Beğendim. Anlaşılır ve okuması kolay bir kitap. Kısa olmasına rağmen anlatımı yoğun. Psikoterapi seanslarını okuyoruz. Herkesin aklından geçen ama bahsetmekten çekindiği konuları dürüstçe yazmış.
Küçük alışkanlıkların totalde iyi veya kötü sonuçları olabiliyor. Hayatımızda ufak bir iyileştirme yapmak belki minimal bir değişiklik olarak gelecek ama toplamda büyük bir şeyler oluşturabiliyor. İçinde egzersizler bulunan güzel bir kişisel gelişim kitabı öneririm ✨
“İnsan, yüreğinde ne kadar kalabalıksa o kadar yalnız oluyormuş.” "Ben buraya ait değilim diyen birinin, nereye ait olacağını kim bilebilir?" "Sakın kim olduğunu unutma oğlum… çünkü unutursan, seni senden alırlar." "Ben seni hep anımsayacağım. Çünkü sen, bizim gitmek zorunda kaldığımız…devamı“İnsan, yüreğinde ne kadar kalabalıksa o kadar yalnız oluyormuş.”
"Ben buraya ait değilim diyen birinin, nereye ait olacağını kim bilebilir?"
"Sakın kim olduğunu unutma oğlum… çünkü unutursan, seni senden alırlar."
"Ben seni hep anımsayacağım. Çünkü sen, bizim gitmek zorunda kaldığımız yerin hatırasısın."
"Ne garip… bir evden kovulduk, başka bir evde hiç tam olarak kabul edilmedik."
"Bazı insanlar başka bir memlekette büyür ama kalbi doğduğu yerde yaşlanır"
İşitme engelli insanları anlamak için çok iyi bir kitap. Öğrencilik dönemimde stajda işitme engelli konuşamayan okur yazarlığı da olmayan bir danışan gelmişti ve hiç kimse onunla iletişim kuramamıştı. O zamandan sonra işaret dili eğitimi aldım. Çat pat öğrendim kullanmadıkça köreldim…devamıİşitme engelli insanları anlamak için çok iyi bir kitap.
Öğrencilik dönemimde stajda işitme engelli konuşamayan okur yazarlığı da olmayan bir danışan gelmişti ve hiç kimse onunla iletişim kuramamıştı. O zamandan sonra işaret dili eğitimi aldım. Çat pat öğrendim kullanmadıkça köreldim ancak bu olay sık sık bana kendini hatırlatır. Sahip olduğumuz duyuları ve sağlığımızın kıymetini dezavantajlı bireylerle karşılaşmadan bilemiyoruz belki de. Bu kitap empati becerilerini geliştiren türden dopdolu bir kitap.
Tim Burton filmini okumak gibi bir kitap. Filmini yapmıştır diye düşündüm ama yapan başka biriymiş. Filmi de izledim. Keşke tim Burton yapsaydı. Distopik, kısa ve akıcı bir kitap. İntihar etmek isteyenler için zehir, ip, kesici alet vs temin eden bir…devamıTim Burton filmini okumak gibi bir kitap. Filmini yapmıştır diye düşündüm ama yapan başka biriymiş. Filmi de izledim. Keşke tim Burton yapsaydı.
Distopik, kısa ve akıcı bir kitap. İntihar etmek isteyenler için zehir, ip, kesici alet vs temin eden bir ailenin intihar dükkanı işletmesini anlatıyor.
Muh te şem Övmelere doyamayacağım bir film. Uzun olmasına rağmen kendini merakla izletiyor. Müziği kim ya da kimler yaptıysa ellerine sağlık BAYILDIM. Son zamanlarda duyduğum ennn iyi seslerden oldu. Ben biraz önyargılı yaklaşmıştım filmde Brad Pitt Margot Robbie görünce "oyuncuları…devamıMuh te şem
Övmelere doyamayacağım bir film. Uzun olmasına rağmen kendini merakla izletiyor. Müziği kim ya da kimler yaptıysa ellerine sağlık BAYILDIM. Son zamanlarda duyduğum ennn iyi seslerden oldu. Ben biraz önyargılı yaklaşmıştım filmde Brad Pitt Margot Robbie görünce "oyuncuları iyi diye abartılıyordur" demiştim. Böyle düşündüğüm için bu kadar beğendim muhtemelen.
