"Bir büyük oyun bu yaşamak dediğin. Beni ya sevmeli, ya öldürmeli." Gülten Akın'ın şiiri olan Sezen Aksu'nun da müthiş yorumu olan 'deli kızın türküsü ' bugün dilimde bu mısralar dolanıyor içim buruk ve sıkkın.
Celal adında bir adam İran´da bir gazeteye alışılmadık bir reklam verir: İhtiyaç sahibi birine 10.000 dolarlık bir bağış yapacaktır. Bu haber kalabalık bir insan güruhunu bir araya getirir. Günün sonunda Celal, yüzlerce başvuru formuyla baş başa kalır ve aralarından birini…devamıCelal adında bir adam İran´da bir gazeteye alışılmadık bir reklam verir: İhtiyaç sahibi birine 10.000 dolarlık bir bağış yapacaktır. Bu haber kalabalık bir insan güruhunu bir araya getirir. Günün sonunda Celal, yüzlerce başvuru formuyla baş başa kalır ve aralarından birini rastgele seçmeye karar verir. Polis binanın önünde toplanan kalabalığı dağıtır. Ancak iki kişi vazgeçmemiştir: 19 yaşında hamile bir kadın olan Setareh ve Celal´in eski nişanlısı Leyla.
Vahid Jalilvand, Vicdanın Sesi´yle İran sinemasına müthiş bir eser bırakmış. İran filmleri beni kendine hayran bırakmaya devam ediyor...
"Oyunu biz kazandık !!!" Savaşın yıkıcı ve karanlık etkisine karşılık her zaman bir umut ışığının olduğunu bizlere hatırlatan film, etkisini bugün de olsa yitirmiyor. Tıpkı piyanist filmi gibi Yahudi soykırımının ele alan başarılı bir film Filmin bitene kadar hiç bitmeyen…devamı"Oyunu biz kazandık !!!"
Savaşın yıkıcı ve karanlık etkisine karşılık her zaman bir umut ışığının olduğunu bizlere hatırlatan film, etkisini bugün de olsa yitirmiyor. Tıpkı piyanist filmi gibi Yahudi soykırımının ele alan başarılı bir film
Filmin bitene kadar hiç bitmeyen umut veren sahneleri o hüzünlü ortamı insana unutturuyor. Film dram ama insanı depresyona sokmadan da nasıl dram filmi yapılırmış onu çok iyi göstermişler gayet başarılı keyifle izledim.
"Ayçiçeğini düşün. Güneşe doğru eğilir. Fazla eğilmiş bir ay çiçeği ölmüş demektir. Servis yaparken şunu aklından çıkarma ki, sen bir köle değilsin. Hizmet büyük bir sanattır, Tanrı en büyük hizmetkardır. İnsanlara hizmet verir ama insanların kölesi değildir, bunu aklından çıkarma."
Hayat Güzeldir (La vita è bella) - 1997, Roberto Benigni
Film genel olarak sıradan Hollywood bilim kurgularının aksine, oldukça yavaş ilerleyen bir tonda. Denis Villeneuve'un bunda katkısı büyük, ancak bu filmin bütünlüğünden bir şey kaybettirmiyor, sabırla filmin gelişimini izliyorsunuz. Arrival,(geliş) bilim kurgu sinemasının da en önemli yapıtlarından biri. Film bittiğinde…devamıFilm genel olarak sıradan Hollywood bilim kurgularının aksine, oldukça yavaş ilerleyen bir tonda. Denis Villeneuve'un bunda katkısı büyük, ancak bu filmin bütünlüğünden bir şey kaybettirmiyor, sabırla filmin gelişimini izliyorsunuz.
Arrival,(geliş) bilim kurgu sinemasının da en önemli yapıtlarından biri. Film bittiğinde üzerine kafa yoracak çok fazla detayınız olacak. Filmi çözümlemek için harcayacağınız çaba da size ayrı bir keyif verecek. 10/8
1994 yapımı, yine bir İran filmiyle geldim. (Cennetin çocukları) Çocuk demek masumiyet demek, ve saflık demek. Bu yüzden çocuklara olan hayranlığım tazelendi izlerken. Ama şunu da göz önünde bulundurmak lazım ki, bu film 94 yapımı, o zamanın çocuklarıyla günümüz çocukları…devamı1994 yapımı, yine bir İran filmiyle geldim.
(Cennetin çocukları)
Çocuk demek masumiyet demek, ve saflık demek. Bu yüzden çocuklara olan hayranlığım tazelendi izlerken. Ama şunu da göz önünde bulundurmak lazım ki, bu film 94 yapımı, o zamanın çocuklarıyla günümüz çocukları çokta bir tutulamaz gibi. Çünkü filmde yoksul bir ailenin çocukları olan Zehra ve Ali'nin yetişkinlerde dahi olmayacak olgunluk timsali davranışları göze çarpıyor.
