Bir yere ait olmadığınızın en büyük kanıtı oraya ait olma çabanızdır. Çünkü ait olduğunuz yerlerde su gibi akar gidersiniz. Sizin için zaten bir yer ayrılmıştır. O ait olduğunuz masada yeriniz zaten hazırdır. O ait olduğunuz evlerde yatağınız hazırdır. O ait…devamıBir yere ait olmadığınızın en büyük kanıtı oraya ait olma çabanızdır. Çünkü ait olduğunuz yerlerde su gibi akar gidersiniz. Sizin için zaten bir yer ayrılmıştır. O ait olduğunuz masada yeriniz zaten hazırdır. O ait olduğunuz evlerde yatağınız hazırdır. O ait olduğunuz kalplerde yeriniz hazırdır... İnsan sadece ait olmadığı yerlerde çabalar.
Ruhun gerçek yuvası, yorulmadan nefes alabildiğin o ince çizgidir. Eğer bir kalbe sığmak için kenarlarını yontman gerekiyorsa, orası sana dar geliyor demektir. Oysa ait olduğun o eşsiz boşlukta, hiçbir şeyi kanıtlamana gerek kalmaz; varlığın, o boşluğun en doğal parçası olur.…devamıRuhun gerçek yuvası, yorulmadan nefes alabildiğin o ince çizgidir. Eğer bir kalbe sığmak için kenarlarını yontman gerekiyorsa, orası sana dar geliyor demektir. Oysa ait olduğun o eşsiz boşlukta, hiçbir şeyi kanıtlamana gerek kalmaz; varlığın, o boşluğun en doğal parçası olur. Zorlanan kilitler yanlış anahtarlar içindir; doğru kapılar, sen daha dokunmadan kendiliğinden aralanır. Unutma; çiçek açmak için toprağı tırmalamaz, sadece güneşine teslim olur. Sen de ancak ait olduğun o huzurda, çabalamayı bırakıp sadece 'olmanın' hafifliğini tadarsın.
Yasaklanan kutsal olan o yerde, kaderin ipleri dikenli tellere dönüşmüşken, adımı seslen. Ruhum bedenime tutunamıyorken bir ışık ver bana. Cennetle cehennem arasında ki arafta sakla bizi. Okyanus sessizce izleri siliyorken, lanetleyenlerin en yücesi ölüyorken duyuyor musun beni?
Ulaşmayı çok istedim sana, aslında ulaşırdım da. Ama cevap verir miydin ki? Mesela bir akşamüstü arayıp nasılsın diye sorsaydım, yüzüme kapatır mıydın yoksa o yumuşak sesin kulaklarımı okşar mıydı hiçbir şey olmamış gibi 'iyiyim' derken? Hem diyelim yüzüme kapadın, neden…devamıUlaşmayı çok istedim sana, aslında ulaşırdım da. Ama cevap verir miydin ki? Mesela bir akşamüstü arayıp nasılsın diye sorsaydım, yüzüme kapatır mıydın yoksa o yumuşak sesin kulaklarımı okşar mıydı hiçbir şey olmamış gibi 'iyiyim' derken? Hem diyelim yüzüme kapadın, neden kapatırdın telefonu? Konuşmaya mecalin olmadığından mı, yoksa nefretinden mi?
Bilmiyorum, neyi ne diye yapardın. Ama biliyorum ki bu ihtimaller için defalarca kez ahizeyi geri kapadım.
"istediğin gibi canımın çiçeği" diyorum usulca, ikna etmek istercesine gözlerine bakıyorum. İnkarla doldurmuş tüm hücrelerini. "istediğin gibi işte. Şimdi yanlızca, silikleşmiş bir anıdan ibaretsin, dememiş miydin bana? Öyleyim. Silik bir anıyım, biriciğim. Silik bir anıyım artık göğüsünde solmuş bir çiçek,…devamı"istediğin gibi canımın çiçeği" diyorum usulca, ikna etmek istercesine gözlerine bakıyorum. İnkarla doldurmuş tüm hücrelerini. "istediğin gibi işte. Şimdi yanlızca, silikleşmiş bir anıdan ibaretsin, dememiş miydin bana? Öyleyim. Silik bir anıyım, biriciğim. Silik bir anıyım artık göğüsünde solmuş bir çiçek, ona daha iyi bakması için başkasına vereceğim, solmuş bir çiçeğim sevgilim. Tanrına senden bir emanetim artık."
