Farkındalık yaratmak amacıyla çekilmiş, kadın–erkek fark etmeksizin herkesin izlemesi gereken bir belgesel. Kadın olmanın zorluklarını, toplumun kadına biçtiği rollere karşı kadının tutumunu ve bu rollerin kadınların duygu dünyası üzerindeki etkilerini ele alıyor. Farklı milletlerden kadınlara yer verilmesi ise, coğrafya fark…devamıFarkındalık yaratmak amacıyla çekilmiş, kadın–erkek fark etmeksizin herkesin izlemesi gereken bir belgesel. Kadın olmanın zorluklarını, toplumun kadına biçtiği rollere karşı kadının tutumunu ve bu rollerin kadınların duygu dünyası üzerindeki etkilerini ele alıyor. Farklı milletlerden kadınlara yer verilmesi ise, coğrafya fark etmeksizin kadınların ortak dertlerinin benzerliğini göstererek meselenin evrensel boyutunu ortaya koyuyor. Ayrıca anlatılanların hâlâ devam ediyor oluşu ,özellikle de kadın sünneti kısmı çok acı verici bir durum. Kadın sünnetini konu alan çöl çiçeği filmi de güzeldi. Her ne olursa olsun kadınların hem fiziksel manada hem de mental açından güçlü olduğunu, toplumdaki ataerkil zihniyetin baltalamalarına rağmen istedikleri her şeyi yapabilme potansiyeline sahip olduklarını da gösteren güzel bir belgesel olmuş. İzlerken gözlerim doldu ;(
Neyse iyi geceler yine sabahlıycam galiba 😶
Ebeveynlerimizi yitirdiğimizde kendimizi kırılgan hissederiz çünkü bir yandan kayıpla baş etmeye çalışırken bir yandan kendi ölümümüzle yüzleşmemiz gerekir. Yetim kaldığımızda artık mezarlarla aramızda kimse kalmamıştır demektir. Mini dipnot: Bu tasvir her ne kadar ölüm üzerine olsa da manevi kayıplar veya…devamıEbeveynlerimizi yitirdiğimizde kendimizi kırılgan hissederiz çünkü bir yandan kayıpla baş etmeye çalışırken bir yandan kendi ölümümüzle yüzleşmemiz gerekir. Yetim kaldığımızda artık mezarlarla aramızda kimse kalmamıştır demektir.
Mini dipnot: Bu tasvir her ne kadar ölüm üzerine olsa da manevi kayıplar veya yarım kalmışlıklar ve ayrılıklar da böyle hissettirir. Kayıplar yarım kalmışlık ve kırgınlıklarla dolu bir enkaz bırakır geride . Yalomun üstteki açıklaması vurucu ve yüzleştirici bir tanım:(
"Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz ya da sinir hastası damgası yersiniz." -Romain Gary Bu söz ile toplumum geneline bir yorum yapasım tuttu tabi bu toplumda ben de varım. Personlar(maskeler)ın genel çıkış nedeni de tam olarak bu , yani toplumdan dışlanma korkusu,…devamı"Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz ya da sinir hastası damgası yersiniz."
-Romain Gary
Bu söz ile toplumum geneline bir yorum yapasım tuttu tabi bu toplumda ben de varım.