Ali kız kardeşi Zehra'nın ayakkabısını yaptırmak için götürüyor, fakat ayakkabıyı kaybediyor. Kız kardeşinin başka ayakkabısı olmadığı için Ali ayakkabısını Zehrayla paylaşıyor dönüşümlü olarak bir çift ayakkabıyla idare etmeye çalışıyor abi kardeş. Basit bir hikaye gibi ama bence değil. Fedakarlık, vefa, masumiyet, ve daha birçok güzel şey barındırıyor film. Filmi ve verdiği mesajı ben sevdim. İran filmlerinin sade bir senaryoyla çok mesajlar vermesini seviyorum, başarılı.
Abbas Kiyarüstemi’nin Köker üçlemesinin son filmi. Filmde yetişkinler ile gençler arası iletişimsizlik ve kuşak çatışması göze çarpıyor. Eğitim görmekte olan gençler tarafından köylülük ve köylülüğe dair yaşam tarzı cahillik olarak algılanıyor. Toplum kadın-erkek arasında kendine özgü normlar oluşturmuş, normlar gelenek…devamıAbbas Kiyarüstemi’nin Köker üçlemesinin son filmi. Filmde yetişkinler ile gençler arası iletişimsizlik ve kuşak çatışması göze çarpıyor. Eğitim görmekte olan gençler tarafından köylülük ve köylülüğe dair yaşam tarzı cahillik olarak algılanıyor. Toplum kadın-erkek arasında kendine özgü normlar oluşturmuş, normlar gelenek aracılığıyla meşrulaştırılarak ileriki kuşaklara aktarılıyor. iran toplumuna ışık tutması açısından oryantalist gözlüğümüzü bir kenara bırakarak izlenip,değerlendirilmesi gereken bir yapıt.
"Henüz birlikte gülecek veya konuşacak kadar vaktimiz olmadı... Bilmek istiyorum. Kalbin benimle mi, değil mi? "
Zeytin Ağaçları Altında’ Abbas Kiyarüstemi (1994)
"İnsanların öldüğü hiçbir dava haklı değildir." ikinci dünya savaşı, Amerika'ya alternatif avrupada alman nazi partisinin öncülüğünde yükselmekte olan alman faşizmi ve bu zulmden payını alan yahudi halkı... Ve bu halkın içinde parlak, yetenekli bu zulümden kendini korumaya çalışan bir piyanist..bir…devamı"İnsanların öldüğü hiçbir dava haklı değildir."
ikinci dünya savaşı, Amerika'ya alternatif avrupada alman nazi partisinin öncülüğünde yükselmekte olan alman faşizmi ve bu zulmden payını alan yahudi halkı...
Ve bu halkın içinde parlak, yetenekli bu zulümden kendini korumaya çalışan bir piyanist..bir insanlık dramının gerçekçi bir üslûpla gözler önüne serilmesi...
Adrien Brody'nin kusursuz oyunculuğu ve usta yönetmen Polanski'nin müthiş anlatımı...
The Pianist (2002)
Başarılı bir roman uyarlaması.Dram,aşk,savaş,suçluluk,kavuşamayan aşıklar kısaca bütün dram türleri bir arada.Ağır bir tempoyla başladığı halde izleyiciyi içine alan bitene kadar bırakmayan bir havası var. Sınıf farklılığına rağmen gelişen bir aşk,hayalgücü yüksek küçük bir kız,bir yanlış anlaşılma ve savaş.Tehlikeli ilişkiler uyarlamasıyla…devamıBaşarılı bir roman uyarlaması.Dram,aşk,savaş,suçluluk,kavuşamayan aşıklar kısaca bütün dram türleri bir arada.Ağır bir tempoyla başladığı halde izleyiciyi içine alan bitene kadar bırakmayan bir havası var. Sınıf farklılığına rağmen gelişen bir aşk,hayalgücü yüksek küçük bir kız,bir yanlış anlaşılma ve savaş.Tehlikeli ilişkiler uyarlamasıyla oscar alan Christopher Hampton edebiyat uyarlamaları söz konusu olduğunda en iyi isimlerin başında gelir.Bu senaryosu da dört dörtlük.Yönetmenin önceki filmi Aşk ve Gurur’u da çok severek izlemiştim. Oyunculuklara gelince.Keira Knightley güzellik ve çekicilik olarak çok beğeniyorum, keza oyunculuğunu da çok başarılı. Bu filmde de aktris güzelliği ve oyunculuğu ile göz kamaştırıyor. Robbie rolündeki James Mcavoy bu rol için doğmuş. Romantizmin karşısında tokat gibi çarpan hayatın gerçekliğini yansıtan vurucu sonuyla ve hüzünlü enfes müziğiyle Kefaret mutlaka izlenmeli diye düşünüyorum.