Ölümle kurduğumuz mesafeden çok hayatla kuramadığımız bağı sorgulatan, yaşayanların aslında ne kadar ölü olduğunu yüzümüze vuran minimal bir drama. "Ölünce beni kim yıkayacak?" 8,5/10
Disney Plus'ın dizi formatında çekip kurguladığı, daha sonra politika değişikliği adı altında diziyi yayınlamaktan vazgeçtiği yapımı nihayet izledim. Altı bölümlük dizi birleştirilip iki filme ayrılmış. İlk filmde Mustafa Kemal'in tarih sahnesine çıktığı 31 Mart Olayı'nı, Trablusgarp Savaşı'nı ve Balkan Savaşları'nı…devamıDisney Plus'ın dizi formatında çekip kurguladığı, daha sonra politika değişikliği adı altında diziyi yayınlamaktan vazgeçtiği yapımı nihayet izledim. Altı bölümlük dizi birleştirilip iki filme ayrılmış. İlk filmde Mustafa Kemal'in tarih sahnesine çıktığı 31 Mart Olayı'nı, Trablusgarp Savaşı'nı ve Balkan Savaşları'nı izliyoruz. İttihat ve Terakki Fırkası ön planda. İkinci film ise tamamıyla Birinci Dünya Savaşı'nda geçiyor. Mustafa Kemal'in önce Çanakkale Savaşı olarak bildiğimiz, uluslararası literatürde Dardanelya Müdafaası olarak bilinen cephede aldığı başarı göze çarpıyor. Ardından Kafkas Cephesi'nde Rus ordularını bozguna uğratıyor. Muş ve Bitlis'i geri alıyor. Enver Paşa ile aralarının gitgide bozulması, Mustafa Kemal'in cephelerden bir süre uzak durmasına yol açıyor. Bu sürede Veliaht Vahdettin ile Almanya yolculuğuna çıkan Mustafa Kemal, döndüğünde Suriye Filistin Cephesi'nde İngilizlere ve hain Araplara karşı savaşıyor. Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmeyen tek komutan olarak tarihe geçse de, Almanya'nın yenilmesi sonucu Osmanlı Devleti de yenik sayılıyor.
Tarihin akışı fazla bozulmadan, olduğu gibi sergilense de çok hızlı aktarıldığını düşünüyorum. Atatürk'e benzetilmeye çalışılan Aras Bulut İynemli elinden geldiğince oynamaya çalışmış. Bazen aşırı sinirli ve sert bir Atatürk profili gösteriyor. Başarılı bulduğum sahneler var. Yetersiz kalan sahneler var. Bir tık Osmanoğulları eleştirisi gibi gördüğüm sahneler de mevcut. Mustafa Kemal'in yasak aşkını da filmlerde işlemişler. Annesi Zübeyde Hanım rolünü iyi oynamış. İsmet İnönü çok az gözükse de benzememiş. Sinematografi ve savaş sahneleri vasatın üstüydü. İkinci filmi daha çok beğendim, devam filmlerinin de çekilmesi taraftarıyım.
7,2/10
Her güzel serinin dramatik bir sonu vardır. DC animasyonlarının son halkası olan Sonsuz Dünyalarda Kriz: Bölüm Üç, ilk iki bölüme göre daha iyi bir hikaye akışı sunuyor. Yenemedikleri bir düşmana karşı savaşan kahramanlar, Cehennem'den dönen John Constantine sayesinde yeni bir…devamıHer güzel serinin dramatik bir sonu vardır. DC animasyonlarının son halkası olan Sonsuz Dünyalarda Kriz: Bölüm Üç, ilk iki bölüme göre daha iyi bir hikaye akışı sunuyor. Yenemedikleri bir düşmana karşı savaşan kahramanlar, Cehennem'den dönen John Constantine sayesinde yeni bir yola girmeye çalışırlar. Justice League Dark: Apokolips War filminin bitiş olduğunu düşünenler için gerçek bitişin bu film olduğunu söyleyebilirim. Batman Animated Series ve diğer tüm seriler bu filmle final yapıyor. Merhum Kevin Conroy'un sesini tekrar duymak hem güzel hem üzücüydü. Yapımın eksikleri olsa da, iyi bir son olduğu fikrindeyim.