Personlar(maskeler)ın genel çıkış nedeni de tam olarak bu , yani toplumdan dışlanma korkusu, sahte uyum çabaları sonucunda insanlar yeni kişilikler çıkarır ve o kişilikleri oyuncu edası ile oynar bazen yarattığı kişileri o kadar benimser ki öz benlik kavramını yitirir yada onu ghosta dönüştürür sonrasında ise kimlik karmaşası yaşar bazen psikolojik problemlere neden olur bazen de yarattığı o persona ile bütünleşir. Son demlerde ya bu durumla yüzleşir yada yüzleşmeden ölür. İşte komün sistemin yaftaları ne kadar acı şekilde tezahür ediyor bireylere acınacak bir durum. Ayrıca persona kavramı bireyi topluma uyum sağlama daha yaşanır kılma açısından da iyi yönlere sahiptir ancak birey maskeleri gerçek öz benlik ile karıştırıp onu benlik kabul ederse işte sorun da orda başlar ki günümüzü ele aldığımızda çoğumuz maskelerimizi benlik olarak adlandırırız ve kimlik kayıpları yaşarız. Gece gece bu konuya nasıl geldim bilmiyorum ama ilgi çekici ve hep güncelde kalan bir durum 😶
Zavallı youqing, sadece bir kumaş parçası ile gömülmüştü. Jiazhen'ın böyle gömülmesine izin vermeyecektim. Ne kadar fakir olursak olalım, ona bir tabut almalıydım. Yoksa içim rahat etmeyecekti. Eğer jiazhen bir başkasıyla evlenmiş olsaydı, bütün bu acıları çekmeyecek, hastalığının bu derece ilerlemesine…devamıZavallı youqing, sadece bir kumaş parçası ile gömülmüştü. Jiazhen'ın böyle gömülmesine izin vermeyecektim. Ne kadar fakir olursak olalım, ona bir tabut almalıydım. Yoksa içim rahat etmeyecekti. Eğer jiazhen bir başkasıyla evlenmiş olsaydı, bütün bu acıları çekmeyecek, hastalığının bu derece ilerlemesine sebep olacak şekilde çalışmak zorunda kalmayacaktı.
Mini dipnot: Kitabı okurken Fugui'ye ne kadar kızsam da sevdiği herkesi teker teker ve acı verici şekilde kaybetmesi o kadar canımı yaktı ki ağlamak istedim, resmen ilk defa okuduğum bir kitabı o kadar içselleştirdim. En çok üzüldüğüm karakter ise zavallı üzümlü kekim Jiazhen oldu. Evliliğinin başında hovarda mirasyedi bir eş sonrasında sefalet dolu günler, çocuklarının kaybı ve acılı ölümü ahh jiazhen. Neyse her şeye rağmen yaşamaya devam eden fugui karakterinin bu trajik hayat öyküsü insanın bunca kayba rağmen hayatta kalma mücadelesini bu mücadele boyunca kaybettiği sevdiklerini anıları ile nasıl yaşattığına değinilmiş gerçekten okunması gereken güzel bir kitap. En hoşuma giden yerlerden biri de tarla sürmek için kullandığı yaşlı ineğine kaybettiği aile fertlerinin adını koyması idi onları hâlâ yaşatma çabası göz yaşartıcı idi;)
Deli kadınlar iyidir. Çünkü ne kahkahaları tutsak, Ne gözyaşları sınırlı, Ne arzuları mahpus, Ne öfkeleri prangalıdır. Ahmed Arif (Acaba deli bir kadın olabildim mi hâlâ onun sorgusundayım😶)
Filmde çok fazla cinsellik olmasına rağmen izlenebilir bir yapım. Film konu olarak seks bağımlısı bir kadını ve buna dair anılarını tecrübelerini parantez içinde bu tecrübeler sadece sekse dair değil duygusal hezeyanları ve bu durumun ortaya çıkışından beri doğan hisleri veya…devamıFilmde çok fazla cinsellik olmasına rağmen izlenebilir bir yapım. Film konu olarak seks bağımlısı bir kadını ve buna dair anılarını tecrübelerini parantez içinde bu tecrübeler sadece sekse dair değil duygusal hezeyanları ve bu durumun ortaya çıkışından beri doğan hisleri veya hissizleşme sürecine dair genel anlatımı ile vuku buluyor. Ayrıca cinselliğin normal bir olgu olduğunu, bu tür farklı hayatların varlığına dair bir yapım fakat biraz daha abartılsa pornografik içeriğe dönüşecek de bir yapım, çoğu kişi zaten bunu o şekilde değerlendirmiş galiba. Film çok da sanatsal film nitelik barındırmıyor bence yine de izlenebilir ama ciddi bir yaş sınırı olan bir film en 23 yaş ve üstü bireylere uygun. Genel çevrede değerlendirsek izlemesem de olurdu ama izlemem de pek bişey kaybettirmiş sayılmaz ama daha iyi yapımlar her daim vardır buna da şans verilebilir. Neyse iyi geceler😶.
