Filmi izlerken Kadınlar Ülkesi "Charlotte Perkins Gilman " adlı kurgu romanı geldi aklıma çok fazla benzerlikleri olmasa da filmde erkekliği savunan ve onların en yüksek mertebede olduğunu savunan bir görüş var. Ama Kadınlar Ülkesinde bu yok, evet sadece kadınlar var…devamıFilmi izlerken Kadınlar Ülkesi "Charlotte Perkins Gilman " adlı kurgu romanı geldi aklıma çok fazla benzerlikleri olmasa da filmde erkekliği savunan ve onların en yüksek mertebede olduğunu savunan bir görüş var. Ama Kadınlar Ülkesinde bu yok, evet sadece kadınlar var ama diğer cinsiyeti hor gören , dışlayan bir olay yok aksine onları anlamaya onlarla ortak bir şey yapmaya çalışan yapıcı bir yaklaşım var.
Kaos yürüyüşü keşfedilmemiş bir gezegende bir virüsün neden olduğu , insanların birbirlerinin düşüncelerini hem görebilmeleri hemde duyabilmelerinden dolayı yaşadıkları sorunları ve bunun sadece erkeklerde olmasından dolayı kadınlara duyulan nefreti gözler önüne seren bir film.
Film distopik bilimkurgu ve aksiyon içeren sağlam bir senaryodan oluşuyor, konu çok iyi ama olaylar ve sonu benim için yetersiz geldi. Daha sağlam bir senaryo olabilirdi diye düşünüyorum
Filmi tesadüfen görüp izlemeye başladım. 1997 yapım olduğunu görünce pek iç açıcı gelmemişti hatta fragman da benim için iç açıcı değil di ( renklerden dolayı galiba ) ama yinede izlemeye başladım. Film Nicholas'ın sade düzenli ev ve iş hayatı arasında…devamıFilmi tesadüfen görüp izlemeye başladım. 1997 yapım olduğunu görünce pek iç açıcı gelmemişti hatta fragman da benim için iç açıcı değil di ( renklerden dolayı galiba ) ama yinede izlemeye başladım.
Film Nicholas'ın sade düzenli ev ve iş hayatı arasında geçen hayatının erkek kardeşinin Conrad' ın ona verdiği doğum günü hediyesiyle baştan aşağı değişiyor. Nasıl bir oyunun içine bile düştüğünü anlamayan Nicholas'ın (bende anlamış sayılmazdım başta ) ordan oraya sürüklenişini izledim. Filmin sonuna doğru Harper Lee nin bülbülü öldürmek kitabını görmek güzel oldu neredeyse bir çok filmde var ama burda bir gönderisi yoktu dikkatimi çektiği için yazmak istedim. Filmin yönetmeninin David Fincher olduğunu bilmiyordum bilseydim biraz daha az şaşırdım herhalde (ama kesin değil) .
Ansızın bir hediyeyle tüm hayatınız değişebilir tabi bir kurgu değilse. Sonu tam bir Fincher yapımına yakışır şekilde bitti şaşırmaya hazır olun derim. ;)
Robin Williams tüm filmlerinde fark yaratmak zorunda mısın. Farklı bir konu, hassas yaklaşımlar, hassas düşünceler mahremiyet abidesi kesinlikle. Robert De Niro nun da duruşu ve ciddiyetini atlamamak lazım. Harika bir izlenim bırakan ikili olarak izledim. # Dr. Malcolm Sayer"in kronik…devamıRobin Williams tüm filmlerinde fark yaratmak zorunda mısın. Farklı bir konu, hassas yaklaşımlar, hassas düşünceler mahremiyet abidesi kesinlikle. Robert De Niro nun da duruşu ve ciddiyetini atlamamak lazım. Harika bir izlenim bırakan ikili olarak izledim.
