En sevdiğim animelerden olan hajime no ippo nün yaraticisi george morikawa, bir diğer en sevdiğim anime olan initial d nin yaraticisi Shuichi Shigeno'nun asistanlığını yapmış aralarindaki bu bağlanti beni çok şaşırttı.
One Piece: en guçlu ülkeler toplanıp "dünya hükümetini" oluşturuyor. bu dünya hükümetinin kurallarına göre her şey olmak üzere. Gezegenin büyük bir kısmı sudan oluşuyor. burada gezebilmek için bile ya bu hükümetten izin alman ya da onların kolluk kuvvetlerine katılman gerekiyor.…devamıOne Piece: en guçlu ülkeler toplanıp "dünya hükümetini" oluşturuyor. bu dünya hükümetinin kurallarına göre her şey olmak üzere. Gezegenin büyük bir kısmı sudan oluşuyor. burada gezebilmek için bile ya bu hükümetten izin alman ya da onların kolluk kuvvetlerine katılman gerekiyor. eğer dünya hükümetinin dediğini yapmazsan, azıcık özgür olmak istersen hemen terörist (korsan) ilan ediliyorsun. Ve hatta kellene bir ödül koyuyorlar. Dünya hükümeti tüm basın yayın organlarını kontrol ediyor. Yaptığın her şey hatta tarihte olan her şeyi değiştiriyor. 1 gecede şehirleri, toplumları yok ediyor ve gerçekleri gizliyor. Gündem değiştirmek için insan hayatlarıyla oynuyor. perdenin arkasında gizleniyorlar. Dünyanın en zenginlerini de bu dünya hükümetinin kurucularının aileleri ve dostları oluşturuyor.
Doflamingo nun ikonik bir tiradını,monolog'unu paylaşmak istiyorum.
"Korsanlar kötü mü? Denizciler iyi mi? Bu terimler, tarih boyunca hep değişmiştir! Barışı hiç görmemiş çocuklar ve savaşı hiç görmemiş çocuklar farklı değerlere sahipler! En üstte duranlar neyin yanlış olduğunu ve neyin doğru olduğunu belirler! Bu çok tarafsız bir yer! Adalet hakim olacak mı? Elbette olacak! Bu savaşı kim kazanırsa adalet O olur!.."
Spoiler içeriyor
Baba, buraya niye geldim, biliyor musun?! Deniz'e bir oda ver, onu yanına al, burada büyüsün, bi' evi olsun, gidecek başka hiçbir yeri yok. Hüseyin: Yaa, gördün mü evlat ne demek, zor geldi demi, bakamıyon demi çocuğa, gördün mü evlat ne…devamıBaba, buraya niye geldim, biliyor musun?! Deniz'e bir oda ver, onu yanına al, burada büyüsün, bi' evi olsun, gidecek başka hiçbir yeri yok.
Hüseyin: Yaa, gördün mü evlat ne demek, zor geldi demi, bakamıyon demi çocuğa, gördün mü evlat ne demek
Sadık: Gördüm baba, görmem mi hiç, peki sen hiçbir çocuğun büyüyeceğini görememek ne demek bunu bildin mi? Hiç bilir misin bu duyguyu? Hayat devam edecek, birileri yeni kitaplar yazacak okuyamayacaksın, yeni filmler çekilecek izleyemeyeceksin, sevdiğin bir şarkıyı bir daha dinlemek isterken dinleyemeyeceksin... Bunlar kolay alışır insan; ama onu büyürken izleyememek, yanında olamamak, ilk kız arkadaşını göremeyecek olmak,
Sadık: Baba! yüreğim yangın yeri gibi biliyor musun? gözü arkada kalmak böyle bir şey galiba...kaç gündür onu itmek istiyorum bana sarılınca, beni sevmesin diye kaç gündür uğraşıyorum ama yapamıyorum... onun hayatında yutkunamadığı bir yumru olacağım için de kendimden nefret ediyorum! ona bir oda ver baba, bir evi olsun, ama zaman zaman da çıkıp gidebileceği bir ev... ona söylemek istediğim o kadar çok şey var ki... sen söyle ona baba... ona de ki... ... .... ...
