Dünyada o kadar çok izlenecek film, okunacak kitap, gezilecek yer var ki insan, hayatı boyunca birçoğunu yapamayacağı için üzülüyor. Romalılar bu durumu "Ars longa, vita brevis" diyerek özetlemiş. "Sanat uzun , hayat kısa."
Spoiler içeriyor
The Menu, bir adada seçkin misafirlere hizmet veren ünlü bir şefin akşam yemeği programıyla başlıyor. Şef; her yemeğini, oluşturduğu felsefi düşünce sistemi ve tiyatral anlatımıyla müşterilerine sunarken, biz de olayın yemekten farklı noktalara ilerleyişini izliyoruz. Kısmen birbirleriyle bağlantılı ve yanlış…devamıThe Menu, bir adada seçkin misafirlere hizmet veren ünlü bir şefin akşam yemeği programıyla başlıyor. Şef; her yemeğini, oluşturduğu felsefi düşünce sistemi ve tiyatral anlatımıyla müşterilerine sunarken, biz de olayın yemekten farklı noktalara ilerleyişini izliyoruz. Kısmen birbirleriyle bağlantılı ve yanlış işlere bulaştığını anladığımız müşterilerin iç yüzleri de menüyle paralel şekilde ortaya çıkıyor.
Filmi genel anlamda beğendim ama mantığıma oturmayan boşluklar da vardı. Hayatının son listesini sunan şefin bu son nokta için neden bu insanları seçtiğine dair tam bir açıklama yapamadım kendi içimde. Vaktinde Jigsaw karakterinin yaptığı gibi doğru yoldan sapmış olmaları bizim şef için de yeterli gelmiştir belki ama içlerinde daha masum olanları da vardı. Gerçi ekibiyle toplanıp böyle manyakça bir akşam hazırlayan birinden akla mantığa uygun davranmasını beklemek de zaten pek doğru olmayabilir.
Şefin insanlar hakkında rahatsız olup eleştirdiği, iki yüzlü sığ davranışların onu zamanla mesleğine ve kendine yabancılaştırması/uzaklaştırması bu son vurucu noktayı planlamasında -her türlü saçma bence ama- etkili olmuş olabilir. Aynı şekilde Margot'yu bırakma sebebini de bu pencereden baktığımda anlayabiliyorum.
Atmosferi ve filmin işlenişiyle, izlerken sıkmayan, farklı konusu sayesinde ilgiyi üzerine çekebilen bir filmdi. Uzun zamandır kendime vakit ayıramadığım için seçtiğim filmin pişman etmemesine ayrıca mutlu oldum.
Zorbalığa, adaletsizliğe ve çıkar uğruna sistem içinde göz ardı edilen problemlere öğrenci, öğretmen, veli pencerelerinden bakmamızı sağlayan çok güzel bir dizi. Gerçek hayatta Eğitim Hakları Dairesi gibi tam yetkiyle donanmış bir kurum olmasını o kadar çok isterdim ki. Kötü insanlara…devamıZorbalığa, adaletsizliğe ve çıkar uğruna sistem içinde göz ardı edilen problemlere öğrenci, öğretmen, veli pencerelerinden bakmamızı sağlayan çok güzel bir dizi. Gerçek hayatta Eğitim Hakları Dairesi gibi tam yetkiyle donanmış bir kurum olmasını o kadar çok isterdim ki. Kötü insanlara hadlerini bildirip ceza çektirdiklerini gördükçe içimin yağları eridi resmen😄
Sadece Kore kültürüne has değil küresel çapta yaşanan sorunlar ele alındığı için eğitim camiasının içinde neredeyse her türünü bol bol yaşadığımız sorunlara dışardan bir gözle bakmak bazı anlarda çok zorladı kabul ancak dizi içeriği, bu durumlara hiç maruz kalmayan ya da maruz bıraktığını anlayamayan insanların empati kurabilmesine olanak sağladığından iyi ki böyle bir dizi yapmışlar diye düşünüyorum.
Konu yer yer gergin ve hüzünlü olabiliyor elbette ama mizahi yönü de güzeldi bence. Özelikle kayınpeder damat atışmaları tatlıydı. İlk defa bir yapımda karakterlerin hepsini sevdim, umarım yeni sezonları da çıkar💜
Bedensel hareket kısıtlılığı olan bir çocuk ile Maria isimli bir diğer çocuk arasındaki dostluğu ve duygusal paylaşımın standart kalıpların çok ötesinde olduğunu anlatan harika bir kısa filmdi. Maria, merhameti ve çabasıyla arkadaşının hayatını güzelleştirmenin bir yolunu arayıp ipleri keşfediyor. Birlikte…devamıBedensel hareket kısıtlılığı olan bir çocuk ile Maria isimli bir diğer çocuk arasındaki dostluğu ve duygusal paylaşımın standart kalıpların çok ötesinde olduğunu anlatan harika bir kısa filmdi.