Günlerdir düşünüyordu; hep aynı şeyi, o kadar büyük bir şeydi ki düşündüğü, neredeyse kafası çatlayackatı. Evreni düşünüyordu. Yıldızların küçük iğne deliklrinden sızar gibi parladığı karanlık gökyüzüne bakmıştı Zackarina. Ne kadar büyük Ve sonsuz O günden sonra neredeyse hep evreni düşünmüştü.…devamıGünlerdir düşünüyordu; hep aynı şeyi, o kadar büyük bir şeydi ki düşündüğü, neredeyse kafası çatlayackatı.
Evreni düşünüyordu.
Yıldızların küçük iğne deliklrinden sızar gibi parladığı karanlık gökyüzüne bakmıştı Zackarina.
Ne kadar büyük
Ve sonsuz
O günden sonra neredeyse hep evreni düşünmüştü. Gündüzleri daha az düşünüyordu. Çünkü yapacak bir sürü işi vardı. Hem gündüzleri gökyüzü mavi bir tavana gibiydi... Biraz olağanüstü yüksek ama bildiğimiz tavan gibiydi işte. Ama akşamları, hava karardığında, o mavi tavan kayboluyor, yerini kapkara evren alıyordu.
Birazdan akşam olacaktı, evren günbatımının ardında pusuya yatmış bekliyordu.
Bir sonu olmalı, diye düşündü Zackarina. Her şeyin bir sonu vardır.
Ama evren, diye düşündü Zackarina, yalnızca devam ediyor, devam ediyor ve devam ediyor. Sonu gelmiyor.
Sen de Zackarina sen de evrenin bir parçasının
Ve kısacası bir an, bütün evren küçüldü altın sarısı gözlerinin ışıltısına sığdı.
Ve sonsuz öyle uzakta bir yerde değil, her yerdeydi ver her zaman vardı.
Eşi benzeri olmayan komik bir hayvan
Hiç kimsenin bir şey yapmaya vakti yok!
Oyun oynadım.. Rüzgarlarla oynadım, suyla oynadım ve oynadım, milyonlarca yıl oynadım, o zaman şimdi olana kadar ve ben, ben olana kadar...
Ben, ben olmadan önce neydim??
Bunu yalnızca sen bilebilirsin!
Bu senin öykün
Belki de hiç bir şey değildim... Ama hayır, öyle olmazdı herhalde??
Ben rüzgardım, diye düşündü. Gökyüzünde yağmurlara üfledim ve yağmur, yağdı, yağdı yüz gün yağdı. Bütün şehir sırıl sıklam ıslandı ve öfkelendi. Ama çadırda yaşayan iki kişi yağmurdan mutlu oldular ve ben o zaman annemin oldum annem de benim ve babam ikimizin.
Kumkurdu yağmur damlalarını saydı. Tek tek, bit tanesini bile atlamadan.
Mor leke, tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya, öyle değil mi?
Sen böyle küçük şeyler için ağlamazdın! Bütün gün düşersin de gık bile demezsin
Aynı şey değil
O zamanlar ağrımıyordu çünkü eğlenceli bir şeyler yaparken düşüyordum.
Sevgili Zackarina
Seni saat üçte çay ve pastaya bekliyorum
Arkadaşça tırmalaşmalar
Kumkurdu
Gökyüzü dönüyor, dünya dönüyordu. Ve onlar dünyanın ortasında yan yana kumların üzerine uzanmışlardı, kendi dillerinde bağırdılar birbirlerine
Pastell, börelli, hatırlı hutulu hopa lup!
