Bu filmi incelemek bir kenara, neden Kore filmlerindeki karakterlerin böyle saçma sapan davrandıklarını merak ediyorum. Acaba gerçek hayatta da böyle garip midirler?
Eğer sıradan korku filmlerinden sıkıldıysanız ve gerçekten sarsıcı, mide kaldırıcı ama aynı zamanda zihninizi meşgul edecek bir şeyler arıyorsanız, "İşkence Odası" tam size göre (veya değil!). Kolay sindirilebilen bir yapım kesinlikle değil. Film, çocukluk travmasıyla şekillenmiş iki kadının hikayesi üzerinden…devamıEğer sıradan korku filmlerinden sıkıldıysanız ve gerçekten sarsıcı, mide kaldırıcı ama aynı zamanda zihninizi meşgul edecek bir şeyler arıyorsanız, "İşkence Odası" tam size göre (veya değil!). Kolay sindirilebilen bir yapım kesinlikle değil. Film, çocukluk travmasıyla şekillenmiş iki kadının hikayesi üzerinden ilerlerken sizi rahatsız edici bir gerçekliğin içine çekiyor.
Beklentinizin çok ötesine geçen şiddet sahnelerine hazırlıklı olun. Ama filmi sadece vahşet olarak etiketlemek haksızlık olur. "İşkence Odası", insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan, acı ve umut temalarını işlerken sizi derinden etkileyecek sorular sorduruyor. Oyunculuklar tek kelimeyle HARİKA, özellikle başroldeki kadınlar tüyler ürpertici performans sergiliyor.
Sonu hakkında hiçbir SPOILER vermeyeceğim ama şunu bilin: Film bittiğinde bile etkisi üzerinizden uzun süre atamayacaksınız. Tartışmalı, rahatsız edici ama kesinlikle unutulmaz bir deneyim. İzlemeye cesaret edenlere şimdiden iyi (veya kötü?) seyirler... Benim sinema anlayışımda yeri ayrı oldu. Puanım: Birkaç gün uyuyamama garantili / 10!
Not:Film ilk başlarda daha çok gerilim filmi gibi gelirken ikinci yarıda yıkıcı bir drama dönüştü başarılı bir film. 2015 yapımı "Room", dört duvar arasındaki acı dolu bir dünyada umudun ve anneliğin gücünü gözler önüne seren çarpıcı bir yapım. Brie Larson'ın…devamıNot:Film ilk başlarda daha çok gerilim filmi gibi gelirken ikinci yarıda yıkıcı bir drama dönüştü başarılı bir film.
2015 yapımı "Room", dört duvar arasındaki acı dolu bir dünyada umudun ve anneliğin gücünü gözler önüne seren çarpıcı bir yapım. Brie Larson'ın Oscar'ı kucakladığı performansıyla hayat verdiği Ma ve Jacob Tremblay'in etkileyici oyunculuğuyla küçük Jack'in sıra dışı dünyasına hapsoluyoruz. Film, klostrofobik atmosferi ve gerilim dozu yüksek anlatımıyla izleyiciyi adeta esir alıyor. Kaçış planı ve sonrasındaki adaptasyon süreci, seyirciyi derinden etkileyen bir duygusal yolculuğa dönüştürüyor. "Room", karanlık bir öyküden sızan umut ışığını ve bir annenin çocuğunu koruma içgüdüsünün sınırlarını zorlayışını ustalıkla sergiliyor. Kesinlikle izlenmesi gereken, akılda kalıcı bir dram.
Hayatımda İzlediğim En İyi Dizi !!! Harika bir dizi deneyimiydi! Amerikan yapımı The Office'i bitirdim ve sanki uzun yıllar çalıştığım, her köşesini bildiğim ofisimden ayrılmış gibi hissediyorum. Başta İngiliz orijinaliyle kıyaslama hatasına düşsem de, dizi o kadar hızlı kendi yolunu…devamıHayatımda İzlediğim En İyi Dizi !!!
