Dünyada o kadar çok izlenecek film, okunacak kitap, gezilecek yer var ki insan, hayatı boyunca birçoğunu yapamayacağı için üzülüyor. Romalılar bu durumu "Ars longa, vita brevis" diyerek özetlemiş. "Sanat uzun , hayat kısa."
Bedensel hareket kısıtlılığı olan bir çocuk ile Maria isimli bir diğer çocuk arasındaki dostluğu ve duygusal paylaşımın standart kalıpların çok ötesinde olduğunu anlatan harika bir kısa filmdi. Maria, merhameti ve çabasıyla arkadaşının hayatını güzelleştirmenin bir yolunu arayıp ipleri keşfediyor. Birlikte…devamıBedensel hareket kısıtlılığı olan bir çocuk ile Maria isimli bir diğer çocuk arasındaki dostluğu ve duygusal paylaşımın standart kalıpların çok ötesinde olduğunu anlatan harika bir kısa filmdi.
Maria, merhameti ve çabasıyla arkadaşının hayatını güzelleştirmenin bir yolunu arayıp ipleri keşfediyor. Birlikte geçirdikleri o kısacık zaman dilimi bile bize sevgiyle ilgili çok fazla şey anlatıyor.
Hikayenin gerçek bir olaydan kurgulanmış olması ve ben dahil birçok insanın hayatında benzer bir örnek yaşamış olması belki etkisini bu denli arttırıyor bilemiyorum ama şu kısacık yapımı izlerken kırk yerimden bıçak yemiş kadar oldum. Çocukların birçok şeye alıştığı ve unutup gittiği düşünülüyor ama bazen bir bakış bile bir ömür hatırlanabiliyor. Maria'nın son sahnesine hiç şaşırmadım o yüzden.
Herkese ama özellikle çocuklara izletilmesi gereken çok değerli bir film.
Spoiler içeriyor
Hayatımda en değer verdiğim konulardan biri saygı. Başta yaşama olmak üzere düşünceye, inanca, benliğe saygı duymak, farklı olabiliriz ama sırf bu yüzden benden daha kıymetsiz değilsin diyebilmek mentalitemin yapı taşını oluşturan en önemli unsurlardan biri. Bu, süresi kısacık anlamı derin…devamıHayatımda en değer verdiğim konulardan biri saygı. Başta yaşama olmak üzere düşünceye, inanca, benliğe saygı duymak, farklı olabiliriz ama sırf bu yüzden benden daha kıymetsiz değilsin diyebilmek mentalitemin yapı taşını oluşturan en önemli unsurlardan biri. Bu, süresi kısacık anlamı derin film, birçok konuyla birlikte saygı kavramını mükemmel işlediği için filmi çok çok beğendim. İncelikle işlenen dolu dolu bir film kesinlikle.
İnsanların iyilik yapmak için belli bir dine mensup olmasına gerek olmadığını, birbirinin hayatını kolaylaştırmayı ve aynı düzlemde olmadan da bir insan için elinden geleni yapabilmeyi çok başarılı bir şekilde anlatmış. Adem ve Salim karakterleri iyiliğin iki farklı koldaki temsilcisi olarak bunu gayet güzel yansıtmışlar.
Sadece Adem'in ölümünü camiden duyurmama inadına anlam veremedim. Salim'e söyletmek istedikleri için bu şekilde yazılmış belli ki ama birçok yerleşim yerinde camilerden duyuru yapıldığını biliyoruz. Müslüman olmasa bile sevilen bir insanın ölümü de pekala duyurulabilir. Bürokrasiye bu denli takılmanın, bir arada huzurla yaşanan ortamlara ayrılık tohumu ekme ihtimali olduğu için duyuru yapmak alınabilecek bir inisiyatifti bana göre.
Filmin bence en vurucu noktaları; Adem'in kediye, verdiği yiyecek yüzünden bir şey olabileceği endişesi, Salim'in gittiği her yerde kediye bakınması ve kedinin kapalı dükkanın önünde dolandığı yerlerdi.
Spoiler içeriyor
Bir sonraki hamlenin öngörülemediği, merakla sonuca ulaşmakla olaylar üzerine tahmin yürütme arasında bırakan güzel bir filmdi. Mantık hataları bolca vardı tabii. Sadece internetten ödeme yapmamakla takip edilemez olunmuyor mesela, yer gök güvenlik kamerası malum ve kılık değiştirme kısmı cidden fiyaskoydu.…devamıBir sonraki hamlenin öngörülemediği, merakla sonuca ulaşmakla olaylar üzerine tahmin yürütme arasında bırakan güzel bir filmdi.
