+Ne yaptığımı bile bilmiyorum. -İlerlemeye devam et. +Yani bu benim için çok çok karmaşık bi şey. -İlerlemeye devam et. +Ya başaramazsam o zaman ne yapacağız -İlerlemeye devam et. “Keep moving forward.” Kötülerin kötü olmasının nedenini açıklayarak onlara sempati duymamızı sağlayan…devamı+Ne yaptığımı bile bilmiyorum.
-İlerlemeye devam et.
+Yani bu benim için çok çok karmaşık bi şey.
-İlerlemeye devam et.
+Ya başaramazsam o zaman ne yapacağız
-İlerlemeye devam et.
“Keep moving forward.”
Kötülerin kötü olmasının nedenini açıklayarak onlara sempati duymamızı sağlayan koca yürekli senarist. Herkesin hayatında yer yer olumsuzluklar olur bazıları bunlara takılıp hayatını mahvetmeyi seçer bazıları ise ilerlemeye devam eder. Etrafındaki insanlar iyilikle yaklaşsa da her şeyi olumsuz olarak algılamaya meyilli olurlar. Çünkü odaklandıkları tek bir nokta vardır. Kin, öfke, intikam arzusu.
+Eğer o gün senin yüzünden uykusuz kalmasaydım başıma bunlar gelmezdi!
-Ama beni suçlama beni bu hale sen getirmişsin. Oysa yapman gereken geçmiştekileri unutup ilerlemeye devam etmekti.
+Bi düşüneyim, hayatımın sorumluluğunu üstüme almak mı yoksa seni suçlamak mı? Tabiki seni suçlamak.
Ne harika bir replik! Olaylara takılmayıp üstümüze düşeni yapıp ilerlemeye devam etsek dünya o kadar da kötü bi yer olmaz sanki? Diyelim ki o gün uykusuz kalmadın sanki bundan başka hiç mi aksilik çıkmayacak.
Duygu durumumuzu bi nevi bakış açımızı değiştirmemiz lazım. Dünyada herkesin başına olumsuzluklar gelirken insanların hayatını; takıldıkları detaylar, olaylara bakış açıları belirler.
Ve yine filmde ne diyor “Başarısızlıktan öğrenirsin, başarıdan öğrenemezsin!” Filmi izlerken aslında hepimiz ekran başında minik dahinin o icadı tamir edebileceğinden emindik ve onun özgüvensizliğini hor gördük. Aynı durumla kendimiz karşılaştığımızda ise yer yer minik dahiden bir farkımız kalmıyor. İşte bu büyük resim.
Her şey zihnimizin içinde yaşanıyor. Kendimizi ilahi bakış açısıyla izlesek muhtemelen özgüvensizliğimiz için deliye dönerdik..
Verdiği mesaja gerçekten bayıldım. Herkesin özellikle ümitsizliğe kapıldığı dönemlerde izlemesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
Devamında içsel dünyam devreye girecek..
Bazen insan neler yapabileceğini unutur, hayattaki başarılarını unutur. Kendine karşı güvenini kaybeder. Çevresindeki herkes onun başaracağından emin olsa da insan bazen kendine söz geçiremez. İnsan olumsuzluklara takılır kalır, bir günde bir sürü güzel şey yaşansa da yaşanan o küçük olumsuzluk zihninde daha çok yer kaplar zaman zaman. Genellikle tek başına kaldığında.. insan umutsuzluğa kapılmaya çok meyillidir. Oysaki umutsuzluğa kapılmak küçük bir şey gibi görünse de Kur’anda defalarca zikredilmiş ve insanın hayatına ne denli sirayet edebileceği gözler önüne serilmiştir.
“Sana kesinlikle olacak bir şeyi müjdeliyoruz. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” (Hicr/55)
“İbrahim de: ‘Doğru yoldan sapanlardan başka kim Rabbinin rahmetinden ümidini yitirir ki?’ Diye karşılık verdi.”(Hicr/56)
Birde tabiki tevekkül etmek. Elinden geleni yapıp Rabbin merhametinden ümidini yitirmemek..
“İşte o anda içinizden iki birlik gevşeklik gösterip geri çekilmeye yeltenmişlerdi. Halbuki Allah, onların yardımcısı ve destekçisiydi. Artık müminler, sadece Allah’a güvenip dayansınlar.” (Ali İmran/122)
“… Başarılı olup olmamam da tamamen Allah’ın elindedir. Ben yalnız O’na dayanıp güvendim ve yalnızca O’na yöneliyorum.” (Hud/88)
“Onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenip dayanırsa Allah ona yeter. Allah buyruğunu mutlaka gerçekleştirir. Allah her şey için belli bir ölçü koymuştur.” (Talak/3)
Özellikle şu günlerde kendimi tamamen hayattan soyutlamışken kimseyle görüşmüyorken aynı evde olmama rağmen ailemle bile geçirdiğim zaman kısıtlıyken mentalimi sağlam tutmak çok zor oluyor. Birde sayesinde ders çalışmaya başladığım arkadaşımda beni yarı yolda bırakınca 2 gündür yönümü kaybetmiş durumdaydım. Ne demişler “Ümitsizseniz ümit sizsiniz..” sınavıma son 52 gün kaldı.
Bahanelerin arkasına sığınmayacağım artık. Odaklanmam gereken tek şey ders çalışmak. İnsanlardan medet ummakta yanlış. Defalarca zikretmiş Rabbim “Allah kuluna yetmez mi?” Sınandığım durum belki de bu. Sürekli birilerinden medet ummak. Yine başka bir ayette şöyle diyor “Gerçek şu ki, insanlar kendi iç durumunu değiştirmedikçe, Allah onların genel durumunu değiştiremez.” (Ra’d/11) Kendime bu denli odaklanmışken kaçırdığım en büyük detay belki de buydu. Bu kadar düşünmek yersizdi harekete geçmek gerekirdi. Çok düşünmemek yalnızca Allah’a güvenip işe koyulmak! Sonuca odaklanmamak sürece odaklanmak gerekirdi. Bize neler kazandırdıklarına bakmak gerekirdi. İnsan ancak böyle bi şeyler öğrenebilirdi. Mükemmeliyetçi insanların genel probleminden bahsediyorum aslında. Ya hep ya hiç mantığı. Bir aksilik olduğunda hemen vazgeçmek istemek ve zihne akın eden ümitsizlik ordusu.
Tüm olay aslında dün “ilerlemeye devam et” sahnesine denk gelip gözyaşlarıma hakim olamamamla başladı. Evet mentalim pamuk ipliğine bağlıydı. Öyle duygusalım ki. Umut veren en küçük detayda sular seller gibi oluyor ortalık. Ne kadar çok ihtiyacım var diyorum bunları duymaya.. ama aslında zaten insan başardıkça kendi kendine yeniden toparlanıyor. Başarının verdiği o tatminlik hissiyle. Ben ise ittire ittire ilerliyorum. Her şeyimi de bu sınava bağlamışım. Belki de bu baskının altında eziliyorum. Bu yanlış biliyorum. Bunu yapmayı bırakacağım bu gün itibariyle. Ne demişler dert birdir sızlanırsan iki olur.
İnşallah bu gönderim bilhassa sınav öğrencilerine faydalı olur. Rabbim yardımcımız olsun.
“İnsan için yalnız kendi çalıştığının karşılığı vardır. Çalışmasının karşılığı da yakında kendisine ödenecektir. Sonra ona emeğinin karşılığı tastamam verilecektir.”
(Necm/39-41)
#hmgsye52günkaldı #güzelgünleryakındır