Harika bir dizi deneyimiydi! Amerikan yapımı The Office'i bitirdim ve sanki uzun yıllar çalıştığım, her köşesini bildiğim ofisimden ayrılmış gibi hissediyorum. Başta İngiliz orijinaliyle kıyaslama hatasına düşsem de, dizi o kadar hızlı kendi yolunu buldu ve kendine has bir efsaneye dönüştü ki hayran kaldım.
O "mockumentary" tarzı, yani sahte belgesel çekimi, karakterlerin doğrudan kameraya konuşması, o kaçamak bakışlar... İnanılmaz samimi bir hava katmış. Sanki Scranton'daki Dunder Mifflin şubesinin görünmez bir çalışanıydım, tüm o olaylara birinci elden tanık oluyordum.
Merkeze Michael Scott'ı koymamak imkansız. Steve Carell'in performansı... Ne denir ki? Bazen onun adına utandığınız, "aman şimdi ne yapacak yine" diye endişelendiğiniz, ama bir yandan da o çocuksu iyi niyetine ve yalnızlığına üzüldüğünüz kompleks bir karakter. Onun o "cringe" dedikleri, insanı utandıran ama güldüren anları dizinin imzası gibiydi. Yanında Dwight Schrute gibi bir fenomeni de unutmamak gerek; pancar sevdası, tuhaf kuralları ve Michael'a olan sarsılmaz bağlılığıyla başlı başına bir komedi unsuru.
Ama The Office sadece kahkaha tufanı değil. Jim ve Pam arasındaki o yavaş yavaş gelişen, o kadar gerçek ve tatlı ilişki... Onların o küçük şakaları, birbirlerine attıkları anlamlı bakışlar, tüm ofis curcunasının ortasında sıcacık bir sığınak gibiydi. Onların hikayesini izlemek bile diziyi özel kılmaya yetiyordu.
Diğer karakterler de (Kevin'in basit ama komik dünyası, Oscar'ın bilmişliği, Angela'nın kedileri ve suratsızlığı, Stanley'in umursamazlığı ve bulmaca aşkı...) hepsi o kadar iyi işlenmiş ki, sanki hepsi gerçek iş arkadaşlarınız. Sıradan bir ofis ortamının sıkıcılığını, günlük rutinleri, anlamsız toplantıları, küçük rekabetleri bu kadar ustaca ve eğlenceli anlatabilmek büyük başarı.
Kısacası, The Office (US), benim için sadece bir komedi dizisi değil; karakterleriyle bağ kurduğum, hem katıla katıla güldüğüm hem de zaman zaman duygulandığım, tekrar tekrar izlemek isteyeceğim özel bir yapım oldu. Eğer sıcak, komik, karakter odaklı ve biraz da tuhaf bir dizi arıyorsanız, kesinlikle bir şans verin. Pişman olmayacaksınız!
Not: Finalinde kendimi ağlamamak için zor tuttum.
Savaş Vadisi’nin hala etkisindeyim. Mel Gibson yine yapmış yapacağını; savaşın korkunç yüzünü iliklerinize kadar hissettiriyor. Ama bu filmi asıl özel kılan, Desmond Doss'un inanılmaz hikayesi. Silahı reddeden bir askerin, inancı ve cesaretiyle tek başına onlarca hayat kurtarması... Tüylerim diken diken…devamıSavaş Vadisi’nin hala etkisindeyim. Mel Gibson yine yapmış yapacağını; savaşın korkunç yüzünü iliklerinize kadar hissettiriyor. Ama bu filmi asıl özel kılan, Desmond Doss'un inanılmaz hikayesi. Silahı reddeden bir askerin, inancı ve cesaretiyle tek başına onlarca hayat kurtarması... Tüylerim diken diken oldu. Andrew Garfield'ın performansı muhteşemdi. Hem midenizi kaldıracak kadar sert, hem de gözlerinizi dolduracak kadar dokunaklı. Savaş filmi sevenler ve gerçek kahramanlık öykülerinden etkilenenler kesinlikle kaçırmasın. Uzun süre unutamayacaksınız.
