı bir yandan çocukta olduğu için bir travma kalıyor. Laal Singh, üniversiteyi de bu kızla beraber okuyor ama bu kız birazda annesinin eşinden yıllarca görmediği şeyleri başka insanlarda annesinin yerine bulmaya çalışıyor kız. Laal Singh üniversiteden mezun olduğu zaman çocukluk aşkını göremiyor. Denk geldiklerinde de kız manken olduğunu ve filmlerde oynamak için birisiyle anlaştığını söylüyor gizli kapaklı bir şekilde Laal Singh utanmasın diye.
Kısaca ifadem yanlışsa özür dilerim. Biraz kısa keseceğim çünkü her izleyen başka bir şekilde anlar diye. Laal Singh abimiz askerliğe çağırılıyor. Burada da kaderin de var işte askeri araçta da kimse yanına istemiyor ama dedesinin külot, atlet yani kısaca iç çamaşırı üreticisi olduğunu sürekli havalı havalı anlatan Bala ile tanışıyor. Bu Bala ile can ciğer kuzu sarması oluyorlar. Bala buna askerden sonra beraber iç çamaşırı firması açma teklifi öneriyor. Bala şehit oluyor ve arkadaşına verdiği sözü askerden sonra geliştiriyor. Bu filmde benim gözüme çarpan temel birkaç şey var:
1) Ayakkabı
2) Çamaşır
3) Zaman
4) Sabır
5) Dostluk
6) Tren
7) Uçak
Daha da var da yukarı da yazdıklarıma "ne alâka?" diyebilirsiniz. Onu da filmi izleyince dikkat etmenizi öneririm.
Kırklı yaşlarda, zeki ve cengaver, zenci Knock keskin zekası ve sivri diliyle Fransa'nın bir kasabasına doktor olarak gider. Bu kasabada herkesle sempatik bir dille samimileşir. Bir süre sonra herkesle samimi olunca her Salı akşamı ücretsiz muayene hizmeti başlatır. Bu muayelerle…devamıKırklı yaşlarda, zeki ve cengaver, zenci Knock keskin zekası ve sivri diliyle Fransa'nın bir kasabasına doktor olarak gider. Bu kasabada herkesle sempatik bir dille samimileşir. Bir süre sonra herkesle samimi olunca her Salı akşamı ücretsiz muayene hizmeti başlatır. Bu muayelerle eczacıyla da destek olur. Bunun öncesinde kasabaya gelmeden önce kumar oynamıştır ve bunu kaybetmiştir. Kumarı kaybettiği adamlar yakalayamaz ve bir gemiyle kasabaya kadar gider. Gemi de iyileştirdiği insanlarda olur.
Kasabaya varıp kendisini sevdirdiğinde bu eczacının kızı kendisine karşı şehvetli duygular besler ama bu ona hiç pas vermez. Eczacının evde kalmış kızı her Salı yalandan muayeneye gider ama bir süre sonra artık evde kalmış bu kadını sakin bir üslupla kovar. Kasabanın zenginlerinden iki tane yaşlıca kadın sahneye çıkar. Bu kadınlardan biri belli ki kocasını toprağa göndermiş ve oğlu yaşındaki bu doktoru tavlamaya çalışır büyüklerinden kalan miraslarla hava atarak. Bu yaşlıca kadın bakar dişine göre değil bu.
Eczacı kız elde edemeyeceğini anlar zaten. İkinci yaşlıca kadın ekonomik durumunu ne kadar saklamaya çalışsa da zaten kasaba da popüler olmuştur. Bu kadının da Knock'un yaşlarında hizmetçisi vardır. Knock gönlünü bu kıza kaptırır ve sevgili olurlar. Bu kız tam bir hanımefendidir. Knock resmen aradığını bulmuştur. Knock sevgilisini tatile gönderirken uzaktan ikisinin samimice öpüştüğünü gören gıybet makinası eczacı kız gelir bunu abartarak ve kendi şehvet duygularını da katarak kankası pedere anlatır. Aslında pederde buna karşı şehvetli duygular besler.
Knock'un borçlu olduğu adamlardan biri gelir sorup soruşturur ve herkes hakkında bilgi alır. Bir süre Knock'un başına musallat olur ama iş bir şekil halledilir. Kısaca bu film ne kadar Fransız filmi olsa da inceden inceye Batı'ya lafı sokuyor. İzlemenizi öneririm.
