Günahsız bir kalp ararsan, taşlara dön bak, İnsan olmak, yanılmakla başlar zaten. Eğer yargın adaletten yoksunsa bir bak, Senin hükmünle Tanrı’nın merhameti nereden?
"Bazen dünyadan tamamen kaybolmak istiyorum, ama aynı zamanda kaybolmak korkutuyor." Çünkü kaybolmak sadece fiziksel bir yokluk değil; hatırlanmamak, iz bırakmamak, bir başkasının hikâyesinde yer bulamamak demek. Bir yanım, her şeyin yükünden sıyrılıp sessiz bir karanlığa çekilmek isterken, diğer yanım o…devamı"Bazen dünyadan tamamen kaybolmak istiyorum, ama aynı zamanda kaybolmak korkutuyor."
Çünkü kaybolmak sadece fiziksel bir yokluk değil; hatırlanmamak, iz bırakmamak, bir başkasının hikâyesinde yer bulamamak demek. Bir yanım, her şeyin yükünden sıyrılıp sessiz bir karanlığa çekilmek isterken, diğer yanım o karanlıkta sesimi duyan birini arıyor. Kendi içimde kurduğum bu zıtlığın yankısıyla yaşıyorum; bir gün silinmeyi, diğer gün görülmeyi arzular halde. Kaybolmak, özgürlük gibi görünse de, aslında bir başka yalnızlığın adı. O yüzden bazen sadece görünmez olmak yetiyor; hem burada olup hem de hiç kimseye ait olmadan, kendi varlığına bile temas etmeden… Ama işte tam da o noktada, insan fark edilmek ister. Çünkü var olmak sadece nefes almakla değil, bir başkasının gözlerinde kendine rastlamakla mümkün. Ve ben bu arada, kaybolma ile kalakalma arasında sıkışıp kalıyorum.
Herkesin beni sevmesini istiyorum, ama aslında kimseyi de gerçekten sevdiğimi düşünmüyorum. Çünkü sevilmek bir tür varlık ispatı gibi geliyor bana; birilerinin gözünde anlam bulmak, kendi gözümde eksik olanı dışarıda aramak belki. Ama sevmek... Sevmek sorumluluk demek. Kendinden bir şey vermek,…devamıHerkesin beni sevmesini istiyorum, ama aslında kimseyi de gerçekten sevdiğimi düşünmüyorum.
Çünkü sevilmek bir tür varlık ispatı gibi geliyor bana; birilerinin gözünde anlam bulmak, kendi gözümde eksik olanı dışarıda aramak belki. Ama sevmek... Sevmek sorumluluk demek. Kendinden bir şey vermek, sınırlarını esnetmek, hatta bazen kendini unutmaktan ibaret. Ve ben, henüz kendimle barışamamışken bir başkasına barış vaat edemedim. Belki de bu yüzden sevgiyi hep dışarıdan bekledim, ama içimde ona yer açacak gücü bulamadım. İnsan bazen dolup taşmak için sevilmeye ihtiyaç duyar, ama sevmek için önce içinde yer açması gerekir. Ve ben o yeri hiç tam anlamıyla boşaltamadım. Yani belki sevilmek değil de, görülmekti tüm derdim. Ama sevmek hep cesur insanların işiydi; ben henüz o kadar cesur olamadım.
"İçimdeki boşluğu bir türlü dolduramıyorum, ne yaparsam yapayım bir şey eksik." Bu cümle, insanın varoluşuna dair en sessiz ama en yankılı feryatlarından biri. Sanki ne kadar gülsen de, kalabalıkların içinde olsan da, hayatının bir köşesinde hep eksik bir sandalye var.…devamı"İçimdeki boşluğu bir türlü dolduramıyorum, ne yaparsam yapayım bir şey eksik."
Bu cümle, insanın varoluşuna dair en sessiz ama en yankılı feryatlarından biri. Sanki ne kadar gülsen de, kalabalıkların içinde olsan da, hayatının bir köşesinde hep eksik bir sandalye var. Herkes yerini almış gibi, ama biri yok. Belki de o boşluk, bir kişiden çok bir hissin yoksunluğu: ait olamamanın, anlaşılmamanın, içinin görülmemesinin izi. İnsan bazen kendiyle bile tam olarak buluşamaz; en büyük eksiklik, kendine temas edememektir.
