-Gözden, ırak olan gönülden de ırak olur mu efendimiz? -Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere...
Konusu ilgimi çekince izlemeye başladığım ve beklentimin çok üstünde çıkan bir dizi. Utrax isimli proje bebekler üzerinde deney yaparak bir üst insan/ asker topluluğu oluşturmaya çalışır. Başında Marissa'nın bulunduğu ekibin projesi sonlanır ve o bebek grubundan tek kurtulan Erik sayesinde…devamıKonusu ilgimi çekince izlemeye başladığım ve beklentimin çok üstünde çıkan bir dizi. Utrax isimli proje bebekler üzerinde deney yaparak bir üst insan/ asker topluluğu oluşturmaya çalışır. Başında Marissa'nın bulunduğu ekibin projesi sonlanır ve o bebek grubundan tek kurtulan Erik sayesinde Hanna olur. Erik Hanna'nın ömür boyu saklanamayacağını ve potansiyelini bildiği için onu ormanda her şeye hazırlıklı ve çok donanımlı şekilde büyütür. Marissa'dan habersiz olarak devam eden projede başka denekler üzerinde çalışılmaya devam eder ve denekler istenen gelişmeyi gösterir.
Dizi; ilk sezonda Hanna'nın kimliğini öğrenmesi, 2. sezonda diğer deneklerin gördüğü eğitimler ve Hanna'nın bu kızlarla tanışması ve son sezonda projeyi çökertme şeklinde özetlenebilir.
Diziyi filme göre kesinlikle daha çok beğendim. Filminde kimin kim olduğu olayların gelişimi üstünkörü ilerliyor ve bence dizideki oyuncular da rollere daha uygun seçilmiş. Filmde süre kısıtlılığı da olduğu için karakter derinliği verilememiş. Dizide dost ve düşmanların saniyede değişebilmesi, kimin güvenilir olduğuyla ilgili sürekli şüphe halinde olunması dinamiklik katmış. Aksiyon sahneleri de bence kaliteliydi.
Hanna- Erik ve Hanna- Marissa ilişkilerinin işlenişiyle gelişimini izlemeyi ayrı sevdim. Esme'den çok iyi Ervin Altan çıkarmış bu arada onu Ervin olarak görmeyi çok isterdim. Keyif alarak izlediğim dizilerden biri oldu.
Çok duygusal ve tatlı bir müzikal. Hikayesine ayrı müziklerine ayrı bayıldım. Miguel müziğe böylesine gönül vermişken ailesinin ona çok sert şekilde karşı çıkması hoş değildi. Neyse ki sonunda her şey açığa kavuştu da rahatça müziğini yapabildi. Müziksiz gün geçiremeyen biri…devamıÇok duygusal ve tatlı bir müzikal. Hikayesine ayrı müziklerine ayrı bayıldım. Miguel müziğe böylesine gönül vermişken ailesinin ona çok sert şekilde karşı çıkması hoş değildi. Neyse ki sonunda her şey açığa kavuştu da rahatça müziğini yapabildi.
Müziksiz gün geçiremeyen biri olarak yedi göbek birden müziğe bu kadar düşman olmaları bana biraz fazla geldi ama Miguel'in babaannesi bile yumuşayınca bir rahatladım yalan yok çünkü aynı şekilde devam etseydi kendisini pek sevemeyeceğim kesindi😅 Hector'a, ona yapılan haksızlıklara çok üzüldüm. Hak ettiği sevgiyi tekrar bulması ve mutlu olmasıyla Ernesto'nun belasını bulması filmdeki favori sahnelerim oldu. İzleyenin içini ısıtacak, verdiği mesajlarla dolu dolu bir filmdi gerçekten iyi ki izlemişim💜
Var olan toplum kurallarına uymak istemeyip kendini bulmak için yola çıkan Chris'in ya da kendi koyduğu isimle Alex'in hikayesi. Hayatı varlık içinde geçmiş olsa da meslek edinip herkes gibi yaşamak hayalleriyle örtüşmeyen bir durum. Aile içindeki şiddet, onun çatışmadan kaçıp…devamıVar olan toplum kurallarına uymak istemeyip kendini bulmak için yola çıkan Chris'in ya da kendi koyduğu isimle Alex'in hikayesi.