Maria, merhameti ve çabasıyla arkadaşının hayatını güzelleştirmenin bir yolunu arayıp ipleri keşfediyor. Birlikte geçirdikleri o kısacık zaman dilimi bile bize sevgiyle ilgili çok fazla şey anlatıyor.
Hikayenin gerçek bir olaydan kurgulanmış olması ve ben dahil birçok insanın hayatında benzer bir örnek yaşamış olması belki etkisini bu denli arttırıyor bilemiyorum ama şu kısacık yapımı izlerken kırk yerimden bıçak yemiş kadar oldum. Çocukların birçok şeye alıştığı ve unutup gittiği düşünülüyor ama bazen bir bakış bile bir ömür hatırlanabiliyor. Maria'nın son sahnesine hiç şaşırmadım o yüzden.
Herkese ama özellikle çocuklara izletilmesi gereken çok değerli bir film.
Spoiler içeriyor
Hayatımda en değer verdiğim konulardan biri saygı. Başta yaşama olmak üzere düşünceye, inanca, benliğe saygı duymak, farklı olabiliriz ama sırf bu yüzden benden daha kıymetsiz değilsin diyebilmek mentalitemin yapı taşını oluşturan en önemli unsurlardan biri. Bu, süresi kısacık anlamı derin…devamıHayatımda en değer verdiğim konulardan biri saygı. Başta yaşama olmak üzere düşünceye, inanca, benliğe saygı duymak, farklı olabiliriz ama sırf bu yüzden benden daha kıymetsiz değilsin diyebilmek mentalitemin yapı taşını oluşturan en önemli unsurlardan biri. Bu, süresi kısacık anlamı derin film, birçok konuyla birlikte saygı kavramını mükemmel işlediği için filmi çok çok beğendim. İncelikle işlenen dolu dolu bir film kesinlikle.
İnsanların iyilik yapmak için belli bir dine mensup olmasına gerek olmadığını, birbirinin hayatını kolaylaştırmayı ve aynı düzlemde olmadan da bir insan için elinden geleni yapabilmeyi çok başarılı bir şekilde anlatmış. Adem ve Salim karakterleri iyiliğin iki farklı koldaki temsilcisi olarak bunu gayet güzel yansıtmışlar.
Sadece Adem'in ölümünü camiden duyurmama inadına anlam veremedim. Salim'e söyletmek istedikleri için bu şekilde yazılmış belli ki ama birçok yerleşim yerinde camilerden duyuru yapıldığını biliyoruz. Müslüman olmasa bile sevilen bir insanın ölümü de pekala duyurulabilir. Bürokrasiye bu denli takılmanın, bir arada huzurla yaşanan ortamlara ayrılık tohumu ekme ihtimali olduğu için duyuru yapmak alınabilecek bir inisiyatifti bana göre.
Filmin bence en vurucu noktaları; Adem'in kediye, verdiği yiyecek yüzünden bir şey olabileceği endişesi, Salim'in gittiği her yerde kediye bakınması ve kedinin kapalı dükkanın önünde dolandığı yerlerdi.
Spoiler içeriyor
Bir sonraki hamlenin öngörülemediği, merakla sonuca ulaşmakla olaylar üzerine tahmin yürütme arasında bırakan güzel bir filmdi. Mantık hataları bolca vardı tabii. Sadece internetten ödeme yapmamakla takip edilemez olunmuyor mesela, yer gök güvenlik kamerası malum ve kılık değiştirme kısmı cidden fiyaskoydu.…devamıBir sonraki hamlenin öngörülemediği, merakla sonuca ulaşmakla olaylar üzerine tahmin yürütme arasında bırakan güzel bir filmdi.
Mantık hataları bolca vardı tabii. Sadece internetten ödeme yapmamakla takip edilemez olunmuyor mesela, yer gök güvenlik kamerası malum ve kılık değiştirme kısmı cidden fiyaskoydu. Yine de bazı fikirleri akıllıca buldum. Filmi de genel anlamda beğendim.
Sonu, kurulan bütün düzeni boşa çıkaracak cinstendi ancak Amy gibi insanlar saplantılarını kolayca bırakmayacağı için davranışları karaktere uygundu. Nick'e üzülenleri görünce biraz şaşırdım. Tamam Amy kadar karanlık biri değil ama eşinin kaybına hiç üzülmeyip neredeyse oh be diyecek, kadını maddi manevi sömürüp üstüne aldatan, etik değerleri olmayan bir adama çok da üzülmedim açıkçası. Zaten istemem yan cebime halleriyle Amy'den uzaklaşamaz o. Maskeler düşmüşken bunların ilişkisi bir ömür sürer diyeceğim ama Amy sıkılırsa başka kurban da bulabilir kendine.
-Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulur. Ölümleri olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir. Aynı tat isteği, iştahı köreltir. Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. Hedefe hızlı giden yavaş giden…devamı-Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulur.
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir.
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin.
Hedefe hızlı giden yavaş giden kadar geç varır.
Dune serisinin yayımlanabilmiş son kitabı olan Rahibeler Meclisi; kurulan evreni ve dinamikleri başarılı şekilde yansıtan, felsefi ve siyasi yönü baskın bir kitap. Diğer tüm kitaplarında olduğu gibi din, siyaset, yönetim ve insan ilişkileri konusunda önemli noktalara değiniyor. Frank Herbert'ın ,…devamıDune serisinin yayımlanabilmiş son kitabı olan Rahibeler Meclisi; kurulan evreni ve dinamikleri başarılı şekilde yansıtan, felsefi ve siyasi yönü baskın bir kitap. Diğer tüm kitaplarında olduğu gibi din, siyaset, yönetim ve insan ilişkileri konusunda önemli noktalara değiniyor. Frank Herbert'ın , seride bütün bunları işlerken şimdilerde bile zihnimizi zorlayacak teknolojik imkanları 1960'larda kurgulaması, hayal edebilmesi muazzam gerçekten. Günümüzdeki birçok bilimkurgu yapımının Dune'dan ilham alması asla tesadüf değil. Okunması kolay olmasa bile evren öyle ustalıkla kurgulanmış ki hayran olmamak imkansız gibi geliyor.
Seride hoşuma gitmeyen kısım, olayları bütün zorluğuyla son ana kadar takip ettiğimiz halde finallerin hep üstünkörü verilmesi. Bütün kitaplarında bu sorun var ne yazık ki. Gerilimi zirveye kadar tırmandırıp bitişinin alelade olması ve sonraki kitabın çok uzun bir zaman dilimi sonrasında başlaması istediğimiz hiçbir detayı göstermiyor bize. Cefasını bolca çekiyoruz ama sefası bize uğramıyor yani. Rahibeler Meclisi de aynı şekilde mutlak bir bitiş yerine bir sonraki kitabı merak ettirerek bitiyor ancak Frank Herbert yeni kitabını çıkaramadan vefat ettiği için merak edip öğrenemediğimiz tonlarca detayla birlikte hikâyeyi noktalamış oluyoruz.
Benim sürecim yoğunluğum sebebiyle normal okuma hızıma göre çok uzun sürse de başladığıma ve bitirdiğime asla pişman olmadığım bir seri oldu. Kurgu kaliteli olduğunda temposuz, sakin ilerleyen kitapları dahi hevesle okuyabiliyormuşum dedirtti bana.
-Kadınların kalpleri olduğu kadar akılları, ruhları var ve güzellikleri olduğu kadar tutkuları, yetenekleri de var. İnsanların kadınların sadece aşka uygun olduklarını söylemesinden bıktım. Josephine March/ Little Women
Sevimli köpek Ruby ile ortağı Daniel'ın gerçek hikayesini anlatan, sıcaklığıyla insanın kalbini eriten çok güzel bir film.💜 K-9 arama kurtarma ekibine katılmak isteyen Daniel'ın yolu, defalarca sahiplendirildiği halde kaçıp barınağına dönen yaramaz ancak bir o kadar akıllı Ruby'yle kesişir. Birbirlerine…devamıSevimli köpek Ruby ile ortağı Daniel'ın gerçek hikayesini anlatan, sıcaklığıyla insanın kalbini eriten çok güzel bir film.💜
K-9 arama kurtarma ekibine katılmak isteyen Daniel'ın yolu, defalarca sahiplendirildiği halde kaçıp barınağına dönen yaramaz ancak bir o kadar akıllı Ruby'yle kesişir. Birbirlerine birçok yönden benzeyen bu ikili, başarıya giden yolda kendini tanıma ve gücüne inanma adına önemli noktalara değiniyor.
İnsana dış dünyadan çok kendi bakış açısının hükmettiğini, ne kadar destek görürse görsün kendine inanmadığı sürece bu dış motivasyonların işe yarayamayacağını Daniel üzerinden görüyoruz. Bakış açısını değiştirip özsaygısını kazandığında eşi başta olmak üzere amiri, ekip arkadaşları ve çevresindeki herkesin desteğini başından beri fazlasıyla aldığını da görebildi. Aynı şekilde, kendine olan inançsızlığını yansıttığı Ruby'nin potansiyeline koyduğu hayali seti de ortadan kaldırmış oldu.
İyi ki izlemişim dediğim, çok beğendiğim filmlerden biri oldu. Sakin ve telaşsız geçen Pazar günlerini severim ve özlemişim de. Bu tarz duygulu, sevgi dolu filmler böyle günlere çok yakışıyor bence.🌻💜