Çok orijinal bir konusu var. Teması ırkçılık ama 12 Years a Slave gibi acındırma üzerinden değil. O filmin de yeri ayrı tabi ama bu bambaşka bir şey. Hiçbir şeyi göze sokmadan ince ince işlenmiş bu konu filmde. Irkçılığı kenara koyarsak…devamıÇok orijinal bir konusu var. Teması ırkçılık ama 12 Years a Slave gibi acındırma üzerinden değil. O filmin de yeri ayrı tabi ama bu bambaşka bir şey. Hiçbir şeyi göze sokmadan ince ince işlenmiş bu konu filmde.
Irkçılığı kenara koyarsak filmin gerilim dozunu çok beğensem de bazı noktalarda gereksiz müzik kullanımıyla insanı germeye çalışmışlar. Yine gerildim tabii de müzik olmasaydı daha güzel olurmuş sanki. Benzer şekilde müzikle verilen dramı da sevmiyorum. Filmlerde müzik kullanılmasın demiyorum tabii ki de. Müzik filmin önemli bir parçası olabilir ama kötü kullanıldığında rahatsız ediyor beni. Her neyse gerilim sahneleri güzeldi, özellikle bahçıvanın ana karakterimize doğru son sürat koştuğu sahneyi çok beğendim. Keşke müzik olmasaydı dediğim sahne buydu.
Yönetmenin yazıp yönettiği ilk film olması da filmi ayrı bir noktaya koyuyor. Bu filmden sonra Us diye bir film daha çekti ve o filmi de sinemada izlemiştim. Gayet güzeldi fakat niyeyse film hakkında aklımda hiçbir şey kalmamış. Müsait bir zamanda tekrar izleyeceğim.
Ayrıca hizmetçi kadın karakter de çok iyiydi. Adını hatırlayamadım maalesef ama filmin gerilim unsurunu artıran etmenlerden biriydi.
Toparlamak gerekirse filmi çok beğendim. Yönetmenin ilk filmi olması da bunu etkiledi tabii. Oyunculuklar iyiydi. Senaryo harikaydı. Gerilim dozundaydı ama keşke müzikle vermeselerdi. Notum da dokuz.
Film analiz grubumuzla izlediğimiz bilmem kaçıncı film. Artık saymayı bıraktım :) bu sefer değişiklik olsun diye animasyon seçildi. İyi de oldu. Animasyon türüne bayılmıyorum ama karşıma geldiği zaman da severek izliyorum. Bu film de esasında piyanist olma hayaliyle yaşayan ama…devamıFilm analiz grubumuzla izlediğimiz bilmem kaçıncı film. Artık saymayı bıraktım :) bu sefer değişiklik olsun diye animasyon seçildi. İyi de oldu.
Animasyon türüne bayılmıyorum ama karşıma geldiği zaman da severek izliyorum. Bu film de esasında piyanist olma hayaliyle yaşayan ama geçinmek için müzik öğretmenliği yapan bir adamın, tam hayatının fırsatının eline geçmesiyle ölüyor ve ruhlar alemine gidiyor. Burada çeşitli yüzleşmelerle birlikte geri dönmek için çabalıyor çünkü hayat amacını yerine getirebilmek üzereyken bu fırsatı kaçırıyor. Bu noktada 22 adında doğmamış bir ruh ile karşılaşıyor ve film de bence bu noktada başlıyor. Bu noktadan sonra benim için bambaşka bir hale büründü.
Filmde çok beğendiğim sahneler vardı. Berber sahnesindeki muhabbetler harikaydı. Kayıp ruhlar da çok iyi düşünülmüştü bence. Özellikle 22'nin kaybolduğu sahnede kendimi gördüm diyebilirim. En beğendiğim kısım sanırım burasıydı.
Bu arada filmi Türkçe dublaj izledim. Animasyon ve belgeselleri Türkçe dublaj, diğer tüm filmleri altyazılı izliyorum. Konuyla çok ilgisi yok ama sıkıştırayım dedim :d
Bu arada 22'nin bir devam filminin gelmesini isterim. Daha fazla bir şey dersem spoiler olacak o yüzden yazıyı yavaştan bitireyim. Çoğu insan gibi ben de bu filmin aslında yetişkinlere hitap ettiğini düşünüyorum ancak bir çocuk izlediğinde de sakıncalı olabileceğini sanmıyorum. Çocuklar için de eğlenceli sahneler vardı. Her şeyi anlamasa da filmin özünü anlayabileceklerini düşünüyorum. Ben filmi çok beğendim 1-2 kez daha izlerim başka zamanlarda. Notum da sekiz buçuktan dokuz.
Genetik olarak süper insan modeli üzerine yoğunlaşmış bir film. Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law oynuyor. Bu oyuncuların gençliklerini görmek güzeldi. İlginç bir bilgi de vereyim: Ethan Hawke ve Uma Thurman bu filmin çekimleri esnasında yakınlaşmışlar ve evlenmişler. Hatta…devamıGenetik olarak süper insan modeli üzerine yoğunlaşmış bir film. Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law oynuyor. Bu oyuncuların gençliklerini görmek güzeldi.