7/10
Uzun ertelemelerden sonra nihayet bitirdiğim Ölü Dedektifler, The Sandman dizisi ile aynı evrende geçen başarılı bir yapım. Bölümler hiç sıkmadan, uzatmadan kendi içinde bitiyor. Edwin ve Charles adında iki oğlan, yıllar önce ölmelerine rağmen Sonsuzlar'ın Ölüm'ünden kaçarak dünyaya dönerler. Hayatlarına…devamıUzun ertelemelerden sonra nihayet bitirdiğim Ölü Dedektifler, The Sandman dizisi ile aynı evrende geçen başarılı bir yapım. Bölümler hiç sıkmadan, uzatmadan kendi içinde bitiyor. Edwin ve Charles adında iki oğlan, yıllar önce ölmelerine rağmen Sonsuzlar'ın Ölüm'ünden kaçarak dünyaya dönerler. Hayatlarına sıra dışı vakaları, ilginç hayaletvari problemleri çözerek devam ederler. Bunları yaparken bile Ölüm'den kaçmak zorundadırlar. Sandman'in kız kardeşi Ölüm'ü tekrar görmek güzeldi. Hayaletlerin giderek arttığı, Lucifer'ın kaos iblislerinin serbestçe cirit attığı dünyada iki ölü dedektifin maceralarını izliyoruz. Farklı oyuncuların canlandırdığı aynı karakterler, Doom Patrol dizisinin 3. sezon 3. bölümünde de karşımıza çıkıyor. Tavsiye ederim.
7,5/10
En son söyleyeceğimi en başta söyleyim, izlediğim en iyi çizgi dizilerden birisiydi. Bu kadar sağlam bir yapım olacağını düşünmemiştim. Beş sezon süren X-Men Animated Series'in devam dizisi olarak düşünebilirsiniz. Adının X-Men 97 olma sebebi ise X-Men Animated Series'in 1997 yılında…devamıEn son söyleyeceğimi en başta söyleyim, izlediğim en iyi çizgi dizilerden birisiydi. Bu kadar sağlam bir yapım olacağını düşünmemiştim. Beş sezon süren X-Men Animated Series'in devam dizisi olarak düşünebilirsiniz. Adının X-Men 97 olma sebebi ise X-Men Animated Series'in 1997 yılında bitmiş olması. Beşinci sezonun bittiği yerden başlayan dizi, lidersiz kalan Mutantlar'ın geleceğine ve Magneto'ya ağırlık veriyor. Ayrıca Kaptan Amerika, Demir Adam ve Daredevil gibi karakterlerin cameo sahneleri de var. Wolverine her zamanki gibi favorim.
8,5/10
Kıyamet sonrası dünyada geçen bir oyun uyarlaması daha. Fallout, nükleer yıkımın ardından yüzeyin radyasyon nedeniyle yaşanılmaz olduğu bir gelecekte geçiyor. Yer yer Silo, yer yer Last of Us havası aldım. İnsanların bir kısmı kıyametten önce önlem olarak yapılan sığınaklarda yaşamaya…devamıKıyamet sonrası dünyada geçen bir oyun uyarlaması daha. Fallout, nükleer yıkımın ardından yüzeyin radyasyon nedeniyle yaşanılmaz olduğu bir gelecekte geçiyor. Yer yer Silo, yer yer Last of Us havası aldım. İnsanların bir kısmı kıyametten önce önlem olarak yapılan sığınaklarda yaşamaya başlar. Üç ana karakter, birbirlerinden bağımsız bir şekilde yüzeyde bir araya gelirler. Hikaye kıyametten 200 yıl sonrasına gidip ağır bir şekilde devam ediyor. İlk başta sıkılmıştım ama dizi bölümler geçtikçe ağırlığını unutturmayı başardı. Tebrik edilmesi gereken bir iş çıkmış diyebilirim. En beğendiğim bölüm sezon finaliydi. Henüz oyundaki büyük düşmanları dizide görmediğimizi varsayarsak, ikinci sezonda temponun artacağını düşünüyorum.