# Dr. Malcolm Sayer"in kronik hastaların bulunduğu bir klinikte işe başlar. Asıl uzmanlık alanı nöroloji dir. Klinikte bulunan hastalar “umutsuz vaka” olarak görülen nöropsikiyatrik hastalardır. Hemen hepsinde dış dünyadan yalıtıldıklarını düşündüren bir bilinç bozukluğu ve katı bir duruş vardır. Adeta kendi dünyalarına çekilmiş, dışa tamamen kapanmış hastalardır. Onlara yardım etmeye çalışan onlarla empati kurmaya çalışan sevimli bir doktorumuzdur. Bunlar yazıya dökülünce kolay oluyor ama kurulması zor bağlardır. Ama bazen dokunulmaması gereken durumlar vardır onlar biride budur bence.
+ İstediğiniz nedir?
- En basit şey.
+ Nedir o?
- İstersem, herhangi normal biri gibi yürüyüşe çıkmak.
+ Yürüyüşe çıkabilirsiniz.
- Sahi mi? Tek başıma mı?
+ Tek başına olması ne fark eder?
- Ben suçlu değilim. Hiçbir suç işlemedim. Kendime veya başkasına zararım olmaz. Ama tek başıma yürüme iznim yok. Bir nesne değil, bir insan uyandırdınız. Ben bir insanım.
(En etkilendiğim replik olabilir bu " BEN BİR İNSANIM")
Köyde yaşayan küçük bir ailenin geçmiş ve şimdiki zaman arasında gittip gelen anları oluşturan bir hikaye çevresinde geçiyor. Aile içindeki iletişimsizlik çok fazla. Yılmaz Erdoğan'ın oynadığı baba karakterini kötü bulmadım rol de kaba , zorlayıcı, şiddet uygulayan biri değil. Ama…devamıKöyde yaşayan küçük bir ailenin geçmiş ve şimdiki zaman arasında gittip gelen anları oluşturan bir hikaye çevresinde geçiyor. Aile içindeki iletişimsizlik çok fazla. Yılmaz Erdoğan'ın oynadığı baba karakterini kötü bulmadım rol de kaba , zorlayıcı, şiddet uygulayan biri değil. Ama ortanca oğlu Kadir'in babasına olan tutumunu gereksiz buldum. Filmin geçtiği eve bayıldım ama hikaye (konu) , olaylar çok kopuk dağınık, bütünleyici değil. Filmin sonuna doğru bir şeyler oluyor ama o kadar da heyecanlı değil. Çokta beğendim söylenemez bu yüzden .
Julia Roberts oyunculuğunu sevdiğim,severek izlediğim bir oyuncudur. Filmde Anna Scott karakerini canlandırmaktadır. Ünlü bir aktrist olan Anna bir anda seyhat kitapları satan William Thacker (Hugh Grant) hayatına giriyor. Oyuncularını çok sevdim ama konu hoşuma gitmedi Anna'nın, William karşı olan tutumu…devamıJulia Roberts oyunculuğunu sevdiğim,severek izlediğim bir oyuncudur. Filmde Anna Scott karakerini canlandırmaktadır. Ünlü bir aktrist olan Anna bir anda seyhat kitapları satan William Thacker (Hugh Grant) hayatına giriyor. Oyuncularını çok sevdim ama konu hoşuma gitmedi Anna'nın, William karşı olan tutumu bir şeyleri yapıp hatalarını ona yüklemesi beni sinir etti. Filmin ana konusu , verilmek istenen ana düşünce bana göre yetersizdi. Tek hoşlandığım kısım William'in arkadaş ortamındaki samimiyet. Ayrıca favori karakterim SPİKE( Rhys İfans) bayıldım:)
“Her şeyin, her yerde, aynı anda var olmasının; hiçbir şeyin, hiçbir yerde, hiçbir zaman var olmamış olmasıyla aynı şey olması”. Başta her şey bir karmaşa olarak gözüküyor bize. Ama olayları istediğimiz ve gördüğümüz gibi dile getiremediğimizden ; kişiliğimizi , olduğumuz…devamı“Her şeyin, her yerde, aynı anda var olmasının; hiçbir şeyin, hiçbir yerde, hiçbir zaman var olmamış olmasıyla aynı şey olması”.
