Gerçek bir kavuşma, iki kişinin birbirine muhtaç olması değil, iki tam ruhun birbirine tanıklık etmesidir. Kendi ıssızlığında yürümeyi öğrenememiş olanlar, başkasının bahçesinde sadece birer istilacıdır.
"Bazen ruhumun derinliklerinde bir yerlerde büyük bir fırtınanın koptuğunu seziyorum ama yüzeyde tek bir yaprak bile kıpırdamıyor. Bu bir sükunet mi, yoksa kendi yangınına sırtını dönmek mi, bir türlü ayırt edemiyorum. İnsan, kendi hislerine bu kadar yabancılaşınca; boşluk, en gürültülü…devamı"Bazen ruhumun derinliklerinde bir yerlerde büyük bir fırtınanın koptuğunu seziyorum ama yüzeyde tek bir yaprak bile kıpırdamıyor. Bu bir sükunet mi, yoksa kendi yangınına sırtını dönmek mi, bir türlü ayırt edemiyorum. İnsan, kendi hislerine bu kadar yabancılaşınca; boşluk, en gürültülü duygu haline geliyormuş."
"Kalbim, kırılmasın diye ördüğüm duvarların arkasında o kadar uzun süre saklandı ki, artık orada atıp atmadığını bile kontrol etmeye korkar oldum. Duygusuzluk dedikleri şey, aslında çok fazla hissetmenin yorgunluğuyla verilen zorunlu bir moladan başka neydi ki? Bastırdığın her şey, sonunda…devamı"Kalbim, kırılmasın diye ördüğüm duvarların arkasında o kadar uzun süre saklandı ki, artık orada atıp atmadığını bile kontrol etmeye korkar oldum. Duygusuzluk dedikleri şey, aslında çok fazla hissetmenin yorgunluğuyla verilen zorunlu bir moladan başka neydi ki? Bastırdığın her şey, sonunda seni sessiz bir uçuruma dönüştürüyor."
"İçimdeki uçurumun derinliğini ölçemiyorum. Ya hissetmeye değer bir şey kalmadı dünyada, ya da hissettiklerim o kadar ağır ki zihnim beni korumak için kepenkleri indirdi. En kötüsü de bu belirsizlik: Gerçekten taş mı kesildim, yoksa sadece taş taklidi mi yapıyorum?"
"Hiçbir şey hissedememeyi bile hissedecek kadar duygusal derinliğe sahip olmak... Bu, ruhun kendi kalabalığında kimsesiz kalışıdır. Bazı uçurumlar aşağıya doğru değil, insanın içine doğrudur; derinleştikçe ses kesilir, his susar, boşluk somutlaşır. İnsan en çok, her şeyi duyup hiçbir şeyi anlatamadığında…devamı"Hiçbir şey hissedememeyi bile hissedecek kadar duygusal derinliğe sahip olmak... Bu, ruhun kendi kalabalığında kimsesiz kalışıdır. Bazı uçurumlar aşağıya doğru değil, insanın içine doğrudur; derinleştikçe ses kesilir, his susar, boşluk somutlaşır. İnsan en çok, her şeyi duyup hiçbir şeyi anlatamadığında yorulur."
"Hayatım boyunca başkalarının beklentilerini giyindim, başkalarının cümlelerini kurdum. Kendime hiç sahip olamadım ki, kendimi kaybedince 'buradayım' diyebileyim. Şimdi içimde hiç var olmamış bir 'ben'in yokluğunu çekiyorum. Hiç senin olmayan birini kaybetmek; meşalesi olmayan bir karanlıkta, aslında hiç var olmamış bir…devamı"Hayatım boyunca başkalarının beklentilerini giyindim, başkalarının cümlelerini kurdum. Kendime hiç sahip olamadım ki, kendimi kaybedince 'buradayım' diyebileyim. Şimdi içimde hiç var olmamış bir 'ben'in yokluğunu çekiyorum. Hiç senin olmayan birini kaybetmek; meşalesi olmayan bir karanlıkta, aslında hiç var olmamış bir yolu aramaya benziyor."
"Bazı kayıpların mezarı yoktur, sadece zihni vardır. Hiç senin olmamış birini kaybetmek; hiç gidilmemiş şehirlerin özlemini çekmek, hiç kurulmamış cümlelerin ağırlığını taşımak gibidir. Bu yüzden yasın sessizdir, kalabalıklar içinde yapayalnız bir veda törenidir."
Bir duygunun son kullanma tarihine odaklanmak, onu şu an hissetmenin gerçeğini değiştirmez. Bir hissin geçici olduğunu bilmek bizi koruyabilir; ancak bu bilgiye sığınarak duyguları yok saymak, insanın kendi iç dünyasına yabancılaşmasına ve "şimdi"yi ıskalamasına neden olur. Unutmamak gerekir ki, bir…devamıBir duygunun son kullanma tarihine odaklanmak, onu şu an hissetmenin gerçeğini değiştirmez. Bir hissin geçici olduğunu bilmek bizi koruyabilir; ancak bu bilgiye sığınarak duyguları yok saymak, insanın kendi iç dünyasına yabancılaşmasına ve "şimdi"yi ıskalamasına neden olur. Unutmamak gerekir ki, bir duygunun sonsuz olmaması, onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Hayat, sadece varılacak son değil, geçici olan o hislerin toplamıdır.
Bazılarımız kırıldığında bağırmaz, sadece sessizleşir. Kalbimizdeki fırtınayı dindiremediğimizde, dışarıya sadece buz gibi bir rüzgar estiriyoruz. Bu bir 'kötü alışkanlık' mı yoksa ruhun kendini savunma biçimi mi, emin değilim. Ama bildiğim tek şey; o soğukluğun arkasında aslında kocaman bir hayal kırıklığı…devamıBazılarımız kırıldığında bağırmaz, sadece sessizleşir. Kalbimizdeki fırtınayı dindiremediğimizde, dışarıya sadece buz gibi bir rüzgar estiriyoruz. Bu bir 'kötü alışkanlık' mı yoksa ruhun kendini savunma biçimi mi, emin değilim. Ama bildiğim tek şey; o soğukluğun arkasında aslında kocaman bir hayal kırıklığı ve anlaşılma isteği yattığı.
Kişi, bir yandan aziz mertebesine yakıştırdığı vicdanıyla dünyayı kucaklamak isterken, diğer yandan içindeki celladın bileylenen baltasını—yani kinini—gizli bir hazla sever. Çünkü o kin, bizi kıran dünyaya karşı elimizdeki tek gizli silahtır. Kendimizi hem kurban hem de infazcı olarak aynı bedende…devamıKişi, bir yandan aziz mertebesine yakıştırdığı vicdanıyla dünyayı kucaklamak isterken, diğer yandan içindeki celladın bileylenen baltasını—yani kinini—gizli bir hazla sever. Çünkü o kin, bizi kıran dünyaya karşı elimizdeki tek gizli silahtır. Kendimizi hem kurban hem de infazcı olarak aynı bedende ağırlamanın ağırlığı, modern insanın en büyük yüküdür.