Hayatı varlık içinde geçmiş olsa da meslek edinip herkes gibi yaşamak hayalleriyle örtüşmeyen bir durum. Aile içindeki şiddet, onun çatışmadan kaçıp huzuru aramasındaki en temel belirleyici unsur kanımca. Huzuru, özgürlüğü doğada araması bana çok da uzak gelmeyen bir düşünce yapısı çünkü nerede yaşarsak yaşayalım doğanın içinde evimizdeymiş gibi hissettiğimiz bir gerçek.
Alex'in -en başta kendisi bile bilmiyor olsa da- ömrünü yalnız yaşayarak geçirmek gibi bir ideali yok aslında. Doğadan alabileceği kadar ders alıp özgürce yaşayıp görerek diğerleriyle öğrendiklerini paylaşmak istiyor. Sonu pek istediği şekilde olmasa da yazdığı notlarla mesajını yine ulaştırmış oluyor.
Yolculuğu, deneyimleri farklı bölümlere ayrılarak bir insan ömrünün sıralı safhaları gibi anlatılmış. Her biri öyle keyifliydi ki izlerken sanki biz de onunla doğduk, genç/ yetişkin olduk, olgunlaştık ve öldük. İlk bölümlerdeki coşkusuyla sonlara doğru durgunlaşması filmin gençlik/ yaşlılık metaforuna gayet iyi uyum sağlamış bu yönden. Kendini aramak için çıktığı yolda hem kendini hem de hayatının anlamını bulabilmesine mutlu oldum. Şartlar farklı olsaydı nasıl bir hayatı olurdu bilemiyorum ama son anında mutlu olduğunu düşünmek istiyorum.
🌿Gerçek mutluluk sadece paylaşarak yaşanır.
Ön yargıyla yaklaşılan iki hayvan türünü bir araya getirip onlara atfedilen düşüncelerin ne kadar saçma olduğunu anlatan tatlı bir kısa film. Pitbullar normal şartlarda koruma iç güdüsüne sahip köpekler ama fiziksel olarak çok güçlü olduklarından sahipleri kendi çıkarları için onlara…devamıÖn yargıyla yaklaşılan iki hayvan türünü bir araya getirip onlara atfedilen düşüncelerin ne kadar saçma olduğunu anlatan tatlı bir kısa film.
Pitbullar normal şartlarda koruma iç güdüsüne sahip köpekler ama fiziksel olarak çok güçlü olduklarından sahipleri kendi çıkarları için onlara türlü işkenceler ederek saldırganlaştırıyorlar. Dışardan bir etki görmediğinde kimseye saldırmayan hatta bir zamanların bebek bakmaya en uygun köpeği olarak görülen bir cins halbuki. Bu hayvanlara yapılanların göz göre göre devam etmesi, geri dönülemez noktaya getirdikten sonra da canavar muamelesi yapıp öldürmeleri çok çok acı. Filmde yavru olarak alınan Pitbullun sahibi ona şiddeti öğretmeye yeni başlamışken bir diğer ön yargı mağduru olan siyah kedi imdadına yetişiyor ve batıl inançların aksine ona şanssızlık değil yeni ve mutlu bir hayat vermiş oluyor.
Kısacık bir filmden ancak bu kadar etkilenebilirdim herhalde. İstemdışı farklı bir son beklemeye başladığım için ikisini de yeni ailesiyle mutlu gördüğümde gözlerim doldu. Şiddeti dünyadan silmenin bir yolu olsa keşke.
