"Pozitif hissetmek istiyorum" diyenlere göre bir film. Büyükannelerin yemek yaptiği "aile" hissi veren bir restoran açma fikri olan Joe ve 4 farklı yaşlı İtalyan kadının tatlı hikayesi. Soft bir film
Spoiler içeriyor
Yıllar önce ilk filminin etkisiyle kitabını da okumuş çok beğenmiştim şimdi 2.filmin çıkmış olması beni heyecanlandırdı. Uzun lafın kısası ben sevdim. Genelde ikinci filmleri sevmem ama güzeldi. Eski Runway dergi dönemi kapanmış daha dijital bir Runway ın değişen dünyayla mücadelesi…devamıYıllar önce ilk filminin etkisiyle kitabını da okumuş çok beğenmiştim şimdi 2.filmin çıkmış olması beni heyecanlandırdı.
Uzun lafın kısası ben sevdim. Genelde ikinci filmleri sevmem ama güzeldi. Eski Runway dergi dönemi kapanmış daha dijital bir Runway ın değişen dünyayla mücadelesi çerçevesinde işlenmiş bir tema görüyoruz. Andy yani Anne Hathaway ın yaşlanmayışı sürpriz olmadı ama Merly Streep beni şaşırttı. Bir dönem inanılmaz kilo vermişti filmdeyse ilk Miranda'yı gördüm.
Değişen detaylar Miranda'nın daha insani bir kılığa bürünmesi ve kendi kabanını asmak gibi kaba motor beceriler edinmesi olmuş. Ekonomi sınıfındaki facia seyahati ve nispeten indirgenmiş ekonomik koşulları içten içe keyiflendirdi. Bu kadını seviyor muyum sevmiyor muyum anlayamıyorum ama zor koşullara tepkisini görmek sınıf kinime iyi geldi.
Anlamakta zorlandığım ve gerçek bir zemine oturtamadığım şey Andy nin Miranda hayranlığı. Yıllar önce her şeyi kabul etmek zorunda olan deneyimsiz bir çalışandı evet ama şimdi değil Miranda için bu kadar uğraşmasını hayal ürünü buldum. Kimse kendisine geçmişte böyle eziyet eden birine bu kadar canhıraş çalışarak kölelik etmez gibi geliyor. Böyle düşünürken bir sahnede Miranda bunu kendisi için yaptığını söylemişti tek açıklaması bu olabilir. Andy Runway ı Miranda için kurtarmadı, değişime ve yozlaşmaya karşı öfkesini (yeni aldığı dairede olduğu gibi) çalişkan, azimli kimliğiyle sonuca dökerek ödünlemek için kurtardı. Yani içten içe "ben başardım" demek için. Miranda da bunu biliyordu. Bu yüzden "her şeyi mahvedişini izleyeceğim" diyerek Andy ye hakaret etmedi ona yakıt verdi.
Aklı uçkurunda Mail, dolandırıcı cinci Nefise, safoz Gülsüm, zavallı Sahibe ve kötü Şöhret'le yeşilçam tadında bir kitaptı. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın cinci hocalara, mistik inançlara karşı hicivli bir tarzı var. Kolayca okunuyor çerezlik
Spoiler içeriyor
ABD nin Japonya'nın beklenmeyen Pearl Harbor saldırısı ile savaşa giriş sürecini hem romantik hem epik bir açıdan ele almış güzel bir film. Savaş arka planında çerezlik bir aşk romanı okuyormuş gibi bir his veriyor.
Spoiler içeriyor
Kötü batılılaşma, kendi milletine ve kültürüne yabancılaşma gibi dönemin yaygın konularını işleyen, zaman zaman feminist atak geçirtebilecek bir kitap. Yeşilçam filmi izliyormuşum gibi bir his bırakıyor çok akıcı ancak objektif bulmadım. Konu, "Sözde Kızlar" gibi niyeti çok çirkin bir yerden…devamıKötü batılılaşma, kendi milletine ve kültürüne yabancılaşma gibi dönemin yaygın konularını işleyen, zaman zaman feminist atak geçirtebilecek bir kitap.
Yeşilçam filmi izliyormuşum gibi bir his bırakıyor çok akıcı ancak objektif bulmadım.
Konu, "Sözde Kızlar" gibi niyeti çok çirkin bir yerden ele alınmış. Peyami Safa dönem kızlarının "serbest" bırakıldığında gezen tozan, iffetsiz, umarsız tavırlarını kötü batılılaşmayı somutlaştırmak üzere kullanmış. Çok da başarılı olmuş ama sormazlar mı adama hırsızın hiç mi suçu yok? Kitapta Hatice'nin dediği gibi "ben sana inandım pişmanım yanlış yaptım, ama sen bana hiç mi yalan vaatlerde bulunmadın, hiç mi oyalamadın?"
Bir tarafta rezil kere rezil bir "sözde adam" olan Behiç, yalanlar, türlü oyunlar yaparak masum kızları kandırıyor ahlaksızın dik alâsı ama kabak evlenip mutlu olacaklarını zanneden kızların başına patlıyor.
Genel itibariyle anlatım, akıcılık ve bütünlük bazında çok güzel bir kitap ama insan içten içe kızıyor işte.
Alt metinlerine ve diyaloglarına bayıldım. Oyuncuları, görüntüleri, müzikleri; Selehattin Eyyübi konusunda gösterilen tarihi dini hassasiyet ve din konusunda verilen mesajlar muhteşemdi. Esas meselenin kutsal atfedilen nesneler veya mekanlar değil insanlık ve onur olduğunu defalarca kere farklı sembollerle çok güzel bir…devamıAlt metinlerine ve diyaloglarına bayıldım. Oyuncuları, görüntüleri, müzikleri; Selehattin Eyyübi konusunda gösterilen tarihi dini hassasiyet ve din konusunda verilen mesajlar muhteşemdi.