Mantık hataları bolca vardı tabii. Sadece internetten ödeme yapmamakla takip edilemez olunmuyor mesela, yer gök güvenlik kamerası malum ve kılık değiştirme kısmı cidden fiyaskoydu. Yine de bazı fikirleri akıllıca buldum. Filmi de genel anlamda beğendim.
Sonu, kurulan bütün düzeni boşa çıkaracak cinstendi ancak Amy gibi insanlar saplantılarını kolayca bırakmayacağı için davranışları karaktere uygundu. Nick'e üzülenleri görünce biraz şaşırdım. Tamam Amy kadar karanlık biri değil ama eşinin kaybına hiç üzülmeyip neredeyse oh be diyecek, kadını maddi manevi sömürüp üstüne aldatan, etik değerleri olmayan bir adama çok da üzülmedim açıkçası. Zaten istemem yan cebime halleriyle Amy'den uzaklaşamaz o. Maskeler düşmüşken bunların ilişkisi bir ömür sürer diyeceğim ama Amy sıkılırsa başka kurban da bulabilir kendine.
-Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulur. Ölümleri olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir. Aynı tat isteği, iştahı köreltir. Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. Hedefe hızlı giden yavaş giden…devamı-Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulur.
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir.
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin.
Hedefe hızlı giden yavaş giden kadar geç varır.
Dune serisinin yayımlanabilmiş son kitabı olan Rahibeler Meclisi; kurulan evreni ve dinamikleri başarılı şekilde yansıtan, felsefi ve siyasi yönü baskın bir kitap. Diğer tüm kitaplarında olduğu gibi din, siyaset, yönetim ve insan ilişkileri konusunda önemli noktalara değiniyor. Frank Herbert'ın ,…devamıDune serisinin yayımlanabilmiş son kitabı olan Rahibeler Meclisi; kurulan evreni ve dinamikleri başarılı şekilde yansıtan, felsefi ve siyasi yönü baskın bir kitap. Diğer tüm kitaplarında olduğu gibi din, siyaset, yönetim ve insan ilişkileri konusunda önemli noktalara değiniyor. Frank Herbert'ın , seride bütün bunları işlerken şimdilerde bile zihnimizi zorlayacak teknolojik imkanları 1960'larda kurgulaması, hayal edebilmesi muazzam gerçekten. Günümüzdeki birçok bilimkurgu yapımının Dune'dan ilham alması asla tesadüf değil. Okunması kolay olmasa bile evren öyle ustalıkla kurgulanmış ki hayran olmamak imkansız gibi geliyor.
Seride hoşuma gitmeyen kısım, olayları bütün zorluğuyla son ana kadar takip ettiğimiz halde finallerin hep üstünkörü verilmesi. Bütün kitaplarında bu sorun var ne yazık ki. Gerilimi zirveye kadar tırmandırıp bitişinin alelade olması ve sonraki kitabın çok uzun bir zaman dilimi sonrasında başlaması istediğimiz hiçbir detayı göstermiyor bize. Cefasını bolca çekiyoruz ama sefası bize uğramıyor yani. Rahibeler Meclisi de aynı şekilde mutlak bir bitiş yerine bir sonraki kitabı merak ettirerek bitiyor ancak Frank Herbert yeni kitabını çıkaramadan vefat ettiği için merak edip öğrenemediğimiz tonlarca detayla birlikte hikâyeyi noktalamış oluyoruz.
Benim sürecim yoğunluğum sebebiyle normal okuma hızıma göre çok uzun sürse de başladığıma ve bitirdiğime asla pişman olmadığım bir seri oldu. Kurgu kaliteli olduğunda temposuz, sakin ilerleyen kitapları dahi hevesle okuyabiliyormuşum dedirtti bana.
-Kadınların kalpleri olduğu kadar akılları, ruhları var ve güzellikleri olduğu kadar tutkuları, yetenekleri de var. İnsanların kadınların sadece aşka uygun olduklarını söylemesinden bıktım. Josephine March/ Little Women
Sevimli köpek Ruby ile ortağı Daniel'ın gerçek hikayesini anlatan, sıcaklığıyla insanın kalbini eriten çok güzel bir film.💜 K-9 arama kurtarma ekibine katılmak isteyen Daniel'ın yolu, defalarca sahiplendirildiği halde kaçıp barınağına dönen yaramaz ancak bir o kadar akıllı Ruby'yle kesişir. Birbirlerine…devamıSevimli köpek Ruby ile ortağı Daniel'ın gerçek hikayesini anlatan, sıcaklığıyla insanın kalbini eriten çok güzel bir film.💜
K-9 arama kurtarma ekibine katılmak isteyen Daniel'ın yolu, defalarca sahiplendirildiği halde kaçıp barınağına dönen yaramaz ancak bir o kadar akıllı Ruby'yle kesişir. Birbirlerine birçok yönden benzeyen bu ikili, başarıya giden yolda kendini tanıma ve gücüne inanma adına önemli noktalara değiniyor.