İlginç bir bilgi de vereyim: Ethan Hawke ve Uma Thurman bu filmin çekimleri esnasında yakınlaşmışlar ve evlenmişler. Hatta 2 çocuğu olmuş ama 2005'te boşanma kararı almışlar.
Bir ilginç bilgi daha: NASA bilim adamları tarafından o yıla kadarki gerçeğe en yakın bilim kurgu seçilmiş. Filmin yayınlandığı tarih olan 1997 yılını düşünürsek çok da büyük bir şey gibi gelmiyor tabii ama yine de izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bilim Kurgu türünü sevmeyen biri olarak bu filmi beğendiğimi söyleyebilirim. Filmler, gerçeklikten uzaklaştıkça içine girmekte, empati kurmakta zorlanıyorum. On üzerinden sekiz diyorum.
Filmde Jesse Pinkman reyiz var diye başladım ama çok daha fazlasını buldum. Askeriyede verilecek etik kararlar üzerine harika bir filmdi. İnsanı izlerken bolca düşündüren bir film. İzlenir.
Filmi izlerken sürekli aklıma Atypical dizisi geldi. Dizide de otistik bir gencin liseden mezun olup üniversiteye başlamasına kadar olan süreç işleniyor. Tabii ki rahatsızlıklar birbirinden farklı. En başta biri fiziksel öteki zihinsel bir bozukluk ama yaşananların benzer olduğunu düşünüyorum. Karşılaştırma…devamıFilmi izlerken sürekli aklıma Atypical dizisi geldi. Dizide de otistik bir gencin liseden mezun olup üniversiteye başlamasına kadar olan süreç işleniyor. Tabii ki rahatsızlıklar birbirinden farklı. En başta biri fiziksel öteki zihinsel bir bozukluk ama yaşananların benzer olduğunu düşünüyorum.
Karşılaştırma yapmak gibi olacak ama dizi daha uzun süreli olduğu için beni daha çok etkilemişti. Bu da daha uzun olsaydı muhtemelen daha çok etkilenirdim. Ya da başka karakterlere odaklanmayıp sadece Auggie ve ailesinin yaşadıkları anlatılsaydı vurucu olabilirdi.
Bu film fiziksel bozukluğa sahip insanları normalleştirmek değil bu bireylerin ve ailesinin yaşadığı zorlukları anlatmayı amaçlamış bence. Bu sayede o insanlarla empati kurmamız kolaylaşabilir. Bence normalleştirme amacı gütmesinden çok daha ince bir amaç bu. Beğendim.
İzlediğim tüm filmleri puanladığımdan ister istemez filmi izlerken kaç puan vereceğimi düşünüyorum. Bu filmden beni biraz uzaklaştırsa da yine de filmi bir yere koyma konusunda beni rahatlatıyor. Kaosu sevmiyorum :d her neyse, bu filme de yedi kesin veririm ama sekiz de vermek istemiyorum. Yedi iyidir.
2 saat 18 dakika tek plan. Filmi izlemek için bu yeterli çünkü gerçekten zor bir şey denemişler. Sadece oyuncular için değil, tüm set ekibi için 2 saati kontrol içinde tutmak mucize gibi bir şey. Üstelik bunu kapalı bir mekanda da…devamı2 saat 18 dakika tek plan. Filmi izlemek için bu yeterli çünkü gerçekten zor bir şey denemişler. Sadece oyuncular için değil, tüm set ekibi için 2 saati kontrol içinde tutmak mucize gibi bir şey. Üstelik bunu kapalı bir mekanda da çekmiyorlar, Berlin'in orta yerinde bir gece kulübünde, sokaklarda, otelde, kafede, apartmanda, çatıda çekiyorlar. Alanında zirve diyebilirim. Her sinemacının bildiği ama bence herkesin izlemesi gereken bir film.
Filmde Türk oyuncu var, bazen Türkçe konuşmalara da denk gelebiliyorsunuz. Hikayeye bir etkisi yok ama milliyetçi bir insan olmadığım halde yabancı bir filmde Türkçe cümleler duymak güzel hissettiriyor.
Filmde çekim tekniği ve oyuncular dışında kalan kısım ortalama diyebilirim. Çok etkileyici değil ama bir yerde sivrilmesi bence daha iyi olmuş. Ben beğendim. On üzerinden sekiz diyorum.
Telegram film analiz grubunun dördüncü filmi. Basit bir sanat eseri hırsızlığı filmi olarak başlıyor ama ortalarından sonra bambaşka bir konuya evriliyor film. Yönetmeni çok tanımam, izlediğim ilk filmiydi. Ancak James McAvoy ve Vincent Cassel'i severek izlerim. İkisi de başarılı oyunculardır…devamıTelegram film analiz grubunun dördüncü filmi. Basit bir sanat eseri hırsızlığı filmi olarak başlıyor ama ortalarından sonra bambaşka bir konuya evriliyor film. Yönetmeni çok tanımam, izlediğim ilk filmiydi. Ancak James McAvoy ve Vincent Cassel'i severek izlerim. İkisi de başarılı oyunculardır ve bu filmi de taşıdığını söyleyebilirim.
