Böyle mızmız adamları izlemeyi hiç sevmiyorum. Ne hikayesi ne karakterler ne teması ne de başka herhangi bir tarafı beni sarmadı. İzlerken inanılmaz sıkıldım.
Hoşlandığım kıza "1957 yapımı isveç sinemasına ait film izliyorum" demek için başına oturdum fakat film bittiğinde uzun zamandır bu kadar entelektüel ve varoluş hakkında derin düşüncelere sokan bir film izlemediğimi fark ettim. Gerçekten bazı filmler insanlığın enetlektüel gelişimnin nasıl ilerlediğini…devamıHoşlandığım kıza "1957 yapımı isveç sinemasına ait film izliyorum" demek için başına oturdum fakat film bittiğinde uzun zamandır bu kadar entelektüel ve varoluş hakkında derin düşüncelere sokan bir film izlemediğimi fark ettim. Gerçekten bazı filmler insanlığın enetlektüel gelişimnin nasıl ilerlediğini düşündürür. Bu film de onlardan biri. Aslında beni korkuttu bu film, 70 yıl önce yaşayan insanların da aynı entelektüel sorunlardan müzdarip olması işte bu benim için de yeniydi. Onca süre geçti fakat hala hiçbir çözüm bulamadık hatta gram ilerleyememişiz. Bu süre zarfında hala tanrıyı arıyoruz, hala hayatımızın boş geçmesinden korkuyoruz, hala insan sevgisinin hayattaki yerini sorguluyoruz. Evet filmin sinematografisi, yer yer gösterdiği imgeler, filmin içindeki felsefeler saatlerce konuşulabilir ama bu film detaylarla değil hissettirdikleriyle bende yer kaplayacak. 70 yıl sonra da eminim aynı entelektüel, varoluşsal sorunları yaşayacağım. Ölümle santranç oynamaktan korkmuyorum ama eğer bir gün santranç oynamayı bırakıp sadece mat olmayı beklersem o zaman dünyadaki en korkak insan olurum.