Değişik bir film olmuş. Bazı bölümlerini atlaya atlaya izledim. Yaşama elverişli başka bir gezegen keşfediliyor. Bu gezegene dünyadaki insanlar değilde sonradan üretilme bir neslin gönderilmesi kararlaştırılıyor. Çünkü elde olan imkanlarla bu gezegene gitmek 70,80 yılı alıyor tahmini. Bu dünyada yaşayan…devamıDeğişik bir film olmuş. Bazı bölümlerini atlaya atlaya izledim. Yaşama elverişli başka bir gezegen keşfediliyor. Bu gezegene dünyadaki insanlar değilde sonradan üretilme bir neslin gönderilmesi kararlaştırılıyor. Çünkü elde olan imkanlarla bu gezegene gitmek 70,80 yılı alıyor tahmini. Bu dünyada yaşayan sıradan insanlar gitse yolda varamadan ölecekleri söyleniyor.
Çeşitli insanlardan aldıkları genlerle döllenme yoluyla çocuklar üretiliyor. Bu çocuklar ergenliklerine kadar her türlü bilim, uzay vs. ile bilgilendiriliyor. Uzaya çıktıklarında çocuk yaşta oluyorlar. Ergenliklerine kadar her şeyi sorgulamasınlar diye ilaç içiriliyor. Çocukların büyüyene kadar hormanları sapıtmasın diye çeşitli çalışmalar yapılıyor çaktırmadan.
Ergenlik yaşlarına geldiklerinde iki tane kafadar arkadaş bir şeyin yanlış gittiğini anlıyorlar. Kendilerine göre yanlış yani. Filmden anladığım özetle şu: Ne kadar bilim gelişirse gelişsin insanın fıtratını değiştiremezsin. Bu iki tane kafadar arkadaş aklıma Hz. Âdem'in (a.s) oğullarını getirdi. Oğullarından biri ikinci peygamber malûm ve babasının yolundan gitmenin derdinde. İkinci de kardeşini kıskanıyor başına bela getirip öldürüyor.
Bu filmde de biraz Harun ve Karun meselesine değindiğini anımsadım. Bu filmde çocukların birbirine dokunması yasak haz duygularını keşfetmesinler diye. Ve bununla birlikte birçok çağlar öncesi dini hurafelere de teknolojik açıdan değiniyor gibi filmde. Daha çok anlatılır ama eğer üstün körü değilde şöyle dıdısından dıdısına defter, kitap karıştıracak bir film istiyorsanız bu filmi öneririm.
Amerikalıların bu konularda nadir mantıklı yapıtlarından biri de bence bu. Mimariyle uğraşan abimiz gökdelenin çizimlerini kontrol ederken bir yandan kulağı radyoda. Radyoda anlatılana göre dünyaya bir meteor taşının yaklaştığı söyleniyor. İlk başta bu meteorun okyanusa düşeceği söyleniyor ama aksine karaya…devamıAmerikalıların bu konularda nadir mantıklı yapıtlarından biri de bence bu. Mimariyle uğraşan abimiz gökdelenin çizimlerini kontrol ederken bir yandan kulağı radyoda. Radyoda anlatılana göre dünyaya bir meteor taşının yaklaştığı söyleniyor. İlk başta bu meteorun okyanusa düşeceği söyleniyor ama aksine karaya düşüyor.
Amerikan hükümeti seçili insanlara gizli sığınaklara götürmek için mesaj gönderiyor ve bu abimize de geliyor. Meğerse hükümetin amacı olası bir felakette veya sonrasında yeniden yaşamı imar etmek için işin ehli insanları seçmek. Bu abimizin küçük çocuğu da şeker hastası ve insülin ilacı kullanıyor. Meteor taşıyla insülin ilacının ne alakası var onu anlamadım yalnız. Bu abimizin küçük oğlunu sığınaklara gidecek uçaklara almıyorlar hasta diye.
Filmin sonlarına doğru azınlık sayıda az kişi bir şekil kutuplardaki sığınaklara ulaşıyor. 9 ay sonra sığınaktan çıktıklarında bir bakıyorlar ki Allah dünyanın belasını vermiş. Kurban olduğum Allah'ım daha iyi bilir ama gerçekte böyle bir şey olsaydı bence Allah dünyayı komple patlatırdı. Çünkü malûm o kadar göktaşı bodoslama dünyaya çarpıyor ve o tektonik fay hatları oynuyor. O kadar patlama sonucunda en azından magmanın patlaması lazımdı. Birde filmin sonunda son kez "radyasyon oranı azalmıştır" diyordu. Allah göstermesin öyle bir durum olsa radyasyonu bulsak Allah'a şükredelim.