Acayip klasik örnekleri yüzlerce kez yapılmış, vasatın üstü bir korku filmi. IMDb puanına kanıp izledim, 7.1 puanı hak etmiyor Açıkçası "Talk to Me" için beklentim biraz daha yüksekti, özellikle aldığı övgülerden sonra. Başlangıçtaki fikir, yani o el aracılığıyla ruhlarla iletişim…devamıAcayip klasik örnekleri yüzlerce kez yapılmış, vasatın üstü bir korku filmi. IMDb puanına kanıp izledim, 7.1 puanı hak etmiyor
Açıkçası "Talk to Me" için beklentim biraz daha yüksekti, özellikle aldığı övgülerden sonra. Başlangıçtaki fikir, yani o el aracılığıyla ruhlarla iletişim kurma konsepti ilgi çekiciydi, kabul ediyorum. Ama film ilerledikçe bu potansiyelin yeterince iyi kullanılmadığını hissettim.
Bir kere karakterler, özellikle ana karakter Mia, beni hikayeye pek çekemedi. Verdiği kararlar çoğu zaman mantıksız ve sinir bozucuydu. Yas sürecini anlıyorum ama karakterin motivasyonları ve hareketleri arasındaki bağ zayıf kalmış gibiydi. Diğer genç karakterler de klişelerden öteye gidemedi sanki.
Korku unsurlarına gelince... Evet, rahatsız edici, hatta mide bulandırıcı bazı sahneler vardı ama bunlar daha çok "jump scare" (ani korkutma) ve şok değerine dayanıyordu. Gerçekten derine işleyen, atmosferik bir gerilim veya psikolojik bir korku pek hissetmedim. Bir noktadan sonra o el seansları da tekrara düşmeye başladı.
Filmin travma, yas, bağımlılık gibi temaları ele alma çabası vardı ama bunlar da oldukça yüzeysel işlenmiş geldi bana. Sanki "bakın biz derin konulara da değiniyoruz" demek için araya serpiştirilmiş gibiydi. Bu temalar daha güçlü ve incelikli işlenebilirdi.
Sonuç olarak, "Talk to Me" kötü bir film değil belki ama kesinlikle abartıldığını düşünüyorum. Başlangıçtaki orijinal fikri ve bazı pratik efektleri dışında akılda kalıcı veya türüne yenilik getiren bir yapım olduğunu söyleyemem. Daha çok, bilindik korku klişelerini yeni bir paketle sunmaya çalışmış ama benim için pek işe yaramamış. Bende "ee, yani?" hissiyatı bıraktı maalesef.
Selamlar, "Düğün Dernek"i kısaca özet geçeyim: Sivaslı İsmail'in (Rasim Öztekin), Letonya'dan yanında yabancı gelinle dönen oğluna beş kuruşsuz düğün yapmaya çalışmasını anlatıyor. Tabii bu imkansız görevi can dostları Tüpçü Fikret (Ahmet Kural), Çetin (Murat Cemcir) ve Muallim Saffet (Şinasi Yurtsever)…devamıSelamlar, "Düğün Dernek"i kısaca özet geçeyim: Sivaslı İsmail'in (Rasim Öztekin), Letonya'dan yanında yabancı gelinle dönen oğluna beş kuruşsuz düğün yapmaya çalışmasını anlatıyor. Tabii bu imkansız görevi can dostları Tüpçü Fikret (Ahmet Kural), Çetin (Murat Cemcir) ve Muallim Saffet (Şinasi Yurtsever) ile birlikte üstlenince ortaya tam bir cümbüş çıkıyor!
Film baştan sona absürt komedi ve kahkaha dolu. Ahmet Kural ve Murat Cemcir ikilisi yine formunda, tüm kadro harika. Sivas atmosferi, o samimi ama bir o kadar da kaotik düğün telaşı çok iyi yansıtılmış.