7/10
Gelelim tarihin en iyi dizisi kabul edilen Taht Oyunları'na. Asıl adı Buz ve Ateşin Şarkısı olan evrenin ilk kitabı Taht Oyunları olduğu için, dizinin adı Taht Oyunları oldu. Seri, henüz dizi mi yoksa film mi olacağının belirsiz olduğu zamanlarda George…devamıGelelim tarihin en iyi dizisi kabul edilen Taht Oyunları'na. Asıl adı Buz ve Ateşin Şarkısı olan evrenin ilk kitabı Taht Oyunları olduğu için, dizinin adı Taht Oyunları oldu. Seri, henüz dizi mi yoksa film mi olacağının belirsiz olduğu zamanlarda George R.R. Martin tarafından yazılmaya devam ediyordu. HBO ile anlaşıldı ve film serisi yerine dizi olmasına karar verildi. Ancak kitaplar henüz bitmemişti. Martin'in yazması gereken iki kitap daha vardı. Hâlâ bu kitaplar yazılmış değil. Asıl mevzu burada başlıyor. Kaynak materyal olan kitaplar bitmediği için, dizi 5. sezon bittiğinde tam anlamıyla senaryosuz kaldı. Yani buradan, 6-7-8. sezonların vâr olmaması gerektiğini çıkartabiliriz. Kitapların maalesef bitirilmemiş olması ve dizinin şöhreti yüzünden çekimler hızla devam etti, senaryo bulandı. Bu yüzden final sönük ve hayal kırıklığı oldu.
Taht Oyunları dizisinin tarihin en iyi dizisi olduğunu söylemek isterdim, keşke final ve finale giden yol böyle olmasaydı. Eğer George R.R. Martin, Kış Rüzgarları ve Bahar Rüyası kitaplarını bitirmiş olsaydı; HBO aceleci davranmayıp bölümleri azaltmasaydı, yanlış senarist ve yönetmenlerle çalışmasaydı dizinin sonu mükemmel olacaktı. Yüksek ihtimal 9. sezon bile çekilecekti.
Elimizde kalan dizi için konuşacak olursam; ilk beş sezon her türlü övgüyü, ödülü ve sevgiyi hak ediyor. Başyapıt. Senaryosuz yazılan 6. sezon bile başarılı ancak çöküş 7. sezonda başlıyor. Karakterlerin ışınlanma derecesinde yer değiştirmesi, Sur'un kuzeyine intihar görevine gidilmesi normalde olacak iş değil. Favori karakterim Jon Snow bile kısa zamanda inanılmaz değişiyor. Sanki bambaşka bir karaktermiş gibi. Tüm fanların ve izleyicilerin ilk sezondan beri beklediği Uzun Gece ise sekizinci sezonun en komik olaylarından birisine dönüşüyor. Spoiler vermemek için detay vermiyorum. Ama ilk beş, bazen altıncı sezonu tekrar tekrar izlerim, asla da sıkılmam. Mekanlar, diyaloglar, karakter gelişimleri, savaşlar, Orta Çağ temalı sahne dizaynları... Saymakla bitmeyecek bir görsel şölen sunuyor dizi. Fantastik ögeleri de unutmamak lazım. Buz ve Ateşin Şarkısı'nda anlatılmayan olaylar dizinin yirmi katı büyüklüğünde, tek sorun kitapların bitmemiş olması. George R.R. Martin'in kitapları ölmeden önce bitirmesi gerekiyor. Ve unutmayın, kış geliyor.
