Ben ilk defa bir şey izlediğim için, bu hayatta bir şeyi kaçırmadığım için çok mutluyum. Dizi ve film izlemek açık konuşmak gerekirse bana boş iş gibi gelirdi. Ama bu... İyi ki izlemişim. Aynı zamanda ilk defa bir senaristin yüzüne tükürmek…devamıBen ilk defa bir şey izlediğim için, bu hayatta bir şeyi kaçırmadığım için çok mutluyum. Dizi ve film izlemek açık konuşmak gerekirse bana boş iş gibi gelirdi. Ama bu... İyi ki izlemişim. Aynı zamanda ilk defa bir senaristin yüzüne tükürmek değil ona sarılmak istedim.
O ikilinin arasındaki diyaloglar, arkadaş ilişkileri, duyguları, düşünceleri...
Diyaloglar... En çok diyaloglar bitirdi beni. İnsanların konuşarak anlaştığına inanırım. Çok basit, değil mi? Herkesin bildiği bir şey?
Belki de şimdi diyorsunuz ki; "tüm yazı bunun için miydi?" Belki de demiyorsunuz. Bilmem.
Bildiğim şu ki; biz bu basit şeyi yapamıyoruz. Düşüncelerimizi paylaşamıyoruz, duygularımızı. Bizden bir parça olduğu halde utanıyoruz onlardan, korkuyoruz. Dinleyenimiz yok, anlayanımız.
Belki de bundan şikayetçi olan herkes karşısından beklediği gibi davransa kendine bambaşka bir evrende olurduk. Kendimize davrandığımız gibi davranıyoruz çevremize neticede.
Ben bu dizide insanların birbirini anlamasını sevdim. Aşka inanmayan biri olarak, bu aşkı arzularken buldum kendimi. Belki sonum Talay gibi olur. Sonum değil hatta yeni başlangıcım. Yüzümü güldüren bir olasılık bu.
Sonuç olarak ben bu diziyi iyi ki izledim.
6 sezon boyunca beraber olduğum ve her bölümünden zevk aldığım bir anime serisiydi. Bir süre önce bitirmiş olmama rağmen bitmesinin verdiği nostaljik his beni anca sarmaladı. Sanırım bitirdiğimi ancak kabullenebildim. Bu anime benim için hep özel olacak çünkü burada benim…devamı6 sezon boyunca beraber olduğum ve her bölümünden zevk aldığım bir anime serisiydi. Bir süre önce bitirmiş olmama rağmen bitmesinin verdiği nostaljik his beni anca sarmaladı. Sanırım bitirdiğimi ancak kabullenebildim.
Bu anime benim için hep özel olacak çünkü burada benim gibi yalnız hisseden bir çocukla tanıştım. Hayatın gelişine darbeler savurarak kendini korumak için yalnızlığa sığınmak zorunda bıraktığı bir çocuk ile. Ah Natsume... O beni tanımıyor ama ben onun en yakın arkadaşıyım. Ve bu sorun değil, benim onu tanımam bana yeter.
Hayatın sonunda ölüm olan bir yol olduğuna ve kaderin bu yoldaki kavşaklarda ne tarafa döneceğimize verdiğimiz kararlar olduğuna inanıyorum. Ya da yanımıza kimleri alacağımıza. Yol bellidir ama seçim hakkının bizde olmasıyla kaderimizi biz yazarız.
Ben kendi yolumda yürürken tanıştım Natsume ile. Benim yalnızlığıma yoldaş oldu. Keşke kalbimdeki yerimi anlatmak için kalplerinize hislerimi gönderebilsem de anlasanız beni. Şuan sadece kısır sözlerle yetinmek zorunda olduğum için kendimi çok fakir hissediyorum. Yine de deneyeceğim.
Kendi seçtiğim yolda yürürken kendi isteğim ile yanıma yoldaş olarak seçtim Natsume'yi. Onu izledim, ondan öğrendim ve onunla beraber geldim yalnızlığımın üstesinden. Bu illa da etrafına çok fazla kalabalık toplamak ya da yeni arkadaşlar edinmek anlamına gelmiyor. Eğer öyle olsaydı eskisinden daha da yalnız olurdum. Bense yalnızlığımın üstesinden kendimi bularak geldim ve bu sırada Natsume bilmese bile hep benim yanımdaydı. İşte bu yüzden kaç yıl geçerse geçsin benim için önemli olacak.
Özet gerekirse bu anime yalnız bir çocuğun büyümesi ve kelimelerle anlatmaya çalışmanın her bir bölümün ifade ettiği güzelliklere haksızlık olacağı muhteşem şeyler hakkında. Bir de şişko kedisi😁
Onu siz öldürdünüz. O aşkının sizin nefretinizden büyük olduğunu kanıtlamaya çalışırken öldü. Bunu kim denese sonu aynı olurdu zaten. Acı ve cesareti elimle tutacak kadar net gördüm. Tutku ve zarif bir intikamı... Bir tasarımcıdan daha azı beklenmezdi zaten.