Sahneler, kostümler her şeyiyle 10/10 gerçekten Babil kulesine tırmanıp düşmek gibi. Hollywood un kimlere şöhret basamaklarını tırmandırıp kimleri kuleden attığını izliyoruz.
Herkes okumalı! Çok akıcı, bir günde okudum. Duygulandım, merak ettim, heyecanlandım. CP (Serebral Palsi) hastası 11 yaşındaki Melody'nin hikayesi beni gerçekten etkiledi. Çok zeki olduğunuzu ancak konuşamadığınızı, tek başınıza yemek yiyemediğinizi, tuvalete gidemediğinizi, salyanızı bile kontrol edemediğinizi bu yüzden de…devamıHerkes okumalı! Çok akıcı, bir günde okudum. Duygulandım, merak ettim, heyecanlandım.
CP (Serebral Palsi) hastası 11 yaşındaki Melody'nin hikayesi beni gerçekten etkiledi.
Çok zeki olduğunuzu ancak konuşamadığınızı, tek başınıza yemek yiyemediğinizi, tuvalete gidemediğinizi, salyanızı bile kontrol edemediğinizi bu yüzden de insanların sizi zeka geriliğinden muzdarip sandığını düşünün. Çok kötü bir duygu. Birey olarak görülmemek, hafife alınmak kırıcı duygular özellikle de çok zeki biriyken. Melody böyle biri. Ailesini, komşuları ve bir üniversite öğrencisinin desteğiyle esasında kim olduğunu anlatmaya çalışıyor. Muhteşem bir kitap.
Kitabını okur okumaz bakalım filmi nasıl diyerek izledim. Olabildiğince paralel yazılmış. Sonu hariç. Gerçi filmin sonunda kesinti vardı hala tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama izlediğim yere kadar öyle yazılmamıştı. Sonunu bilen varsa yazmasından memnun olurum. Pastoral görüntüler sinematik olarak…devamıKitabını okur okumaz bakalım filmi nasıl diyerek izledim. Olabildiğince paralel yazılmış. Sonu hariç. Gerçi filmin sonunda kesinti vardı hala tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama izlediğim yere kadar öyle yazılmamıştı. Sonunu bilen varsa yazmasından memnun olurum.
Pastoral görüntüler sinematik olarak MUAZZAMDI. MÜZİKLER HARİKAYDI. Hikayeyse kitaba bağlı olarak iyiydi. Yalnız duygu hissedemeyen veya geçişleri anlamlandıramayan olacaktır. Kitapta da öyle arkaşlar. Tabi filmde bu çok daha göze batıyor. Sonu hariç kitaba uygunluğu açısından iyiydi.
Spoiler içeriyor
Spoilersız alan: 1-Okurken içinde geçen şarkı isimlerini es geçmeyin muazzamlar 2-Kitabın ismi içeriği hakkında fikir vermiyor ve kötü bir çeviri olduğunu düşünüyorum. Orijinali Beatles'ın "Norwegian Wood" şarkısı aslında. 3-Filmi de var. (Onu ayrıca inceleyeceğim) Kitabın dili ağır değil, orta derecede…devamıSpoilersız alan:
1-Okurken içinde geçen şarkı isimlerini es geçmeyin muazzamlar
2-Kitabın ismi içeriği hakkında fikir vermiyor ve kötü bir çeviri olduğunu düşünüyorum. Orijinali Beatles'ın "Norwegian Wood" şarkısı aslında.