Zeytinyağlı yiyemem aman türküsünün hikayesini biliyor musunuz. Gelin anlatıyım Bu gerçekleri duyduktan sonra bu türküyü aynı sevgiyle dinleyemeyeceksiniz. Marshall Yardımını biliyor musunuz Amerikanin antikomünist hedefler doğrultusunda 16 ülkeye verilen yardım. Türkiye'de bu yardımı 1951 yılında alıyor. Amerika o dönem en…devamıZeytinyağlı yiyemem aman türküsünün hikayesini biliyor musunuz.
Gelin anlatıyım
Bu gerçekleri duyduktan sonra bu türküyü aynı sevgiyle dinleyemeyeceksiniz.
Marshall Yardımını biliyor musunuz Amerikanin antikomünist hedefler doğrultusunda 16 ülkeye verilen yardım.
Türkiye'de bu yardımı 1951 yılında alıyor.
Amerika o dönem en büyük mısır üreticilerindendi.Birikmiş mısırları kullanmanin yolunu arayan amerika bu yardımları alma karşılığı olarak kendilerinden mısır özü yağı ithal etmeyi türkiyeye şart koşmuştur o dönem gerçek bir zeytin cenneti olan her yemekte zeytinyağı kullananve gerçek bir akdeniz ülkesi olan türkiyede binlerce zeytin ağaci söküldü. Zeytinyağı üretimi azaltildi ama halkın alışkanlığida kolay kolay değişmedi. Amerikadan alınan mısır yağlarını halka satabilmek için zeytinyağı kötüleme propogandası yapıldı. Kansere neden oluyo dendi. Yetmedi ısmarlama bir türkü olan zeytinyağlı yiyemem aman türküsü servis edildi. Türkünün devaminda Atatürk ün milletin efendisi dediği zeytini üreten köylüye senin gibi bir cahile ben efendim diyemem aman denildi. Yine yetmedi köylünün çokça giydiği basma fistan kumaşina, basmada fistan giyemem aman sözleri söylendi. Bu sayede zeytinyağı aşağı bir tüketim aracı olarak lanse edildi. Gelgelelim tarih ve bilimin zeytinyağına olan yönelimi günümüzde tekrar canlanana kadar ama iş işten geçmişti. Şimdi dinleyebiliyosaniz dinleyin.
İsmet İnönü zamaninda şakir zümre adlı Türk hukukçumuz bomba fabrikasi kuruyor bulgaristana,yunanistana satıyoruz bu başarıyı gören amerika hemen olaya el atmış tabi Marshall Yardımı adıyla biz size çok güzel bombalar verecez diyorlar sonra ismet İnönü bu anlaşmayi kabul ettikten sonra…devamıİsmet İnönü zamaninda şakir zümre adlı Türk hukukçumuz bomba fabrikasi kuruyor bulgaristana,yunanistana satıyoruz bu başarıyı gören amerika hemen olaya el atmış tabi Marshall Yardımı adıyla biz size çok güzel bombalar verecez diyorlar sonra ismet İnönü bu anlaşmayi kabul ettikten sonra bomba fabrikasi kapatılarak soba fabrikasina dönüştürülüyor tarihimizde var bunlar düşman ülkeler bizi hep geriye çekmeye çalişacak zaten ama milli üretimin önemini bilmeyerek hareket etmek günümüz türkiyesinin kötü olmasinin nedenlerinden. Ve dışa bağimli olmak demek bu her ne kadar karlı gözükse bile amerikanin ne zaman yardimi keseceğini bilemezsin
Bu arada demokrat parti döneminde oluyor deniyor ama marshall yardimi imzalandiğinda ismet İnönü cumhurbaşkanı
Marshall Yardımı ni veriyor amerika ama çok partili sisteme geçtiriyor türkiyeyi sonra zaten köy enstitüleri kapatiliyor. Başlangici ismet inönü ama çok partili sistemden sonra hepsi kapatiliyor