Bayram öncesi sınıfta az öğrenci olduğundan bu filmi açıp birlikte izledik. Deniz'le akıllı ve tatlı köpeği Max arasındaki dostluk çok duygusal ve izlemesi keyifliydi. Çocuklara hayvan sevgisi aşılayan bu tarz yapımları seviyorum. Kalplerinde kötülük barınmadığından verilmek istenen mesajı kalpleriyle hissediyor…devamıBayram öncesi sınıfta az öğrenci olduğundan bu filmi açıp birlikte izledik. Deniz'le akıllı ve tatlı köpeği Max arasındaki dostluk çok duygusal ve izlemesi keyifliydi. Çocuklara hayvan sevgisi aşılayan bu tarz yapımları seviyorum. Kalplerinde kötülük barınmadığından verilmek istenen mesajı kalpleriyle hissediyor minnoşlar💜 Benim çocuklar da gözleri dolu dolu severek izlediler. Dünyaya bana sabrı öğretmeye geldiğine inandığım canım öğrencim film bitene kadar 36 kez yanıma gelip yine bir şeyler anlattı tabii ama filmi beğenmese bu sayıyla kalmazdı biliyorum😄
Ailece izlenebilecek eğlenceli, tatlı bir film💜
Grease, farklı yıllarda defalarca temsil edilen ve müzikal denince akla ilk gelen yapımlardan biri. Dönem dönem içeriğinde farklılıklar olsa da genel manada kötü çocuk masum kız aşkı ekseninde Amerikan gençlerinin yaşamını anlatıyor. Müzik ve dansla ilgili kısımları gerçekten çok güzeldi.…devamıGrease, farklı yıllarda defalarca temsil edilen ve müzikal denince akla ilk gelen yapımlardan biri. Dönem dönem içeriğinde farklılıklar olsa da genel manada kötü çocuk masum kız aşkı ekseninde Amerikan gençlerinin yaşamını anlatıyor. Müzik ve dansla ilgili kısımları gerçekten çok güzeldi.
Benim izlediğim 78 yapımı film de Danny ve Sandy arasında bir yaz aşkı olarak başlayan ve sonrasında yeniden karşılaşmalarıyla Danny'nin pek göründüğü gibi çıkmaması üzerine ilerliyor.
En sevmediğim tema olabilir bu. Karşısına çıkan her kadınla samimi olup şansını deneyen erkek modelinden asla hazzetmediğim için bu tarz birinin hikayenin sonunda iyi niyetli, saf kızla olması da sinirimi bozuyor. Toksik ilişki olarak nitelediğimiz ilişkilerin böyle yapımlardan sonra bu kadar arttığını düşünüyorum. Onca yaptığına rağmen Sandy hala Danny'yi seviyor garip bir şekilde. Filmin sonunda yapılan sözde ters köşe apayrı bir saçmalıktı. Sandy'i kollarından tutup sarsmak ve delirip delirmediğini kontrol etmek istedim hatta. Cinsiyet fark etmeksizin Danny benzeri insanların gerçek yüzü görüldüğü anda iletişimin kesilmesi en sağlıklısı olacaktır.
Bir klasik olsa da alt metinde verilen mesajları o kadar sevmedim ki filmi de sevemedim.
Son ana kadar merakta bırakan, katilin kim olabileceğine dair milyon tane hipotez üretip bir o kadarını çürüten eğlenceli bir diziydi. Kafayı kuş gözlemciliğiyle bozmuş, hafif çatlak ama çok zeki ve cevval dedektif Cordelia'ya tam anlamıyla bayıldım. Olayı, kendine has karakterine…devamıSon ana kadar merakta bırakan, katilin kim olabileceğine dair milyon tane hipotez üretip bir o kadarını çürüten eğlenceli bir diziydi.
Kafayı kuş gözlemciliğiyle bozmuş, hafif çatlak ama çok zeki ve cevval dedektif Cordelia'ya tam anlamıyla bayıldım. Olayı, kendine has karakterine uygun şekilde kuşlarla özdeşleştirerek çözmesi farklı ve hoştu. Çok fazla şüpheli kişinin olması hikayeyi dağıtıyor gibi görünse de oluşturulan olay örgüsü gayet sağlamdı. İlk defa cinayet içerikli bir yapımda katilin kim olduğunu bulmaya çalışmadım ve bu şekilde izlemenin de ayrı keyifli olduğunu fark ettim.
Bir de bu tarz bir konutu idare edebildiği için Wynter'ın sabrına hayran kaldım. Sevdiğim bir karakter olduğu için ölen başkası olsaydı da onun insanlarla iletişimini şöyle rahatça izleseydik dediğim çok oldu. Zaten 8 bölüm olduğu için bıktırmadan sonuca ulaştıran, izlemesi keyifli bir diziydi.