Güneşli, ayylı, şapırt, şup!
Zackarina dünyanın en güzel ayaklarına sahipti. Bu ayaklar hemen hemen her şeyi yapabilirlerdi. Koşabilir, zıplayabilir, bisiklet pedalı çevirir, dans eder, yazları topa vurur, kışları kayak kayar ve daha neler neler yapabilirlerdi.
Büyürken vücudun patlayan mısır taneleri gibi kıpır kıpır olduğunu! Bunu sen ben biliriz, bütün küçük kurbağalarda bilir ama onlar bilmez.
Eğer insan görülmek istemiyorsa bir şeyin arkasına saklanır
Bir çalının veya bir kapının, ya da bir sürü gevezeliğin, lafın
~~~~~
Bu kitabı o kadar çok seviyorum kiii bütün sayfalarını buraya yazabilirim o derece mxmxmss
Çocuk kitabı olarak geçiyor ama içinde efsane mesajlar varr. Çocukların anlayacağı şeyler değil aslaaa 😩😩
2 kitabı daha varmış bulabilirsem onları da alıcamm. Tekrar tekrar okusam da asla sıkılmamm galiba bu beşinci okuyuşum dlxmsks
Seni cehennemdeki hatta dünyadaki insanların günahlarından çok seviyorum sevgilim… Bu yüzden varlığın benim için bir suç, bir ayartma, bir lanet gibi. Herkes ışığa kaçarken ben senin gölgene sığınıyorum; damarlarımda gece akıyor, senin adını fısıldıyor. Sen dokundukça içimdeki en karanlık yanlar…devamıSeni cehennemdeki hatta dünyadaki insanların günahlarından çok seviyorum sevgilim… Bu yüzden varlığın benim için bir suç, bir ayartma, bir lanet gibi. Herkes ışığa kaçarken ben senin gölgene sığınıyorum; damarlarımda gece akıyor, senin adını fısıldıyor. Sen dokundukça içimdeki en karanlık yanlar bile uyanıyor, ruhumun zincirlerini kırıp sana koşuyor. Bütün günahların, bütün yasakların ötesinde sen benim hem günahım hem kurtuluşumsun; ateşten yapılmış dudaklarınla beni yakarken aynı anda donduran tek varlıksın. Kaçmam gerektiğini biliyorum, ama her nefeste biraz daha senin karanlığında kaybolmayı seviyorum...
Seni, cehennemin bile saklayamayacağı günahların ötesinde seviyorum. Herkesin karanlıkta kaybolduğu yerde, sen benim en tatlı lanetim oldun. Dokunuşun, günahların gölgesinde bile beni kendine çeken bir büyü gibi; kaçsam da kurtulamıyorum. Senle her nefes biraz daha derine çekiyor beni, hem suç hem haz dolu bir girdap gibi… ve ben isteyerek batıyorum.
" Uçakta uyumuşum, hostesin dürtmesiyle uyandım. Yaşadığımı yeniden fark ettim; oysa en son hatırladığım intiharımdı." " Girdiğim yer kendi evimdi fakat içeride tanımadığın bir dolu insan vardı." "Hediyelik eşya satan bir dükkanın önünde olduğumu sandım. İçeriye girdiğimde çalışan kız yanıma…devamı" Uçakta uyumuşum, hostesin dürtmesiyle uyandım. Yaşadığımı yeniden fark ettim; oysa en son hatırladığım intiharımdı."
" Girdiğim yer kendi evimdi fakat içeride tanımadığın bir dolu insan vardı."
"Hediyelik eşya satan bir dükkanın önünde olduğumu sandım. İçeriye girdiğimde çalışan kız yanıma yaklaştı ve burada sadece saat satıldığını, insanların en değerli şeyleri olan zamanı hediye ettiğini söyledi."