9,5/10
Günün birinde hapse girersem bu dizinin işime yarayacağını düşündüğüm için izlemeye başladım. İkinci sezondan sonra bozmaya başladığı ve senaryonun kendini tekrar ettiği bir gerçek olsa da sonuna kadar sıkılmadan izledim. Favori sezonum her zaman ilk sezon olacak ancak üçüncü sezonu…devamıGünün birinde hapse girersem bu dizinin işime yarayacağını düşündüğüm için izlemeye başladım. İkinci sezondan sonra bozmaya başladığı ve senaryonun kendini tekrar ettiği bir gerçek olsa da sonuna kadar sıkılmadan izledim. Favori sezonum her zaman ilk sezon olacak ancak üçüncü sezonu da beğenmiştim. Eski klasiklerden olan bu diziyi hâlâ izlemeyen varsa önerimdir.
8,1/10
Yerli ve milli teşhircilik dizisi Ru, 38 yaşındaki Reyan ile 18 yaşındaki Uzer'in ilişkisini anlatıyor. Henüz yeni reşit olan Uzer, arkadaş grubuyla ve annesiyle birlikte Urla'da yaşamaktadır. Aynı yerde restoranları bulunan Reyan'ın, şef kocası tarafından aldatılması üzerine devam eden bir…devamıYerli ve milli teşhircilik dizisi Ru, 38 yaşındaki Reyan ile 18 yaşındaki Uzer'in ilişkisini anlatıyor. Henüz yeni reşit olan Uzer, arkadaş grubuyla ve annesiyle birlikte Urla'da yaşamaktadır. Aynı yerde restoranları bulunan Reyan'ın, şef kocası tarafından aldatılması üzerine devam eden bir hikaye örgüsü var. Her bölümde cinsellik, küfür ve içki görmek mümkün. Özellikle Reyan'ın (Meryem Uzerli) vücudu fazla ön planda. Genel anlamda diziyi beğenmediğimi söylemeliyim.
5/10
Her izlediğimde yeni anlamlar çıkardığım, değeri pek bilinmeyen bir çizgi roman uyarlaması. DC'nin Soğuk Savaş yıllarında geçen alternatif hikayesinde Watchmen (Gözcüler) isimli süper kahraman ekibi dağılmıştır. Üyelerin çoğu kimliklerini gizlese de kimliğini dünyaya duyuranlar da olmuştur. Amerika ile Sovyet Rusya…devamıHer izlediğimde yeni anlamlar çıkardığım, değeri pek bilinmeyen bir çizgi roman uyarlaması. DC'nin Soğuk Savaş yıllarında geçen alternatif hikayesinde Watchmen (Gözcüler) isimli süper kahraman ekibi dağılmıştır. Üyelerin çoğu kimliklerini gizlese de kimliğini dünyaya duyuranlar da olmuştur. Amerika ile Sovyet Rusya arasında çıkacak kıyamet savaşı kapıya dayanmışken, Gözcüler'in lideri Komedyen öldürülür. Ekibin diğer üyelerinden Rorschach cinayeti araştırmaya başlar ve bunun sıradan bir cinayet olmadığını, katilin hedefinin tüm Watchmen olduğunu düşünür. Film bu olay örgüsüyle akıp gidiyor. Her karakterle tanışıp hayat hikayelerini görüyor, onlarla duygusal bağ kurabiliyorsunuz. Geçmişle yüzleşmeler, oldukça etkileyici bir biçimde günümüze bağlanıyor. Tarihi kurgu, felsefe, fantasizm türünde incelenebilecek bir yapım. The Boys'un ilham kaynağı. İki eser arasındaki benzerlikler oldukça fazla. Yine de Watchmen'in daha kusursuz bir eser olduğu aşikar. Öneri değil, izlenilmesi gereken bir iş. Zack Snyder'ın övüldüğü nadir işlerden.
8,4/10