Tüm bunlar ne içindi? Furlong merak ediyordu. Çalışıp durmak ve boyuna kaygılanmak. Hiçbir şey değişmeyecek, hiçbir zaman başka bir şey, yeni bir şey yaşanmayacak olabilir miydi?
Anlamıyorlardı. Hırsızlığın o şeyi istemekle hiçbir alakası olmadığını anlamıyorlardı; mesele cüretti, dehşetti, çalıp elini kolunu sallayarak gidebilmekti.
Bahçede yapılacak iş olduğu sürece koruma altındaki bir alanda yaşarsın, mevsimliik bir ölümsüzlüğün tadını çıkarırsın. Şu anda yapılacak onca şey varken insan nasıl ölür? Kışın işler bitince ölünmeli.
Çenemi dizlerime dayayıp toprağa oturdum. Gözyaşlarım akmasın diye uğraşmaktan gözlerim yanıyordu. Annem koluna taktığı dolu sepetle ayakta dikiliyordu. Öğlen saatleriydi, çıtı çıkmıyor, terliyordu. Bizi teselliden ayıran o tek adımı atamadı.
"Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı. Tası yeniden daldırıp güneşin suda yansıdığı yere kadar kaldırıyorum. Altı yudum içip, utancın ve sırların barınmadığı bu yerin, şimdilik, yuvam olmasını diliyorum. "
"Hayatta sadece bir kez" dedi gecenin karanlığında yürürken, "sadece bir kez kendini göreceksin ve bu hayatının en mutlu ya da en acı anı olacak" Bittiğine üzüldüm. Bende çok fazla soru bıraktı.