Ve o boşluk, ne alışverişle dolar ne başarıyla… Bazen bir bakış, bazen bir cümle, bazen de kendi kendine kalabilmeyi öğrenmek gerek. Çünkü bazı boşluklar, dolmak için değil, hatırlatmak için vardır: "Sen hâlâ kendini arıyorsun."
"Herkesin beni sevmesini istiyorum, ama aslında kimseyi de gerçekten sevdiğimi düşünmüyorum." Bu cümle kulağa çelişkili geliyor, değil mi? Ama çoğu zaman duygularımız da tam olarak böyle: iç içe geçmiş, karmaşık ve kendi içinde çatışan. Belki de sevilme arzusu, çocukluğumuzdan kalma…devamı"Herkesin beni sevmesini istiyorum, ama aslında kimseyi de gerçekten sevdiğimi düşünmüyorum."
Bu cümle kulağa çelişkili geliyor, değil mi? Ama çoğu zaman duygularımız da tam olarak böyle: iç içe geçmiş, karmaşık ve kendi içinde çatışan. Belki de sevilme arzusu, çocukluğumuzdan kalma bir boşluğun yankısıdır; onaylanmak, görünmek, var olduğumuzu hissettirmek için bir çığlık. Ama sevmek? Sevmek başka bir iştir. Emek ister, ilgi ister, kabullenme ister. Belki ben bu derinliğe hiç cesaret edemedim. Belki kalbimin kapılarını birine gerçekten açmak, içeri buyur etmek, beni incitebilecek birine yer vermek düşüncesi hep korkuttu. Bu yüzden uzaktan sevilmek kolay geldi. İçeri kimseyi almadım ama herkesin bana bakmasını istedim.
Sevilmeye bu kadar aç olup da sevgiyi sunamamak, belki de insanın kendi içindeki en büyük yalnızlığıdır.
"Ben bir başkasının hayatında sadece geçici biriydim, ama onlar hep içimde kaldılar." Bazı insanlar hayatımıza gelip öylesine geçer gider; kısa bir cümle gibi, ardından nokta konur ve başka bir sayfaya geçilir. Ama bazen de bir virgül olurlar, o cümlenin içinde…devamı"Ben bir başkasının hayatında sadece geçici biriydim, ama onlar hep içimde kaldılar."
Bazı insanlar hayatımıza gelip öylesine geçer gider; kısa bir cümle gibi, ardından nokta konur ve başka bir sayfaya geçilir. Ama bazen de bir virgül olurlar, o cümlenin içinde kalır, nefesimizi keserler. Onlar için sadece bir duraktık belki, bir molaydı birlikte geçirilen zaman. Oysa biz, o yolculuğu hâlâ içimizde taşıyoruz. Gülüşlerinin yankısı hâlâ odada dolaşıyor, söyledikleri sözler bazen gece uykumuzu bölüyor. Bu, bir başkasının unutuşuyla bizim hatırlayışımız arasındaki o kırılgan uçurttur. Belki de bu yüzden bazı anılar ağırlıktan değil, eksiklikten sarkar kalbimizde.
Çünkü gitmeyi tercih eden unutabilir; ama kalan, hatırlamak zorundadır.
"Bazı akşamlar kalabalığın uğultusu içimde derin bir sessizliğe dönüşüyor. İnsanlar telaşla bir yerlere giderken, eller kenetlenmiş, bakışlar bir başka bedende dinlenirken; ben, durup içime dönüyorum. Gidecek bir yerim var mı, yoksa sadece yürümeye mi devam ediyorum? Zaman, herkes için bir…devamı"Bazı akşamlar kalabalığın uğultusu içimde derin bir sessizliğe dönüşüyor. İnsanlar telaşla bir yerlere giderken, eller kenetlenmiş, bakışlar bir başka bedende dinlenirken; ben, durup içime dönüyorum. Gidecek bir yerim var mı, yoksa sadece yürümeye mi devam ediyorum? Zaman, herkes için bir nehir gibi akarken, ben kıyısında bekleyen taş gibiyim; ne suya karışabiliyor ne de yer değiştirebiliyorum. Ve o anda fark ediyorum: Yalnızlık bazen bir yokluk değil, varlığın ta kendisi oluyor."