İnsana dış dünyadan çok kendi bakış açısının hükmettiğini, ne kadar destek görürse görsün kendine inanmadığı sürece bu dış motivasyonların işe yarayamayacağını Daniel üzerinden görüyoruz. Bakış açısını değiştirip özsaygısını kazandığında eşi başta olmak üzere amiri, ekip arkadaşları ve çevresindeki herkesin desteğini başından beri fazlasıyla aldığını da görebildi. Aynı şekilde, kendine olan inançsızlığını yansıttığı Ruby'nin potansiyeline koyduğu hayali seti de ortadan kaldırmış oldu.
İyi ki izlemişim dediğim, çok beğendiğim filmlerden biri oldu. Sakin ve telaşsız geçen Pazar günlerini severim ve özlemişim de. Bu tarz duygulu, sevgi dolu filmler böyle günlere çok yakışıyor bence.🌻💜
Spoiler içeriyor
Narcos, Kolombiya'da hüküm süren Pablo Escobar ve Cali Kartelinin uyuşturucu baronluğu yaptıkları dönemleri ve çökertilme süreçlerini anlatan yarı belgesel formatında bir suç dizisi. İlk iki sezon Pablo Escobar'a, 3. sezon Cali'ye ayrılmış. Genel anlamda hikayeyi işleme şeklini ve diziyi beğendim.…devamıNarcos, Kolombiya'da hüküm süren Pablo Escobar ve Cali Kartelinin uyuşturucu baronluğu yaptıkları dönemleri ve çökertilme süreçlerini anlatan yarı belgesel formatında bir suç dizisi. İlk iki sezon Pablo Escobar'a, 3. sezon Cali'ye ayrılmış.
Genel anlamda hikayeyi işleme şeklini ve diziyi beğendim. İzlerken insanı sıkmayan, bölge halkını anlamamızı ve o dönemde yaşadıklarını görebilmemizi sağlayan bir yapım olmuş. Bölümler ilerledikçe artan temposu sayesinde merakla izletiyor kendini. Aralarda gerçek olaylardan görüntülerin eklenmesi konunun ciddiyetini göstermesi ve kurgu deyip basite indirgenmemesi açısından etkili olmuş.
Gerçekle arasında -yer yer küçük bile olmayan- farklar var tabii (Peña'nın gerçekte Cali Kartelini bitirme operasyonunda olmaması gibi). Bütüne baktığımdaysa o dönemde Kolombiya halkının tepeden tırnağa içine düştüğü yolsuzluğu, çürümüşlüğü ve Abd'nin o kendine yüklediği misyonla yine istediği ülkenin iç işlerine nasıl dahil olup yönlendirdiğini çok iyi anlatmışlar. Bir noktaya kadar Abd sanki çok iyiymiş yardım ediyormuş, tek dertleri kötüleri yakalamak olan kurtarıcılarmış gibi yansıtılınca sinirim bozulmuştu ama sonradan asıl niyetlerini daha açık şekilde gösterdiler neyse ki. Erk sahiplerinin gölgelerde gizlenen niyetlerini ve çıkarın rüşvetin ele geçirdiği kararmış ruhları bir kenara bıraktığımızda, Kolombiya'da da Abd tarafında da tek derdi suçluları yakalamak olan ahlaklı görevliler de vardı. Ne çare ki Dede Korkut'un sözüne ithafen düşman kendi içine sızmışken düşmana galip gelmek pek kolay olamıyor haliyle. Özellikle Carillo'ya çok üzüldüm.
Benim dizide favorim 3. sezon oldu çünkü Pablo Escobar'ı hiç sevmedim hatta nefret ettiğim kişilerden biri oldu. Diziyi beğensem de onu izlemeye tahammül etmekte ciddi anlamda zorlandım. Kibirli, bencil ne olduğuna bakmadan ülkenin başına geçmeye çalışacak kadar küstah bir insan. Gerçekte iki yıl meclise girmiş üstelik. Sürekli ben sıfırdan buraya kadar geldim edebiyatı yapmasına aşırı tutuldum gören de iyi biri oldu zanneder. Kendi ailesine kimse parmak ucuyla dokunmasın istiyor ama istediği herkese her türlü zarar verme hakkını da kendinde görüyor. Pis işlerinde çocukları kullanacak kadar iğrenç biri. Escobar ailesine zaten toptan gıcık oldum Pablo'nun canavarlığını normalleştirme çabaları midemi bulandırdı. Hele annesi bir çocuk nasıl özenle kötülüğe sevk edilir durumunun canlı kanıtıydı resmen. Yakalanmaya yakın dönemlerinde, yaşadıklarını hak etmemişler havasında şoklara girip mağdur gibi davranmaları katlanılmazdı.
