¹Hâlbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir? ¹Sabahattin Ali. ²Ne kendimi açıklamaya ne de konuşmaya hâlim var. O mezarı kendim kazdım, kendi kendimi gömdüm. Anlaşılmadığımı hissettiğim her an yalnızca üstüme…devamı¹Hâlbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir?
¹Sabahattin Ali.
²Ne kendimi açıklamaya ne de konuşmaya hâlim var. O mezarı kendim kazdım, kendi kendimi gömdüm. Anlaşılmadığımı hissettiğim her an yalnızca üstüme atılan bir toprak ve bu mezar kapanmak üzere. Mezar kapandığında, işte o zaman, istesem de konuşamaz, kendimi açıklayamaz hâle geleceğim.
Mezarlar her zaman ürkütücü olmuştur. Bu yüzden mi herkes, menfaatlerini bir kenara bırakıp, kapanmak üzere olan o mezara elini uzatmaktan aciz?
²ruzgar.
21.58-22.03
Öylesine yorgun öylesine dargın öylesine halsiz ve öylesine hissizim ki... Öylesine ölsem keşke. Ancak bir dakika... Öylesine bir ölüm değil ki benim hak ettiğim! Hiçliği delicesine arzularken geldim ben bu güne, ölümü öylesine arzuladığım kaç geceden çıka geldim. Ne demek…devamıÖylesine yorgun öylesine dargın öylesine halsiz ve öylesine hissizim ki... Öylesine ölsem keşke.
Ancak bir dakika... Öylesine bir ölüm değil ki benim hak ettiğim! Hiçliği delicesine arzularken geldim ben bu güne, ölümü öylesine arzuladığım kaç geceden çıka geldim. Ne demek öylesine ölsem keşke?
Lütfen beni yanlış anlamayın bayım. Kastım öylesine bir ölüm değil. Öylesine öylece bir ölüm, hiç değil. Yalnızca... Ah, hiç hâlim yok. Anlayın beni bayım, yalvarırım.
22.05
¹Potansiyelin olduğu hâlde çabakalayacak dermanın kalmadığında elinden hiç bir şeyin gelmemesi hissinin ağırlığının altında ezilmekten daha berbat bir his varsa, o da; potansiyelin olduğu hâlde çabalayacak dermanın kalmadığından elinden hiç bir şeyin gelmemesi hissinin ağırlığının altında ezilirken çevrende seni ve…devamı¹Potansiyelin olduğu hâlde çabakalayacak dermanın kalmadığında elinden hiç bir şeyin gelmemesi hissinin ağırlığının altında ezilmekten daha berbat bir his varsa, o da; potansiyelin olduğu hâlde çabalayacak dermanın kalmadığından elinden hiç bir şeyin gelmemesi hissinin ağırlığının altında ezilirken çevrende seni ve geleceğini radikal şekilde etkileyecek şeyler yaşandığı hâlde hiç bir şeye müdahale edemeyip, o hızla akan derenin içinde bogulmayi beklerken yaşanan her şeyin senin suçun olduğu gerçeğiyle yüzleştikten sonra suçluluk hissinin omuzlarına bindirdigi yükten kaçmak için ecelini beklemek yerine onun peşinden koşuyor gibi hissetmendir.
¹ruzgar.
02.08
Sayın Tanrı, Kafamın içinde intihar eden insanlar var. Gözümün önüne serilmiş karanlığın bile kapatamadığı kan kırmızısı insanlar var. Şimdi anlıyor musun beni sayın Tanrı? Kontrol altına olan bedenimde kontrolsüz davranışlarım var. 13.13
¹Sen ki, saçından tırnağına kadar hürriyete bedelsin. Ben ki, seni gördüğüm ilk andan beri, saçımdan tırnağıma kadar esarete mahkûm. Ancak hiç bir esaretin bu denli tatlı acı olabileceğini, tüm zıtlıklarıma sahip ve tüm çelişkilere sebep olacağını, beni benden geçireceğini düşünemezdim.…devamı¹Sen ki, saçından tırnağına kadar hürriyete bedelsin.
Ben ki, seni gördüğüm ilk andan beri, saçımdan tırnağıma kadar esarete mahkûm.
Ancak hiç bir esaretin bu denli tatlı acı olabileceğini, tüm zıtlıklarıma sahip ve tüm çelişkilere sebep olacağını, beni benden geçireceğini düşünemezdim.
Senin hurriyetini yaşatmak uğruna kendi hürriyetimden geçtim.
Sen ki tüm esaretlere bedel sevgili.
3.56
¹ruzgar
¹Eskiye nazaran artık hiç olmayı dilemiyorum. Ancak hiçliğin ortasında olmayı, kendimden başka hiç bir sesin ve hiç bir kimsenin olmadığını sâfi boşluğu veyahut, hatta çoğu zaman, yalnızca yemyeşil bir bahçeden günbatımını; o bahçede yeşil çimene sırtımı vermiş her rengin en…devamı¹Eskiye nazaran artık hiç olmayı dilemiyorum. Ancak hiçliğin ortasında olmayı, kendimden başka hiç bir sesin ve hiç bir kimsenin olmadığını sâfi boşluğu veyahut, hatta çoğu zaman, yalnızca yemyeşil bir bahçeden günbatımını; o bahçede yeşil çimene sırtımı vermiş her rengin en güzel tonunu izlerken kulağıma gelen aceleci kuşların sesini, hafifçe esen rüzgarın tenime degisini, hafif açılmış ve dolayısıyla direkt çime değen belimi, elimin altindaki cimeni ve gözümün önüne düşen bir tutam maviliği hayal ediyorum. O esnada hiç bir şeyle meşgul olmadığımı, şu an sahip olduğum tüm bu belirsizliklerin sonlandigini, kafamdaki tüm seslerin o süre zarfında sustugunu içimde günün acelesinden ve yoruculugundansa yanlizca bu güzel anı yasatmak gayesinin döndüğünü hayal ediyorum.
Bu ana gitmeyi arzuladigim bir andayim. Gecenin bu saati ne günbatımını izleyebilir ne kuslarin sesini duyabilir ne de sırtımı çimlere verebilirim. Bu anın yanlizca hayal olarak kaldığı ve benim bu hayalin altinda ezildigim bir an daha... Ve pek tabii buna da geçici ve biraz da öylesine bir çözüm bulmuşum farkinda olmadan, yeni fark ediyorum. Boynumdan nabzimi ölçüyor veya göğsümün üstünden kalp atisimi hissediyorum parmak uçlarımda.
Hoş.
¹ruzgar.
¹Zaman, var olan bütün unsurlar ölçüsünde değişkendir. Her düşünce bir diğerini doygunlukları ve aralarındaki uzaklık ölçüsünde çeker. ¹Hakan Günday- Azil