Başta her şey bir karmaşa olarak gözüküyor bize. Ama olayları istediğimiz ve gördüğümüz gibi dile getiremediğimizden ; kişiliğimizi , olduğumuz ya da olmaktan memnun olacağımız durumları bastırmak , görmemezlikten gelmek ve sahip olmadığımız kişiliği onun yerine koymak yeterince bir karmaşaya sebebiyet veriyor. Çoklu evren bir çok kişinin merak ettiği , düşündüğü , dizi ve filmlere uyarlanan önemli konulardan biridir. Ama her şeyi uzakta aramaya ,görmeye gerek yok bence. Gün içerisinde bir çok duyguyu, farklı ruh hallerini yaşamaktayız. Bunlar da farklı evrenlere girip çıkmamıza neden oluyor.
Film de birçok tür işlenmiş durumda. Görsel efekt açısından çok renkli ve canlı bir çekim olmuş. Ama sahnelerde ki ışık efektleri biraz göz yorucu. 3 bölümden oluşan filmi izlerken ben çok sevk aldım izlemeyen arkadaşlara iyi seyirler dilerim ....
Beni şaşırtan filmlere bayılıyorum. Sıradan basit olay örgüsü olarak başlayıp orta kısımlarda bir sürü teori ortaya atılan ve sonu kendi adıma söyliyim beni şaşırtan bir film oldu. Bazı arkadaşların yorumlarını okuyunca başında belli oluyor diye yazmışlar olayların ama benim için…devamıBeni şaşırtan filmlere bayılıyorum. Sıradan basit olay örgüsü olarak başlayıp orta kısımlarda bir sürü teori ortaya atılan ve sonu kendi adıma söyliyim beni şaşırtan bir film oldu. Bazı arkadaşların yorumlarını okuyunca başında belli oluyor diye yazmışlar olayların ama benim için öyle olmadı .
“merdivenlerden çıkarken orada olmayan bir adamla karşılaştım; bugün de orada değildi, keşke dedim, keşke gitse”
Çoklu kişilik bozukluğu olarak adlandırdığımız psikolojik rahatsızlık bir çok filme ilham kaynağı olmuştur. Bu filmde de çok başarılı bir şekilde işlenmiş.
Wong Kar Wai 'nin bana göre filmde anlatmak istediği konu mutlu beraberliğin tek kişi için geçerli olduğudur. Amensalismin etkin olduğu bir yaşam biçimine sahiptirler .Lai nin kafasına göre her şeyi yapıp tekrardan Ho' nun hayatına dahil olmaya çalışması her dönüşünde…devamıWong Kar Wai 'nin bana göre filmde anlatmak istediği konu mutlu beraberliğin tek kişi için geçerli olduğudur. Amensalismin etkin olduğu bir yaşam biçimine sahiptirler .Lai nin kafasına göre her şeyi yapıp tekrardan Ho' nun hayatına dahil olmaya çalışması her dönüşünde " yeniden başlayalım" cümlesini kurması sinirlenmeme neden oldu. Mutlu beraberlik yoktur.
İzlerken neden izliyorum diye söylendim kendi kendime ama ona rağmen filmi bir türlü kapatamadım. Küçük Ahmad'ın yanlışlıkla Mohammad adındaki arkadaşının defterini almasıyla başlayan ve Mohammad'ın o gün hocasının azarlaması üzerine ödevini yapması gerektiğinden aksi takdirde okuldan atılacağını bilen Ahmad karşı…devamıİzlerken neden izliyorum diye söylendim kendi kendime ama ona rağmen filmi bir türlü kapatamadım.
Küçük Ahmad'ın yanlışlıkla Mohammad adındaki arkadaşının defterini almasıyla başlayan ve Mohammad'ın o gün hocasının azarlaması üzerine ödevini yapması gerektiğinden aksi takdirde okuldan atılacağını bilen Ahmad karşı köyde oturan arkadaşına defterini ulaştırmaya çalışır. İki köy arasında gittip gelen o kadar uğraş vermesine rağmen arkadaşının evini bulamaması beni çok üzdü. Çocuklara sahip saflığı , temiz yürekliliği yansıtan Ahmad'a hayran olmamak elde değil. Ayrıca filmdeki görsel şöleni ve oyuncuların performansını çok beğendim. Filmde çok az diyalog olmasına rağmen oyuncuların konuşma şeklini çok samimi buldum.