" Dostum intihar etmek istiyorsan bunu ölerek değil ancak yaşayarak yapabilirsin"
"Dindarlar doğumu bir mucize olarak betimlerler ya, bana kalırsa doğum ancak bir şekilde mucize olarak nitelendirilebilir ; elinde kare asla ve ortaya sürebileceğin sağlam bir para ile doğmuşsan"
"Aslında tasarlamak güzel bir uğraş. Bir şeyler meydana getirmek, yaratmak... Fakat ben yok etmek için tasarlıyorum, biliyorsunuz. Ve intihar yöntemlerim bir yana, öldükten hemen sonra suratımın nasıl bir hal alacağına dair öngörülerim beni gülme krizine sokuyordu. "
" Bir piyano başında ölmeyi tasarlarken, piyano çalmayı bilmediğimi her hatırladığımda kahroluyordum. "
" Hiçbir yere çıkmayan bir merdiven hayal edebilir misiniz? Peki hiçbir yere çıkmayan bir merdiven herhangi bir yere inebilir mi? Ya da aslında inen ya da çıkan merdiven değil de üstündekilerse, tabi nefes alabilenler. Bununla birlikte en önemli soruları es geçmememiz lazım diye düşünüyorum. Merdiven ne ile yıkanıyor ve daha sonra kurulanıyorum yoksa ıslak mı bırakılıyor?"
" Melpon benim intihar ettiğimi sanıp bana bir sürü öğüt verdi ve özellikle mide ilacı ile intihar etmenin insanı sadece ahmak gibi göstereceğine dikkat çekti. "
" kendisinin kıyamete kadar ölmeyeceğinden emindi çünkü ölümsüz olduğuna dair elinde güçlü veriler vardı:
daha ölmediği ve bu yüzden ölümlü olduğunu kesin olmadığı gibi. "
" Hayattan tüm beklentimin kahve ve alkol olduğunu saklamama gerek olmadığını düşünüyorum. İntiharın eşiğinde olan bir adamın hayattan beklentisi olmasının absürd olduğunun farkındayım ama yaşıyorsam bu ikisinin olması şart ve neyse ki param bunlara yetiyor. İntihar edemesem de bunu yazabilirim. "
" Bir taraftan da kulağımda kulaklık, hiç tanımadığım ama çok güzel bulduğum bir radyocunun benim için seçtiği müzikleri dinliyorum. Ve elbette kendisi de benim için seçtiğini bilmiyordu. "
" Etrafın sessizliğinin verdiği rahatsızlık. "
" Bu çılgın dünyada iki kişinin hayatı bir fasulye dağına bir şey ifade etmez. "
" Saatin kaç olduğundan haberim yoktu. Zira evdeki saatler çalışmıyordu. Demek ki zaman durmuştu ve ben ölümsüz olabilirdim. "
Neydik biz? Tanrı'nın bile birlikte olmamızı, Birbirimize sarılmamızı, İsterken ni'çin? Ni'çin ayrıydık biz sevdiğim? Hayatımı adadığım, Hayatına adandığım. Ruhunu ve bedenini, Kalbimde sakladığım. Ah sevgilim. Ruhuna sevgimi, Bedenine benliğimi kattığım. Hayatım yaptığım. Sensin, sen. Şeytanlığı yok eden, Melekeleri bize davet…devamıNeydik biz?
Tanrı'nın bile birlikte olmamızı,
Birbirimize sarılmamızı,
İsterken ni'çin?
Ni'çin ayrıydık biz sevdiğim?
Hayatımı adadığım,
Hayatına adandığım.
Ruhunu ve bedenini,
Kalbimde sakladığım.
Ah sevgilim.
Ruhuna sevgimi,
Bedenine benliğimi kattığım.
Hayatım yaptığım.
Sensin, sen.
Şeytanlığı yok eden,
Melekeleri bize davet eden.
Melek olarak hayatıma giren,
Hayatıma girip huzursuzluğu dindiren.
Sensin meleğim, sen.