Neal isminde hacı abimiz (hacı değil ben edebimden böyle tabir ettim) kendisi bir yazar. İnşallah adamın ismini doğru yazıyorumdur. Neal abimiz elli yaşında biri ama bu yaşına gelene kadar çoğu kadınla düşüp kalkmış, hepsini birbiriyle aldatmış. Tabii yaş ilerledikçe üzerine…devamıNeal isminde hacı abimiz (hacı değil ben edebimden böyle tabir ettim) kendisi bir yazar. İnşallah adamın ismini doğru yazıyorumdur. Neal abimiz elli yaşında biri ama bu yaşına gelene kadar çoğu kadınla düşüp kalkmış, hepsini birbiriyle aldatmış. Tabii yaş ilerledikçe üzerine bir pişmanlık geliyor. Yakın arkadaşlarının tavsiyesiyle kendi kendini yavaş yavaş düzeltmeye başlıyor. Birgün Allah'ın kendisiyle konuştuğunu dile getiriyor.
Burada kendini peygamber ilan etmiyor yanlış anlaşılmasın. Yani bir olgunluk dönemine geliyor ve gençliğinde fark etmediği birçok şeyin farkına varıyor. Sonra eskilerden bu zamanlara kadar insanlara da tavsiye olsun diye yaşadıklarını, tecrübelerini kitap hâline getiriyor.
İnsan bazen şöyle bir arafta kalır, hangi konuda ne yapacağını kestiremez. Filmden şunu anladım ki: İnsan her günün acemisidir ve bu hayatta hiç bir yere acele etmeyeceksin. Hayatı akışına bırakacaksın ve Allah'a sığındığında her şey yoluna giriyor. Bu algıda olunca hatalarının da, yanlışlarının da farkına varıp başını belaya sokmadan huzura kavuşursun.
Chatgpt'ye güvenip film önerisi istersem olacağı bu olur. Bir bok anlamadım. Başka gezegenlere, yaşam formlarına meraklı bir ablamız var. Bir buçuk saatlik film boyunca dünyaya benzer bir gezegenden bahsediyorlar her yerde. Televizyonda, radyoda kısaca her yerde. Tabiri caizse aynı şeyleri…devamıChatgpt'ye güvenip film önerisi istersem olacağı bu olur. Bir bok anlamadım. Başka gezegenlere, yaşam formlarına meraklı bir ablamız var. Bir buçuk saatlik film boyunca dünyaya benzer bir gezegenden bahsediyorlar her yerde. Televizyonda, radyoda kısaca her yerde. Tabiri caizse aynı şeyleri duymaktan beyin mıncıklaması yaşarsın.
Ablamız bir site buluyor. Bu sitede yeni gezegene gitmek için başvuru formu var. Filmin sonunda kazanıp gidecek zannediyorum ve hiç bir şey olmuyor. Birde bu dünyaya benzer yaşama elverişli gezegen dünyadan da görülüyor. Bu ablamız filmin ortalarına kadar aval aval sağa sola bakıyor, tam gezegeni görüp müptezel gibi bakınırken bizim Beylikdüzü'nün müptela milleti gibi boş cadde de trafik ışığında durmuş mutlu mesut aileye çarpıyor, hapis yatıyor vs. Filmin sonlarına doğru bu müptezel ablamız o meşhur yeni gezegene de gitmiyor, çarptığı arabada ki adamla da sevgili oluyor. Hakikaten bir bok anlamadım.
BİR BANKTA OTURAN ŞAİRİN KENDİSİ Be Zeynep... Geçenin köründe ben o mermer merdivende sarhoşum, Elimde tar, Ama fikrimde de hep aşk şiirleri var. Be Zeynep... Sen bu cama çıkana kadar, Bağıracağım boğazım yırtılınca... Elbet belki bir kaldırım taşı benim yastığımdır.…devamıBİR BANKTA OTURAN ŞAİRİN KENDİSİ
Be Zeynep...
Geçenin köründe ben o mermer merdivende sarhoşum,
Elimde tar,
Ama fikrimde de hep aşk şiirleri var.
Be Zeynep...
Sen bu cama çıkana kadar,
Bağıracağım boğazım yırtılınca...
Elbet belki bir kaldırım taşı benim yastığımdır.
Be Zeynep...
Senin gözlerinde deliyim,
Ama biliyor musun ki ben orada yıkanıyorum,
O haykırdığım Tebriz sokakları benim şarabım...
Be Zeynep...
Kapından geçtim diye niye bakmadın?
Perdelerin senin teninde,
Sanki az evvel oradan geçmedin be...
Be Zeynep...
Vallah billah Zeynep...
Ekmek, musaf çarpsın ki Zeynep,
Ölümü gör ki Zeynep...
Be Zeynep...
Bu soğuk havalarda Kerbela'yı yaşarım.
Gülüşünü ver de bana,
Okları salma üzerime gözyaşlarınla...
Be Zeynep...
Vallah billah Zeynep...
Allah beni vursun ki,
Tamda kirpiklerim beyazlaşmış.
Be Zeynep...