Kendi hırsları için masum insanları öldürmekten çekinmeyen Pablo Escobar'ı seven insanlar da varmış gördüğümde inanamadım. Onu sevip destekleyen her türlü teröristi destekler kusura bakmasınlar. Hikayesini bilmeden önce, kızı üşüdü diye paralarını yakıp onu ısıtmaya çalışan fedakâr baba şeklinde betimlendiğini görüp halkın yanında olan iyi biri zannediyordum ama gerçek çok başkaymış tabii.
Pablo'nun ölümüyle birinci sıraya yükselen Cali ise tamamen farklı bir strateji izlemiş, insanları öldürmek yerine satın alarak kontrolü altında tutmuş. Büyük incelikle kurdukları teşkilatları, tarihteki en büyük suç şebekesi anlamında The Cali KGB olarak anılmalarına sebep olmuş. Escobar gibi kanlı bir örgüt olmasalar da dünya uyuşturucu ticaretinin %90 gibi inanılmaz yüksek bir payını ellerinde tutmaları, ortadan kaldırılması zorunluluğu için tek başına yeterli bir sebep kesinlikle.
Suçluları anlatan bu tarz yapımlar gerçekleri duyurmak açısından faydalı olsa da bilinç düzeyi yeterli olmayan kişilerde sempati oluşturma ihtimali yüzünden dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Gece 12'den sabah 7'ye kadar açık olan bir gece restoranında, Usta aşçımız ve müşterileri arasındaki samimi diyalogları ve paylaşımı anlatıyor bu güzel dizi🏵️ Toplumun her kesiminden fazlasıyla müşterisi olan mekâna bölümlük gelip giden kişiler olduğu gibi baştan sona bütün hikayelerde…devamıGece 12'den sabah 7'ye kadar açık olan bir gece restoranında, Usta aşçımız ve müşterileri arasındaki samimi diyalogları ve paylaşımı anlatıyor bu güzel dizi🏵️ Toplumun her kesiminden fazlasıyla müşterisi olan mekâna bölümlük gelip giden kişiler olduğu gibi baştan sona bütün hikayelerde bulunan müdavimler de yer alıyor.
Her bölüm başka karakterlerin hikayesi anlatılıyor ve hem aşçı hem de gelen diğer müşteriler durumu kendi derdi gibi sahiplenip hep birlikte çözmeye çalışıyorlar. Ara ara kültür farklılığı yüzünden garipsediğim diyaloglar oldu yalan yok ama genel manada çok sıcak ve içten geldi bu dizi bana. Müziklerinin de etkisiyle izlerken huzur bulduğumu fark ettim💜 25 dakikacık kısa bir bölümde hem olayları hem karakter gelişimini görmek ve sonuca ulaşabilmek de insanı sıkmadan izleme istegi sağlıyor.
Ustanın menüsü belli olsa da malzemesi varsa ya da malzemesini getirirlerse -ve yapabileceği bir yemekse- müşterilerin istediği yemekleri geri çevirmeyip mutlaka yapıyor. Müşterileri sadece kazanç kapısı olarak görmeyip duygusal ihtiyaçlarını da önemsediği için bir gelen bir daha bırakamıyor hâliyle. Az ve öz konuşan, dolu ve dozunda tavsiyeleriyle birçok kişiye yardımcı olan bu kıymetli aşçının hikayesini de öğrenmek isterdim.
Her bölümde farklı bir yemeğin yapılışını görüyoruz. Yemekler bazen sadece karakterin sevdiği yemek olurken bazen hikayle uyumlanan, anlamı olan yemekler olabiliyor. 20 bölümde 20 farklı Japon lezzeti öğrenmiş oluyoruz. Bölüm sonlarında karakterlerin ekrana bakarak yemeğin yapılışını anlatması, birkaç cümleyle bize veda etmesi çok tatlıydı.
Midnight Dinner dizisi normalde 5 sezonmuş, ben son iki sezon olan Tokyo hikayelerini izlemişim. Baştaki 3 sezonu da kesinlikle izleyeceğim.