Bilim Kurgu ve özelliklede Uzay filmleri sevmeme rağmen ilk izlediğim film oldu. Yıllar önce başlamış beğenmemiştim. Olağanüstü bir kurgusu var. "Geri döneceğini biliyordum. Çünkü babam bana söz verdi."
Spoiler içeriyor
filmde dicaprio’nun canlandırdığı daniels, 67 numaralı hastayı bulmaya çalışmaktadır. 67 numaralı hastanın adı andrew laeddis’tir. bu kişinin ismindeki harflerin yeri değiştirilince dicaprio’nun oynadığı dedektifin ismi ortaya çıkar. yani dedektifin aradığı hasta aslında kendisidir.
5.Charles Chaplin filmimdir. Bir kere izleyen bir daha bırakamaz bu adamın filmlerini. Hepsi çok güzel daha ne diyebilirim ama bir yandan yorum yapmadan da duramıyorum. Sırayla gidicem çoğu filmini izlemek gibi bir hedefim var.
Charlie Chaplin den devam ediyorum. 4.filmi oldu buda izlediğim. Hüznü bile ne güzel yansıtıyor. Baba rolündeydi bu filmde. Siyah Beyaz sessiz bir film ama çoğu renkli yeni filmden daha çok hoşuma gitti benim. Tamamen bir ikon. İzledikçe daha da çok…devamıCharlie Chaplin den devam ediyorum. 4.filmi oldu buda izlediğim. Hüznü bile ne güzel yansıtıyor. Baba rolündeydi bu filmde. Siyah Beyaz sessiz bir film ama çoğu renkli yeni filmden daha çok hoşuma gitti benim. Tamamen bir ikon. İzledikçe daha da çok hayran oluyorum. Kemal Sunal Garip filminde bu filmi uyarlamış bunuda öğrenmiş oldum.
Çok keyifliydi. Charli Chaplin filmleri tam bir sanat eseri gerçekten. Sıkılmadan izliyorum süreleri de gayet iyi. Duygu geçişleri konuşulmadan bile muazzam aktarılmış. Güldürmeyi başarıyor.
İzlediğim ilk Charlie Chaplin filmi. Aynı zamanda ilk sessiz filmim oldu. Sesli filmlere geçiş singing in the raine konu olmuştu. Orada da görmüştüm sessiz filmleri. Siyah Beyaz ve eski filmleri seviyorum genel olarak süresi de gayet yerindeydi uzun olsaydı belki…devamıİzlediğim ilk Charlie Chaplin filmi. Aynı zamanda ilk sessiz filmim oldu. Sesli filmlere geçiş singing in the raine konu olmuştu. Orada da görmüştüm sessiz filmleri. Siyah Beyaz ve eski filmleri seviyorum genel olarak süresi de gayet yerindeydi uzun olsaydı belki yarım bırakırdım. Ayrıca sonlara doğru şarkı söylediği sahneye bayıldım.
"Lütfen beni öldürmelerine izin verme. Söz veriyorum bir daha tutsi olmayacağım." Aynı dili konuşan Tutsiler ve Hutular arasındaki katliamı anlatıyor. Belgesel niteliğinde bir filmdi. Gerçek bir hikayeye dayanıyor. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Coşkun Aral Ruanda Katliamı ile ilgili 7…devamı"Lütfen beni öldürmelerine izin verme. Söz veriyorum bir daha tutsi olmayacağım."
Aynı dili konuşan Tutsiler ve Hutular arasındaki katliamı anlatıyor.
Belgesel niteliğinde bir filmdi. Gerçek bir hikayeye dayanıyor. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Coşkun Aral Ruanda Katliamı ile ilgili 7 dakikalik videosunu da izlemenizi öneririm.
1948 yılı italyan bir drama filmi. 2.Dünya savaşından çıkmış yoksul roma halkını bir baba ve oğul ekseninde anlatan film yeni- gerçekçi akım olma özelliğinide taşıyor. Film bisiklete işi için çok ihtiyacı olan yoksul bir baba ve bisikleti çalındıktan sonra oğlu…devamı1948 yılı italyan bir drama filmi. 2.Dünya savaşından çıkmış yoksul roma halkını bir baba ve oğul ekseninde anlatan film yeni- gerçekçi akım olma özelliğinide taşıyor. Film bisiklete işi için çok ihtiyacı olan yoksul bir baba ve bisikleti çalındıktan sonra oğlu ile bisikletini aramasını anlatıyor. İlber Ortaylı'nın önerdiği bir film olarak da izlemek gerek.