Spoiler içeriyor
Yarım kalan çocukluk aşkı yıllar sonra gelirse ne olur? Çok romantik bir yapım bekleyenler sevmez ama diyalog seven gerçekçi biriyseniz bu filmi seversiniz. Kore'de çocukluk aşkını bırakıp ailesinden dolayı Kanada'ya taşınan esas kız yıllar içinde hırslı bir çocuktan idealist bir…devamıYarım kalan çocukluk aşkı yıllar sonra gelirse ne olur?
Çok romantik bir yapım bekleyenler sevmez ama diyalog seven gerçekçi biriyseniz bu filmi seversiniz.
Kore'de çocukluk aşkını bırakıp ailesinden dolayı Kanada'ya taşınan esas kız yıllar içinde hırslı bir çocuktan idealist bir kadına dönüşüyor. İnternetten çocukluk arkadaşlarını stalklarken ilk aşkını merak edip ona da bakıyor. Bir de ne görsün çocuk da onu arıyormuş. Kız New Yorkta çocuk Kore'de sanal bir flört dönemi yaşıyorlar. Rasyonel kızımız "bu iş böyle olmayacak ben çalışa çalışa new yorkta kendime bir hayat edindim aşk uğruna Kore'ye geri dönemem" diyerek kibar bir şekilde flörtü sonlandırıyor. Aradan 12 yıl geçiyor kız evlenmiş çocuk bekar. Çocuk new yorka geleceğini söylüyor. Benim için filmin en iyi sahneleri bu zamanlar oldu çünkü kadın evli. Eşi çok düzgün bir adam, kadın da eşini seviyor zaten ama ilk aşkı çıkıp geliyor e şimdi ne olacak? adam aldatılacak mı ne olacak gerilimi yaşarken film beni orada favladı.
Kadın eşine yalan söylemiyor iletişimleri çok sağlıklı çok gerçek. "Evet o benim ilk aşkım ama çocuktuk şimdi onunla buluşmak benim için de heyecan verici ama bu kadar." Minvalinde samimi biraz da kıskandırabilecek bir konuşma yapıyor. Adamı new yorkta gezdiriyor gülüyorlar eğleniyorlar ama aldatma yok. Gün sonunda adam kadının kocasıyla da tanışıyor ikisi de aynı kadını sevdiklerini biliyor ama kavga gürültü yok. Birbirlerine karşı pasif bir kıskançlıktan başka bir şey yok. Bu denge benim çok hoşuma gitti illa bir kadın savaşı olmasına gerek yok ya da kadının aaa ilk aşkım diyerek eşini aldatmasıyla "film" olacak bir hikaye yok. Tam tersi olgun, duygularını inkar etmeden de karar alabilen açık 3 insan var.
Kadın ve eşinin yatakta yaptıkları konuşmaya ba yıl dım. Adam eşini seviyor kıskanıyor onu kaybetmekten korkuyor ama bunu toksik bir yolla çözmeye kalkmıyor kendini anlatıyor. "Sizin tanışma hikayeniz çok güzel. Tam bir aşk hikayesi gibi yıllar sonra birbirinizi buluyorsunuz ben bu hikayedeki terk edilen koca mıyım ya da araya giren kişi? Bizim tanışmamız böyle romantik değil, bir etkinlikte tanıştık ve evlendik başkasıyla tanışıp da evlenebilirdin bilemiyorum..sen benim hayatıma çok şey katıyorsun ama ben seninkine katabiliyor muyum endişeliyim" tarzı bir konuşma yapıyor. Kadınsa " Aaa aşkım saçmalama olur mu öyle şey benim için bir tek sen varsın" falan demiyor. İşte bu yüzden iyi iletişim.Kadın süslü laflarla göz boyama çabasında değil. " Benim için özel biriydi şimdi onu görmek de güzel kore'yi özledim acaba ne olurdu diyebiliyorum ama ben seninleyim olmam gereken yerde olduğumu düşünüyorum" diyor sarılıp uyuyorlar. En sonda kadın çocukluk aşkını uğurlayıp eve geri geleceğini söylüyor o sahnelerde gerildim.Hikayeyi mahvedecek bir öpüşme sahnesi olsaydı film benim için anlamsız olurdu. Öyle olmuyor birbirlerine samimi güzel bir veda ediyorlar ikisi de başka bir hayatta belki beraber olabileceklerini biliyor ama o hayatta olmadıklarının da farkındalar bunu sabote etmeye çalışmıyorlar. Kadın eve dönüyor eşi kapıda onu beklerken kadın ağlamaya başliyor. İçeri beraber geçiyorlar. Budur ya. Burada ikinci kişiyi güzelleme yok aldatılan koca yok klasik bir hikaye değil gerçek, sağlıklı yetişkinlerin olduğu bir film izlemek beni memnun etti.