Esas meselenin kutsal atfedilen nesneler veya mekanlar değil insanlık ve onur olduğunu defalarca kere farklı sembollerle çok güzel bir biçimde sunmuşlar. Kudüs ne demek? "Hiçbir şey.. Her şey" bu filmi en iyi özetleyen cümle bu olur.
Sinematografisi muhteşem ama hikaye arayanları tatmin etmez. 2.Dünya Savaşında Fransa Dunkirk'ten askerlerin tahliye edilişini siviller, havacılar ve kara kuvvetleri bakışından anlatıyor. Tom Hardy neredeyse hiç yüzünü göstermeden baş rol oynuyor ama bu baş rol hikayesi olan bir baş rol değil.…devamıSinematografisi muhteşem ama hikaye arayanları tatmin etmez.
2.Dünya Savaşında Fransa Dunkirk'ten askerlerin tahliye edilişini siviller, havacılar ve kara kuvvetleri bakışından anlatıyor.
Tom Hardy neredeyse hiç yüzünü göstermeden baş rol oynuyor ama bu baş rol hikayesi olan bir baş rol değil. Cillian Murphy de baş rol mesela hatta Harry Styles bile. Herkesin hem başrol hem hikayesiz yan rol olduğu bir film.
Bu sene Jack London özellikle dikkatimi çekiyor. Hemen hemen her kitabında bahsettiği aynı cins köpek ve tema örüntüleri, yazarlığı dışında kişisel hayatına olan ilgimi de arttırdı. Genel kanıya göre yazar profilleri -Rus edebiyatı etkisiyle- içe dönük, sosyal becerileri zayıf, toplumun…devamıBu sene Jack London özellikle dikkatimi çekiyor. Hemen hemen her kitabında bahsettiği aynı cins köpek ve tema örüntüleri, yazarlığı dışında kişisel hayatına olan ilgimi de arttırdı.
Genel kanıya göre yazar profilleri -Rus edebiyatı etkisiyle- içe dönük, sosyal becerileri zayıf, toplumun kabul etmediği ya da toplumu kabul etmeyen kalemi güçlü kişilik özelliklerinden oluşuyor. Jack London bu tanıma uygun biri değil. Rus olmayışı dışında kendi coğrafyasında da yazarlık profiline uygun olmayan maceralara atılmış, zaman zaman illegal işler yapmış biri. (Denizde yasak avlanma ve korsan deniz mahsulü yetiştiriciliği gibi) Çok erken yaşlarda çalışmaya başladığını, ticaretle uğraştığını biliyoruz. Kişiliği kitaplarına da yansıyor. En çok Martin Eden'da olmak üzere hepimizin bildiği Beyaz Diş'e kadar gölgesi düşmüş yazılarına. Bunu her yazar için söyleyebiliriz aslında ama kişisel merakımdan ötürü Jack London da bu benzerlikleri fark etmek bana ayrı bir keyif veriyor. Kızıl veba kadar kısa kitabında bile ben yazdım diye bağırıyor adeta. Hiçbir spoiler yazmayacağım kısacık akıcı ama dolu dolu bir kitap. Yorucu değil bir iki saatte bitiyor.
Oblomov ben de dahil tüm okuyucularına kendini sorgulatan, zaman zaman “ben de bazen böyleyim” empatisi yaptıran çok katmanlı bir kitap. Hem sosyolojik hem psikolojik. İlya İlyiç’in bitmek bilmeyen hareketsizliği sadece tembellik gibi durmuyor, bu "oblomovluk" daha çok hayata karşı bir…devamıOblomov ben de dahil tüm okuyucularına kendini sorgulatan, zaman zaman “ben de bazen böyleyim” empatisi yaptıran çok katmanlı bir kitap. Hem sosyolojik hem psikolojik.
İlya İlyiç’in bitmek bilmeyen hareketsizliği sadece tembellik gibi durmuyor, bu "oblomovluk" daha çok hayata karşı bir kırılganlık, baş edememe hali gibi geliyor bana; çünkü ne zaman bir şey yapacak olsa içine bir ağırlık çöküyor ve geri çekiliyor. Bir yandan sinir bozucu çünkü insan “kalk artık” demek istiyor Diğer bir yandan da onu yargılayamıyorum çünkü o kaçış hali hepimize çok tanıdık. Özellikle Ştoltz ve Olga’yla olan karşılaştırmalar bana “potansiyel var ama kullanmamak da bir seçim” fikrini çokça hissettirdi. İnsanın bazen konfor alanında çürümeyi, belirsizliğe adım atmamayı tercih edebiliyor oluşu günümüzde çok tanıdık. Peki yarattığı iç sancısı?
Değersizlik ve güvensizlikle geçen bir hayatın mektupları. Kafka okurken sanki bir seansta onu dinliyor gibi bir samimiyet hissettim. Değersizlik eğer aileden öğrenildiyse mücadele edilecek düşman sevilmesi gereken kişilerle aynı oluyor bu çok büyük bir karmaşa. Beraberinde suçluluk, bunalım ve en…devamıDeğersizlik ve güvensizlikle geçen bir hayatın mektupları. Kafka okurken sanki bir seansta onu dinliyor gibi bir samimiyet hissettim. Değersizlik eğer aileden öğrenildiyse mücadele edilecek düşman sevilmesi gereken kişilerle aynı oluyor bu çok büyük bir karmaşa. Beraberinde suçluluk, bunalım ve en iyi anlatımıyla mektuplar...