—İnsanların kendilerini kurtaran kahramanı tanıması gerekmez mi? — Herkes kahraman olabilir. Hatta küçük bir çocuğun sırtına ceketini koymak gibi, sade bir şey yapıp, ona dünyanın bitmediğini gösteren biri gibi. 🦇🌑
🐉“Eğer ileriye bir hareket senin lehineyse ileri bir hareket yap; eğer değilse olduğun yerde kal. Kızgınlık zaman içinde hoşnutluğa dönüşebilir, can sıkıntısının üstesinden memnuniyet gelebilir. Ama bir krallık bir kere yok edildiğinde bir daha tekrar var olamaz; aynen ölülerin tekrar…devamı🐉“Eğer ileriye bir hareket senin lehineyse ileri bir hareket yap; eğer değilse olduğun yerde kal. Kızgınlık zaman içinde hoşnutluğa dönüşebilir, can sıkıntısının üstesinden memnuniyet gelebilir. Ama bir krallık bir kere yok edildiğinde bir daha tekrar var olamaz; aynen ölülerin tekrar yaşama döndürülemeyeceği gibi.”
“Takip edilmemesi gereken yollar, saldırılmaması gereken ordular, kuşatma altına alınmaması gereken kasabalar, mücadele edilmemesi gereken durumlar, hükümdarın verdiği uyulmaması gereken komutlar vardır.”
“Taklit karmaşa mükemmel disiplin, taklit korku mükemmel cesaret, taklit zayıflık mükemmel gücü meydana getirir.
Düzeni karmaşa pelerininin arkasına saklamak, basitçe bir bölme sorunudur; cesareti ürkeklik gösterenin ardına saklamak, ilerisi için enerji biriktirmektir; gücü zayıflıkla maskelemekse taktik manevrasıdır.”
“l execute the shadows all around me call me demon slayer” Muddy Water 🇯🇵Felsefesi olan, seyir zevki olan, içinde kardeşlik bağı gibi güzel konuları barındıran; işleyişini, çizimlerini, akıcılığını sevdiğim kusur bulamadığım bir anime. Atmosferi ve karakter tasarımları da çok güzel.…devamı“l execute the shadows all around me call me demon slayer”
Muddy Water
🇯🇵Felsefesi olan, seyir zevki olan, içinde kardeşlik bağı gibi güzel konuları barındıran; işleyişini, çizimlerini, akıcılığını sevdiğim kusur bulamadığım bir anime. Atmosferi ve karakter tasarımları da çok güzel.
❤️🔥“KALBİNİ ATEŞE VER.”
-Kyojuro Rengoku
🎀“Yanlış Batılılaşma” üzerine 1875 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmış bir kitap. Kitabın tamamen bu konu üzerinden ilerleyeceğini düşünmüştüm, ancak araya başka olayların girmesi, beni hem pek sevindirmedi hem de akıcı olduğu için pek bir şey diyemedim. Üslup ve işleyiş…devamı🎀“Yanlış Batılılaşma” üzerine 1875 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmış bir kitap. Kitabın tamamen bu konu üzerinden ilerleyeceğini düşünmüştüm, ancak araya başka olayların girmesi, beni hem pek sevindirmedi hem de akıcı olduğu için pek bir şey diyemedim. Üslup ve işleyiş güzel olduğundan ve benim için deneyimlenmesi gereken bir kitap olduğundan, okuduğum için memnunum. Ayrıca annemle birlikte okuduğum için, keyifli anılarla anacağım bir kitap olacak. Dönemin şartları ve edebiyat açısından bakarsak bence böyle kitaplar değerli kitaplar. Tabi, daha iyi yazılabileceğini düşündüğüm anlar da olmadı değil, fakat bu düşünce yazılış şeklinden değil tamamen konunun işleniş şeklinden doğdu. Ancak bu düşünce kitabı beğenmeme engel olmadı. Kaotik unsurlardan uzak, hem keyifli hem de kafa dinlendiren bir kitap arayanlara tavsiyemdir. İçinde dram unsurlarının da bulunduğunu belirteyim. Tamamen ruhunuzda çiçekler açtıran bir kitap değil, sonuçta “yanlış Batılılaşma” üzerine. Fakat bence kafa dinlendiren bir kitap.
“Ah şu saatimde senden bir buse almak için her ayıbı göze alırdım. Ama kararım ahirete kadar senin bir busene bile arzulu ve hasret olarak gitmektir. Allah'ın merhametini bu suretle kazanabileceğim ümidindeyim...”
🎶Ey saba esme nigarım uykuda
Bu kitabı okurken ya da bitirdikten sonra dinlenilecek şarkı, nedenini okuyanlar bilir.