3-Filmi de var. (Onu ayrıca inceleyeceğim)
Kitabın dili ağır değil, orta derecede sürükleyici. Biraz tarz meselesi olduğu düşünüyorum. Seveni çok sever sevmeyen de hiç sevmez. Ben kararsızım. Sevdiğim olduğu kadar sevmediğim noktalar da oldu. Bazı pasajları edebi olarak çok başarılı buldum ancak murakami nin japon fetişzmini pornografik bir romana çevirdiğini düşünüyorum. Bunu yaparken kendi zevklerini göz önünde bulundurmuş olduğu fikrim de var. Neden böyle söylediğime gelince. (İşte şimdi spoiler alarmı veriyorum) Watanabe sürekli arzu edilen, herkesin kendisiyle yatmak hatta nerdeyse geyşalık yapmak istediği bir şekilde yazılmış. Neden? Seksüel diyalogları başarılı bulsam da bunu Watanabe güzelleyerek okumak hoşuma gitmedi.
Kitabın akışına ve hikayeye gelecek olursam. Watanabe derin bir karakter olarak yazılmışsa da ben çeviriden dolayı ciddi bir anlam kaybı yaşadığımızı düşünüyorum. Orijinalini okuyabilseydim çok daha iyi olurdu.
Nauko nun rahatsızlığını tam olarak kavrayamadım evet bir vajinismus var ama harici olarak başka bir problem daha var bu kızda. Hastalığıyla ilgili genetik bir faktör olduğu, halüsinasyonları ve konuşma kaybı dışında bilgi verilmemiş benim kafamda bir soru işareti olarak kaldı. Ölümü de aynı şekilde. Kitapta bir anda bıçak gibi keskin bir geçişle Nauko nun öldüğünü okudum. Bir anda! Tuhaf oldu.
Midoriye gelince tamamen pornografik bir karakter olarak yazıldığını düşünüyorum oysa o kadar da boş biri değil. Sadece Watanabe yi arzulayan, hayli fantazi sahibi, alıngan cici bir kız olarak yazılmış. Nerde bu karakterin derinliği?
Bilemiyorum eleştirilecek çok tarafı var gibi. Nauko yu sayfalarca aşkla okurken bir anda "ya ben aslında midoriyi seviyorum" demesi de garipti. Duygu geçişlerini hiç alamadım ben. Ölüm, bunalım, yas çok iyi işlenmişken aşk tamamen şehvetle tanımlanmış.
Son olarak kitapta en sevdiğim kişi Reiko oldu. Hikayesi de çok ilgimi çekti. O da pornografiye farklı bir taraftan dahil edilmiş tabi ki. Bir kişi bile yok ki cinsel hayatı hakkında fikrimiz olmasın eyy Murakami neden?
Spoiler içeriyor
Orhan Pamuk un ismini görmesem bile burada bir Orhan Pamuk izi var derdim. Kara Kitap'taki atmosfere çok benzettim ben, aynı sürreal hissi verdi bana. Okuduğuma göre Orhan Pamuk, Ömer Kavur'un istediği üzerine yazmış. Gelelim filme. Oyuncular muazzam. Zuhal Olcay'ın dupduru…devamıOrhan Pamuk un ismini görmesem bile burada bir Orhan Pamuk izi var derdim. Kara Kitap'taki atmosfere çok benzettim ben, aynı sürreal hissi verdi bana. Okuduğuma göre Orhan Pamuk, Ömer Kavur'un istediği üzerine yazmış.
Gelelim filme. Oyuncular muazzam. Zuhal Olcay'ın dupduru güzelliği rolü tam anlamıyla karşılamış. Sinematik olarak ağır akan bir film. Buna rağmen merak duygusunu canlı tutarak kendine çekiyor. Kurgusu sürreal olduğu için anlaşılması zor.
Genç adam neyi arıyor, bu rüyalar neyin nesi, gizemli kadın kim, saatçilerle ne ilgilisi var, neden kimsenin ismi yok?
Bana kalırsa kendini arıyor bu genç adam. Bazı yazılarda "geçmişini arıyor" gibi bir yorum da gördüm. Öyle düşünmüyorum. Kim olduğunu, ne istediğini, ideallerini, aşkı arıyor. Bunu bir figüre bağlayıp şehir şehir gezerek, zamanını, parasını unutup hiç ederek yapıyor.
“Bir kadını arayan adamın” hikâyesi, aslında her insanın kendi içindeki boşluğu doldurma çabası gibi.
“Arayış bitmez; bazen yol, cevaptan önemlidir.”