Ve gecenin son filmi gerçi sabah olmuş her neyse. Film Dostoyevski'nin yer altından notlar eserininden esinlenen serbest türde bir film. Zeki Demirkubuz hayranı olarak bu filmi de bayılarak izledim. Film ana kahramanı Muharrem'in hayatın gerçekleri, insanların iki yüzlü hâli ile…devamıVe gecenin son filmi gerçi sabah olmuş her neyse. Film Dostoyevski'nin yer altından notlar eserininden esinlenen serbest türde bir film. Zeki Demirkubuz hayranı olarak bu filmi de bayılarak izledim. Film ana kahramanı Muharrem'in hayatın gerçekleri, insanların iki yüzlü hâli ile yüzleşememesi ve bu yüzden yalnızlaşmış ve olağan durumlara zamanında tepklerini ertelemesinden doğan bir takım agresif tepkilere neden olan olaylar yaratmıştır. Akşam yemeği olayı kahramanın patlama noktası idi. Türkan ile olan tartışmadan sonra her şeyi yıkması parçalanması ise hem insanlara olan öfkesi hem de kendine olan öfkesini temsilen yaşanılan çöküşsel bir krizdi diye yorumladım daha sonra filmde ki fahişenin dizinde ağlama sahnesi de duygusal boşalma. Film güzeldi aktarılmak istenen hislerin oyuncularca iyi şekilde yansıtması vs ama ana kahraman yani muharrem egosuna yenik düşen kendini üstün gören yapısı nedeni ile kibrinden taviz vermeyen yalnızlığa kendini mahkum etmiş bir karakter. Neyse uykusuzluk beraberinde anca bu kadar yorum katabildim😶
Gece gece izlediğim filmlere bak🙄 Tarikatların insanları nasıl kandırıp zehirlediğine ve manipülatif etkilerine değinilmiş bir film ama çok da abartıldığı kadar ahım şahım değildi, yani kötü denemez ama iyi de değildi orta seviye bir yapımdı ya da uykusuzluktan dolayı ben…devamıGece gece izlediğim filmlere bak🙄
Tarikatların insanları nasıl kandırıp zehirlediğine ve manipülatif etkilerine değinilmiş bir film ama çok da abartıldığı kadar ahım şahım değildi, yani kötü denemez ama iyi de değildi orta seviye bir yapımdı ya da uykusuzluktan dolayı ben fazla detay fark etmedim. Her neyse son bir film daha sonra kapanış 😶
Film çok güzeldi sıkılmadan izledim ancak doktorun çarpıcı repliği filmi baştan sona spoilerlamamiş resmen özetlemiş güzel bir sahne idi ama sanki heyecanını yarıda kesmiş. En azından benim için öyle oldu ama yine de keyifli bir seyir zevki bıraktı. Arketipler persona…devamıFilm çok güzeldi sıkılmadan izledim ancak doktorun çarpıcı repliği filmi baştan sona spoilerlamamiş resmen özetlemiş güzel bir sahne idi ama sanki heyecanını yarıda kesmiş. En azından benim için öyle oldu ama yine de keyifli bir seyir zevki bıraktı. Arketipler persona vs konuları ilgimi fazlasıyla cezb ettiği için film iyi sardı . Monologlar ve çatışmalar birbirinden güzeldi. Kimisi filmi vasat bulmuş ama Carl gustav Jung ve arketipler konusuna baktıklarında aslında güzel çözümlemeler olduğunu daha iyi anlayacaklar çünkü film psikolojik öğelere fazlasıyla yer vermiş güzel filmlerden. Her neyse izlenmesi gereken filmlerden olduğu kanaatindeyim:)). Ve kapanıştan önce heyecanımı yarıda kesen repliği paylaşmak istiyorum:)
Benim anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü… Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte… Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma… Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık… Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek… Her kelime yalan… Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi… İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç… İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz, bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil. Seni anlıyorum Elisabeth, susmanı anlıyorum. Hareket etmemeni anlıyorum. İsteksizliğini fantastik bir sisteme bağlamışsın. Anlıyor ve hayranlık duyuyorum. Bitene kadar bu oyunu oynamalısın. Ancak o zaman bırakabilirsin. Tıpkı diğer rollerini bıraktığın gibi bunu da yavaş yavaş bırakırsın.”