☀️Benim için okuması çok keyifli bir kitaptı. Ben özellikle, kitaplarda tür seçiciliği yapmadığım için, her farklılık benim için bir velinimet. Kitap öncelikle birbirinden farklı konular hakkında Ahmet Haşim'in şahsi düşüncelerini içeriyor. Her konunun kısa kısa olması ayrı bir akıcılık ,…devamı☀️Benim için okuması çok keyifli bir kitaptı. Ben özellikle, kitaplarda tür seçiciliği yapmadığım için, her farklılık benim için bir velinimet. Kitap öncelikle birbirinden farklı konular hakkında Ahmet Haşim'in şahsi düşüncelerini içeriyor. Her konunun kısa kısa olması ayrı bir akıcılık , üslup ayrı bir akıcılık katmış kitaba. Benim için hiç yormayan ama çok fazla düşünmeye iten bir kitaptı. Ki düşündüren şeyleri severim. Yazarın kendini ifade ediş biçiminde öyle bir albeni var ki , onunla aynı fikirde olmadığım konularda bile, fikirlerini düşündürttü ve farklı açılardan bakmamı sağladı. Daha geniş bir perspektifle beraber başka bir zihnin kapısını araladım. Zaten şiirlerini sevdiğim bu adamın kitabını okumak, aynı zamanda benim için şaşırtıcı bir deneyimdi çünkü şiirlerinde tanıdığım insanla bu kitapta okuduğum insan birbirinden bağımsızdı.
🇫🇷Kitabın belli bir bölümü ise Ahmet Haşim'in Paris gezisi hakkındaydı. Onun yorumlamaları üzerinden edindiğim fikirler gerçekçiydi çünkü Ahmet Haşim kitap boyunca her konuda olduğu gibi bu konuda da yorumlarında abartıdan, güzellemeden uzak, dürüst bir tutum sergilemişti.
🔹Kitap boyunca bahsettiği şairler, yazarlar, alanında tanınmış yetenekli kişiler benim için öneri listesi gibiydi. Şu an bu kitapta adı geçen, kitabını okumak, eserlerine bakmak istediğim kişiler var. Bu yüzden bu kitap benim için ayrı bir bilgilendirici yöne sahip.
🔹Son olarak , Ahmet Haşim'in üslubu ve eleştiri şekli kimilerince kibirli bir insanın haline benzetilebilir. Bu konuyla ilgili önce kitapta geçen “Eleştirmen” bölümüyle, yazarın kendi cümleleriyle cevap vermek isterim: “Herhangi bir sahada, insanı artık daha ileriye gitmekten vazgeçmiş görenler, bilmeyerek, onu hayvan seviyesine indirmek isteyenlerdir. Eleştirmen ise, her insani marifetin hâlâ gelişmeye muhtaç olduğunu bağırmakla, her sabah, insana hayvan olmadığını hatırlatıyor.”
Benim cevabıma gelecek olursak; hayatımda hiç bu kadar nizami , seviyeli ve resmi eleştiri ve yerme görmemiş biri olarak yazara katıldığım konularda hayran kaldım. Katılmadığım konularda da hayran kaldım. Eleştiri şeklini fazla bulmak istedim olmadı. Bu da eleştirilmez ki demek istedim o da olmadı. Bazı cümlelerinde ofansiflik vardı ama yine de sevmemezlik edemedim. Çünkü bütün olarak fikirler ve üslup güzeldi. Mesela kadınların giyimi kuşamı, boyası süsü püsü hakkında yorumları vardı ve bunları tuhaf karşılayamadım. Çünkü felsefik ve düşünmeye iten cümlelerle her şeyi telafi ediyordu. Mesela: “Bir aşk dakikasının lezzetine sonsuzluk verecek güce sahip olmayanlar, süsten medet ummakta belki çok haklıdırlar. Fakat ipekler ve boyalar, ruhun eksikliklerini bilmem ki, nasıl telafi edebilir?” Tabi mesele sadece bu açıdan değil fakat yazarın baktığı açı üzerinden doğru bir yorum. Her neyse, eleştirileri, üslubu, dürüstlüğü ya da akılcı yorumları sayesinde beni irite etmemiş olabilir. Çoğu yerde çok yerinde eleştiriler yaptığı için de olabilir. Fark etmez sonuç olarak ben kitabı her şeyiyle çok beğendim. Tavsiyemdir💁🏻♀️
🔹🔹🔹🔹🔹🔹
“Dostum, sıradan bir insandır, onun için tarifi gayet zordur. Vücudunun kusurlarını elbise ile gizlemek hünerinden habersizdir, yani şık değildir. Ahlak kurallarıyla da ruhunun çirkinliklerini saklamayı bilmez, yani ikiyüzlü değildir.”
“Mimari eserler, fazla çirkinliğe, fazla garipliğe gelmez. Gülünç bir resim levhasına bakmamak, kötü bir şiiri veya ahenksiz bir musikiyi dinlememek suretiyle bunların zararlı etkilerinden ruhumuzu koruyabiliriz; fakat kötü mimarın eserinden sakınmak kolay bir iş değildir. Aciz bir hayal gücü, fakir bir ruh, yol ortasına dikilmiş taştan koca bir şekle dönüşünce, bütün bir şehrin manevi sağlığını, nesillerce bozmak kudretinde bir tehlike olur. Son senelerin ağlanacak, sahte mimarisi yüzünden değil midir ki, ruhumuzun estetik kabiliyetine delil aramak için, eskilerin eserlerine başvurmaktan başka çare bulamıyoruz.”