Hepimiz suçluyuz, gerçek bir dramın sahnelendiği bir tiyatro oyununu umursuzca izleyen seyirciler gibi. Suçluyuz; Çocukları dinlemediğimiz için, Onlara inanmadığımız için. Suçluyuz, içimizdeki çocuğu duymazdan geldiğimiz için. Teslim oluyorum memur bey, suçluyum.
Açıklayın bana lütfen; sadece bir kaç karalama ve bir kaç söz, nasıl olur da dokunduğu kalpten yaşartır gözleri? Aslında en çok istediğimiz şey zenginliğin kalabalığı değil, sadeliğin basitliği. Birkaç resim ve bir kaç söz bunu anlatmaya yetti. Charlie Mackensy' e…devamıAçıklayın bana lütfen; sadece bir kaç karalama ve bir kaç söz, nasıl olur da dokunduğu kalpten yaşartır gözleri? Aslında en çok istediğimiz şey zenginliğin kalabalığı değil, sadeliğin basitliği. Birkaç resim ve bir kaç söz bunu anlatmaya yetti.
Charlie Mackensy' e teşekkür etmek istiyorum. Ve küçük köstebeğine de pasta yapmak. Neden böyle yazdığımı anlamanız için size kitabın sadece bir sayfasını yazacağım.
"Çok küçüğüm ben." dedi köstebek.
" Evet" dedi çocuk
" Ama çok büyük bir fark yaratıyorsun."
Acı bir tür fizik midir yoksa bir ilizyon mu? Kitapların ve sözcüklerin gücü olduğu doğrudur, peki acı? Bir kitap ruhunuzun karanlık derinliklerinde, beyin kıvrımlarınızın en çıkmazında, bedeninizin en saklı santimlerinde nasıl fiziki bir acı uyandırır? Bize bu acıyı yaşatma maharetine…devamıAcı bir tür fizik midir yoksa bir ilizyon mu? Kitapların ve sözcüklerin gücü olduğu doğrudur, peki acı?
Bir kitap ruhunuzun karanlık derinliklerinde, beyin kıvrımlarınızın en çıkmazında, bedeninizin en saklı santimlerinde nasıl fiziki bir acı uyandırır?
Bize bu acıyı yaşatma maharetine sahip kitaplara minnet duymalıyız, Ray Bradbury'nin dünyasında ise yakıyorlar.
Durun!
Onun dünyası... Bizim dünyamız?
Yirminci yaş günüme 19 gün kala okuduğum bu kitap Haruki Murakami'den vana verilen doğumgünü hediyesiydi. Umarım bunun için ona teşekkür etme fırsatı bulurum. Kitaba gelince sürprizi kaçsın istemiyorum, bu yüzden bu kitap hakkında size diyebileceğim tek şey, yaşlanma korkunuz olsun…devamıYirminci yaş günüme 19 gün kala okuduğum bu kitap Haruki Murakami'den vana verilen doğumgünü hediyesiydi. Umarım bunun için ona teşekkür etme fırsatı bulurum. Kitaba gelince sürprizi kaçsın istemiyorum, bu yüzden bu kitap hakkında size diyebileceğim tek şey, yaşlanma korkunuz olsun olmasın bu kitabı okuduktan sonra doğumgünlerinizin sizin için daha özel bir anlamı olacak.
Hepiniz iyi ki doğdunuz!
Size üç sorum var; Bir iş için en iyi zaman ne zamandır? Bu iş için danışılabilecek en iyi kişi kimdir ve en önemli iş nedir? Tolstoy bu soruların cevabını ince bir hikaye ile ölümsüzleştirmiş. Yalın bir dil ile mucizeler yaratmanın…devamıSize üç sorum var; Bir iş için en iyi zaman ne zamandır? Bu iş için danışılabilecek en iyi kişi kimdir ve en önemli iş nedir?
Tolstoy bu soruların cevabını ince bir hikaye ile ölümsüzleştirmiş. Yalın bir dil ile mucizeler yaratmanın mümkün olduğunu Tolstoy ile öğrendim. Sonuçta bir şey mükemmelliğe, katılacak bir şey kalmadığında değil, çıkarılarak bir şey kalmadığında ulaşır.
Sonunda izledim, iyi ki izledim. Belle çok güzeldin. Sende çirkin, sende çok güzeldin. Filmdeki çirkin o canavar değildi. Hayır, çirkin ona o çirkinliği verendi, ona o acıları çektiren, kendi acılarını tedavi etmek yerine başkasına o acıları verendi. Çirkin tam olarak…devamıSonunda izledim, iyi ki izledim.
Belle çok güzeldin. Sende çirkin, sende çok güzeldin. Filmdeki çirkin o canavar değildi. Hayır, çirkin ona o çirkinliği verendi, ona o acıları çektiren, kendi acılarını tedavi etmek yerine başkasına o acıları verendi. Çirkin tam olarak oydu! Dünya çirkinlerle dolu...