Haksızlığın karşısında durabilmek, yapılan kötülüğü yüksek sesle dile getirebilmek gerçek anlamda cesaret isteyen bir şeydir. Hele ki kırk kat sessizliğe gömülmüş bu gerçekler ortaya çıktığı anda kişinin bildiği dünyayı yerle bir edecek türdense. Aibileen ve Minny, Skeeter vasıtasıyla bu gücü…devamıHaksızlığın karşısında durabilmek, yapılan kötülüğü yüksek sesle dile getirebilmek gerçek anlamda cesaret isteyen bir şeydir. Hele ki kırk kat sessizliğe gömülmüş bu gerçekler ortaya çıktığı anda kişinin bildiği dünyayı yerle bir edecek türdense. Aibileen ve Minny, Skeeter vasıtasıyla bu gücü ve cesareti gösterip diğerlerine de öncü oluyorlar💜
Film, 1960'lar Amerika'sında yaşanan ırkçılığı, sadece ten rengi farklılığı yüzünden insanların insan sayılmayıp nasıl aşağı görüldüğünü çok başarılı ve duygu yüklü bir şekilde anlatmış. Irkçılıkla ilgili bin tane film olsa yine bıkmadan izlerim. Yeni yapımlarda işlenmesini de isterim çünkü bu akıldan mantıktan yoksun düşünce yüzünden insanca yaşama hakkı elinden alınan, hayatta istediği şeyleri yapmayı hayal bile edemeyen o insanlar yaşadıkları zorlukların daha fazla anlatılmasını kesinlikle hak ediyorlar.
Hikayeyi ve işleniş şeklini çok çok sevdim. Özellikle zorba karakterlerin kendini ve yaptıklarını gördüğü noktalarla iki ırktan insanların paylaşımları ayrı hoşuma gitti. Skeeter'a da bayıldım resmen. Güçlü kadın karakterleri izlemek beni ekstra mutlu ediyor. İyi ki izlemişim dediğim bir film oldu.
🇹🇷Ne yanlış düşüncelere kapılmışım. Vatan yolunda ölecek kırk kişi yoktur sanırdım. Galiba düşman da Osmanlıları benim gibi görmüş! Evet, Osmanlılar konuşma sırasında vatandan söz açmaz gibi görünürler. O kadar ki, konuştuğun adamı taştan yapılmış heykel sanırsın. Hele karşılarında bir düşmanı…devamı🇹🇷Ne yanlış düşüncelere kapılmışım. Vatan yolunda ölecek kırk kişi yoktur sanırdım. Galiba düşman da Osmanlıları benim gibi görmüş! Evet, Osmanlılar konuşma sırasında vatandan söz açmaz gibi görünürler. O kadar ki, konuştuğun adamı taştan yapılmış heykel sanırsın. Hele karşılarında bir düşmanı göster! Hele vatanın kutsal topraklarının bir yabancının pis ayaklarıyla çiğnenecek olduğunu anlasınlar! İşte o zaman o abalı kübeli Türkler, o tatlı sözlü yumuşak yüzlü köylüler, o çifte koşulu öküzden fark etmek istemediğimiz zavallılar tamamen kayboluyor. Yerlerine Osmanlılığın, kahramanlığın ruhu geliyor. En acısı dişiyle kılıca, eliyle kurşuna saldırıyor. Kimse vatanın bir taşını, en küçük, en adi taşını korumak için yavrusunu koruyan dişi aslandan, anasını sakınan erkekten geri kalmıyor.
-Ben yüreğimi ortaya koyabilirim. Ancak içimdeki sırrı sen görebilir misin, bilmem!
-İnsan zayıf. İnsan zavallı… Bir türlü kendini yenemiyor. Bir türlü huylarından vazgeçemiyor.
-Mümkün olsaydı yaşamak da fena bir şey değildi.
- ...vatanını sevmeyen adamdan nasıl aşk beklersin?
-Sanki ömrümde gördüğüm, duyduğum, okuduğum, düşündüğüm ne kadar güzel şey varsa hepsi bir yere toplanmış, sonra da bir insan çehresi olup karşıma gelmişti.