Yazdan bu yana belli aralıklarla izlediğim Yellowstone dizisini bugün bitirdim. Belki de şimdiye kadar yaptığım en uzun dizi yorumlarından biri olacak, çünkü bunu fazlasıyla hak eden bir yapım. Dizi temelde arazi savaşlarını anlatıyor. Ancak derine indiğimizde, Yellowstone çiftliğinin sahibi olan…devamıYazdan bu yana belli aralıklarla izlediğim Yellowstone dizisini bugün bitirdim. Belki de şimdiye kadar yaptığım en uzun dizi yorumlarından biri olacak, çünkü bunu fazlasıyla hak eden bir yapım.
Dizi temelde arazi savaşlarını anlatıyor. Ancak derine indiğimizde, Yellowstone çiftliğinin sahibi olan John Dutton ve ailesinin yaşadığı mücadeleleri izliyoruz. Bölümler ilerledikçe her bir aile üyesinin geçmişi ve yaşadıkları daha net ortaya çıkıyor. Zaman zaman yapılan geçmişe dönüşler de hikâyeyi daha anlamlı hale getiriyor.
Başta kovboy teması bana çok hitap eden bir şey değildi; bu anlamda dizi benim için bir ilk oldu. Ama iyi ki izlemişim diyorum. O uçsuz bucaksız araziler, doğa manzaraları ve atların koşuşu zaten başlı başına bir görsel şölen.
Çiftliği almak isteyen Kızılderililer ve zaman zaman ortaya çıkan büyük şirketler dizinin ana çatışmasını oluşturuyor. Başlarda bu kadar büyük bir toprağın tek bir aileye ait olmasını pek adil bulmamıştım. Ancak nesillerdir korunmaya çalışılan bir mirastan bahsedildiğini gördükçe John Dutton’ı daha iyi anlamaya başladım. Öte yandan, geçmişte toprakları ellerinden alınmış olan Kızılderililerin bu toprakları geri istemesi de son derece anlaşılır bir durum. Onlara karşı adaletin tam anlamıyla işlemediğini görmek ise dizinin en hüzünlü taraflarından biriydi.
Biraz da karakterlerden bahsetmek istiyorum.
Başlarda Beth Dutton karakterini oldukça itici ve sinir bozucu bulmuştum. Ancak neden böyle davrandığını zamanla öğrendiğimde ona karşı empati kurmaya başladım. Hatta ilerleyen bölümlerde en sevdiğim karakterlerden biri haline geldi. Özellikle erkek kardeşi Jamie Dutton ile olan sahnelerinde çoğu zaman Beth’in tarafında oldum.
Jamie ise benim için dizinin en sinir bozucu karakterlerinden biriydi. Spoiler vermek istemiyorum ama kendi başına hareket edemeyen, sürekli birilerinin etkisi altında kalan ve kararlarını başkalarına göre veren bir karakterdi.
Bir diğer sevdiğim karakter ise Rip Wheeler oldu. Sadakati, güçlü duruşu ve sevdiklerini koruma şekliyle gerçekten etkileyici bir karakterdi.
Elbette dizide zaman zaman sıkıldığım yerler de oldu. Özellikle iş insanlarının kendi aralarındaki uzun diyalogları bazı bölümlerde tempoyu düşürebiliyordu. Aksiyon tarafı ise çok daha sürükleyiciydi. Ayrıca dizide oldukça fazla cinsel sahne olması da zaman zaman rahatsız edici olabiliyor.
Ama bütün bunlara rağmen genel olarak bakınca gerçekten kaliteli bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Son bölümlerde oldukça duygulandım. Ve bana göre final, olması gerektiği gibiydi.