Spoiler içeriyor
Bu kitaba dair düşüncelerimin aslında bir beş senesi vardır. Tekrardan okumadım ama sonradan düşününce o zamanki okuyucu ben ile aynı noktada bile değiliz. Twitter'da görmüştüm, biri Bilinmeyen Bir Kadın için bence fazla kastığını düşünüyorum, demişti. Çok gülmüştüm ve açıkçası şu…devamıBu kitaba dair düşüncelerimin aslında bir beş senesi vardır. Tekrardan okumadım ama sonradan düşününce o zamanki okuyucu ben ile aynı noktada bile değiliz. Twitter'da görmüştüm, biri Bilinmeyen Bir Kadın için bence fazla kastığını düşünüyorum, demişti. Çok gülmüştüm ve açıkçası şu anki okuyucu ben de böyle düşünüyorum. Yine de Zweig'in insan psikolojisinin vuruculuğunu yansıtmasına asla laf edemem. İşte seneler öneki yorumum...
Sevdiğim ve içime işleyen kitaplar hakkında Bu kitaba dair düşüncelerimin aslında bir beş senesi vardır. Tekrardan okumadım ama sonradan düşününce o zamanki okuyucu ben ile aynı noktada bile değiliz. Twitter'da görmüştüm, biri Bilinmeyen Bir Kadın için bence fazla kastığını düşünüyorum, demişti. Çok gülmüştüm ve açıkçası şu anki okuyucu ben de böyle düşünüyorum. Yine de Zweig'in insan psikolojisinin vuruculuğunu yansıtmasına asla laf edemem. İşte seneler öneki yorumum...yorum yapmak, hele onları hayranlıkla anlatmak konusunda nedense hep çok zorlanmışımdır. Ama bu kitap için iki satır bir şey yazamamak, nedendir bilmem beni kahredecek gibi hissediyorum.
İki günün birer saatinde okuyup bitirdiğim bu kitabı, ertesi gün tekrardan bir solukta okudum. Bitirdiğimde, tekrardan okunması gerektiğini hissettiğim bir eserdi. Normalde tekrar okunması gerektiğini hissettiğim kitapları sonraları elime alırım ancak bu kitap tek solukta, hemen okunmalıydı. Beni buna iten çok fazla sebep sunabilirim ama buraya değil.
Kitabın sonundaki inceleme yazısında Stefan Zweig'in aşkın psikolojisini ele aldığını söylüyor. Aslında gerçekten çok haklı. Kimse onun kadar, o kız kadar olduğu ve senin için hep öyle kalan o kadar köle gibi ve bir köpeğin sadakatiyle kendini adayarak sevmedi Bay R.
13 yaşından kitabın sonundaki yaşına kadar nasıl böyle bir aşkı sırtında taşıyabildi eminim hiçbir zaman anlayamayacağım. İşte sorun da bu ya; bilinmeyen bu kadın aşkını hiçbir zaman yük olarak görmedi ve hayattaki var olma, kendini tamamlama nedeni Bay R.'ye keskin bir yoğunlukla duyduğu aşktı onun için. Bu kitabı okumasaydım eğer vardığım noktada, artık saplantı olduğunu düşünürdüm bilinmeyen kadının hislerinin fakat saplantıdan farklı olarak gerçekten bir aşkın psikolojisi olduğunu o an öğrendim. O an yüzüme çarptı.
Sanırım böyle bir şeyi herkes kalbinde taşıyamaz, özellikle ben taşımayı reddederdim. Ya da bilmiyorum, aşk belki de bir pençe gibi yakaladığı için ne kadar dirense de bilinmeyen bu kadın vazgeçemedi. Belki de aşkı bir pençe gibi yaralayıcı olarak gören benim. Çünkü bu kadın direnmemesi gerektiğini, vazgeçmemesi gerektiğini, çünkü onu, bu vazgeçmeyişin bir şeylere-Bay R.'ye-ulaştıracağını düşünüyordu. (Bu düşüncesinin, ben harici birinin nabzında da attığını söylemeliyim.) Bay R. komşusu olan bu 13 yaşındaki genç kızı, ilerleyen yaşlarındaki yollarına da çıkan o kadını hiçbir zaman fark etmedi, çokça karşı karşıya gelmelerine rağmen hiçbir zaman Bay R. tarafından anımsanmadı. "Bir kızın, bir kadının yüzü bir erkek açısından herhalde alışılmadık ölçüde değişkendir," diye başlayan paragrafın devamını anımsanmayışına bir sebep olarak sundu fakat Bay R., "İyi olan şey unutulmaz, seni hiç unutmayacağım." dediğin o gecenin sabahı aslında birçok denk gelen bakışta onu hiç hatırlamamıştın zaten. Unutmaman bir şeye yaramazdı benim için, fakat bu kadın için hatırlamamalarının bile milyonlar değerinde paradan daha değerli olduğunun gayet farkındayım. En kötüsü de uşağının, komşun olan bu genç kızı 13 yaşlarındayken sadece birkaç kez görmesine rağmen, böyle bir sözü ettiğin o gecenin sabahı holde o kadınla karşılaştığında, hemen tanıması oldu. Oysaki geçmişte kalan yıllardan birinde de, üç geceni bu kadına ayırmıştın. Onu bile hatırlamadın.
Bence gönderdiği mektubun bilinmeyeni olduğu için değil, hiç tanınmadığı için bilinmeyen olarak kaldı bu kadın. Benim için hala 13 yaşında kalmış ve kalacak olan o masum genç kız...
Sen'den bir parça olan oğlunun senin gibi en güzel hayat yolunda yürümesi için, kendini başka erkeklere satan ve bu satışı bir fahişenin fedakarlığında yapmadığını kesin bir dille belirten bu kadının çok güzel olduğunu da görmemiştin Bay R.
Kendini sattığı erkekler için: "En içten gelen tutkuları bile iç dünyamın derinliklerini etkilemiyordu, oysa onların aralarında bazılarına elimde olmaksızın çok saygı duydum ve kendi kaderimi hatırlarken aslında onların karşılık görmemiş sevgilerine duyduğum merhamet yüzünden çoğu zaman sarsıldım." dediğinde ben çoktan bu direnmeyişten vazgeçmesi gerektiğini düşünüyordum.
Her sene, doğum gününde bilinmeyen birinden gelen o beyaz çiçekli vazon bundan sonraki seneler boş kalacak. O çiçekleri, bilinmeyen biri sana gönderdiği için seviyordun fakat bir o kadar da umursamıyordun. O çiçeklerden bile hatırlamadın bu genç kızı.
Bir Stefan Zweig romanı okuyormuşum gibi değil de; gerçek bir hayat gözlerimin önünden en yakıcı acısıyla geçti sanki, öyle hissettim. Bu da bir yazarın yazmakta ne kadar usta olduğunu ve bir kitap altyapısının en alttaki temelini hislerin oluşturduğunu çözdüğünü gösterir. Bir kitap, hissedilmeden asla yazılamaz.
Hayır, ağlamadım. Çok etkilendim. Çünkü bu kadını başka bir genç kadınla bağdaştırdım. (Bu genç kadının ben olmadığımı söylemekte zorunlu hissediyorum.) Çok etkilendim ama asla ağlamadım.
Kitabı tavsiye ettiğimi belirtmeme gerek yoktur umarım. :)
Ve son olarak,
Böyle bir aşktansa, güvenli ve sadakat dolu bir sevgiyi tercih ederim.