Çekimler ve kurguyu beğendim. Ancak tutarsızlıklar ve mantık hataları vardı. Bu da benim için önemli bir kriter olduğundan çok sevebileceğim, favorilerimden biri haline getireceğim filmi aşağı çekti. Yine de totalde beğendiğimi söyleyebilirim. Yedi buçuktan sekiz veriyorum.
Albert Camus'nun Yabancı kitabından uyarlanmış bir Zeki Demirkubuz filmi. Filmin varlığından haberdar olmadan önce kitabını okumuştum ve sevmiştim. Güzel bir psikolojik kitaptı. Böyle bir film olduğunu duyunca da hemen izledim ve beklediğimi buldum diyebilirim. Aslında bu filme uyarlama demek yanlış…devamıAlbert Camus'nun Yabancı kitabından uyarlanmış bir Zeki Demirkubuz filmi. Filmin varlığından haberdar olmadan önce kitabını okumuştum ve sevmiştim. Güzel bir psikolojik kitaptı. Böyle bir film olduğunu duyunca da hemen izledim ve beklediğimi buldum diyebilirim.
Aslında bu filme uyarlama demek yanlış olur, esinlenme diyelim. Bu yapımda yönetmenin mükemmel becerilerini izliyoruz desem yalan olur. Birçok teknik kusuru olan düz bir film gibi ama sanırım yönetmenin tarzı bu şekilde çünkü Masumiyet ve Kader filmlerini izlediğimde de aynı hisse kapıldım. Gerçekçilik ve doğallık kattığının farkındayım ama yine de ne bileyim, biraz daha sanatsal beklerdim.
Filmi güzel yapan şey oyunculuklar ve başrolün psikolojisi. O psikoloji zaten kitaptan geliyor. Serdar Orçin de güzel canlandırmış tabi.
Her neyse bu gönderide de harici olarak 2 filme atıfta bulunup bir de kitap önermiş olayım. İyi seyirler, iyi okumalar. Notumu da söyleyeyim, on üzerinden yedi.
Aşkın ne demek olduğunu öğrenmeye çalıştığım bir dönemde bildiğim en romantik film olan Before serisini izlemeye başladım ve bu da serinin ilk filmi. Before Sunset ve Before Midnight diye devam ediyor. Cıvık bir aşk hikayesi kesinlikle değil. İçi dolu diyalogları…devamıAşkın ne demek olduğunu öğrenmeye çalıştığım bir dönemde bildiğim en romantik film olan Before serisini izlemeye başladım ve bu da serinin ilk filmi. Before Sunset ve Before Midnight diye devam ediyor.
Cıvık bir aşk hikayesi kesinlikle değil. İçi dolu diyalogları olan, uzun plan sekansları olan, iyi oyuncuları olan bir romantik film. Diyaloglar üzerinden ilerliyor. Bu açıdan biraz yorucu da diyebilirim çünkü her konuşma biraz düşünmeyi gerektiriyor. Ethan Hawke zaten on numara oyuncu. Bi de seriye baktığımız zaman yaşlanmıyor da herif. Hayret verici gerçekten.
Serinin bir özelliği de dokuzar yıl arayla yayınlanmış olması. En son 2013'te yayınlandı. Açıkçası ben 2022'de bir film daha olmasını beklerdim ve isterim ama sanırım böyle bir şey olmayacak. Serinin genel izleyici farafından en beğenilen filmi ilk filmi. En az beğenileni ise son filmi. Ben de son filmin diğerlerinden eksik kalır bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Hatta bence üç filmde eşit kalitede. Üçüne de sekiz.
Bu aralar abimle kahkahalar atarak izlediğim Feyyaz Yiğit ve Kıvanç Kılıç'ın oynadığı Exxen yapımı bu dizide her bölümde farklı bir olay akışına dahil oluyorsunuz. Durum komedisinde abartıyı ve absürtlüğü sevenler bu diziye bayılacaktır. Henüz sonuna gelmedim ama izlediğim kadarıyla mükemmel…devamıBu aralar abimle kahkahalar atarak izlediğim Feyyaz Yiğit ve Kıvanç Kılıç'ın oynadığı Exxen yapımı bu dizide her bölümde farklı bir olay akışına dahil oluyorsunuz. Durum komedisinde abartıyı ve absürtlüğü sevenler bu diziye bayılacaktır. Henüz sonuna gelmedim ama izlediğim kadarıyla mükemmel olmasa da farklı bir iş olmuş diyebilirim.
Ucuz, basit bir komedi kesinlikle değil. Yer yer düşündüren ve saçma sapan güldüren bir dizi. Tek başınıza izlemeniz önerilmez zira komediler yalnız güldürmez.