🔹🔹🔹🔹🔹
TAHATTUR
Bir Acem bahçesi, bir seccâde,
Dolduran havzı ateşten bâde...
Ne kadar gamlı bu akşam vakti...
Bakışın benzemiyor mu'tade.
Gök yeşil, yer sarı, mercân dallar,
Dalmış üstündeki kuşlar yâda;
Bize bir zevk-i tahattur kaldı
Bu sönen, gölgelenen dünyâda!
Ahmet Haşim ✍🏻
Spoiler içeriyor
🇯🇵“Ateşböcekleri neden bu kadar erken ölmek zorunda?” Vahşi hayvanlar , zor hava koşulları , hastalıklar falan hepsini geç dünyayı sadece insanlar yaşanılmaz kılıyor. Kendi türüne bu kadar acımasız olan başka bir tür var mıdır bilmiyorum. 🏮Öfkem geçtiğine göre hikayede keşfettiğim…devamı🇯🇵“Ateşböcekleri neden bu kadar erken ölmek zorunda?”
Vahşi hayvanlar , zor hava koşulları , hastalıklar falan hepsini geç dünyayı sadece insanlar yaşanılmaz kılıyor. Kendi türüne bu kadar acımasız olan başka bir tür var mıdır bilmiyorum.
🏮Öfkem geçtiğine göre hikayede keşfettiğim asıl dikkat çekilmesi gerektiğini düşündüğüm noktaları yazabilirim. Ateş böceklerinin yaşamı kısa sürebilir fakat o kısa zaman içerisinde kendi ışıklarına sahipler. Tıpkı hikayedeki karakterlerimizin kısa süren , zorluklar ve acımasızlıklarla dolu olan hayatlarına rağmen, o kısa zaman içerisinde kendi ışıklarını barındırabilmeleri gibi. Seita yerine başka birisi olsaydı bu olanlara dayanamayabilirdi. Fakat o kardeşi için umut olmayı ışık olmayı seçti. Bütün bu yıkıcı atmosferin içinde gülebildikleri , mutlu olabildikleri anlar oldu. Bir savaş ortamında mutlu olmayı becerebilmek , aile olabilmeyi becerebilmek. Bu benim için çok fazla şey ifade ediyor. Genel hatlarıyla çok umutsuz görünen bu film, biraz sakin kafayla düşündükten sonra içinde nasıl bir umut barındırdığını fark ettirdi bana. Ateş böcekleri erken öldü , ama elde ettikleri zamanda da karanlığa ışık oldular.
🩸“There is no turning back.” Felsefesi bol seyir zevki bol bir anime. Sınıf ayrımının içine fakir bir kesimde doğan William ve kardeşi Louis , bir asilzade olarak doğan Albert ile aynı amaçları paylaşmaları sayesinde bir araya gelirler ve bu sınıf…devamı🩸“There is no turning back.”
Felsefesi bol seyir zevki bol bir anime. Sınıf ayrımının içine fakir bir kesimde doğan William ve kardeşi Louis , bir asilzade olarak doğan Albert ile aynı amaçları paylaşmaları sayesinde bir araya gelirler ve bu sınıf ayrımına , haksızlığa karşı kötü adam rolüne bürünerek savaşırlar. Yöntemleri doğru değildir ve geri dönüşlerinin olmadığını , artık ellerinin kana bulandığını bilirler. Ancak bütün bu adaletsizliğe karşı sessiz kalınamayacağının da farkındalardır. Bir Moriarty & Sherlock uyarlamasını bu şekilde izlemekte ayrı keyifliydi. Çizimleri, konusu, jeneriği her şeyi çok güzeldi. Verdiği mesajlar , ve izlemesi çok keyifliydi.
“Catch me if you can, Mr. Holmes.”🫀
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin. Su olsan kimse içmez, Yol olsan kimse geçmez, Elin adamı ne anlar senden? Çıkarsın bir dağ başına, Bir ağaç bulursun Tellersin pullarsın Gelin eylersin. Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün, bir de…devamıKuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Elin adamı ne anlar senden?
Çıkarsın bir dağ başına,
Bir ağaç bulursun Tellersin
pullarsın Gelin eylersin.
Bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün.
Köpürmüş gelen bulutları.
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
şu dünyanın ıssızlığı.
Tanrı kimsenin başına vermesin
böyle bir yalnızlığı!
Yaşar Kemal ✍🏼
🪷
🪶“Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?” “Hâlbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha…devamı🪶“Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?”
“Hâlbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...”
“İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.”
🪷