Şeytan beni kucakladı ve uzun süre hiçbir şey söylemeden ağladı. Sessizliği, duyduğum bütün çığlıklardan daha ağırdı. Başını omzuma yasladıktan sonra fısıldadı: "Senden korktuğum için ağlıyorum." Şaşırdım. Korkması gerekenin ben olduğumu sanıyordum. Gözyaşlarını silmeden devam etti: "Çünkü sen beni yenmeye çalışmıyorsun.…devamıŞeytan beni kucakladı ve uzun süre hiçbir şey söylemeden ağladı.
Sessizliği, duyduğum bütün çığlıklardan daha ağırdı.
Başını omzuma yasladıktan sonra fısıldadı:
"Senden korktuğum için ağlıyorum."
Şaşırdım.
Korkması gerekenin ben olduğumu sanıyordum.
Gözyaşlarını silmeden devam etti:
"Çünkü sen beni yenmeye çalışmıyorsun. Beni aşmaya çalışıyorsun. İnsan, karanlığıyla savaşırken ona benzemeye başlar. Sen ise karanlığını tanıyıp yine de ışığı seçiyorsun. Benim sonum, benden nefret edenlerle değil; beni geride bırakabilenlerle gelir."
O an anladım.
Şeytanın en büyük korkusu, insanların onu yenmesi değilmiş.
Ona ihtiyaç duymayacak kadar özgürleşmeleriymiş.
04.26
Varılabilecek son nokta, bir noktaya dönüşmektir. Nokta mükemmeldir. İnsanın varlıktan ibaret kalması gibi. Kusursuz bir hal. İnsanın varlık nedeni, hiçliğin merkezinde var olarak mükemmel bir durağanlığa erişmek ve sonsuza kadar o halde kalmaktır. Buna, yaratarak yok olmak denir. Hakan Günday…devamıVarılabilecek son nokta, bir noktaya dönüşmektir. Nokta mükemmeldir. İnsanın varlıktan ibaret kalması gibi. Kusursuz bir hal. İnsanın varlık nedeni, hiçliğin merkezinde var olarak mükemmel bir durağanlığa erişmek ve sonsuza kadar o halde kalmaktır. Buna, yaratarak yok olmak denir.
Hakan Günday - Azil
15.44
öfkeye saygı göster ve acıya nefes alacağı alan tanı geride bırakmanın yolu budur en nihayetinde geriye kalan yalnızca öfke olsa dahi sonunda hissizleşeceksin 13.39
bakalım yeterince yaramız birikmiş mi ki yaşamaya azıcık cüret edebilelim saçlarımız saçılmış dünyanın ortasına dağınıklığı göze alabilenlerdeniz parmağımızdan yüzümüze dağılan ürperti: bir tiksintiyle hayatımıza bulaşan yüzük, kirli bir dokunuşa dönüşen temas, ve elbet kanayamamak masif. su toplamış kalpleriyle gusülsüz gezinenler…devamıbakalım yeterince yaramız birikmiş mi ki
yaşamaya azıcık cüret edebilelim
saçlarımız saçılmış dünyanın ortasına
dağınıklığı göze alabilenlerdeniz
parmağımızdan yüzümüze dağılan ürperti:
bir tiksintiyle hayatımıza bulaşan yüzük,
kirli bir dokunuşa dönüşen temas,
ve elbet kanayamamak masif.
su toplamış kalpleriyle gusülsüz gezinenler
kancalayıp dudağının gevşek tebessümünü
senin coşkunluğunla cesaretlenmişler.
bütün bunları anlıyoruz; bütün bunlarla işimiz yok!
bir sevabı telafi etmek için buradayım
burada; şiir ile
şiir olmayanın arasında, bir adada
k/özleniyorum.
14.23
Sevgilim sabahın erkenini seviyor. Ben geceyi ve esmerliğini onun. O dorukları seviyor, korkuyor bundan. Ben rüzgârla buluşan tepeyi, tuhaflığı. Ona bir yeşil gülümsüyor, ben, hayatı delice sevdiysem nasıl, diyorum, seni de öyle. O kendi boşluğunda oyalanan günlerde canı sıkılan bir…devamıSevgilim sabahın erkenini seviyor.
Ben geceyi ve esmerliğini onun.
O dorukları seviyor, korkuyor bundan.
Ben rüzgârla buluşan tepeyi, tuhaflığı.
Ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
O kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden.
Kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.
Bir kez olsun, ne olursun, bu yok oluş benim olsun. Yorgunluğumun dili olsa, kanatlanıp kuş olsa, balık olup suya açılsa, çiçek olup baharda canlansa, yağmur olup cama yapışsa, yine çaresiz. Gözlerim uykuya, gönlüm huzura muhtaç. Göğsümde varlığın ağırlığı, elimde hiçliğin…devamıBir kez olsun, ne olursun, bu yok oluş benim olsun. Yorgunluğumun dili olsa, kanatlanıp kuş olsa, balık olup suya açılsa, çiçek olup baharda canlansa, yağmur olup cama yapışsa, yine çaresiz.
Gözlerim uykuya, gönlüm huzura muhtaç.
Göğsümde varlığın ağırlığı, elimde hiçliğin boşluğu, aklımda düşüncelerin karmaşası, dilimde lâl oluşumun sancısı... Bir kez olsun, ne olursun, bu yok oluş benim olsun.
Yazmak istiyorum, delicesine. Bana iyi gelen tek şeyi yapmak istiyorum ama artık bunu bile yapamayacak kadar; dermansız, çaresiz, bitap düşmüş hâldeyim.
Birileri beni anlasın diye yazmadım hiç bir zaman. Gâyem daima kendimi anlamak, kendimi çözmekti. Bir yere kadar başardım ama işler öylesine sarpa sardı ki, öyle bir bataklığa battım ki bu bataklık yalnızca nefesimi değil düşüncelerimi bile keser hâle getirdi beni.
Artık o günbatımını düşlemek dahi iyi gelmiyor bana.
Tek istediğim hiçliğim.
22.27
Taktaki Düşüşü- Deniz Tekin, CanBey
Bir yerlerde benim gibi birileri olduğuna dair inancımı yitirmek ve yitirmemek arasında çok büyük bir araf ve çok ince bir çizgideyim. 19.29 Aynadaki Görüntün- Madrigal