Kısacası, bolca gülmek, kafa dağıtmak ve samimi bir Anadolu komedisi izlemek istiyorsanız "Düğün Dernek" tam sizlik.
Truman Show'u nihayet izledim ve etkisinden kolay kolay çıkamayacağım gibi duruyor. Film, Truman Burbank adında, hayatının her anı (kendisinin haberi olmadan!) dev bir stüdyoda 24 saat canlı yayınlanan bir adamın hikayesini anlatıyor. Başta her şey çok "normal" ve hatta fazla…devamıTruman Show'u nihayet izledim ve etkisinden kolay kolay çıkamayacağım gibi duruyor. Film, Truman Burbank adında, hayatının her anı (kendisinin haberi olmadan!) dev bir stüdyoda 24 saat canlı yayınlanan bir adamın hikayesini anlatıyor. Başta her şey çok "normal" ve hatta fazla mükemmel görünüyor ama Truman etrafındaki tuhaflıkları fark etmeye başladıkça, biz de onunla birlikte gerçekliği sorgulamaya başlıyoruz.
Jim Carrey'yi genelde komedi rolleriyle tanısak da, buradaki performansı gerçekten çok etkileyici. Truman'ın yaşadığı şaşkınlığı, korkuyu ve en sonunda özgürlük arzusunu o kadar iyi yansıtıyor ki... Film sadece özgün konusuyla değil, aynı zamanda medya eleştirisi, mahremiyet, gerçeklik algısı gibi konularda sorduğu sorularla da öne çıkıyor. İzlerken hem Truman için üzülüyor hem de kendi hayatımızdaki "kameraları" düşünmeden edemiyoruz.
Yönetmen Peter Weir, o yapay ama bir o kadar da tanıdık dünyayı harika bir şekilde kurmuş. Filmin atmosferi sizi anında içine çekiyor.
Kısacası: Hem düşündüren hem de duygusal olarak sizi yakalayan, unutulmaz bir film. Eğer hala izlemediyseniz, kesinlikle listenize ekleyin. Sıradan bir filmden çok daha fazlası.
Puanım: 9/10
Korkusuzlar: Ateş Hattındaki Kardeşlik ve Cesaretin Dokunaklı Hikayesi Gerçek bir hikayeden uyarlanan 2017 yapımı "Korkusuzlar", sadece nefes kesen yangın söndürme sahneleriyle değil, aynı zamanda yürek burkan bir dramla da izleyiciyi derinden etkiliyor. Film, Arizona'da orman yangınlarıyla mücadele eden Granite Mountain…devamıKorkusuzlar: Ateş Hattındaki Kardeşlik ve Cesaretin Dokunaklı Hikayesi
Gerçek bir hikayeden uyarlanan 2017 yapımı "Korkusuzlar", sadece nefes kesen yangın söndürme sahneleriyle değil, aynı zamanda yürek burkan bir dramla da izleyiciyi derinden etkiliyor. Film, Arizona'da orman yangınlarıyla mücadele eden Granite Mountain Hotshots adlı seçkin itfaiyeci ekibinin hem mesleki zorluklarını hem de aralarındaki sarsılmaz kardeşlik bağını etkileyici bir dille anlatıyor. Josh Brolin ve Miles Teller'ın başını çektiği güçlü oyuncu kadrosu, karakterlerin kişisel mücadelelerini ve fedakarlıklarını başarıyla yansıtırken, filmin gerçekçiliği ve duygusal yoğunluğu izleyiciyi koltuğuna bağlıyor. "Korkusuzlar", sıradan insanların olağanüstü cesaretini ve trajik bir olayda hayatlarını kaybeden kahramanlara yapılan dokunaklı bir saygı duruşunu temsil ediyor. Aksiyon ve dramı ustaca harmanlayan, kolay kolay unutulmayacak güçlü bir yapım.