Bugün iklim dersinde miyase hocamin anlattiklari hoşuma gitti yaziyim dedim biraz daha bilinçlendim. Dersimizin konusu insan ve çevre idi hoca bize türkiye sinirlarinda yaşadığı olaylardan tecrübe ve deneyimleriyle bize anlattı başlayalım en önemli ve aklımda kalanlari yazacağim. Mesela ineklere,büyük baş…devamıBugün iklim dersinde miyase hocamin anlattiklari hoşuma gitti yaziyim dedim biraz daha bilinçlendim. Dersimizin konusu insan ve çevre idi hoca bize türkiye sinirlarinda yaşadığı olaylardan tecrübe ve deneyimleriyle bize anlattı başlayalım en önemli ve aklımda kalanlari yazacağim. Mesela ineklere,büyük baş hayvanlara aşı bahanesi ile hastalık bulaştiriyorlar bu hastaliğin adı şap hastaliği daha önce görmüştüm ama araştirmadim hayvanlar balon gibi şisiyomus bu hastalikta hocamiz görüntülü konuşmada bizzat tanık olmuş ondan sonra ormanlara,köylere istilacı böcek türleri atiyorlar bunlar tarima,evlere,mahsüllere zarar veriyor hocamiz o kadar çok vardi diyodu evin penceresini açamiyorduk bunlari yapanlar hiyeraşinin tepesinde olan zenginler 8.5 milyar olan insan nüfusunu 500 milyona indirmeye çalişiyorlar virüslerle,hastaliklarla bunlar komplo teori değil gerçek bu yangınlarda aynı şekilde bu kadar yangın nasıl aynı anda çikti bunlar kasitli yaliliyor elin kötü niyetli gavuru bunlar gelişemesin kontrol altinda tutalim diye yapiyorlar bunlari durum çok vahim zaten günümüzde benim düşüncem güvenlik ve özgürlük dediğimiz şey yok sınırli her an birşey olup ölebiliriz o yüzden çok kafaya takmiyorum. Hocamiz bir olay daha anlatti amerikali bir şirket hindistanda böcek çok olduğu için böcek ilaci fabrikasi kuralım diyorlar insanlar alır diye düşünüyorlar ama böyle olmuyor rağbet görmüyor sonra iflas eşiğine gelince fabrikayi bilerek yakiyorlar sigortadan vb. Yararlanmak için sonra o kimyasallar o bölgede radyasyon gibi uzun süre çevreye tesir ediyor orada doğan çocuklar otizmli,down sendromlu olarak doğuyor. Bu sanayi bölgelerindeki geçerli miyase hocamiz ders gördüğümüz tekirdağ ı örnek verdi çocuklar engelli doğma orani artiyor hastaliklar çoğaliyor hocamiz köyüne gidince daha dinç daha canlı hissettiğini söylüyor hakli tabi şehirlerde teknoloji var ama yaşam kalitesi düşük. Aklima geldi bu teslalarda baş ağrısı yapıyormuş kullanicilara neticede alt siniftaki insanlari öldürüyorlar,ediyorlar,sömürüyorlar bu bir gerçek hepsini planlamişlar mesela hayvancilik yapan bir adam o aşılari yaptirmiyorum hayvanlarima dese o adama yapmadiklari kalmaz o hayvani sattirmazlar iftira atarlar mobbing uygularlar en küçük kusurunu arar ceza yazar hayatı zehir ederler yani sonuçta ne yapmaliyiz sorusunun cevabi birşey yapamayız tabiki insanlari bilinçlendirmeliyiz değiştiremediğimiz şeyler için Allah bize sabır versin. Düşüncelerinizi bekliyorum bir yanlişim varsa düzeltin birlikte öğrenelim okul okumak büyük nimet bunun önemini unutmayalim. Olabildiğince mütevazi olmaya çalişiyorum çünkü burada bile samimi bir ortam olsun istiyorum. Dünya fani insanoğlunun kibri boşuna.