Şu sokakların soğuğundan aldım mürekkebi,
Ve sanki dudaklarının sıcağı vardı ama,
Şiirlerim daha hatta henüz bitmedi.
Be Zeynep...
Yav Zeynep...
Az ötedeki antika sokaklarda,
Senin sesinden eserler...
Be Zeynep...
Bak ölmedim daha,
Ve gözlerin istiyor beni şuanda,
Kalbimle izledim ta ki sen ve ben bambaşka diyarlarda...
Be Zeynep...
Saçlarım benden yaşlı,
Kalbim zikredince seni,
Aklı melaykemi kaybettim...
Be Zeynep...
Sen diye bu yaşamak var,
Bu nefes var,
Bu can ki ne can var...
Be Zeynep...
Satırları dökünce gündüz ve gece,
Bak şuan konuşmasam bile,
Kendimi kandıramam mezar yanındaki sokak lambalarında...
Be Zeynep...
Can Zeynep,
Yürek Zeynep,
Sessizliğimin sesi ve haykırışı Zeynep...
Be Zeynep...
Şimdi perdenin arkasından bakıyorsun,
İçin gidiyor nefes alıyorsun,
Ki sen Zeynep her güzel şeyin tek anlamı...
Be Zeynep...
Allah şahidimdir Zeynep...
Öyle unutuldum ki şehirde Zeynep,
Bir gece yarısında ulu orta çıkan aydınlığım ben...
Be Zeynep...
Sen canın kıpkırmızı kızışırken,
Aklımdaki kelimeler yetişemez satırlara dökülürken,
Hadi bir çay iç benim şerefimden...
Be Zeynep...
Şimdi ben geldim yastığının bir ucuna...
Derinden göğsünü tut ve nefesini al,
Kalbinle ve kalbimle bak ben yanındayım...
AYKUT BARIŞ ÇELİK
Yatırımcı manik depresifse aldığı ürünü pazarlayan kişi nasıl karşılamalıdır? Bu oldukça hassas ve dikkat gerektiren bir durum. Manik depresif, yani bipolar bozukluk yaşayan bir yatırımcıyla iletişim kurarken, ürün pazarlayan kişinin hem etik hem de psikolojik açıdan bilinçli olması gerekir. İşte…devamıYatırımcı manik depresifse aldığı ürünü pazarlayan kişi nasıl karşılamalıdır?
Bu oldukça hassas ve dikkat gerektiren bir durum. Manik depresif, yani bipolar bozukluk yaşayan bir yatırımcıyla iletişim kurarken, ürün pazarlayan kişinin hem etik hem de psikolojik açıdan bilinçli olması gerekir. İşte bu tür bir durumda izlenmesi gereken bazı temel yaklaşımlar:
🧠 1. Duygusal Dalgalanmalara Karşı Farkındalık Geliştirmek
- Manik dönemde kişi aşırı iyimser, risk almaya yatkın ve hızlı kararlar verebilir.
- Depresif dönemde ise karamsar, kararsız ve ilgisiz olabilir.
- Pazarlamacı, bu dalgalanmaları fark edip duygusal manipülasyondan kaçınmalı, dürüst ve dengeli bir iletişim kurmalıdır.
🛑 2. Aşırı Teşvikten Kaçınmak
- Manik evredeki bir yatırımcı, gerçekçi olmayan beklentilerle büyük yatırımlar yapmaya meyilli olabilir.
- Bu durumda pazarlamacı, ürünün risklerini ve sınırlılıklarını açıkça belirtmeli, yatırımcının heyecanına kapılmamalıdır.
🧩 3. Karar Sürecini Yavaşlatmak
- Hızlı kararlar yerine, yatırımcıya düşünme süresi tanımak, gerekirse bir danışmanla görüşmesini önermek sağlıklı olur.
- “Bu kararı birkaç gün düşünün, sonra tekrar konuşalım” gibi ifadeler, hem saygılı hem de koruyucu bir yaklaşım sunar.
🤝 4. Empati ve Profesyonellik Dengesi
- Yargılayıcı olmadan, yatırımcının ruh haline saygı göstermek gerekir.
- Ancak pazarlamacı, terapist rolüne bürünmemeli, sınırlarını bilmeli ve gerektiğinde profesyonel destek önermelidir.
📚 5. Yasal ve Etik Sorumluluklar
- Eğer yatırımcının karar verme yetisi ciddi şekilde etkilenmişse, pazarlamacının etik sorumluluğu devreye girer.
- Bu durumda satış baskısı yapmak yerine, süreci durdurmak ve gerekirse bir yakınına ya da danışmanına yönlendirmek en doğru adım olur.
Alıntı: http://kitaptaanlatilanagore.blogspot.com/2024/02/akilli-yatirimci-benjamin-graham-kitap.html